İştirak Nafakası Mahkemeleri

İştirak nafakası mahkemeleri için görevli ve yetkili olan mahkemeler nelerdir? İştirak nafakası; Mahkeme kararı ile velayet hakkı alamayan tarafın müşterek çocuk için ödemesi gereken nafaka türüdür. Bu nafakanın miktarının belirlenmesinde yetkili olan kişi, hâkim olmaktadır. Hâkim çocuğun bütün giderlerini ve tarafların maddi olanaklarını inceleyerek, miktar belirlemesi yapar.

Boşanma davasının ilk başlarında tedbir nafakası olarak belirlenen nafaka türü, boşanmanın kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakasına dönüştürülür. Mahkemenin belirlediği bu nafaka miktarına her iki tarafında itiraz hakkı olmaktadır. Yapılması talep edilen itiraz, dilekçe eşliğinde mahkemeye sunulur. İtiraz dilekçesi hazırlanırken; Yapılan itirazın sebepleri ve delilleri kesin şekilde belirtilmelidir. İştirak nafakası için başvuru yapılması gereken bölüm, aile mahkemesi olmaktadır.

İştirak nafakasını kimler alabilir? Türk Medeni Hukuku kapsamında yer alan birden fazla nafaka türü vardır. Fakat Kanunda da yer alan nafaka türlerinin alınabilme ve talep edilme şartları birbirinden farklıdır. Kapsamına uygun olmayan talepler, mahkeme tarafından reddedilir. İştirak nafakası boşanma davasının bitiminden sonra alınan nafaka türüdür. Bu nafakayı alması hak görülen kişileri belirtecek olursak;

  • Çocuğa bakan taraf olan eş
  • Çocuk için atanması yapılan kayyım
  • Çocuğa atanmış olan vasi
  • Ayırt etme gücüne sahip olan çocuk

İştirak nafakasının kapsamı, Medeni Kanun madde 329’da yer almaktadır. Kanun koyucu tarafından hazırlanan bu maddenin içerisinde nafakanın alınmasına dair bütün bilgiler yer alır.

İştirak nafakasının kesilmesi ne demektir? Kanunlar gerekliliğince belirlenen şartlarda ödenmeye başlanan nafaka, aynı şekilde kanunun belirlediği şartlar kapsamında ödenmesi durdurulur. Bunun belli başlı geçerli sebepleri olmaktadır. Maddeler halinde iştirak nafakasının kesileceği durumları belirtecek olursak;

  • Nafaka ödemekle yükümlü olan tarafın ölmesi (Velayet hakkı tanınmayan taraf)
  • Ergin olan çocuğun eğitim hayatına devam etmemesi halinde
  • Ergin olan çocuğun evlenmesi

Yukarıda belirtmiş olduğumuz maddeler gereğince, iştirak nafakasının ödenmesi işlemi yasalar gerekliliğince durdurulur.

2020 İştirak Nafakası

İştirak nafakası mahkemeleri tarafından, kanun koyucunun belirlediği ölçütlere göre nafakanın miktarı belirlenir. Nafaka miktarı belirlemesi yapılırken birkaç unsur göz önünde bulundurulur. Mahkeme tarafların maddi olanaklarını, geçim standartlarını ve diğer etkenleri inceleyerek, miktar belirlemesinde bulunur. İştirak nafakasının niteliği içerisinde yer alan diğer unsurları belirtmek gerekirse;

  • Yiyecek giderleri
  • Giyecek giderleri
  • Barınma giderleri
  • Sağlık giderleri
  • Dinlenme giderleri
  • Eğitim, öğretim giderleri
  • Harçlık giderleri
  • Ulaşım giderleri

Mahkeme, yukarıda da belirttiğimi bütün konu başlıkları hakkında detaylı incelemeyi yaptıktan sonra, nafakanın miktar belirlemesini yapar. Nafaka ödemekle yükümlü olan tara, belirlenen nafakanın yüksek miktarda olduğunu düşünürse, itiraz süresi içerisinde “itiraz dilekçesi” hazırlığı yaparak mahkemeye bu şekilde beyanda bulunabilir. Fakat itiraz dilekçesi hazırlanırken; itiraza neden olan unsurlar ve bu unsurların ispat şekilleri de, belirlenmelidir.

Velayet hakkına sahip olamayan tarafın, mahkemenin kesinleştirdiği nafakayı ödemesi gerekir. Nafakanın ödenmemesi durumunda gerekli icra işlemleri başlatılabileceği gibi, icra yolu ile alınabilecek bir mal karşılığı olmadığı zamanda, diğer unsurların uygulanması aşaması başlatılır. Bu uygulamalardan biri de, cezai işlem olmaktadır.

TMK madde 182 f. II hükmüne göre velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu sebeple iştirak nafakası kendiliğinden verilir. İştirak nafakası verilmesinde istek konusunda tarafların davranışları farklı şekillerde olabilir.

Yargıtay’ın iştirak nafakasında vermiş olduğu temsili bir kararı açıklayacak olursak;

Y2HD, 13.04.2015, E:2014/20484, K. 2015/7356

“2007 Yılı Eylül ayından itibaren davalının, yükümlü olduğu iştirak nafakası haricinde, nafakaya ilave olarak her ay belirli miktarlarda davacıya “eğitim desteği” adı altında ödemede bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı bu ödemelere itiraz etmemiştir. O halde, nafakaya ilaveten “eğitim desteği” adı altında davacıya yapılan bu ödemelerin takip tarihine kadar ki bölümünün bilirkişiden, bu hususta yeniden rapor alınmak suretiyle tespiti ve yapılan bu ödemelerin takip miktarından düşülmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

En İyi İştirak Nafaka Dilekçesi

İştirak nafaka dilekçeleri; İstek talepli, nafaka azaltılması talepli, nafaka yükseltme talepli veya nafakanın sonlandırılması talepli olarak düzenlenebilir. Ergin olmayan çocuk için tasarlanan iştirak nafakası, çocuğun yetişkin olması ile sonlanabilmektedir. Gerçekleşen sonlanma ile birlikte çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda (Okul giderleri, yoksunluk hali vb. diğer) nafaka ödemesinin yapılması talep edilebilir. Fakat burada belirtilen çocuk yetişkin olacağı için, alabileceği nafaka türü yoksunluk nafakası olur.

İştirak nafakası dilekçesi hazırlanırken belli başlı kurallara uyulmalıdır. Öncelikle dilekçenin hangi sebepten dolayı düzenlendiği net olarak belirlenmeli. Nafaka ödemesi yapanın, nafaka ödemesi alacak olan tarafın ve vekilinin bilgileri dilekçede net şekilde yer almalıdır. Bunun yanı sıra, dilekçece beyan edilen her unsur, mahkemede ispatlanabilir olmalıdır. Örneğin; İştirak nafakasının arttırılması talepli dilekçe hazırlanırken, hangi sebeplerden dolayı ödemenin artırılması istenildiği açık şekilde belirtilmelidir. Nafaka ödemesi yapan tarafın, maddi olanaklarında yükselme gibi bir olgu varsa, ispatlanabilmesi de gerekir.

İştirak nafakasının azaltılması talepli hazırlanacak olan dilekçede ise, aynı şekilde tarafların kimlik ve adres bilgileri yer almalıdır. Ayrıca nafaka ödemesi yapan kişi, ödemenin hangi sebeplerden dolayı azaltılmasını talep ettiğini, açık şekilde belirtmelidir. Bu dilekçe içerisinde de yer alan her iddia ispatlanır şekilde olmalıdır. Türk Hukuk Sistemine göre, mahkemede veya tasarlanan dilekçede yer alan unsurlar ispat edilemez ise, tarafın talepleri de kabul edilemez.

Kanun koyucunun belirlemiş olduğu şekilde hazırlana dilekçe, iştirak nafakası mahkemeleri tarafından değerlendirilir ve bunun sonrasında karar verilir.

Tedbir Nafakası

İştirak nafakası mahkemeleri hakkında açıklama yaptıktan sonra, bir diğer nafaka türünden bahsedeceğiz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 169 hükmüne göre boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re’sen alır. Bu önlemler eşler hakkında olduğu kadar onların ortak çocuklarına yönelik olarak kendiliğinden de alınabilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 338 f. I hükmüne göre eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlü olduklarına göre boşanma veya ayrılık davasına bakan aile mahkemesi hâkimi hakkaniyet gerektiriyorsa ergin olmayan üvey çocukları için de tedbir nafakası verebilir. Aile mahkemesi hâkiminin bir boşanma dosyasında alması gereken en acil kararlardan biri de, tedbir nafakası olmaktadır.

3444 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten sonra 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 137. Maddesinde öngörülen unsura göre: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 169 hükmine göre; önlemleri hâkim re’sen almak zorundadır. Örneğin; başka yerde açılan davaya hiç gelmeyen başka bir yerde oturan davalı kadına ve yanında bulunan ergin olmayan çocuklarına hâkim tedbir nafakasını re’sen vermelidir.

Tedbir nafakasının başlangıcı hakkında belirtmemiz gerekir ki;

  • Kural olarak dava tarihinden başlar
  • Fiilen kalma dava tarihinden sonra ise, fiilen kalınan döneme özgü nafaka verilmeli
  • Tarafların ortak çocuğu davadan sonra doğmuş ise, tedbir nafakasına doğum tarihinden itibaren hükmedilmeli
  • Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra doğan çocuk için, ayrıca nafaka istenmelidir
  • Dava dilekçesinde çocukları için nafaka talep etmediğini beyan eden eş daha sonra değişen ve gelişen durumlara göre tedbir nafakası istenmişse istek tarihinden itibaren tedbir nafakası verilmelidir
  • Birleşen tedbir nafakası davası varsa duraksamayı önlemek için tedbir nafakasının hangi dava tarihinden geçerli olduğu kararda gösterilmelidir

İştirak nafakası mahkemeleri yazımıza devam ederken, tedbir nafakasının sona ermesi hakkında birkaç madde belirteceğiz;

  • Boşanma ya da ayrılık davasında çocuk yararına TMK madde 169 hükmüne göre tedbir nafakası kural olarak dava tarihinden ret veya boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar verilir
  • Boşanma veya ayrılık davasında çocuk yanında kaldığı anne-babasından fiilen ayrılmışsa nafaka, fiilen ayrılma tarihine kadar verilebilir
  • Boşanma veya ayrılık davasında çocuk boşanma kararının kesinleştiği tarihten önce ergin olmuşsa çocuk yararına hükmedilen nafaka dava tarihinden ergin olduğu tarihe kadar verilir
  • Çocuk, boşanma veya ayrılık davası sırasında ölmüşse ölüm tarihine nafaka verilir. Çocuk dava açılmadan önce ölmüşse, ölü çocuk için nafaka ödemesi yapılamaz
  • Boşanma veya ayrılık davasında çocuk yararına tedbir nafakasına kuruma yerleştirme tarihine kadar hükmedilmesi gerekir

Yoksulluk Nafakası

4721 sayılı Türk Medenisi hükümlerine göre, eşlerden birisine eş sıfatı ile verilmesi muhtemel olan nafakalar vardır. Bunlar; tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası olmaktadır. Nafaka ödemesi, boşanmanın maddi sonuçlarından birisidir. Kanunlarımıza göre, ağır kusurlu olan taraf, nafaka hakkından faydalanamaz. Boşanma davasında; kusursuz, az kusurlu ve eşit kusurlu olan eş yoksulluk nafakası isteyebilir. Ancak bu kuralda yer alan kusur kavramına açıklık getirmek gerekir. Kusurdan anlaşılması gereken, karşı tarafın yaşayacağı zarar olguları olmalıdır.

Genel boşanma sebeplerine dayalı olarak açılan davada öncelikle davacının statüsünü açıklayalım. Genel boşanma sebeplerine dayalı boşanma davalarına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166 f. I hükmüne göre açılan evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında da davacının boşanma davası kabul edilmişse diğer koşulları da varsa istek halinde davacı eşe, yoksulluk nafakası verilir.

Anlaşmalı boşanma davalarında davacı veya davalının yoksulluk nafakası alabilmesi tarafların bu konudaki anlaşmalarının hâkim tarafından onaylanması ile mutlaka gerçekleşecektir. Hâkim boşanmanın diğer sonuçlarında da anlaşılmış ve kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı takdirde, yoksulluk nafakasına ilişkin anlaşmaya geçerlilik tanımakla yükümlüdür. Eylemli ayrılık sebebiyle açılan boşanma davasında ise, mutlaka davacının ağır kusurlu olmadığı ispat edilmelidir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166 f. IV hükmüne göre açılan eylemli ayrılık sebebiyle boşanma davasında, fiziksel şiddete uğramış olan davalı kadın eş diğer yasal koşulları da varsa (yoksulluğa düşme vb.) mutlak suretle yoksulluk nafakası alma hakkına sahiptir.

Yargıtay kararlarına göre;

Y2HD, 07.04.2005, 3611-5595

… Boşanmaya neden olan olaylarda başka erkeklerle ilişki kuran kadın daha ziyade kusurludur. Davalı lehine tedbir ve yoksulluk nafakası verilmesi doğru değildir.

Y2HD, 13.09.2004, 7652-9888

… Toplanan delillerden boşanmaya neden olan olaylarda eski eşi ile yaşayan davalı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yardım Nafakası

İştirak nafakası mahkemeleri başlıklı yazımıza devam ederken, yardım nafakasından bahsedeceğiz. Yardım nafakası; altsoy, üstsoy ve kardeşlerden talep edilebilecek bir nafaka türü olmaktadır. Burada bahsedilen altsoy içerisinde; kişinin çocuğu, torunu ve onların çocukları yer alır, üstsoy; kişinin anne ve babası, babanın anne ve babası, annenin anne ve babası yer alır. Kardeşler kısmında ise, aynı anne ve babadan olan kardeş sıfatındaki kişiler yer alır.

Yardım nafakasından yararlanmak isteyen kişi, öncelikle davayı kime açacağına karar vermelidir. Kanun koyucu bu konuda da belirli ölçütler yapmıştır. Bu ölçütlere göre, dava istenilen kişiye yönelik açılamaz. Konu hakkında bir sıra takibi vardır. Bu sıra takibine göre, mirasçılıktaki sıra sistemi uygulaması yapılır. Yapılması gereken takibe göre;

  • İlk sırada altsoy yer alır
  • İkinci sırada, altsoyu bulunmayan davacı anne ve babasına karşı dava açabilir
  • Üçüncü sırada kardeşler yer alır
  • Dördüncü sırada büyük anne ve büyük babalar yer alır
  • Beşinci sırada Büyük anne ve büyük babaların, anne ve babası yer alır

Burada dikkat edilmesi gerekir ki; Bir alt sırada nafaka ödeme gücüne sahip olan nafaka yükümlüsü varken, bir üst sıradaki kişilere yönelik dava açılamaz. Ayrıca, nafaka talep edilen kişinin böyle bir ödeme yapmaya maddi gücünün olması gerekir ve nafaka talep eden kişide yoksulluk halinde olmalıdır.

Yardım nafakası, hukuk sistemimiz içerisinde aile hukuku alanında yer alır. Bu sebeple de, nafaka talepli dava da görevli mahkeme, aile mahkemesi olmaktadır. Yetkili mahkeme ise, nafaka yükümlüsünün yerleşim yeridir.

Yargıtay HGK Esas: 2017/1012 Karar: 2019/1145 uygulamasının kararıdır:

“Davalı babanın maaşından yapılan kesinti ile birlikte dahi aylık gelirinin yaklaşık 2.000,00TL olduğu dolayısıyla eğitimine devam eden ve düzenli bir geliri bulunmayan ergin çocuğun, bir miktar nafaka ödeyebileceği kuşkusuzdur. Yine mahkemenin kabulünün aksine açık öğretim fakültesinde okuyor olmak, babanın yardım nafakası yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir sebep olarak kabul edilemez. Öyleyse baba, eğitimine devam eden ve yoksulluğa düşmüş çocuğuna yardım etmek zorundadır. Çocuğun okulunu bitirip bir işe girmesi, çocuğun yararına olduğu gibi babanın da yararına bulunmaktadır. Şu hâlde mahkemece, davacı yararına hakkaniyete uygun bir miktarda yardım nafakasına hükmolunması gerekirken nafaka, isteminin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.” 

İştirak Nafakasının Azaltılması

İştirak nafakası mahkemeleri görevlerinden biri de, nafakanın azaltılma talebinin incelenmesi ve konu hakkında karar verilmesidir. Nafaka ödeme miktarında değişiklik talep edilebilmesi için, mutlak şart mahkemeye beyanda bulunulması olmaktadır. Ayrıca beyanda belirtilen maddi ödemenin değişikliği için, kanun koyucunun belirlediği sebepler oluşmalıdır.

TMK madde 331 hükmüne göre durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Boşanmanın çocuklara ilişkin sonuçları kesin hüküm oluşturmaz. Başka bir anlatımla velayet, kişisel ilişkinin düzenlenmesinde olduğu gibi hâkim anne, babanın ve çocuğun durumlarının değişmesine bağlı olarak iştirak nafakasının miktarını arttırabilir, azaltabilir ve hatta kaldırabilir.

“Özel Daire bozma ilamında da değinildiği üzere, Türk Medeni Kanununun 330. Maddesinde “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” Türk Medeni Kanunu 331. Maddesi; “Durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” Hükmünde belirtildiği üzere, iştirak nafakasında artırım veya indirim istenilebilmesi mümkündür. Ne var ki, nafaka miktarının artırılması veya azaltılması için tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin bunu öngörmesi gerekir.

TMK madde 183 hükmüne göre anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yani olguların zorunlu kılması halinde hâkim, re’sen ya da anne ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.

Hâkim iştirak nafakasına ilişkin düzenlemeyi önüne gelen bir dava dolayısıyla kendiliğinden yapabileceği gibi anne ya da babanın usulüne uygun şekilde açabileceği bir dava ile de yapabilir. Hâkime, çocuklara ilişkin önlemleri kapsayan boşanma hükmünün çocuklarla ilgili kısmını değişen şartlara uydurma olanağı ve yetkisini veren yasal dayanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 183 hükümlüdür.

İştirak nafakası mahkemeleri başlıklı yazımıza devam ederken, tedbir nafakasının ne olduğundan bahsedeceğiz.

Tedbir Nafakası Nedir

Tedbir nafakası, boşanma davasının açılmasıyla birlikte maddi yoksunluk yaşaması muhtemel olan taraf için, düzenlenen nafakadır. Maddi olanakları, diğer tarafa göre sarsılacak olan taraf için, mahkemenin başlaması ile birlikte tedbir nafakası ödenmesine hükmedilir. Boşanma davasının bitmesi ve davanın kesinleşmesinden sonra da, bu nafaka iştirak nafakası olarak ödenmeye başlar.

Tedbir nafakası talebinde cinsiyet ayrımı yapılamaz. Buradaki tek ayrım tarafın düşeceği maddi yoksunluk oranı ve karşı tarafın yaşayacağı maddi koşullardır. Buradan da anlaşılacağı gibi, erkek ya da kadın fark etmeksizin nafaka talebinde bulunulabilir. Tedbire dayalı nafakanın talep edilmesi için, ayrı bir boşanma davası açılmasına gerek olmamaktadır. Boşanma davası açılırken, dava içerisinde yer alan istek ve taleplerden biri olarak nafaka ödemesi belirtilebilir.

Tedbir nafakasının ödenmesi koşulunda bilinmesi gereken bir özellik de, kusur araştırması olmaktadır. Bu nafaka ödemesinde kusur araştırması yapılmaz, buradaki tek ölçüt maddi olanaklardır.

Bu nafaka türü kendi içerisinde 2 ayrıma uğrar. Bunları belirtmek gerekirse;

  • Boşanma davasının başlaması ile talep edilen tedbir nafakası
  • Boşanma davası açılmadan önce talep edilen tedbir nafakası

Mahkemenin vereceği karar ile nafaka ödemesine başlanmalıdır. Nafaka ödemesinin gerçekleştirilmemesi koşulunda, ödeme yapmakla yükümlü tutulan taraf için haciz ve icra işlemleri başlatılır. Ayrıca nafaka ödenmemesi koşulunda 3 aylık hapis cezası talepli olarak şikâyet hakkı da kullanılabilir. Fakat bunun öncesinde, haciz ve icra işlemleri yapılmalıdır.

İştirak nafakası mahkemeleri ve diğer aile hukuku davası konuları hakkında, detaylı görüşme yapmak için hukuk büromuzla iletişime geçerek danışmanlık randevusu talep edebilirsiniz.

0

Yorum Gönder