Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kapsamı, CMK 231’de açıklanmıştır. Kanun koyucunun tasarlamış olduğu bu düzenlemeden yola çıkarak belirtebiliriz ki; Mahkeme sanık hakkında belirli bir denetim süresi açıklar. Bunun sonrasında ise, sanık bu süre içerisinde isteyerek ya da bilerek suça karışmaz, yükümlülüklerine uygun şekilde davranırsa HAGB Kapsamına uygun davranmış olur ve dava konusu ortadan kaldırılır. Mahkemenin vereceği bu kararla, ortada sonuç oluşturacak bir mahkeme hükmü de ortadan kaldırılmış olur. Kanunlarımızda yer alan bu karar, kişinin özgürlüğünün kısıtlanmaması ya da farklı yaptırımlar uygulatılmaması için, verilen bir etken olmaktadır.

HAGB düzenlemesinin en temel şartlarından biri de, mahkemenin sanık için uygun göreceği hüküm cezası olmaktadır. Mahkemenin yapmış olduğu yargılama sonrasında vereceği hüküm kararı 2 yıl ya da 2 yıldan daha az hapis cezası olacaksa, bu uygulama gerçekleştirilebilir.

Türk Ceza Kanunu kurallarına göre, mahkemenin sanık hakkında bu şekilde bir karar verebilmesi için, sanığın ve yapılan eylemin koşullarının uygunluğu da olmalıdır. Yani işlenen her suç için, HAGB kararı verilemez. Yapılan kanun düzenlemesi sonrasında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar bakımından yapılan değişiklikle HAGB Kapsamı kuralları uygulanabilmektedir. Yani propaganda, örgüte yardım gibi suça karışan sanık, diğer şartları da uygun olduğu sürece bu kapsamdan faydalanabilir.

HAGB kararının verilemeyeceği suç kapsamlarını maddeler halinde belirtmek gerekirse;

  • 477 sayılı disiplin mahkemeleri kanunu madde 63/2 gereği, bu kanun kapsamındaki disiplin suçlarının ceza miktarı ne olursa olsun karar verilemez. Fakat disiplin suçu 26.02.2008 tarihinden önce işlenmişse bu kararın hükümleri uygulanabilir
  • Anayasanın 174. Maddesinde koruma altına alınmış olan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarda, bu kapsamda yer alamaz
  • İmar kirliliğine neden olacak suçların işlenmesinde, bu hükümler uygulanamaz
  • Karşılıksız çek etme suçunda bu uygulama yapılamaz
  • Disiplin ya da tazyik hapsi gerektiren fiillerde HAGB uygulaması yapılamaz. Disiplin ya da tazyik hapsi gerektiren suçlara örnek verecek olursak; Taahhüdü ihlal, nafaka borcunun ödenmemesi konularını belirtebiliriz.

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Ne Zaman Başlar

HAGB kararının başlatılabilmesi için, mahkemenin vermiş olduğu kararın kesinleşme kazanması gerekir. Şöyle ki, mahkeme kararını açıklar ve taraflar bu karara verilen sürede itiraz etmezse verilen hüküm kesinleşir. Kararın kesinleşmesinden sonra, 5 yıllık süreç başlar. Bu karara tabi tutulan kişi, 5 yıl boyunca kesinlikle hiçbir suça karışmamalıdır. Kanun koyucunun belirlediği bu süre dolduktan sonrada, dava ortadan kaldırılır. Bu karara tabi tutulan sanığın, özgürlük haklarında hiçbir kısıtlama yapılmaz. TCK Kanunlarına göre Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kapsamından yararlanılabilecek durumları belirtecek olursak;

  • Sanığın suç tarihinden öncesinde kasıtlı olarak işlediği bir suçtan mahkûmiyetinin olmaması gerekir
  • Sanık hakkında mahkemenin belirlediği hapis cezası 2 yıldan az olmalıdır
  • Suç sebebiyle mağdurun ya da kamunun zararının giderilmiş olması veya hiçbir zararın oluşmaması gerekir
  • Yargılama süresini yöneten mahkeme tarafından, sanığın yeniden suça karışmayacağına kanaat getirilmeli
  • CMK 231 Maddesine 2010 yılında eklenen bölüm gerekliliğince, sanık kendi hakkında verilen HAGB kararını kabul etmeli
  • Yukarıda saymış olduğumuz bütün uygunluk kurallarının hepsinin yerine getirilmesi gerekir. Uygunluk maddelerinden birinin bile eksikliğinin olmasından dolayı, bu karar uygulaması yapılamaz.

Mahkemenin vermiş olduğu HAGB kararına yönelik olarak itiraz hakkı vardır. Mahkemenin yetkili kişisi olan hâkimin kararı açıklamasından ya da kararın tebliğ edilmesinden itibaren başlayarak ilerleyen 7 günlük süre, itiraz hakkı için hak düşürücü süre olmaktadır. Süre içerisinde itiraz yapılırsa eğer, mahkeme verilen kararı tekrar değerlendirmeye alır. Ayrıca bilinmesi gereken bir durumda, bu uygulamada istinaf ve temyiz kuralları olmaktadır. İstinaf ve temyiz başvuruları, genel mahkemenin vermiş olduğu kararın bozulması için, bir üst mahkemeye yapılan başvurudur. Yapılan bu başvurular sonrasında, mahkemenin verdiği kararlar tekrardan değerlendirilir ve uygun görülürse eğer kararın bozulmasına hükmedilir. Fakat Türk Ceza Kanunlarına göre, mahkeme HAGB kararını verdikten sonra istinaf ve temyiz başvuruları yapılamaz.

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Memuriyete Etkisi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, sanık olarak unvan verilen kişinin bazı konularda da bilgi edinmesi gerekir. Bunlardan biride, verilen bu kararın memurluk yapma görevinde olan kişileri nasıl etkilediği olmaktadır. Memurluk ve verilen HAGB kararı iki yönlü olarak incelenmelidir. Bunlar; Memuriyetten önce verilen mahkeme kararı ve memuriyet döneminde verilen mahkeme kararıdır.

Memuriyete giriş için HAGB kararı: Memuriyete giriş şartları için yapılan bütün düzenlemeler, 657 sayılı kanunun 48. Maddesinde belirtilmiştir. Bu maddede belirtilen değerlendirmeye göre, 1 yıldan fazla kasten suç işlememe ve münhasıran sayılan suçlar işlenmiş olsa bile, bu durum memuriyete etki etmez. CMK Madde 231/5 kapsamındaki değerlendirmeye göre, sanık işlediği suçun hukuki olarak oluşacak sonuçlarından muaf tutulmaktadır. Bütün bu kanun maddelerini açıkladıktan sonra belirtebiliriz ki; HAGB kararı alan kişinin memuriyete giriş hakkı, diğer şartlara da uyum sağladığı takdirde olumsuz şekilde etkilenmez. Yani şartlara uygunsa eğer, memur olma hakkına sahip olur.

Memuriyet yapanlar için HAGB kararı: 657 sayılı Kanunda Devlet memurlarının çalışma koşulları ve işe ilişkin olarak yapmaları gerekenler düzenlenmektedir. Bu kanunun 98. Maddesine göre çalışma koşullarının haklarını kaybeden kişilerin, Devlet memurluğuna dair olan bütün ilişkileri kesilir. Fakat CMK Maddelerinde yapılan düzenlemeye göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına tabii tutulan sanığın memuriyetle olan ilişkisinde kısıtlama yapılamaz yani memur görevine devam eder.

Devlet memurluğunda görev yapan kişilerin bilmesi gereken bir düzenlemede, Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar ve yüz kızartıcı suçlarla ilgili olmaktadır. Eğer Devlet memuru, burada belirttiğimiz suç unsurlarında yer alır ve mahkeme bu konuda memuru suçlu olarak bulursa, memurun görevi sonlandırılır. Kanun maddelerinden de anlaşılacağı gibi, mahkemenin vereceği HAGB kararı aslında, af kapsamından bile daha yüksek oranda affa sahip olmaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasında Para Cezası Ödenir mi?

Mahkemenin yapacağı yargılama sonrasında verilebilecek olan karar, Adli para cezası olabileceği gibi diğer hüküm uygulamaları da yapılabilmektedir. Mahkemenin vereceği hüküm kararı, suçun işlenme şekline, niteliğine ve diğer etkenlerine göre değerlendirilir. Sanık olan kişi hakkında adli para cezası ödemesine karar verilmişse eğer, diğer şartlarda oluştuğu takdirde HAGB kararı uygulaması yapılabilmektedir. Fakat sanık hakkında verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş ise, bu karar uygulaması yapılamaz.

CMK 231/8 Maddesine göre, mahkemenin hükmü geri bırakması kararı vermesi halinde sanık, 5 yıl denetim süresine tabii tutulur. Denetim süresi içerisinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün geri bırakılmasına karar verilemez. Ayrıca bu süre içerisinde 1 yıldan fazla olmamak şartıyla, sanığa denetimli serbestlik tedbiri alınabilir. Alınan tedbirler içerisinde;

  • Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine
  • Bir meslek ya da sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek sanatı icra eden bir başkasının gözetiminde ücret karşılığında çalıştırılmasına
  • Belli yerlere gitmekten alıkonmasına
  • Belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü olmasına karar verilebilir.

Kanun maddesinin 3 bendine göre belirlenecek yükümlülük konusunda, hâkime geniş bir yetki alanı tanınmıştır ama bu yetki kesinlikle sınırsız değildir. Hâkimin belirleyeceği yükümlülüğün, yaptırımın dolaylı infazı niteliğinde olmaması, işlenen suçla ilgili olması, sanığın ıslahı amacını taşıması, infazının zorluk oluşturmaması, sanığa ve 3. Kişilere maddi külfet getirmemesi gerekmektedir.

5271 sayılı ceza muhakemesi kanunu 231. Maddesine göre; “Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararını iptal ederek yeni mahkûmiyet kurabilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Af Kapsamına Girer mi?

Türk Ceza Kanunu kapsamına göre, toplum huzurunu bozan, kişilerin özlük haklarına ihanet edici davranışlarda bulunan her kişi için, belli başlı yaptırım uygulaması yapılmasını uygun görmüştür. Buradaki en temel amaç toplum düzeninin sağlanmasıdır. Yapılan her huzur bozucu davranışın karşılığında, mahkemenin belirleyeceği cezada farklılığa uğramaktadır. Türk Ceza Kanunlarına göre uygulanan cezalar; Adli para cezası, HAGB, cezanın ertelenmesi, denetimli serbestlik, hapis cezası şeklinde olmaktadır. İşlenen suçun nitelikli haline göre ve basit haline göre de, cezada artırım veya indirim uygulaması yapılır.

Hukuk sistemimizde iki şekilde af olmaktadır. Bunlar; Genel af ve özel aftır. HAGB kararı af niteliğinde yer alan bir düzenleme değildir. Bu iki kapsam birbirinden tamamen farklı şartlara tabii olmaktadır. Fakat aralarında bir değerlendirme yapacak olursak, HAGB kararının af tan daha fazla imkân verdiğini söyleyebiliriz. Çünkü af sisteminde, gerçekleşen hapis cezasının Ülke genelinde yapılacak bazı değerlendirmeler sonrasında, affa uğraması ve cezanın bitirilmesi koşulu vardır. Af kapsamı değerlendirilip onaylanana kadar geçen sürede, hükümlü cezaevinde cezasını çeker. Ayrıca af kapsamı Ülkemizde sürekli olarak yapılan bir uygulama da olmamaktadır.

Ceza hukukunda uygulanan af sisteminde, her cezanın bitirilmesi onaylanmaz. Cumhurbaşkanı ve Bakanlar kurulunun ortak kararı ile verilen af kapsamında yer alan konular, yetkililer tarafından sınırlandırılabilir. Sınırlı ölçütlerde uygulanan af kapsamı, HAGB kapsamından daha az kişiye özgürlük hakkı tanımaktadır.

CMK 236/6 maddesine göre, HAGB kararının verilebilmesi için, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Öncelikle, bir zararın giderilebilmesi için, ortada ölçülebilir ve giderilebilir bir zararın, daha açık bir deyişle somut bir zararın bulunması gerekir. Ortada somut bir zararın olmadığı suçlarda, örneğin ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma suçlarında, bu şartın gerçekleştirildiği kabul olunmalıdır. Mağdurun ya da kamunun uğradığı zarar kavramından maddi zarar anlaşılması gerekir. Yargıtay tarafından verilen kararlarda bu şekilde olmaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtiraz

HAGB kararı verildikten sonra, bu karar karşılık 7 gün içerisinde itiraz yoluna başvurulabileceği, başvurulabilecek mercii ve başvuru usulü de, CMK 232. Maddesi uyarınca hükmün son bölümünde yer verilecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması(HAGB) kararına karşı, CMK’nın 231/12. Maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna başvurulabilir. Yargıtay daha önceden, itiraz makamının yalnızca hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kurumunun koşullarının oluşup oluşmadığı ile sınırlı bir inceleme yapacağı yönünde kararlar vermekteydi. 2013 yılında Ceza Genel Kurulu itiraz makamının hem maddi olay, hem de hukukilik denetimi yapabileceğini kabul etmiştir. Mahkemece sanık hakkında HAGB kararı verilmiş ise, bu karar itiraz kanun yoluna tabi olduğundan, hükmün parçası olan müsadere kararının da itiraz kanun yoluna tabi olması gerekmektedir.

Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı bir suç işlemesi halinde mahkemece açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hüküm açıklanacaktır. Sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlediği ancak kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olacağından hükmün açıklanması için, ikinci suç nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması gerekir. İkinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi yeterlidir, kararın bu süre içerisinde kesinleşmiş olması zorunlu değildir. Burada denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun cezasının türü ve miktarı önemli değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Soruları

5 Yıl Denetim Süresi Nedir?

Kanun koyucunun belirlemiş olduğu maddelere göre, HAGB kararı ile özgürlüğü kısıtlanmayan kişinin uyması gereken belli başlı kurallar vardır. Bunlardan biri de, 5 yıl hiçbir suça karışmaması olmaktadır. Bu süreye de, 5 yıl denetim süresi denilir.

HAGB Kararı GBT de Çıkar mı?

GBT’nin açılımı, genel bilgi toplama olmaktadır. Yetkililer tarafından kişilerin T.C. Kimlik numaraları bu sisteme girildiği zaman, bilgilerine de ulaşılmaktadır. Fakat HAGB kararı kişinin özgürlüğünü kısıtlayan ve hükümlü sıfatında bulunduran bir durum olmadığı için, kişiye bu şekilde verilen mahkeme kararı gbt düzenlemesinde gözükmemektedir.

HAGB 5 Yıllık Süre Ne Zaman Başlar

HAGB uygulamasının başlaması için, mahkemenin vermiş olduğu kararın kesinleşmesi gerekir. Kesinleşme ile birlikte 5 yıllık suça karışmama ve eklenen diğer işlemlerin uygulanmasına başlanılır. Özgürlüğü kısıtlanmayan sanık, mahkemenin belirlediği bütün kapsamlara uymakla yükümlüdür.

5 Yıl Suç İşlememe Cezası Sicile İşler mi?

Kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bunlara mahsus sisteme kaydedilmek üzere Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü’ne gönderilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet Savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

Ertelenmiş Ceza Sabıka Kaydında Çıkar mı?

Mahkeme tarafından hükmen verilen ve kesinleşen bütün kararlar, inceleme evraklarında yer alır. Ertelenmiş olan ceza, kişiyi hükümlü yapmaz. Bu sebeple de, gbt vb. taramalarda bu karara yer verilmez. Fakat erteleme cezası alan kişi, kendisine verilen yükümlülükleri yerine getirmezse eğer, mahkemenin almış olduğu bu karar bozulur ve yeniden ceza düzenlemesi yapılır. BU şekilde olan düzenleme kayıtları da, resmi belgelerde yer alır.

5 Yıl Suç İşlememe Cezası Sicile İşler mi?

5 yıl suça karışmama etkeni, sanığa suça karışmaması karşılığında tanınan, özgürlük hakkıdır. Sanık, mahkemenin vermiş olduğu bu karar doğrultusunda toplum huzurunu bozacak hiçbir eyleme karışmazsa, özgürlük kısıtlaması da yaşamaz. Adliye sarayı adli sicil arşivinden ya da e-devlet portalından alınan adli sicil (sabıka ) kaydında 5 yıl erteleme cezası gözükmez.

Cezayı Ertelemek Nedir?

Cezanın ertelenmesi kapsamı, mahkemenin sanık hakkında vereceği karara bağlıdır. Mahkeme sanığın, toplum için huzursuzluk çıkartmayacağı kanaatine varırsa eğer, hüküm almasını erteler. Ertelenen bu süre içerisinde sanık olan kişinin yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır. Sanık, mahkemenin isteklerini uygun şekilde yerine getirirse, dava konusu olan suçtan dolayı hüküm almaz. Yani ceza almaz. Kanunlarımızca yapılan bu uygulama işlemine de, cezanın ertelenmesi denilir.

Bir sonraki yayınımız olan Medeni Hukuk makalemizi inceleyebilirsiniz.

0

Yorum Gönder