FİKRİ SINAİ MÜLKİYET / MARKA PATENT TESCİL

Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesinde görülen davalar, hem cezai hem de mali açıdan sonuçları olan davalar olduğundan bir ceza avukatı ile sürecin yürütülmesi hak kaybını engelleyecektir.

• MARKA; Bir işletmenin ürün ve hizmetlerinin rakip firmaların ürün ve hizmetlerinden ayrılabilmesini sağlayan ayırt edici ve çoğaltılabilen işaretlerdir.

• PATENT / FAYDALI MODEL; Patent ve faydalı model, tescil için gerekli koşulları sağlamaları kaydıyla bir buluş üzerinde verilen inhisari hak olarak ifade edilebilmektedir. Buluş ise bir işin yeni bir şekilde yapılmasını sağlayan veya bir soruna yeni bir teknik çözüm sağlayan bir ürün veya süreçtir.

Marka Nedir ?

Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla; kişi adları, sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi ve ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretlerdir.

Marka ile ilgili en önemli kriter, kullanılan işaretin benzer ürün ya da hizmetlerden farklılaşmayı sağlayan “Ayırt Edici Özellik’in bulunması gerekliliğidir.

Hangi durumlarda marka kullanılmış kabul edilir?

Aşağıda belirtilen durumlar markayı kullanma kabul edilir.

a)Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması,
b)Markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması,
c)Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması,
d)Markayı taşıyan malın ithalatı

ESER ve ESERİN KORUNMASI

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde bazı fikri haklar korunmaya alınmış ve bu çerçevede kanunun amacı 1. maddede belirtilmiştir. Buna göre ; ‘bu kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usüllere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir’ denilerek kanunun amacı açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bunun yanı sıra, tanımlar başlıklı 1/b maddesinde de eser kavramı tanımlanmıştır. Buna göre ; ‘Eser ; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikri ve sanat mahsullerini ifade eder’ denilerek eserin tanımlaması yapılmıştır.

Eser, fikri mülkiyet hukukun temel yapıtaşını oluşturur ve tüm koruma mekanizmaları eserin korunması çerçevesinde gelişir. Peki bir ürünün eser sayılabilmesi için hangi şartların varlığı gerekmektedir ? Bir ürünün eser sayılabilmesi için :

  • İlim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema ürünü olmalı
  • Sahibinin hususiyetini taşımalı
  • Eser, doğrudan veya dolaylı yoldan algılanabilir olmalı
    Belirttiğimiz bu üç unsurun varlığı halinde bir eserden söz edebiliriz.

Fikri ve Sınai Haklara Genel Bakış

Fikri ve sınai haklar kavramlarına değinmeden önce 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer alan bazı temel tanımlara göz atmak gerekir. Bunların başında “eser” kavramı gelmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1/B – (Ek: 21/2/2001 -4630/2 md.) maddesine göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim, edebiyat, güzel sanatlar veya musiki eserler olarak sayılan her çeşit fikir ve sanat ürünü olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte yine yasal olarak tanımlanmış ve bu bağlamda önem arz eden tanımların başında eser sahibi, fonogram, bilgisayar programı, arayüz ve derleme eser gibi tanımlar gelmektedir. Yine kanunda geçen fikir, sanat, ilim ve edebiyat eserlerinin türleri Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenmiştir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ikinci bölümünde yer alan 8. maddede (Değişik: 21/2/2001 – 4630/5 md.) eser sahibinin tanımı ve hakları detaylı olarak verilmiştir. Örneğin sinema eserleri söz konusu olduğunda yönetmen, müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibi olarak kabul edilir. Bu örnekten yola çıkarak eser sahiplerinin birden fazla olması durumunda eğer eserin kısımlara ayrılması mümkünse sahipler oluşturdukları kısmın eser sahibi olarak kabul edilir. Öte yandan eser sahipleri arasında birlik oluşturulması öngörülüyorsa eserin sahibi ona vücut getiren birliğin kendisi olmuş olur. Bu birliğe ise Ticaret Hukuku esaslarında yer alan adi şirket hükümlerinin uygulanması uygun görülür. Fikri ve sınai haklar söz konusu olduğunda dikkat edilmesi gereken belki de en çarpıcı nokta, kanunun 10. maddesinde belirtildiği gibi bir eserin vücut bulmasında yapılan teknik hizmetlerin veya teferruata ait yardımların iştirake esas teşkil etmediğidir.

MARKA İPTAL DAVASI

Marka iptal davaları SMK 26. Maddede düzenlenmiştir.

İptal davasının en yaygın olanı “Tescil Tarihinden İtibaren 5 Yıl İçinde Kullanılmayan Markalar” için açılandır.

Ülkemizde ki marka tescil sayısı tüm Avrupa Ülkelerinde ki marka tescil sayısına yakındır. Bu nedenledir ki tescilli olmasına rağmen gerçekte kullanılmayan yüzbinlerce marka bulunmaktadır.

Ayrıca kullanılan markalarında neredeyse büyük kısmı tescil aldıkları sınıfların tamamında kullanılmamaktadırlar.

Fiilen kullanılmayan bu markalar nedeniyle söz konu markayı veya benzerini kullanmak isteyen veya tescilsiz kullanmak zorunda kalanlar için SMK “Kullanılmayan Markaların İptali Davası” açma hakkı tanımıştır.

Patent Hakkı:

Sanayiinin herhangi bir alanında teknik bir problemin çözümü veya geliştirilmesi için 551 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname(KHK) de belirtilen “Yenilik” “Tekniğin Bilinen Durumunun Aşılması” ve “Sanayiye Uygulanabilirlik” koşullarına sahip buluşlarla ilgili ,buluş sahibi olan işletmeye ya da bizzat bulan kişiye tanınan haklara denilmektedir. Buluşun patent olarak koruma altına alınabilmesi için bu 3 kıstasın tamamına sahip olması zoruludur.

Patentlerle ilgili en önemli husus , patentin çeşitli veri tabanları ile kamuoyuna açık belgelerini; işletme, teknik bir problemi çözmek istediğinde, buluş yapmaya koyulmadan önce, bu veri tabanlarını incelemeli, söz konusu teknik problemi çözen bir buluşun var olup olmadığını kontrol etmelidir. Aksi takdirde, veri tabanı araştırılmaksızın, habersiz bir biçimde, kendi çabasıyla benzer bir buluş yapmış olsa bile, zaten patentli olan bu buluşu kullanma hakkını elde edemeyecek, kullanması durumunda cezai müeyyideye maruz kalabilecektir.

551 Sayılı KHK’nin 73. Maddesi’ne göre, Patent hakkı sahibi, buluşun yeri, teknoloji alanı ve ürünlerin ithal veya yerli üretim olup olmadığı konusunda herhangi bir ayırım yapmaksızın patent hakkından yararlanır.

Patent sahibi, üçüncü kişilerin izinsiz olarak ;
– Patent konusu ürünün üretilmesi, satılması, kullanılması veya ithal edilmesi ya da bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka hangi nedenle olursa olsun elde bulundurulmasını,
– Patent konusu olan bir usulün kullanılmasını,
– Kullanılmasının yasak olduğu bilinen veya bilinmesi gereken usul patentinin kullanılmasının üçüncü kişiler tarafından başkalarına teklif edilmesini,
– Patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünlerin satışa sunulması veya kullanılması veya ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka hangi nedenle olursa olsun elde bulundurulmasını

0

Yorum Gönder