Tedbir Nafakasında Zamanaşımı

Tedbir nafakasında zamanaşımı süresi var mıdır? TMK hükümlerine göre, birçok davanın zaman aşımı süresi vardır. Kanun koyucunun belirlediği bu süreler, hak düşürücü süre olmaktadır. Belirlenen süre içerisinde yapılmayan işlemler, kişilerin hak kaybı yaşamasına sebep olur. Çünkü zaman aşımı süresi dolduktan sonra yapılan işlemler, mahkeme tarafından reddedilir. Tedbir nafakasının bağlanması, dava içerisinde gerçekleşeceği için burada bir zamanaşımı süresi olmaz. Fakat birikmiş nafaka borcunun alınması için, belli bir süre olmaktadır.

Nafakanın temini hakkında belirlenen ve hak düşürücü süre olarak belirlenen zamanaşımı süresi, 10 yıl olmaktadır. Ayrıca belirtmemiz gerekir ki; Nafaka alacakları sıralamalı alacaklar içerisinde yer aldığı için, takipten geriye doğru olarak 10 yıllık sürenin içerisinde oluşacak alacakların talep edilmesi, zaman aşımına uğrayan alacakların da 10 yıllık sürenin içerisinde olması gerekir. Zaman aşımı süresi bütün bu sebeplerden dolayı bilinmesi gereken, en önemli etkenler arasındadır.

Tedbir nafakası, boşanma ya da ayrılık davasının başlangıcında maddi yoksunluğa düşecek olan taraf için verilen nafaka türüdür. Bu nafaka türü geçici bir nafaka olmaktadır. Halk arasında hızla yayılan yanlış bir bilgi de, nafaka talebinde ödeme alabilecek olan tarafa cinsiyet ayrımı yapılması durumudur. Kanunlarımıza göre, tedbir nafakası talep edilmesi için cinsiyet ayrımı yapılamaz. Bu nafaka türünü cinsiyet fark etmeksizin, maddi zorluk yaşayacak talep edebilir. Tarafların nafaka talep etmemesi durumunda dahi, hâkim kendi takdir yetkisi dâhilinde nafaka ödenmesine hükmedebilir. Hâkim, iki tarafında maddi ölçütlerini ve beyanlarını değerlendirmeye aldıktan sonra nafakanın bağlanmasına karar verir.

Boşanma ve ayrılık davalarında pek çok unsurun kararı verilirken, tarafların kusur araştırmaları yapılır. Belli başlı en temel haklar kusursuz ya da az kusurlu olan tarafa verilir. Fakat nafaka, kusur karşılaştırması kapsamında yer almaz. Yani buradaki tek ölçüt, tarafın düşeceği maddi yoksunluk olmaktadır.

Tedbir nafakası, hâkimin takdir yetkisinde verilen bir karar olduğu için uygulanması yani yerine getirilmesi gereken bir uygulamadır. Nafaka ödemesi gereken taraf, verilen karara itiraz edebilir. Fakat bu itirazın kabulü ya da reddi hâkime ait olmaktadır. Ayrıca bilinmesi gerekir ki; Nafaka ödeme yükümlülüğü olan taraf, bu sorumluluğu yerine getirmelidir. Aksi olan durumlarda, hakkında icra işlemi yapılarak nafakanın ödenmesi sağlanır.

Tedbir nafakasında zamanaşımı hakkında bilgimizi verdikten sonra, konu hakkında bilgilendirme yapmaya devam edeceğiz.

Tedbir Nafakası (TMK)

Türk Medeni Hukuku kapsamına göre, geçerli olan resmi evliliğin sonlandırılması için boşanma davasının açılması gerekir. Boşanma davasının içerisinde maddi ve manevi olarak pek çok karar verilir. Taraflar verilmesi gereken kararların hepsinde mutabakat sağlarsa eğer, anlaşmalı boşanma davası gerçekleşebilir. Eğer bütün şartlarda anlaşma sağlanamazsa, çekişmeli boşanma davası gerçekleşir ve bu dava türünde de, karar verme yetkisi hâkime ait olur.

TMK 169 maddesinin içeriği de, hâkimin bu konudaki karar ve yetki çerçevesinden oluşur. Nafaka bağlanması kararı da, boşanmanın maddi sonuçlarından biridir ve hâkim davanın başlatılmasıyla birlikte, maddi eksiklik yaşayacak olan tarafın nafaka almasına karar verir. Boşanma davası süreci içerisinde tarafların maddi koşullarında oluşan değişiklikler sonrasında, hâkim vermiş olduğu karara ilişkin nafaka miktarında değişiklik yapabilir. Yani tarafların maddi olanaklarında değerlendirmelere göre nafaka artırımına, nafakanın azaltılmasına ya da nafakanın sonlandırılmasına karar verilebilir.

Nafaka davaları genel olarak, boşanma davası süreci başladıktan sonra açılır. Fakat aynı koşul tedbir nafakasında geçerli olmamaktadır. Çünkü bu nafaka türü, yoksunluğa düşecek olan tarafın haklarının korunması için özel olarak düzenlenmiştir. Boşanma davasından önce bu nafakanın nasıl talep edilebileceğine dair örnek verecek olursak; Evlilik birliği içerisinde, karısını ve çocuğunu terk eden erkek için ya da uyuşturucu vb. bir madde kullanıp evlilik sorumluluklarını yerine getirmeyen erkekten, tedbir nafakasının talep edilebileceğini belirtebiliriz.

Tedbir nafakası ödemesinin başlatılması için ortalama birkaç aylık süreci beklemek gerekmektedir. Boşanma davası içerisinde beklenmesi gereken bu sürede, hâkim tarafların maddi olanakları hakkında kendisine beyan edilenleri, delilleri vb. unsurları inceler. Gerekli gördüğü aşamalarda taraflardan ya da kurum ve kuruluşlardan farklı bilgiler talep eder. Kurum ve kuruluşlardan talep edilen resmi evrakların mahkemeye ulaşabilmesi için, hâkim gerekli yerlere bildirim yaparak talimat verir. Yapılan bütün değerlendirmelerin sonrasında da, nafaka ödenmesine ve nafakanın miktarına karar verilir. Nafaka ödemesinin başlatılması için, her ne kadar birkaç ay beklense de, ödeme yapacak olan taraf davanın başlama süresi göz önünde bulundurularak yani geçmişe yönelik ayları da ödemekle yükümlü tutulur.

Boşanma davası sürecinde başlatılan tedbir nafakası, zaman içerisinde belli başlı değişiklilere uğrayabilir. Bunlardan biride, boşanmanın gerçekleşmesi ile başlar. Resmi olarak boşanma gerçekleştikten sonra, tedbir nafakası yerine yoksulluk ve iştirak nafakası ödemesine karar verilir.

Tedbir nafakasında zamanaşımı konumuzu açıklamaya devam ederken, bu nafaka türündeki ödeme miktarının nasıl hesaplanacağından bahsedeceğiz.

Tedbir Nafakası Ne Kadar

Tedbir nafakasının hesaplanması nasıl olmaktadır? Türk Medeni Hukuku kapsamı maddelerine göre, nafakanın ödenmesinde geçerli olan miktar, hâkim tarafından belirlenir. Peki, hâkim bu kararı neye dayanarak verir?

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki; Nafaka talebinin kabul edilmesi ya da gerekli uygunlukta re’sen bu kararın verilebilmesi için, Kanun koyucu belli şartlar sunmaktadır. Bu şartlar taraflara uygunsa, nafaka ödenmesine hükmedilir. Kanun koyucunun konu hakkında belirlediği uygunluk kriterlerini maddeler halinde belirtecek olursak;

  • Tedbir nafakasına hâkim tarafından Türk Medeni Kanunu 169. Maddesi uyarınca kendiliğinden hükmedilir
  • Tedbir nafakasına hükmedilmesi için tarafların kusurlu olup olmadığı araştırılmaz
  • Tedbir nafakasında, ödeme yapacak tarafın maddi olanakları göz önünde bulundurulur
  • Nafaka ödemesi alacak olan tarafın maddi gelir ve gider dengesi göz önünde bulundurulur
  • Tedbir nafakası ödemesi, talep üzerine olmak zorunda değildir. Hâkimin karar ve yetkisine bağlı olarak re’sen bu karar verilebilir (TMK 169 Madde)
  • Nafakanın ödenmesi para olarak yapılır ve davanın açılma tarihinden itibaren ödeme yapılmasına hükmedilir

Tedbir nafakası hesaplanırken, tarafların maddi olanakları ve ödeme yapacak olan tarafın ödeme gücü, dikkate alınır. Müşterek çocuğun olup olmadığı da, yapılan hesaplamada oldukça etken olan bir durumdur. Çünkü müşterek çocuğun, eğitim ve özel bakımlarına dair olan bütün harcamaları anne ve babasına ait olmaktadır. Taraflar ya da taraflardan biri, çocuğun yükümlülükleri hakkındaki sorumluluğunu aksatırsa veya yerine getirmezse, velayet hakları gerekliliğince yapılması mümkün olan işlemlerle karşılaşılır. Ayrıca bilinmesi gerekir ki; Tedbir nafakasında zamanaşımı süresi içerisinde başlatılan işlemler sonrasında, nafaka ödemesini yapması gerektiği halde yapmayan taraf için, icra işlemleri başlatılır.

Tedbir Nafakası İtiraz

Tedbir nafakasına süresi içerisinde itiraz edilme hakkı bulunmaktadır. Mahkemenin belirlediği itiraz süresi hak düşürücü süre olmaktadır. Ayrıca yapılması istenilen bu itiraz, konuya ilişkin dilekçe düzenlemesi ile yapılmalıdır.

BÜYÜKÇEKEMECE … AİLE MAHKEMESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE

DOSYA ESAS NUMARASI

DAVACI           : Davacının isim-soy isim, ikametgâh ve TC kimlik numarası bilgileri

DAVALI           : Davalı isim-soy isim, ikametgâh ve TC kimlin numarası bilgileri

DAVALI VEKİLİ: AV. MERVE ARI

Büyükşehir Mah. Cumhuriyet Cad. Ekinoks Rezidans E2 Blok K:4 D:17                               Beylikdüzü/İSTANBUL

KONU             : Süresi içerisinde yapılan itiraz dilekçemizin sunumundan ibarettir.

İZAHI               :

1-) Müvekkil ile davacı taraf arasında süren boşanma davasının ara kararında, müvekkilin ödemesi istenilen 1500 TL tedbir nafakası kararı verilmiştir.

2-) Müvekkil, davanın içerisinde de beyan ettiğimiz üzere, işinden ayrılmıştır ve şuan herhangi bir geliri de bulunmamaktadır.

3-) Müvekkil, kendi yaşam alanı olan evini ve bütün ev eşyalarını davacı tarafa bırakmıştır. Kendisine ait bir düzen kurabilmesi için, gerekli olan geliri de olmadığından ailesi ile yaşamaya başlamıştır.

4-) Bütün bu sebeplerden dolayı da, müvekkilin mahkemenin belirlemiş olduğu nafakayı ödemesi olanaksız olmaktadır.

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda da açıklamış olduğumuz sebeplerden dolayı, mahkemenin vermiş olduğu tedbir nafakası ödemesine itiraz etmekteyiz. Söz konusu nafakanın hakkaniyet ölçüsünde kaldırılmasını talep etmekteyiz.

TARİH                                                                                                DAVALI VEKİLİ

  1. MERVE ARI

Mahkemenin vermiş olduğu karara yapılan itirazlar kesinlikle süresi içerisinde olmalıdır. Ayrıca yapılan itirazın hangi sebeplerden dolayı yapıldığı da, dilekçe de mutlaka yer almalıdır. Dilekçede yer alan itiraz sebepleri gerçek dışı beyanlardan ibaret olmamalı, ispatlanabilir gerçeklerden olmalıdır. Aksi olan durumlarda, mahkeme gerekli incelemeyi yaptıktan sonra sunulan talepleri reddeder.

Tedbir Nafakası Ne Kadar Sürede Bağlanır

Tedbir nafakasında zamanaşımı başlıklı yazımızın içeriğinde, sadece konu hakkındaki zamanaşımı değil, bunun yanı sıra tedbir nafakasına dair pek çok bilgi vermeye devam edeceğiz. Nafaka talepleri ve nafakaya dair konular hakkında daha farklı konu başlıklarını incelemek ve bilgi edinmek için, internet sayfamızda yer alan makale içeriklerinden faydalanabilirsiniz.

Tedbir nafakası mahkemenin ara kararı vermesi ile uygulanan bir etkendir. Hâkimin yetkisinde verilen bu karar; duruşmalar başlamadan yani tarafların karşılıklı cevap dilekçelerini mahkemeye sundukları dönemde olabileceği gibi, dilekçe sunumları sonrasında duruşmada da verilebilir. Fakat hangi aşamada bu karar verilirse verilsin, mahkemenin açıldığı tarih göz önünde bulundurulur ve o tarihten itibaren geçen süre içinde, nafaka ödenmesine karar verilir.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanmanın mali sonuçlarından biri olmaktadır. Yargıtay yoksulluğun unsurlarını Anayasanın “herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahiptir” temel hakkının doğal sonucu olarak görmektedir.

Yoksulluk nafakası verilmesi maddi koşulların yanı sıra biçimsel koşullara da bağlanmıştır. Yoksulluk nafakasının maddi koşullarını; “nafaka isteyen ağır kusurlu olmamalıdır, nafaka isteyen yoksulluğa düşecek olmalıdır ve nedensellik bağı gerçekleşmelidir” olarak belirtebiliriz.

Anlaşmalı boşanma davalarında taraflardan biri, yoksulluk nafakası talebinde bulunursa eğer, bu konu hakkında anlaşma sağlanmalıdır. Aksi olan durumlarda anlaşmalı boşanma gerçekleşemez. Eylemli ayrılık sebebiyle açılan boşanma davalarında ise, mutlaka davacının ağır kusurlu olmadığı belirtilmeli ve ispatlanmalıdır.

Yoksulluk nafakası isteyenin açtığı boşanma davası özel boşanma sebeplerinden hangisine dayalı olursa olsun, kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi, yoksulluk nafakası isteyenin açtığı boşanma davasında ağır kusurlu olmadığı anlamındadır. O halde özel boşanma sebeplerinden birine dayalı boşanma davasının davacısı diğer koşulları da gerçekleşirse istekte bulunduğu takdirde mutlaka nafaka alabilir.

Fiziksel şiddete uğramış olan davalı kadın eş 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166 f. I hükmüne göre evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açan erkek eş eşit kusurdan boşanma kararı alabileceğinden bu olasılıkta kadına yoksulluk nafakası verilecektir. TMK Madde 166/2 koşulları varsa da davalı kadın eşe yoksulluk nafakası verilecektir. Fiziksel şiddete uğramış olan kadın, eşinin açtığı anlaşmalı boşanma davasını kabul eder erkek eş de yoksulluk nafakası verilmesini kabul ederse diğer yasal koşullarında gerçekleşmesi dâhilinde yoksulluk nafakası alabilir.

Tedbir nafakasında zamanaşımı başlıklı yazımıza devam ederken, danışanlarımızın sıklıkla sormuş olduğu bir sorunun yanıtını vereceğiz.

Ev Kadınları Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

Halk arasında yayılan pek çok hukuksal bilgi oldukça yanlış değerlendirilebilmektedir. Bunlardan biride, nafaka alma koşullarıdır. Yoksulluk nafakası isteyen yeterli ve düzenli geliri olmayan bir ev kadını ise, ağır kusurluda değilse nafaka hakkından faydalanabilir. Konu hakkında Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlarda bu şekilde olmaktadır.

1-) Y2HD, 27.11.2007, 19580-8064

“…. Davalı kadının ev hanımı olduğu, babasının yanında kaldığı, işi ve geliri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 175. Madde koşulları oluştuğundan davalı kadın yararına uygun miktar yoksulluk nafakası verilmesi gerekirken bu isteğin reddi doğru değildir”

2-) Y2HD, 22.03.2004, 2665-3562 (Evliliğin iptali davası kararı)

“… davalının ev kadını olup, evlenmenin iptali halinde de boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinden Türk Medeni Kanunu 158, 175. Maddesi koşulları oluşmuştur. Kadın için uygun yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, talebin yoksulluk nafakası yönünden de reddi bozmayı gerektirmiştir”.

Yoksulluk Nafakasını Kimler Alamaz?

Yoksulluk nafakasının alınabilmesi için, belli başlı şartların oluşması gerekir. Yazımızın bu kısmında hangi koşullarda bu nafakanın alınamama ihtimallerinin bulunduğundan bahsedeceğiz.

  • Yoksulluğu kaldıran geliri olanlar alamaz
  • Aylığı yeterli olan alamaz
  • Dul aylığı yeterli olan yoksulluk nafakası alamaz
  • Emekli aylığı olan
  • Emekli sandığından yeterli emekli aylığı olan
  • SSK’dan yeterli emekli aylığı olanlar alamaz
  • Bağ-kur’dan yeterli maaş alanlar
  • Yeterli sosyal yardım geliri alanlar
  • Yabancı Ülkeden yeterli geliri olanlar
  • Yeterli kira geliri alan kişiler
  • Sigortalı olanlar
  • İşsizlik parası alanlar
  • Yaptığı işten yeterli geliri olanlar
  • Mesleği olan kişiler
  • İşçi olarak çalışanlar
  • Memur olarak geliri olan
  • Serbest meslek sahibi olan kişiler
  • Yoksulluğu kaldıran malvarlığı olanlar, yoksulluk nafakasından muaftır
  • Yeterli miktarda taşınmaz mal sahipleri
  • Yeterli miktarda birikmiş parası olan kişiler
  • Yetenekleri olmasına rağmen iş hayatında yer almak istemeyenler
  • Yeterli geliri olup işten kendi talepleri doğrultusunda ayrılanlar
  • Muvazaalı devir yapanlar
  • Sürekli olarak kumar oynayan kişiler
  • Eşi yoksul olan kişi, ondan yoksulluk nafakası talep edemez
  • Gelir düzeyi karşı tarafla aynı olan kişiler

Yoksulluk nafakası verilebilmesi için, yoksulluk nafakası isteyenin çalışıp çalışmadığının kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir. Çalışma iddiası yoksa çalışma olanağı bulunup bulunmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Ancak dava dosyası içerisinde yoksulluk nafakası isteyenin çalıştığı iddia edilmişse, bu konu mutlak araştırılmalıdır.

Tedbir nafakasında zamanaşımı ve diğer detaylar hakkında bilgilendirmelerimizden sonra, yoksulluk nafakası hakkında bilgiler vererek yazımıza devam ettik. Yazımızın şimdiki kısmında ise, dava sürecinde bu nafaka türünün bağlanmasında beklenilen sürede yapılan araştırmalardan bahsedeceğiz.

Yoksulluk Nafakasında Kararı Bekletme Nedenleri

Yoksulluk nafakası, talep doğrultusunda verilebilecek bir nafakadır. Bu nafakanın verilebilmesi için bazı hususların araştırılması gerekebilir. Yapılacak bu araştırma da, nafaka ödemesinin kararının verilmesi için, bekletilme sebebidir. Yoksulluk nafakasında kararı bekletme sebepleri nelerdir sorusunun yanıtını maddeler halinde belirtecek olursak;

  • İşyerinden araştırma yapılmalıdır
  • İşin sürekliliği araştırılmalıdır
  • Alınan ücret araştırılmalıdır
  • Ücret belgesi araştırılmalıdır
  • Yurt dışında çalışma varsa belgelenmelidir
  • Gerekli görülürse, tanık dinlemesi yapılmalıdır
  • Çelişki oluşturabilecek konular hakkında, kurum ve kuruluşlardan ek belge istenilebilir
  • Vergi mükellefiyeti araştırılmalıdır
  • Ticaret sicil müdürlüğünden araştırma yapılabilir
  • Gelir belirlenmesi yapılmalıdır
  • Gelir kaynakları araştırılmalı
  • Gelirin sürekliliği araştırılır
  • Tapu kayıtları incelenir
  • Miras yoluyla intikal varsa mirasçılık belgesi incelenir
  • Yoksulluk nafakası isteyenin miras payı belirlenir
  • Nafaka için istek talep edilmeli

Tedbir Nafakası Yargıtay Kararları

1-) 21.09.2012 Tarih, 2011/1096 Esas, 2012/1186 Karar

Ankara 4 Aile Mahkemesi, boşanma davası yargılaması devam ederken, 23.11.2011 tarihinde verdiği ara kararla davalı kadın yararına 500 TL tedbir nafakasına hükmetmiştir. Fakat 19.12.2011 tarihinde yeniden bir ara karar tesisi ederek davacı erkeğin işsiz olması ve hiçbir gelirinin bulunmaması nedeniyle davalı kadın yararına hükmedilen 500 TL tutarındaki tedbir nafakasının ödenmesinin geçici olarak durdurulmasına karar vermiştir. Yargılama sonunda ise yerel mahkeme, davacı erkeğin davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına ve kadının davasının reddine karar vermiştir. Yerel mahkeme, aynı zamanda erkek yararına 5.000 TL maddi tazminata ve 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini ise reddetmiştir.

2-) Y.2 HD, 12.11.2013 T, 2013/1834 E., 2013/26011 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.1.2013 tarihli ve 2013/1834 Esas, 2013/26011 Karar sayılı kararında yerel mahkeme kararının dayandığı delillerde, kanuna uygun sebeplerde, delillerin takdirinde bir yanlışlık görmemiş. Kararın boşanma ve kusur belirlenmesine dair gerekçesini onamıştır. Buna karşılık, Özel Daire, yerel mahkeme kararını, mahkemece 19.12.2011 tarihinde verilen, davacı kadın yararına hükmedilmiş olan tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına dair ara karar nedeniyle bozmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne göre; “kadının işsiz olması ve gelirinin bulunmaması, hükmedilen tedbir nafakasının tamamıyla kaldırılmasını gerektirmemektedir”. Aksine, kocanın işsiz olması ve gelirinin bulunmaması ancak daha önce takdir edilen nafakanın indirilmesi için bir gerekçe olabilir. Yargılama sırasında geçim için ihtiyaçları devam eden davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 169. Maddesi gereğince 19.12.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru görülmemiş; dolayısı ile yerel mahkeme kararı bu nedenle bozulmuştur.

Yoksulluk Nafakası Yargıtay Kararları

1-) YHGK, 22.12.2010, E. 2010/2-649, K. 2010/683

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için tarafın istekte bulunması gereklidir. Ancak bu isteğin mutlaka dava dilekçesinde bulunması gerekmez, yargılama aşamasında da yoksulluk nafakası isteği dile getirilebilir. Öte yandan yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için boşanmaya karar verilmiş olması zorunludur. Somut olayda incelenmesinde davalı-karşı davacı A. Şahin’in cevap ve karşı dava dilekçesinde harç yatırmak suretiyle yoksulluk nafakası talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece, asıl davanın kabulü ile davalı-karşı davacının karşı davasının reddine karar verildiği, hüküm sonucunda belirtilmiştir. Hükmün gerekçe kısmında ise davalı-karşı davacının ağır kusuru bulunması nedeniyle lehine nafakaya hükmedilmediği açıklanmıştır. Görüldüğü üzere; davalı-karşı davacı, karşı davası ile yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş. Yerel mahkemece karşı davanın tümden reddi ile yoksulluk nafakası talebinin de reddine karar verilmiş ve buna ilişkin ret kararının gerekçesi açıklanmıştır. Davanın reddine karar verilmiş olması, dava dilekçesindeki tüm istemlerin reddi anlamında olup, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında bu konuda bir çelişki bulunmamaktadır. Özel Daire Bozma ilamının 3 numaralı bendinde yer alan belirlemenin aksine, davalı-karşı davacının karşı davasının reddi kapsamında yoksulluk nafakası hakkındaki talebinin de reddine karar verildiği. Gerekçedeki açıklık ve reddin kapsamı karşısındaki karşı davanın reddine dair hüküm sonucunun 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 381, 388 ve 389. Maddelerine uygun olduğu gerekçesine dayalı, direnme kararı isabetli bulunmamaktadır.

2-) Y2HD, 20.11.2007, 20367-16125

“…. Davacının, kafeterya işletmesinden dolayı gelir vergisi mükellefi olup olmadığının ilgili kurumdan sorulması, ekonomik ve sosyal durumunun ayrıntılı olarak araştırılması, kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda düzenli ve sürekli bir gelirinin bulunup bulunmadığının tespiti ile hâsıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

3-) Y2HD, 21.04.2014, E. 2013/26218, K. 2014/9483

“… Zabıta cevabı yazısında davalının asgari ücretle çalıştığı belirtilmiş, ancak hangi işte ve süreli olarak çalışıp çalışmadığı açıklanmamıştır. Davalı ise düzenli geliri olmadığı geçici olarak çalıştığını belirttiğinden bu konudaki çelişkinin giderilerek tartışılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yoksulluk nafakasının reddi doğru bulunmamıştır.

Tedbir nafakasında zamanaşımı ve diğer nafaka davaları hakkında detaylı görüşme yapmak için, internet sayfamızda yer alan iletişim bilgilerinden faydalanarak, hukuk büromuzla iletişime geçebilir ve danışmanlık randevusu talep edebilirsiniz.

Bir sonraki yayınımız olan Takibi Şikayete Bağlı Olmayan Suçlar için tıklayınız.

0

Yorum Gönder