İş Kazasının Tespiti Davası

İş kazasının tespiti davası ne demektir ve hangi koşullarda bu davayı açmak gerekir? İş kazalarının sonrasında işverenin ve işçinin, SGK Kurumuna gerekli bildirimi yapması gerekir. Bilirkişi görevlisi olan yetkililer, kazaya dair incelemeleri yapar ve konu hakkında tutanak hazırlar.

Bilirkişi değerlendirmesinin sonrasında, yaşanılan kaza iş kazası programına dâhil edilmezse eğer, kazayı yaşayan işçinin hem SGK Kurumuna hem de işverene kazanın tespiti için, dava açma hakkı olur. Bilirkişi görevlileri tarafından hazırlanan her raporda iş kazası hakkı kazanılmadığı görülmektedir. Eğer ki hazırlanan raporda iş kazası tespit edilemediği yer alıyorsa ve siz bu durumda mağduriyet yaşadığınızı iddia ediyorsanız dava açma hakkınız vardır.

İş kazasının tespiti davası zamanaşımı süresine tabi tutuluyor mu? Türk Medeni Hukuku kapsamına göre iş davalarının açılması için, belirli zamanaşımı süreleri söz konusu olmaktadır. Fakat burada bir ayrım vardır, bunu belirtmemiz gerekirse; Her davanın zaman aşımı süresinin farklı olduğunu söyleyebiliriz.

İş kazalarının tespiti için geçerli olan bu dava türünü açarken zaman aşımı sürelerini maddeler halinde belirtmek gerekirse;

  • Kazanın olduğu günden itibaren 10 yıllık süre
  • Taksirle ölüme sebep olan kazalarda, 15 yıl
  • Taksirle yaralamaya sebep olan kazalarda ise hak düşürücü süre 8 yıl olmaktadır.

İş kazası davası için geçerli olan zamanaşımı süreleri, hak düşürücüdür ve bu süreler içinde dava açmayan kişilerin, daha sonraki yaptıkları dava talepleri reddedilir.

İş kazası davasında yetkili mahkeme, iş kanunları maddeleri gerekliliğince belirlenmiştir ve bu uygulama esas olarak kanunlar tarafından tanınmıştır. Yetkili mahkemesinde doğru şekilde açılmayan davalar, hâkimin yetkisi dâhilinde reddedilebilir.

İş kazalarında genel olan yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel olan kişinin davanın açılacağı tarihteki yerleşim yeri olmaktadır. İş kazasının ya da zararın meydana geldiği bölgedeki mahkemede, konu hakkında yetkili mahkemedir. Eğer ki kaza sonucunda işçi hayatını kaybetmişse ve davayı yakınları açacaksa eğer, yakın olan kişilerin ikamet yerlerindeki mahkeme yetkilidir.

Ayrıca bilinmesi gerekir ki; İş kazalarında tazminat talep edilebilmesi için, öncelikle iş kazasının tespiti davası açılması gerekir. Bu uygulama yapılmazsa usullerde ve esasta yanlış işlem yapılmış olur.

Tazminat Davasından Önce İş Kazasının Tespiti Davası Açılmalıdır

İş kazalarında işçinin haklılık payı ve yapılan işlemlerin doğruluğu ilkeleri sayesinde, tazminat alma hakkı vardır. Fakat tazminat davası açılmadan önce, ilk olarak iş kazasının tespiti için dava açılması gerekir. Tespit davasında yapılan araştırmalar sonrasında, tazminat hakları talep edilebilir. Yargıtay’ın verdiği kararlarda bu ölçütte olmaktadır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, Esas:2014/ 20986, Karar: 2015/5902, Tarih: 23.03.2015

“… Kurumca sigortalının maluliyet oranının tespiti ve giderek kendisine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanabilmesi için öncelikle zarar verici olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf SGK’nın hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir. Bu açıklamadan olarak belirtilen husustaki eksiklik giderilmeden Mahkemece neticeye varılması doğru olmamıştır”

Bu süreç başlatılırken ilk olarak tespit davasının açılması gerektiğini belirtmiştir. İş bu dava kesinleştikten sonrada tazminat davası talebi ile dava açılabilir. Tazminat davası, tespit davası süreci devam ederken açılsa bile bu davanın başlayabilmesi için, tespit davasının kesinleşmesi beklenecektir.

İş kazasından kaynaklı olarak hem maddi hem de manevi tazminat davası açılabilir. İşçinin ağır bedensel zarar uğraması nedeniyle ya da işçinin ölümüyle ilgili derinden acı yaşayan ailesinin manevi tazminat alma hakkı da vardır.  Ayrıca bilinmesi gerekir ki; İş kazası, işçinin ölümü ile sonlanırsa eğer, işçinin bakmakla yükümlü olduğu 3. Kişiler destekten yoksun kalma tazminatı alma hakkına sahip olurlar. Tazminat hükmüne karar verme yetkisi hâkime ait olmaktadır. Hâkim vereceği kararda hangi tür tazminata ve bu tazminatın ne kadar olarak ödenmesi gerektiğini belirler. İşveren tarafından bu ödemenin, belirlenen koşullarca yapılması gerekmektedir.

İş kazasında meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı %10’dan yüksekse eğer, SGK sürekli olarak iş görmemezlik geliri de bağlamaktadır. Fakat görülen zarar bu orandan daha az derecedeyse SGK tarafınca karşılanmayan zararı işçi iş görmemezlik davası açarak talep edebilmektedir.

İş Kazası Tespit Davası Dilekçesi

İş kazasının tespiti davası açılırken dikkat edilmesi gereken hususlardan biride, düzenlenen dilekçe olmaktadır. Bilindiği gibi, mahkeme tarafından ilk edinilen bilgiler dilekçede sunulmaktadır. Bu sebeple de her davanın ve bu davanın da dilekçe hazırlık aşamasında çok dikkatli olunmalıdır.

… İŞ MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI          :

DAVACI VEKİLİ:

DAVALI           : 1-) İŞVEREN

2-)SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

KONU             : İŞ KAZASI TESPİTİ İSTEMİMİZDEN İBARETTİR

AÇIKLAMALAR:

  • Müvekkil davalı işverenin işçisi olarak … görevinde çalışmaktaydı ve halende bu firmada işçi olarak gözükmektedir.
  • Dava konusu olan iş kazası …. Tarihinde, …. Saatinde ve …. Adresinde meydana gelmiştir.
  • Davalı işverenin sahibi olduğu firmada, kazayı geçiren işçiye müdürünün verdiği talimatla yapılan iş esnasında, işçinin …. Şeklinde geçirdiği kaza sabit olmaktadır. İşçiye bu işi yapması için görevi veren yetkili kişi, müdürdür. Mahkemenizin de talimatları üzerine iş alanında bulunan diğer işçilerde yaşanılan kazaya şahittirler.
  • Müvekkil vakit kaybetmeden kendisine verilen … görevini yapmaya başlamıştır.
  • Müvekkil başlamış olduğu işi devam ettirirken yaşanılan kaza sonrasında ciddi şekilde yaralanmıştır. Hayati tehlikeyi atlatmış fakat şuan vücudu felç olmuştur. Felç nedeni ile de çalışmaz haldedir.
  • Yaşanılan kaza aynı gün içerisinde .. ili, .. ilçesi Jandarma Komutanlığına bildirilmiştir. Bölge Jandarma tarafından yapılan incelemede kaza tutanağı tutulmuştur. Kaza tarihinden 1 gün sonrada … tarihinde SGK Kurumuna gerekli bildirimler yapılmıştır.
  • Kuruma yapılmış olan bildirime istinaden gelen cevapta ise, kaza ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı olmadığı belirtilmiştir. (Yollanılan cevap dilekçesi ek olarak mahkemeye sunulacaktır) Fakat verilen bu kararla, işçinin hastane raporu tamamen uyumsuz olmaktadır.
  • Müvekkile geçici iş göremezlik maaşı verilmesi, sürekli iş göremezlik maaşı bağlanması ve kurum tarafından karşılanmayan zararların davalı işverence talep edilmesi konularında taşıdığı önem dolayısıyla, dava konusu vakıanın iş kazası olduğunun tespitini mahkemeniz tarafından istemek zorunluluğu oluşmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: 5510 S.K. Madde 13, 101

6100 S.K. Madde 1, 6, 106,

HUKUKİ DELİLLER: İşyeri şahsi sicil dosyası

SGK İşyeri kayıtları

Kaza tutanağı

SGK bildirim yazısı

SGK cevap yazısı

Hastane başhekimliği raporu

Tanık beyanları

Keşif

Bilirkişi incelemesi

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıkladığımız nedenlerden kaynaklı olarak, dava konusu kazanın tespiti, iş kazasının tespiti davası açılması, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

İş Kazası Maddi Manevi Tazminat Yargıtay Kararları

1-) Yargıtay 21. Hukuk Dairesi – Karar: 2015/19406

Dava 05.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu bakıma muhtaç % 100 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.

Davacının iş kazası sonucu bakıma muhtaç %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının %20, davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranını. Bunun yanı sıra işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hüküm altına alınan 220.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek ve özellikle manevi tazminatın fazla takdiri suretiyle yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-) Yargıtay 21. Hukuk Dairesi – Karar: 2015/3011).

Mahkemece, 23.793.53 TL maddi tazminat, 20.000.00 TL manevi tazminatın 10.11.2009 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacının iş kazası sonucu %11.30 oranında sürekli iş göremezliğinin olduğu ve davacı sigortalının %20 müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı yararına hükmedilen 20.000.00 TL manevi tazminat fazladır

İş Kazası Geçirdim Tazminat Alabilir miyim?

İş kazasının tespiti davası ve iş kazalarında talep edilmesi muhtemel olan tazminat haklarının arasında bir bağlantı var mı? İş kazası geçirerek mağduriyet yaşayan işçinin ve işçinin bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının tazminat alma hakları olmaktadır. Bu tazminat ayrımlarını belirtmek gerekirse; Maddi tazminat, manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı olarak belirtebiliriz.

Yazımızın içeriğinde de belirttiğimiz gibi, kaza sonrası yapılması gereken işlemler yapılmalı ve bu durumun iş kazası olduğu belirtilmelidir. Kolluk kuvvetlerine, SGK Kurumuna, hastaneye belirtilen iş kazası durumundan sonra tazminat haklarının talebi için, süreç başlatılır. SGK kendisine yöneltilen evraklar sonrasında gerekli değerlendirmeyi yaparak, iş kazası olup olmama durumunu değerlendirir. Yapılan bu değerlendirme sonrasında verilen cevap olumsuz olursa, iş kazası geçiren işçinin hukuk sistemi ile işlem yapma olanağı vardır.

İşçinin kaza sonrası yaralanması durumunda hem psikolojik hem de iş görmemezlik açısında maddi ve manevi tazminat hakkı alması mümkündür. İş kazası sonrasında, işçinin ölümü gerçekleşirse bakmakla yükümlü olduğu kişiler hem maddi tazminat hem de destekten yoksun kalma tazminatı almaya hak kazanırlar.

İş Kazası Tazminat Miktarı 2020

İş kazaları sonrasında belirlenen tazminat ödemesi miktarı, olayın gerçekleşmesinden sonra oluşan hasarlara ve diğer etkenlere göre belirlenir. Bunun için net bir hesaplama belirtmemiz doğru olmaz.

İş kazaları sonrasında maddi tazminat talebine sebep olacak unsurları belirtecek olursak;

  • Tedavi giderleri
  • Cenaze giderleri
  • Ölen kişiden kaynaklı olarak, destekten yoksun kalan kişilerin giderleri
  • Çalışma gücünün yitirilmesinden kaynaklı haklar
  • Kazanç kaybı
  • Ekonomik kayıplar
  • Ekonomik olarak gelecek kaybı
  • Çalışma gücünün geçici olarak kaybedilmesinden kaynaklı haklar

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi – Karar: 2015/9932 kararına göre;

Dava, sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, 79.767,07 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; zarar verici olayın SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından iş kazası olduğunun tespit edildiği, davacı sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin %13.1 olduğu, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davacı sigortalının %30 oranında ortak kusuru bulunduğunun belirtildiği, bilirkişi hesap raporunda maddi tazminatın kesinleşen işçilik alacağı davasında hesaplamaya esas alınan aylık 2.000,00 TL ücret üzerinden hesaplandığı anlaşılmaktadır.

Kusurun aidiyet ve oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zarar verici sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya hak sahiplerinin maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise sigortalının imzası bulunan iş yeri kayıtlarından saptanacağı, iş yeri kayıtlarının bulunmaması veya gerçek durumu yansıtmadığının anlaşılması halinde ise işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

İş kazasının tespiti davası şartlarının oluşması için mutlak suretle;

  • İşyeri kaza raporu düzenlenmeli
  • Tutanak üzerinde şahit imzası olmalı
  • Yaşanılan iş kazası kolluk kuvvetlerine bildirilmeli
  • Bağlı bulunan Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirim yapılmalı

İş Kazası Tazminat Davası

İş kazasından kaynaklı olarak açılabilecek tazminat davalarında gerekli olan unsurları belirtmiştik. Yazımızın bu kısmında ise, iş kazası sayılabilecek olan durumlardan bahsedeceğiz. Konu hakkında birkaç medde belirtecek olursak;

  • İşverenin, işçilerin işe gidip gelmesi için ayarlamış olduğu araçta yaşanılan trafik kazaları
  • İşverene ait işyerinde bulunulduğu sürede uğranılan her türlü bedensel ya da ruhsal zararlar
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle işçi kendi adına ya da hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütülmekte olan iş dolayısıyla yaşanılan her türlü kaza
  • Emziren kadının, kanunen hakkı olan süt emzirme süresinde başına gelen kazalar
  • İşyeri dışında herhangi bir yere işveren ya da yetkilileri tarafından gönderilen işçinin yaşadığı kazalar

Ayrıca bilinmesi gereken bir hususta, iş kazalarında geçerli olan zaman aşımı süresi olmaktadır. Zaman aşımı süresi hak düşürücü süredir. Yani süresi içerisinde işlem yapılmazsa, sürenin dolmasından kaynaklı olarak hukuki bir işlemde yapılamaz. İş kazası davalarında da zaman aşımı süresi 10 yıl olmaktadır.

Zamanaşımı süresi açısından dikkat edilmesi gereken bir durumda şu şekilde olmaktadır; İş kazası neticesinde maluliyet etkenlerinde, maluliyet oranının kesin tespit edilmemesi durumunda zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağı olmaktadır. Maluliyetin ilerleyen bir durum sebebi ile artması etkeninde, maluliyet kesin olarak tespit edildiği son rapordaki tarihten itibaren zaman aşımı süresi başlar.

İş Kazasından Sonra Şikâyetçi Olmak

İş kazasının tespiti davası hakkında önemle belirtilen konulardan biri de, şikâyetçi olma durumudur. İş kazası yaşandıktan sonra işverenin kolluk kuvvetlerine de, SGK kurumuna da konu hakkında bildirim yapması gerekir.

Şikâyet hakkının kullanılması durumlarında sıklıkla yaşanılan bir durumda; Kaza anında işverenin işçiye her türlü yükümlülüğü yapacağını belirtip, daha sonrasında da bunları yerine getirmemesi olmaktadır. Bu şekilde yaşanılan durumlarda ise, işçi daha sonrasında şikâyet hakkından vazgeçme unsurunda değişiklik yaparak, şikâyetçi olabilir ve tazminat haklarını talep edebilir. İşçi bu durumda “haksız fiil”, haklarından faydalanarak en başta vermiş olduğu şikâyetçi değilim ibaresini değiştirebilir.

İş kazalarında yaşanılan bir diğer sorunda, işçinin sigorta kapsamında çalışmaması durumunda oluyor. Bu şekilde yaşanılan iş kazalarında da, ilk olarak tespit davası açılmalıdır.

Ölüm Tazminatı

Türk Borçlar Kanununun 440. Maddesinde işçinin ölümü halinde, işveren işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına ya da bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden itibaren başlayarak bir aylık, iş ilişkisi beş yıldan uzun süre devam etmiş ise, iki aylık ücret tutarında bir ödeme ile işveren sorumlu tutulmuştur.

İş Kanununda böyle bir düzenleme mevcut bulunmamaktadır. Genelleme olarak, Türk Borçlar Kanunu gerek “Genel Gerekçe” gerek madde “Gerekçelerinde” 4857 sayılı iş kanununun değinildiği, varlığının göz önünde tutulduğu dikkate alındığında Türk İş Hukukunda da uygulanırlığı kabul edilmektedir.

Kıdem Tazminatı Yargıtay Bildirimleri

Kıdem tazminatında Yargıtay karar verirken belli başlı hususları da dikkate almaktadır. Konu hakkında birkaç madde açıklaması yapacak olursak;

  • Kıdem tazminatı hesaplaması yapılırken esas alınacak olan ücret işçinin en son aylık ücreti olmaktadır
  • Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret, işçinin brüt ücretidir. Kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücreti üzerinden değil sigorta primi, vergi sendika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın belirlenen brüt ücret göz önünde tutularak hesaplanır
  • Kıdem tazminatı feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı iş kanununun 120. Maddesi hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı yasanın 14. Maddesinde, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az 1 yıl çalışması gerekmektedir
  • İşçinin işyerinde çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporlarının kıdem süresine eklenmesi gerekir
  • 2822 sayılı yasanın 42. Maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, grev ve lokavtta geçen süreler kıdem sürelerine eklenemez. Tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreler de kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınmaz.

İş kazasının tespiti davası ve diğer iş davaları hakkında detaylı görüşme yapmak için, hukuk büromuzla iletişime geçerek danışmanlık randevusu talep edebilirsiniz.

0

Yorum Gönder