Zorunlu Arabuluculuk Davaları

Zorunlu arabuluculuk davaları son yıllarda, hukuk sistemimizde yer almaya başlamıştır. Adliyelerdeki yoğunluk sebebi ile tarafların kısa sürede sonuca ulaşmasını hedefleyen sistem, pek çok dava konusunu çözüme ulaştırmıştır.

2008/52/AT Sayılı Direktif gerekçesinde; Özel Hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde yargı dışı usullerin gelişmesi ve uygulanmasının önemi belirtilmiştir. Yargı yolu kadar, yargı dışı uyuşmazlık çözüm yollarında adalete daha rahat erişimi kolaylaştıracağı ifade edilmiştir. Bu direktifle, mahkemenin tarafları arabuluculuğa yönlendirdiği ya da milli hukuka göre arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalara uygulanma gerekliliğinden söz etmiştir.

Bu anlamda kabul edilen direktifle, arabuluculuğa başvurulmasını özendirmek ve arabuluculukta yargılama yöntemi arasında gerçek bir ilişki kurma yoluyla uyuşmazlıkların dostane çözümü amaçlanmıştır.

Arabulucunun uyuşmazlığı çözümde kolaylaştırıcı ve ılımlı bir kişi olarak görünümü bulunmaktadır. Tarafların kendi kendilerine bir çözüm bulmaları için bir çalışma yapmaktadır.

Zorunlu arabuluculuk yapılmasında yetkili arabuluculuk büroları temel kuruluşlardan biridir. Bahsedilen bürolar, sicile kayıtlı arabuluculardan üçüncü madde kapsamında arabuluculuk yapmak isteyenlerin, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeleyecek ve listeleri ilgili Adalet Komisyonlarının Başkanlıklarına bildirilecektir. Komisyon Başkanlıkları bu listeleri kendi yargı çevrelerinde bulunan arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bulunmayan yerlerde ise, komisyonlar tarafından arabuluculuk bürosunun görevlerini yerine getirmek üzere görevlendirecek sulh hukuk yazı işleri müdürlüğüne gönderilecektir.

Arabuluculuğun sorumluluğu, büro tarafından verilen bilgiler ışığında taraflara ulaşmak ve tarafları toplantıya davet etmektir. Arabulucu büro tarafından verilen ya da kendisinin belirlediği iletişim bilgilerini kullanarak taraflara kendisini arabulucu olarak görevlendirdiğini bildirerek toplantıya davet edecektir.

Bilgilendirme ve davete ilişkin hukuki işlemler arabulucu tarafından kayıt altına alınır. Bu zorunlu bir koşuldur. Belgelendirme ispatı kolaylaştırır. Çünkü kendisine ulaşılan tarafın geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda bu taraf aleyhine yaptırımlar getirilmiştir.

Hangi Davalarda Arabuluculuk Zorunlu

Zorunlu arabuluculuk davaları nelerdir sorusunun yanıtını maddeler halinde belirtecek olursak;

  • Tüketici mahkemesi açılmasına konu olan unsurlar hakkında arabulucuya başvurulması gerekir
  • Ticari davaların belirli kısmında
  • İş hukuku davalarında
  • Kıdem tazminatı
  • İhbar tazminatı
  • Fazla çalışma ücreti
  • Yıllık ücretli izin, maaş ödemesi, genel tatil ücretleri, milli ve dini bayram ücretleri
  • İşçi ve işveren arasında hakaret
  • İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat
  • İş kazasının ölümle sonuçlanmasından kaynaklanan, destekten yoksun kalma tazminatı
  • Ticaret hukuku ve sigorta hukuku
  • Maddi ve manevi tazminat
  • Mirasta mal paylaşımı anlaşmazlıkları
  • Miras hukukundan kaynaklanan saklı pay nedeni ile tenkis davası konuları
  • Muris muvazaası
  • Boşanmada mal paylaşımı
  • Boşanmada katkı veya katılma alacağı konuları
  • Vekâlet görevinin kötüye kullanılması
  • Usulsüz tasarruf
  • Tapu iptal ve tescil
  • Gayrimenkule yapılan müdahalenin men-i
  • İşgal tazminatı
  • Önalım (şufa) davası
  • Ortaklığın giderilmesi
  • Kat karşılığı inşaat sözleşmesi
  • Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi
  • Diğer konular

Yukarıda belirttiğimiz konu başlıklarına, kanun koyucunun belirlediği ölçütlerde sürekli olarak yeni konularda eklenmektedir. Hukuk sistemimiz bu şekilde, tarafların en kısa sürede sonuca ulaşarak dava konusunu çözümlemekten yanadır. Fakat taraflar arabuluculuk sistemine taşınmış olan konular hakkında, anlaşma sağlamak zorunda değildir. Eğer taraflar arasında anlaşma sağlanamazsa, vakit kaybı yaşanmadan mahkeme işlemleri resmi şekilde başlatılmalıdır. Aksi olan durumlarda hak düşürücü yani zamanaşımı süresi dolacağı için, dava hakkı da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Arabuluculuk Dava Şartı Usulden Ret

6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinde ; “(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı yerine getirilmeden davanın açılmış olması nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. Kanun koyucunun belirlemiş olduğu maddeden de anlaşılacağı gibi, zorunlu arabuluculuk davaları için, yapılan yanlış ya da eksik işlem sonrasında usulden ret gerçekleşir.

7036 sayılı kanun 3/f9’da arabulucuyu görevlendiren yetkili olup olmadığının denetlenmesine ilişkin usul düzenlenmiştir. Görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını arabulucu kendiliğinden (re’sen) dikkate alamaz. Yetki itirazında bulunma hakkı karşı tarafa aittir.

Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetki itirazı için gerekli yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilecektir. İtirazı alan arabulucu, dosyayı derhal arabuluculuk bürosuna teslim eder. Arabulucu dosyayı vakit geçirmeksizin ilgili sulh hukuk mahkemesine göndermelidir.

Mahkeme, incelemeyi dosya üzerinden yaparak karara bağlayacak ve yetkili büroyu belirleyecektir. Verilen karar kesindir. Kanun yoluna başvurulamaz. Dosya, verilen karar üzerine mahkemece büroya iade edilir. Büro mahkeme kararını taraflara, 7201 sayılı Tebligat Kanunu gereğince tebliğ eder.

Eğer yetki itirazı reddedilmiş ise, aynı arabulucu yeniden görevlendirilecektir. Kanun koyucu, gerekçede de ifade edildiği üzere, iletişim bilgilerine ulaşılması, tarafların toplantıya gelmesi gibi aşamaların geçmesi nedeniyle aynı arabulucuya görev verilmesinin isabeti olduğu düşüncesindedir. Maddenin onuncu fıkrasında belirtilen süreler yeniden görevlendirme tarihinden itibaren başlayacaktır.

Yetki itirazının kabulü halinde, yetkiye ilişkin karar büro tarafından taraflara tebliğ edilecek ve kararın tebliğinden başlayarak bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilecektir. Bu durumda büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvur tarihi olarak kabul edilecektir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucuyu görevlendirecektir.

Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk

TTK 4. Maddesinde belirtilen ticari davalarda, konu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davalarında, mahkeme öncesi arabulucuya başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. TTK madde 4 uyarınca “Her iki tarafında ticari işletmesi ile ilgili unsurlardan oluşan davaları, tarafların ticari olgularına bakılmaksızın” TTK’da,

  • 4721 sayılı kanunun rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ile 969. Maddelerinde 11.1. 2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekilde değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 yayın sözleşmesine dair 487 ile 501 kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ile 519 komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ile 545 ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ile 554. Havale hakkındaki 555 ile 560 saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ile 580 maddelerinde
  • Fikri mülkiyet hukukuna dair konularda
  • Borsa, sergi, panayır ve pazarlar gibi yerlere ilişkin özel hükümlerde
  • Bankalara, diğer banka kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde oluşan davalar ticari dava kapsamındadır.

Yukarıda anlattığımız maddelerden yola çıkarak tekrar belirtmek isteriz ki; zorunlu arabuluculuk davaları içerisinde bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki davalar arabuluculuk hükümlerine tabi olmaktadır.

İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3/f5’e göre yetkili arabuluculuk bürolarına başvurular, karşı tarafın yerleşim yerindeki ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılacaktır. Karşı taraf birden fazla ise, bunlardan birinin yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosuna başvuru yeterli olacaktır.

Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde başvuruların adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılması gerekir.

Arabuluculuğun seçimi 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 3/f6’da belirlenmiştir. Buna göre arabulucu kural olarak arabuluculuk bürosu tarafından ve komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden belirlenecektir. Fakat işçi ve işveren listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmışlarsa bu arabulucu görevlendirilecektir. Başka bir anlatımla kanun koyucu uyuşmazlık taraflarını ortak iradesine üstünlük tanımıştır. Gerekçede ifade edildiği üzere bu düşüncenin temelinde, bu yöntemle anlaşmazlığın daha çabuk çözümleneceği düşüncesindedir. Yine de kanun koyucu taraflara bir arabulucu üzerinde ille de anlaşım şeklinde bir zorlaması bulunmamaktadır.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m3/f7’e göre arabulucu görevlendirilmesi için arabuluculuk bürosuna başvuran tarafın kendisine ve elinde bulunması halinde karşı tarafa her türlü iletişim bilgisini büroya vermek zorundadır. Fakat özellikle işçi tarafının işverene ait iletişim bilgilerinin tam olarak bilemeyecek durumda olması halinde, büro tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlü tutulmaktadır.

Alacak Davalarında Arabuluculuk

Alacak ve tazminat davalarına ilişkin anlaşmazlıklar, zorunlu arabuluculuk davaları arasında yer almaktadır. Arabuluculuk 1 Ocak 2018 yılından itibaren işçi ve işveren arasında yaşanan etkenler için, zorunlu hale getirilmişti. 1 Ocak 2019 itibarı ile ticari anlaşmalıklar, tazminat ve alacaklar içinde arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir.

Yasalar gerekliliğince arabuluculuk süresi 3 hafta olmaktadır. Ancak belirlenen süre görüşmelerin gidişi dikkate alınarak zorunlu durumlarda en fazla bir hafta uzatılma yapılabilir. Bu durumda en fazla dört haftalık bir süreç vardır. Arabuluculuk sürecinin bu sürelerde sonuçlandırılması, yasalar gereğince zorunlu bir durumdur. Belirlenen sürenin başlangıcının, arabulucunun büro tarafından görevlendirildiği tarihten başlatılacağı sonucunu da belirtmek isteriz.

Tazminat Davalarında Arabuluculuk

Yargıtay 11 Hukuk Dairesi E.2019/4851, K.2020/2732

Karara konu uyuşmazlıkta, davacı tarafça maddi ve manevi tazminat taleplerinin yanında markasına yapılan tecavüzün tespiti, tecavüz fiillerinin önlenmesi, durdurulması, tecavüz teşkil eden ürünlerin imhası, davalının ticaret unvanının terkini, sosyal medya hesaplarının kullanımlarının durdurulması dava edilmiştir.

İlk derece mahkemesi, Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 20. maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olmasından bahisle davanın usulden reddine karar vermiştir. Söz konusu ret kararına karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını yerinde bularak davacı tarafın istinaf başvurusunu aynı gerekçe ile esastan reddetmiştir.

Davacı taraf Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı bu sefer temyiz yoluna başvurmuş ve dosya Yargıtay tarafından incelenmiştir. 11. Hukuk Dairesi ilgili kararında, öncelikle TTK madde 5/A ile ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlendiğini ve huzurdaki davanın bu düzenlemeden sonra açıldığını belirtmiştir.

Akabinde dava kapsamında ileri sürülen talepler dikkate alınarak huzurdaki uyuşmazlığın marka hakkına dayalı olarak unvan terkini, markaya tecavüzün tespiti, men’i ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarını içerdiği. Bu sebeple huzurdaki dava açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) altında düzenlenen ve aynı davalıya karşı, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebin, belli şartlar dâhilinde aynı dava içerisinde ileri sürülebilmesine imkân tanıyan “davaların yığılması” durumunun söz konusu olduğu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, 11. Hukuk Dairesi,

  • Her ne kadar tazminat talepli davalar arabuluculuğa tabi olsa da bir tahsil davasının, arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılmış olması hâlinde, bu davanın artık arabuluculuk şartına tabi olmayacağına,
  • Huzurdaki davanın kapsamındaki unvan terkini ve markaya tecavüzün tespiti ve men’ine ilişkin arabuluculuğa tabi olmayan dava konuları dikkate alınarak artık huzurdaki dava açısından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının bir dava şartı olmadığına,
  • Bu sebeple de Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar vermiştir.

Arabuluculuk Kanunu

Zorunlu arabuluculuk davaları başlıklı yazımızın bu kısmında, konu hakkında birkaç maddeden bahsedeceğiz. Arabuluculuk kanunun 4. Maddede gizlilik esaslarından bahsedilmektedir. Bu madde gerekliliğince;

  • Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi, belge ve diğer kayıtları gizli tutmak zorundadır
  • Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişilerde bu konudaki gizlilik kurullarına uymak zorundadır.

Arabuluculuk kanunları 5. Madde ise, beyan ve belgelerin kullanılamaması hakkında olmaktadır. Bu maddenin içeriğini belirtecek olursak;

1-)Taraflar arabulucu veya arabuluculuğa katılanlarda dâhil, üçüncü bir kişi uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan ve belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz

  • Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği
  • Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler
  • Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa ya da iddianın kabulü
  • Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler

2-) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır

3-) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir

4-) Yukarıdaki fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır

5-) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelemez

Zorunlu Arabuluculuk Kanunu

Zorunlu arabuluculuk davaları açılmadan önce arabuluculuk sistemine başvurulması gerekir. Taraflar, bu süreçte anlaşma sağlayamazsa, dava açma süreci başlatılabilir. Arabuluculuk süreci tarafların anlaşamaması ya da diğer etkenler nedeni ile sonlandırılır. Diğer etkenleri başlıklar halinde belirtecek olursak;

  • Arabulucunun taraflara ulaşamaması
  • Taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması
  • Yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılamaması
  • Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması
  • Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları
  • Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamaması
  • Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulması
  • Zaruri giderlerin karşılanmaması
  • Zamanaşımının durması
  • Arabuluculuk görüşmelerine katılma yetkisi
  • Arabuluculuk görüşmelerine katılma yetkisi
  • Arabuluculuk görüşmelerinin yürütülme yeri
  • Gazeteci ve gemi adamı için yapılan düzenleme

Avukata Sıklıkla Sorulan Sorular

İşe iade davasında arabuluculuk zorunlu mu?

İşçi ve işveren arasında gerçekleşen işe aide davalarında, mahkemeye başvuru yapılmadan önce arabulucu sistemine başvuru yapılması gerekir.

Arabuluculuktan sonra dava açma süresi var mı?

Arabulucu sisteminde uzlaşma sağlayamayan kişi, mahkeme yoluna başvurabilir. Fakat bunun için geçerli bir zamanaşımı süresi vardır. Kanun koyucunun belirlediği zamanaşımı süresi, hak düşürücü süredir. Yani süre dolduktan sonra, dava açılamaz. Her konu hakkındaki zamanaşımı süresi farklı olmaktadır.

Arabuluculuk süresi ne kadar?

Arabuluculuk süresi 3 hafta olmaktadır. Bu süreye ek olarak bir hafta eklenebilir, fakat bunun içinde geçerli sebep olmalıdır.

Arabuluculuk görüşmesine kimler katılabilir?

Bu görüşmeye; yetkili arabulucu, taraflar ve varsa tarafların vekil avukatları katılım sağlayabilir.

Arabulucu avukat ne yapar?

Arabulucu avukat, taraflara gerekli davet mektubunu yollayarak görüşme düzenlenmesini sağlar. Tarafların görüşmedeki anlaşma ya da anlaşmama şartlarına göre de, gerekli bildirimleri ve işlemler uygular.

Arabulucu nasıl olunur 2020?

5 yıllık avukatlık kimliğine sahip olan avukatlar, arabulucu sınavına girerek, geçerli puanlama sistemine başarı sağlarlarsa, arabulucu olarak görev yapabilirler.

Zorunlu arabuluculuk davaları ve arabuluculuk işlemleriniz için, internet sayfamızda yer alan iletişim bilgilerinden faydalanarak hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

0

Yorum Gönder