Kiralanan Evde Rutubet İçin Kira İndirimi 2026 İstanbul

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Evet, kiralanan evde rutubet, nem veya küf kullanım konforunu ve sağlığı etkileyen bir ayıp oluşturuyorsa kiracı Türk Borçlar Kanunu kapsamında kira bedelinde indirim talep edebilir. Ancak bunun için ayıbın varlığının, kiracıdan kaynaklanmadığının ve kiraya verene uygun şekilde bildirildiğinin delillerle ortaya konulması gerekir.

Kiralanan evde rutubet varsa kira indirimi istenebilir mi?

Evet, kiralanan evde rutubet, küf, ağır nem kokusu, duvar kabarması veya su sızıntısı varsa belirli şartlarda kira indirimi istenebilir. Bu konuda temel dayanak Türk Borçlar Kanunu m. 301, m. 304, m. 305 ve m. 306 hükümleridir. Kiraya veren, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli şekilde teslim etmek ve kira süresi boyunca bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Eğer taşınmaz bu niteliği taşımıyorsa, yani barınma amacını önemli ölçüde zorlaştıran bir ayıp mevcutsa kiracı çeşitli seçimlik haklara sahip olur.

Rutubet uyuşmazlıklarında asıl sorun çoğu zaman şudur: Evde gerçekten yapısal bir problem mi vardır, yoksa kullanım alışkanlıkları mı buna yol açmıştır? Kiraya verenler sıkça “cam açılmadığı için oldu” savunmasına başvurur. Kiracılar ise çoğu zaman yalnızca sözlü şikayetle yetinir. Uygulamada görüyoruz ki tam da bu aşamada delil eksikliği yüzünden haklı kiracı dahi zayıf duruma düşebilir.

TBK m. 305 uyarınca kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, ayıbın giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı indirim yapılmasını isteyebilir; ayrıca zararın giderilmesini de talep edebilir. Ayıp önemli boyuttaysa fesih imkanı da gündeme gelebilir. Bu nedenle rutubet meselesi yalnızca “rahatsızlık” olarak değil, bazı dosyalarda doğrudan kira bedelini etkileyen hukuki bir ayıp olarak değerlendirilir.

Rutubet ve küf hukuken ayıp sayılır mı?

Evet, rutubet ve küf çoğu durumda hukuken ayıp sayılabilir. Buradaki ölçüt, taşınmazın kullanım amacına uygunluğunun etkilenip etkilenmediğidir. TBK m. 304 ayıplı teslimi, m. 305 ise sonradan ortaya çıkan ayıpları düzenler. Eğer duvarlarda küflenme, tavanda akma, zeminde nemlenme, eşyaların zarar görmesi, çocuk odasında sağlık riski doğması veya evin sürekli ağır koku üretmesi gibi durumlar varsa bu ayıp, barınma amacını doğrudan etkileyebilir.

Problem kısmı burada başlar. Pek çok kiracı, evde birkaç noktada siyah leke gördüğünde ne yapacağını bilemez; kiraya veren ise boya yaptırıp konuyu kapatmak ister. Oysa boyanın kısa süre sonra tekrar kabarması, meselenin estetik değil yapısal olduğunu gösterebilir. Agitation aşamasında risk büyür; kiracı aynı kira bedelini ödemeye devam eder, sağlık giderleri artar, eşyalar zarar görür ve sonunda “zaten oturmaya devam ettin” itirazıyla karşılaşabilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda özellikle bodrum katlar, kuzey cepheli daireler, mantolama sorunu olan apartmanlar ve çatı akıntısı bulunan üst kat daireler uyuşmazlık yaratmaktadır. İstanbul gayrimenkul avukatı desteği arayan kiracılar açısından önemli olan nokta, ayıbın boyutunu günlük şikayet diliyle değil hukuki ve teknik dille ortaya koymaktır.

Yargıtay uygulaması da ayıbın kullanım değerine etkisine bakar. Nitekim Yargıtay 3. HD, 2017/7137 E., 2019/3472 K. sayılı kararında, ayıbın kullanım üzerindeki etkisi oranında bedelden indirim değerlendirmesinin önemine işaret eden bir yaklaşım benimsemiştir. Benzer şekilde Yargıtay 3. HD, 2017/6595 E., 2019/2530 K. ve Yargıtay 3. HD, 2017/8625 E., 2019/7055 K. sayılı kararlar da ayıplı kiralanan nedeniyle kira bedelinde indirim taleplerinin somut ayıp ve kullanım etkisi üzerinden incelenmesi gerektiğini gösteren kararlar arasında anılmaktadır.

Kiracı önce ne yapmalı, doğrudan kira eksik ödeyebilir mi?

Hayır, kiracı çoğu durumda doğrudan ve keyfi biçimde kira eksik ödememelidir. Önce ayıbı tespit etmeli, kiraya verene bildirmeli ve mümkünse yazılı ihtar sürecini işletmelidir. TBK m. 301 kiraya verene elverişli teslim ve bu durumu sürdürme borcu yükler. TBK m. 305 ve m. 306 çerçevesinde de kiracının ayıbın giderilmesini istemesi, uygun süre tanıması ve gerekiyorsa diğer haklarını kullanması gerekir.

Uygulamada görüyoruz ki en sık yapılan hata, kiracının WhatsApp mesajı atıp sonraki ay kirayı kendi hesabına göre düşük yatırmasıdır. Bu yaklaşım bazen kiracıyı temerrüt iddiasıyla karşı karşıya bırakabilir. Çünkü kira indirimi hukuki zemine oturtulmadan tek taraflı eksik ödeme yapılması yeni bir uyuşmazlık doğurur. Özellikle İstanbul gibi kira değerlerinin yüksek olduğu dosyalarda bu risk daha da büyüktür.

Sağlıklı yol genellikle şu sırayı izlemektir:

  • Ayıbın fotoğraf ve video ile tarihli şekilde kayda alınması
  • Apartman yönetimi veya komşulardan sorunun yapısal olduğuna dair bilgi toplanması
  • Kiraya verene yazılı bildirim yapılması
  • Mümkünse noter ihtarnamesiyle ayıbın giderilmesi için süre verilmesi
  • Gerekirse sulh hukuk mahkemesinde tespit talebi veya kira indirimi talebi için hazırlık yapılması

Kiracı bazı durumlarda ayıbı gidertip masrafı isteme, indirim talep etme, zararını talep etme veya önemli ayıpta sözleşmeyi feshetme seçeneklerini değerlendirebilir. Ancak hangi yolun uygun olduğu ayıbın derecesine, ispat durumuna ve kiracının taşınmazda kalmaya devam edip etmeyeceğine göre değişir.

Kira indirimi için hangi deliller gerekir?

Evet, kira indirimi davasında veya savunmasında güçlü delil gerekir. Yalnızca “ev rutubetliydi” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Mahkeme, ayıbın gerçekten var olup olmadığını, ne zamandan beri sürdüğünü, kiracının kullanımından mı yoksa taşınmazın yapısından mı kaynaklandığını ve kullanım değerini ne ölçüde azalttığını araştırır.

Bu nedenle en önemli deliller şunlardır:

  • Tarih bilgisi görünen fotoğraf ve videolar
  • Noter ihtarnamesi veya yazılı bildirim kayıtları
  • WhatsApp yazışmaları ve e-posta bildirimleri
  • Apartman yönetimi yazıları, su sızıntısı veya çatı problemi kayıtları
  • Uzman incelemesi, özel ekspertiz veya belediye/teknik raporlar
  • Doktor kayıtları veya alerji, astım gibi sağlık etkilerini gösteren belgeler
  • Zarar gören eşya faturaları ve onarım kayıtları
  • Tanık anlatımları

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da, kiracının rutubet ortaya çıktıktan sonra aceleyle tüm duvarları kendi imkanlarıyla boyatmasıdır. Bu bazen görünürde sorunu gizler ve ilk halin ispatını zorlaştırır. Önce tespit, sonra müdahale çoğu zaman daha güvenli bir yoldur. Özellikle İstanbul avukat desteğiyle yürütülen dosyalarda teknik inceleme zamanlaması davanın seyrini ciddi biçimde etkileyebilir.

Mahkemeler çoğu zaman bilirkişi incelemesi yaptırır. Bilirkişi, rutubetin kaynağını, kullanım etkisini ve kira bedelinde ne ölçüde indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olduğunu değerlendirebilir. Bu yüzden dosyanın başında teknik zemini güçlü kurmak önemlidir.

Kira indirimi oranı nasıl belirlenir?

Evet, kira indirimi otomatik bir yüzde üzerinden değil, ayıbın kullanım üzerindeki etkisine göre belirlenir. TBK m. 305 “ayıpla orantılı indirim” mantığını benimser. Yani duvarın bir köşesindeki hafif boya kabarması ile tüm yatak odasını ve salonu etkileyen yoğun küf sorunu aynı şekilde değerlendirilmez.

Agitation kısmında en sık karşılaştığımız beklenti, kiracının “evde rutubet vardı, o halde yarı kira öderim” düşüncesidir. Oysa mahkeme böyle mekanik bir yaklaşım benimsemez. Rutubetin kaç odada olduğu, sağlık riski doğurup doğurmadığı, evin hangi mevsimlerde kullanılamaz hale geldiği, nemin eşyalara zarar verip vermediği ve kiraya verenin sorunu çözmek için ne yaptığı önem taşır.

Uygulamada görüyoruz ki bazı dosyalarda yalnızca belirli dönemler için indirim gündeme gelir. Örneğin kış aylarında ağırlaşan çatı akıntısı veya mantolama eksikliği varsa indirim belirli aylarla sınırlı tartışılabilir. Bazı dosyalarda ise sorunun sürekliliği nedeniyle daha geniş bir dönem ele alınır. Yargıtay 3. HD, 2017/6595 E., 2019/2530 K. sayılı karar bakımından doktrinde aktarılan yaklaşım da, ayıbın kiracı aleyhine yarattığı değer kaybının somutlaştırılması gerektiği yönündedir.

Kira indirimi oranı belirlenirken şu unsurlar etkili olabilir:

  • Ayıbın yoğunluğu ve yayılım alanı
  • Sağlık ve hijyen riski oluşturup oluşturmadığı
  • Kullanım dışı kalan oda veya alanların varlığı
  • Sorunun sürekliliği
  • Kiraya verenin müdahale süresi
  • Taşınmazın bulunduğu bölge ve emsal kira değeri

Bu sebeple kira indirimi hesabı bir pazarlık cümlesiyle değil, teknik ve hukuki zeminde kurulmalıdır.

Kiracı sözleşmeyi feshedebilir mi, tazminat isteyebilir mi?

Evet, ayıp önemli boyuttaysa kiracı yalnızca indirim değil, fesih ve zarar tazmini seçeneklerini de değerlendirebilir. TBK m. 305 önemli ayıp halinde fesih hakkının saklı olduğunu belirtir. Ayrıca ayıp nedeniyle taşınma masrafı, zarar gören eşya bedeli veya sağlıkla bağlantılı bazı zarar kalemleri somut olayın özelliklerine göre talep konusu yapılabilir.

Burada kritik ayrım, ayıbın “önemli” sayılıp sayılmadığıdır. Eğer rutubet tek bir noktada hafif lekelenme düzeyindeyse fesih yerine onarım ve indirim daha uygun görülebilir. Ama çocuk odasında yoğun küf, sürekli akan tavan, elektrik tesisatını etkileyen nem veya sağlık açısından ciddi risk mevcutsa taşınmazın oturulabilirliği tartışmalı hale gelebilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda kiracılar çoğu zaman ya tamamen pasif kalıyor ya da aniden evi terk ediyor. Oysa çözüm kontrollü hareket etmektir. Önce ayıp tespit edilir, kiraya verene yazılı imkan tanınır, gerekiyorsa noter ihtarı çekilir, ardından sözleşmenin devamı mı feshi mi kiracı lehine daha uygun olacaksa o yol seçilir. İstanbul gayrimenkul avukatı desteğiyle bu stratejinin baştan kurulması, sonradan doğacak kira, depozito ve hasar tartışmalarını azaltır.

TBK m. 306 kapsamında kiracının ayıbın giderilmesini isteme hakkı, TBK m. 112 ve devamı çerçevesinde borca aykırılıktan doğan zarar tartışmalarıyla birlikte de değerlendirilebilir. Ancak her olayda zarar kalemlerinin ayrıca ispatı gerekir.

Ev sahibi “kiracı hatası” savunması yaparsa ne olur?

Evet, ev sahibi çoğu zaman rutubetin kiracının kullanımından kaynaklandığını ileri sürer; fakat bu savunmanın kabulü için somut dayanak gerekir. Camların hiç açılmaması, aşırı nem üreten kullanım, ısıtma düzeninin olağan dışı biçimde kapatılması gibi iddialar soyut bırakılırsa tek başına yeterli olmaz. Mahkeme, yapısal kusur ile kullanım kusurunu ayırmaya çalışır.

Uygulamada görüyoruz ki özellikle mantolama eksikliği, kolon-kiriş kaynaklı terleme, çatı veya tesisat kaçağı, dış cephe yalıtım sorunu gibi nedenler teknik olarak tespit edilebildiğinde kiraya verenin savunması zayıflar. Buna karşılık sorun tamamen kiracının yanlış kullanımından doğmuşsa kira indirimi talebi güç kaybedebilir.

Bu yüzden çözüm, tartışmayı kişisel beyan düzeyinde bırakmamak; teknik tespit, yazılı bildirim ve düzenli belge biriktirmektir. Yargıtay 3. HD, 2017/8625 E., 2019/7055 K. sayılı karar yönünden doktrinde yapılan değerlendirmeler de, ayıbın somut etkisinin ve kaynağının ispat önemini vurgular. Kiracı açısından mesele, yalnızca mağduriyet anlatmak değil; bu mağduriyetin hukuki sebebini göstermektir.

İstanbul’da kira indirimi uyuşmazlığında süreç nasıl yürür?

Evet, İstanbul’da da süreç genel olarak aynı hukuk kurallarına tabidir; ancak pratikte delil toplama ve zamanlama çok daha önemlidir. Kira bedellerinin yüksek olması nedeniyle uyuşmazlıklar daha sert yaşanabilir. Kiracı bir yandan barınma sorunuyla uğraşırken diğer yandan depozito, tahliye ve yeni ev bulma baskısı altında kalabilir.

İstanbul avukat ile yürütülen bir dosyada genellikle önce belge toplama yapılır, ardından kiraya verene ihtar gönderilir, gerekiyorsa tespit ve alacak hazırlığı yapılır. Sulh hukuk mahkemesi önünde ayıbın niteliğine göre tespit, indirim, alacak veya feshe bağlı sonuçlar gündeme gelebilir. Somut olaya göre arabuluculuk zorunluluğu bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir; çünkü talebin niteliği önem taşır.

Çözüm kısmında temel öneri şudur: Kiracı, rutubeti görür görmez paniğe kapılmadan ama gecikmeden hareket etmelidir. Belgeleri toplamak, ayıbı yazılı bildirmek, teknik incelemeyi zamanında yaptırmak ve kira ödeme davranışını hukuki planla yürütmek çoğu dosyada sonucu belirler. Aksi halde haklı talep, usul hatası nedeniyle zayıflayabilir.

Sık Sorulan Sorular

Kiralanan evde küf varsa kirayı tamamen durdurabilir miyim?

Hayır, çoğu durumda kirayı tamamen durdurmak güvenli bir yol değildir. Ayıp çok ağır olsa bile kira ödeme davranışı mutlaka hukuki stratejiyle yürütülmelidir. Aksi halde kiraya veren temerrüt iddiasında bulunabilir. Önce ayıbın tespiti, yazılı bildirim ve gerekiyorsa ihtar süreci işletilmelidir. Sonrasında indirim, mahsup, fesih veya zarar talebi hangi yol uygunsa o değerlendirilmelidir.

Rutubet nedeniyle taşınmak zorunda kalırsam masraflarımı isteyebilir miyim?

Evet, bazı durumlarda isteyebilirsiniz; ancak bunun otomatik olmadığını bilmek gerekir. Taşınma gideri, zarar gören eşya bedeli, temizlik ve onarım giderleri gibi kalemlerin ayıpla bağlantısı kurulmalıdır. Ayrıca kiraya verene önceden bildirim yapılmış olması ve ayıbın önemli boyutta olduğunun ispatı önemlidir. Fatura, ödeme kaydı ve teknik rapor bu noktada belirleyici olur.

Noter ihtarı çekmeden dava açılabilir mi?

Bazı durumlarda teknik olarak dava açılması mümkün olabilir; ancak noter ihtarı çoğu dosyada ispatı güçlendirir ve sonradan çıkacak “haberim yoktu” savunmasını zayıflatır. Özellikle kira indirimi, onarım talebi veya fesih gibi sonuçlar düşünülüyorsa yazılı bildirim büyük önem taşır. Bu nedenle ihtar zorunlu olmasa bile uygulamada çoğu zaman güçlü bir adımdır.

Ev sahibi boya yaptıysa sorun çözülmüş sayılır mı?

Hayır, yalnızca boya yapılması her zaman sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Eğer yapısal nem, dış cephe yalıtım eksikliği, tesisat kaçağı veya çatı akıntısı varsa boya geçici bir örtme işlemi olabilir. Mahkeme veya bilirkişi, sorunun kaynağına bakar. Kısa süre sonra yeniden kabaran duvarlar ve tekrar eden küf oluşumu, ayıbın devam ettiğini gösterebilir.

Kiracı rutubeti geç fark ettiyse haklarını kaybeder mi?

Her zaman kaybetmez; ancak gecikme ispatı zorlaştırabilir. Özellikle ayıbın zamanla büyüdüğü ve başlangıçta gizli nitelikte olduğu durumlar olabilir. Yine de kiracının ayıbı fark eder etmez belge toplaması ve kiraya verene bildirim yapması gerekir. Çok uzun süre sessiz kalınması, kiraya veren tarafından kabul veya hoşgörü gibi yorumlanmaya çalışılabilir. Bu nedenle hızlı ve kayıtlı hareket etmek önemlidir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder