Boşanmış ya da ayrı yaşayan anne ve babalar arasında en sık yaşanan uyuşmazlıklardan biri, çocuğun pasaport çıkarılması ve yurt dışına götürülmesi konusunda ortaya çıkar. Özellikle eğitim, tatil, aile ziyareti, sağlık veya yarışma gibi nedenlerle planlanan seyahatlerde, diğer ebeveynin son anda muvafakat vermemesi bütün süreci kilitleyebilir. Uygulamada görüyoruz ki sorun çoğu zaman sadece pasaport evrakı değil; taraflar arasındaki velayet çatışması, kişisel ilişki düzeni ve güven meselesidir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bu tür dosyalarda, ebeveynlerden biri çocuğun yararına açıkça hizmet eden bir seyahati gerçekleştirmek isterken, diğer ebeveyn sırf eski eşe tepki göstermek için muvafakat vermemektedir. Bu durum çocuğun eğitim fırsatını, sağlık tedavisini veya sosyal gelişimini doğrudan etkileyebilir. Böyle hallerde mesele yalnızca anne ile baba arasındaki çekişme olarak değil, çocuğun üstün yararı bakımından değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu‘nda velayet hakkının kapsamı ve çocuğa ilişkin önemli kararların nasıl ele alınacağı çeşitli maddelerde düzenlenmiştir. TMK m. 182, boşanma halinde çocuğun korunmasına ilişkin önlemleri; TMK m. 336, velayetin kime ait olacağını; TMK m. 339 ve m. 340 ise ana ve babanın çocuğun bakım, eğitim ve gelişimi konusunda menfaati gözetme yükümlülüğünü düzenler. TMK m. 323 de kişisel ilişki hakkını korur. Dolayısıyla çocuğun pasaportuna muvafakat verilmemesi sorunu değerlendirilirken sadece teknik bir izin meselesi değil, velayet ve çocuk yararı eksenli bir aile hukuku sorunu söz konusudur.
Çocuğun pasaportuna muvafakat verilmezse ne olur?
Kısa cevap şudur: Her durumda otomatik bir yasak doğmaz, fakat işlem uygulamada tıkanabilir ve çoğu zaman mahkeme kararı gerekebilir. Özellikle velayet tek ebeveynde olsa bile, bazı pasaport, vize veya sınır geçiş uygulamalarında diğer ebeveynin yazılı muvafakati istenebilmektedir. Bu nedenle hukuki durum ile idari uygulama her zaman birebir örtüşmez.
Eğer diğer ebeveyn açıkça izin vermiyor ve bu nedenle çocuğun pasaport başvurusu ya da seyahati fiilen engelleniyorsa, velayet sahibi ebeveyn aile mahkemesine başvurarak çocuğun yurt dışına çıkışı veya pasaport işlemlerinin diğer ebeveyn onayı aranmaksızın yapılmasına ilişkin karar talep edebilir. Mahkeme burada anne ya da babanın kişisel isteklerinden çok, çocuğun somut menfaatine bakar. Örneğin eğitim amacıyla kısa süreli bir seyahat ile çocuğu kalıcı olarak başka ülkeye götürme girişimi aynı şekilde değerlendirilmez.
Yargıtay 2. HD, 2015/11374 E., 2015/12897 K. sayılı kararında, velayet hakkını tek başına kullanan ebeveyn bakımından çocuğun yurt dışına çıkarılması konusunda diğer eşin muvafakatinin her durumda zorunlu olmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır. Ancak bu içtihat, uygulamadaki her idari merciin otomatik işlem yapacağı anlamına gelmez. Bu nedenle pratikte en güvenli yol, uyuşmazlık çıkmışsa mahkeme kararını önceden almaktır.
Velayet sahibi ebeveyn tek başına karar verebilir mi?
Evet, fakat bunun da sınırları vardır. TMK m. 336 uyarınca boşanmada velayet çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olur. Velayet hakkı, çocuğun temsilini, bakımını ve eğitimine ilişkin kararları kapsar. Bu nedenle velayet sahibi ebeveynin, çocuğun günlük yaşamı ve olağan ihtiyaçları bakımından daha geniş karar yetkisine sahip olduğu kabul edilir.
Bununla birlikte, yurt dışına çıkış konusu bazı durumlarda sıradan bir günlük karar olarak görülmez. Eğer seyahat uzun süreli ise, çocuğun eğitim sistemini değiştirecekse, diğer ebeveyn ile kişisel ilişki düzenini fiilen ortadan kaldıracaksa ya da çocuğun geri dönmeme ihtimali varsa mahkeme daha sıkı inceleme yapar. Uygulamada görüyoruz ki kısa süreli tatil amaçlı seyahatler ile kalıcı yerleşme girişimleri arasında çok ciddi fark vardır.
Yargıtay 2. HD, 2024/3491 E., 2024/5336 K. sayılı kararında da çocuğun üstün yararı ile diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkı arasında denge kurulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu tip kararlar bize şunu gösterir: Velayet sahibi olmak önemli bir hukuki avantaj sağlar; ancak bu hak sınırsız değildir. Çocuğun menfaatini aşan, diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkını tamamen etkisiz hale getiren ya da kaçırma riskini artıran işlemler yargısal denetime tabi olur.
Muvafakat verilmemesi hangi durumlarda hukuka aykırı sayılabilir?
Kısa cevap olarak, diğer ebeveynin sırf eski eşe baskı yapmak için muvafakat vermemesi hukuken korunmaz. Çünkü aile hukukunda asıl korunması gereken kişi çocuk olup, TMK m. 339 ve m. 346 çocuğun menfaati tehlikeye düştüğünde hâkimin müdahalesine imkan tanır. Yani ebeveynlerden biri hakkını çocuk yararı dışında, cezalandırma amacıyla kullanıyorsa bu durum mahkeme önünde aleyhine değerlendirilebilir.
Örneğin çocuğun yurt dışında kısa süreli bir okul programına katılması, sağlık tedavisi görmesi, uluslararası bir spor veya sanat etkinliğine katılması ya da uzun süredir planlanan aile ziyareti yapması söz konusuysa; diğer ebeveynin makul gerekçe sunmadan muvafakat vermemesi kötü niyetli davranış olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişki günlerinde habersiz şekilde yurt dışına götürülmek istenmesi, dönüş tarihinin belirsiz bırakılması veya çocuğun başka ülkede yerleştirilmek istenmesi haklı itiraz sebebi olabilir.
Mahkemeler özellikle şu sorulara bakar: Seyahat neden gerekli, ne kadar sürecek, dönüş bileti ve planı var mı, çocuğun okul düzeni bozulacak mı, diğer ebeveynle görüşme hakkı nasıl korunacak, gidilecek ülkede kalıcı yerleşme riski var mı? İstanbul avukat desteğiyle yapılan doğru başvurularda bu soruların peşinen belgelerle cevaplanması süreci hızlandırır.
Mahkemeden izin nasıl alınır?
Kısa cevap: Aile mahkemesinde dava veya talep açılarak somut olayın özelliklerine göre izin istenir. Burada tek tip bir dilekçe mantığıyla hareket etmek hata olur. Çünkü bazı dosyalarda velayet sahibi ebeveynin tek başına işlem yapma yetkisinin tespiti, bazı dosyalarda ise belirli bir seyahat için özel izin kararı talep edilmesi daha uygun olabilir.
Dilekçede çocuğun kimlik bilgileri, velayet durumu, mevcut kişisel ilişki kararı, planlanan seyahatin amacı, tarih aralığı, gidilecek ülke, dönüş planı ve diğer ebeveynin muvafakat vermeyi reddettiği açıkça anlatılmalıdır. Buna banka hareketi, okul kabul yazısı, doktor raporu, etkinlik daveti, uçuş rezervasyonu, otel veya konaklama planı, yazışmalar ve noter ihtarnamesi gibi belgeler eklenebilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız hatalardan biri, yalnızca ‘izin vermiyor’ denilmesi ama reddin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğinin belgeye bağlanmamasıdır.
Mahkeme, çocuğun yaşını ve ayırt etme gücünü de dikkate alabilir. Özellikle daha büyük yaştaki çocuklar bakımından görüşünün alınması gündeme gelebilir. TMK m. 182 çerçevesinde çocuk yararı ön planda tutulduğundan, hâkim talebin ebeveynler arası mücadele için mi yoksa gerçekten çocuk için mi ileri sürüldüğünü anlamaya çalışır.
İstanbul’da yetkili mahkeme ve süreç nasıl işler?
Kısa cevap olarak, uyuşmazlık çoğu durumda aile mahkemesinde görülür. İstanbul gibi yoğun yargı çevrelerinde dosyanın hazırlanış kalitesi, süreden daha belirleyici hale gelir. Eksik evrakla açılan başvurular, cevap ve itirazlar nedeniyle uzayabilir. Bu nedenle İstanbul aile hukuku avukatı desteği özellikle delil planlaması açısından önem taşır.
Yetki konusu somut duruma göre değişebilmekle birlikte, çocuğun ve tarafların yerleşim yeri mahkemeleri önem taşır. Eğer konu boşanma kararındaki velayet ve kişisel ilişki düzeniyle doğrudan bağlantılıysa, mevcut kararın içeriği mutlaka dosyaya sunulmalıdır. Uygulamada görüyoruz ki önceki ilamı, kişisel ilişki günlerini ve velayet hükmünü sunmayan taraflar ciddi zaman kaybedebilmektedir.
Mahkeme gerektiğinde sosyal inceleme, pedagog değerlendirmesi veya tarafların beyanlarını alabilir. Aciliyet bulunan hallerde, özellikle eğitim dönemi başlangıcı veya tedavi tarihi yaklaşmışsa, bu aciliyetin belgelenmesi önemlidir. İstanbul avukat ile yürütülen dosyalarda seyahat tarihi yaklaşmadan başvuru yapılması, son dakika mağduriyetini önler.
Hangi deliller mahkemede etkili olur?
Kısa cevap: Soyut iddialardan çok, resmi ve tarihli belgeler etkili olur. Mahkeme önünde ‘çocuğu kaçıracak’ ya da ‘sırf bana zarar vermek için izin vermiyor’ şeklindeki genel sözler tek başına yeterli olmaz. Somut olayın ispatı gerekir.
Etkili deliller arasında boşanma ilamı, velayet kararı, kişisel ilişki günlerini gösteren karar, okul kabul belgeleri, vize başvuru evrakı, doktor raporları, uçak rezervasyonları, e-posta ve mesaj kayıtları, noter ihtarnamesi, pasaport başvuru sürecine ilişkin yazışmalar ve gerekirse tanık anlatımları sayılabilir. Eğer diğer ebeveyn geçmişte de benzer şekilde çocuğun eğitim veya sağlık süreçlerini keyfi olarak engellediyse, bu durumun belgelenmesi önemlidir.
Öte yandan, diğer ebeveynin kaygılarını tamamen önemsiz görmek de yanlıştır. Eğer çocuk hakkında uluslararası kaçırma riski, daha önce dönüşe aykırı davranış, kişisel ilişkiyi bilinçli engelleme ya da çocuğun psikolojik bütünlüğünü bozabilecek bir plan varsa; bu itirazların da mahkemece dikkate alınması mümkündür. Çözüm, taraflardan birini mutlak haklı ilan etmek değil, çocuğun güvenliğini ve gelişimini koruyan dengeyi kurmaktır.
Sık yapılan hatalar nelerdir?
Kısa cevapla söylemek gerekirse, en büyük hata meseleyi anne-baba kavgası gibi yürütmektir. Mahkeme ebeveynlerin birbirine kızgınlığını değil, çocuğun yararını inceler. Bu nedenle dilekçede karşı tarafı kötülemeye odaklanmak yerine, somut seyahatin çocuk için neden gerekli olduğunu anlatmak daha etkilidir.
Bir diğer hata, muvafakatname gerekir mi gerekmez mi tartışmasına takılıp hiç hazırlık yapmamaktır. Hukuken bazı durumlarda velayet sahibi ebeveyn lehine yorum yapılsa bile, uygulamada konsolosluk, sınır kapısı veya pasaport işlemlerinde belge sorunu yaşanabilir. Bu yüzden seyahat planından önce yazılı muvafakat istemek, reddi belgelemek ve gerekiyorsa hızlıca yargı yoluna başvurmak gerekir.
Ayrıca kişisel ilişki günlerini ihlal edecek seyahat planı yapmak da sık rastlanan bir hatadır. Çocuk diğer ebeveynle tam da görüşme döneminde yurt dışına çıkarılacaksa, alternatif görüşme planı önerilmesi, dönüş tarihinin net gösterilmesi ve iyi niyetli davranılması başvurunun kabul şansını artırır. Uygulamada görüyoruz ki çözüm odaklı yaklaşım, dava sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Sık sorulan sorular
Velayet bende ise çocuğa tek başıma pasaport çıkarabilir miyim?
Velayet sahibi ebeveyn olmanız önemli bir hukuki avantaj sağlar; ancak uygulamada işlem her zaman otomatik ilerlemeyebilir. Bazı durumlarda idari merciler veya gidilecek ülkenin vize süreci diğer ebeveynin muvafakatini isteyebilir. Bu nedenle yalnızca velayet kararına güvenerek son gün işlem yapmak risklidir. En doğru yaklaşım, somut başvuru koşullarını önceden öğrenmek ve uyuşmazlık çıkmışsa aile mahkemesinden açık izin kararı almaktır.
Diğer ebeveyn sırf beni cezalandırmak için muvafakat vermiyorsa ne yapabilirim?
Bu durumda aile mahkemesine başvurarak çocuğun pasaport işlemlerinin veya belirli seyahatin diğer ebeveyn onayı aranmaksızın gerçekleştirilmesine izin verilmesini talep edebilirsiniz. Mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alır. Eğer seyahat eğitim, sağlık veya gelişim açısından makul ve gerekli ise; diğer ebeveynin keyfi engellemesi onun lehine sonuç doğurmaz. Reddin yazılı delillerle belgelenmesi çok önemlidir.
Mahkeme çocuğun yurt dışına çıkışına her zaman izin verir mi?
Hayır, her olayın koşulları ayrı değerlendirilir. Kısa süreli tatil, okul gezisi veya tedavi amacıyla yapılan başvurularla; çocuğun kalıcı olarak başka ülkeye taşınmasını içeren talepler aynı şekilde değerlendirilmez. Mahkeme geri dönmeme riskini, kişisel ilişki hakkının etkilenip etkilenmeyeceğini, çocuğun yaşı ve eğitim durumunu, hatta gerekiyorsa çocuğun görüşünü dikkate alabilir. Bu yüzden dosyanın doğru kurulması belirleyicidir.
Muvafakat verilmemesi velayetin değiştirilmesine yol açar mı?
Tek başına her zaman velayet değişikliğine yol açmaz; ancak sürekli, kötü niyetli ve çocuğun yararını zedeleyen engellemeler daha geniş sonuçlar doğurabilir. Eğer ebeveynlerden biri çocuğun eğitim, sağlık veya gelişimine zarar verecek şekilde sistematik engelleme yapıyorsa, bu davranış velayet değerlendirmesinde olumsuz dikkate alınabilir. TMK m. 183 ve m. 346 çerçevesinde çocuğun korunması için yeni önlemler alınması gündeme gelebilir.
Yurt dışına çıkış için dava açmadan önce ne hazırlamalıyım?
Öncelikle velayet kararını, boşanma ilamını, kişisel ilişki düzenini, seyahatin amacı ve tarihini gösteren belgeleri, mümkünse uçuş ve konaklama planını hazırlamalısınız. Diğer ebeveynden yazılı muvafakat istemeniz ve reddi belgeye bağlamanız da önemlidir. Okul kabul yazısı, doktor raporu, davet mektubu veya etkinlik kaydı gibi belgeler çocuğun üstün yararını somutlaştırır. İstanbul aile hukuku avukatı ile erken hazırlık yapılması süreci belirgin biçimde kolaylaştırır.
Sonuç olarak çocuğun pasaportuna muvafakat verilmemesi, çözümsüz bir durum değildir. Asıl belirleyici olan, velayet hakkının kapsamı ile çocuğun üstün yararı arasındaki dengenin doğru kurulmasıdır. Diğer ebeveynin keyfi engellemesi hukuken sınırsız bir güç yaratmaz; buna karşılık velayet sahibi ebeveynin de kişisel ilişki hakkını yok sayarak hareket etmesi doğru değildir. Sağlıklı çözüm, somut olayın belgelerle ortaya konulması ve çocuğun yararını merkeze alan bir başvuru stratejisidir.
Bu nedenle özellikle İstanbul’da yaşayan ebeveynler bakımından, seyahat planı netleşir netleşmez hukuki ve idari gerekliliklerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. İstanbul avukat desteğiyle yürütülen hazırlıklı bir süreç, hem zaman kaybını hem de çocuğun mağduriyetini azaltır.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

