Kira ilişkisinde en sık yaşanan sorunlardan biri, kiracının kira bedelini geç ödemesi ve ev sahibinin hangi aşamada tahliye yoluna gidebileceğini bilememesidir. Özellikle İstanbul gibi kira piyasasının yoğun olduğu yerlerde, birkaç gecikmenin tahliye için yeterli olup olmadığı, ihtarın nasıl çekileceği ve dava süresinin ne zaman başlayacağı sıkça karıştırılır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, asıl problem kira borcunun varlığından çok, sürecin usule uygun yürütülmemesidir.
Bu belirsizlik uygulamada ciddi hak kayıpları doğurur. Ev sahibi bazen tek bir gecikmeyi iki haklı ihtar zanneder; kiracı ise borcu sonradan ödediği için artık tahliye riski kalmadığını düşünür. Oysa yanlış zamanlanan ihtar, eksik tebligat veya dava açma süresinin kaçırılması bütün stratejiyi boşa çıkarabilir. Uygulamada görüyoruz ki tahliye davasının kaderini çoğu zaman borcun varlığı değil, usul ayrıntıları belirler.
Bu yazıda iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davasının şartlarını, hangi ihtarların haklı sayıldığını, arabuluculuk zorunluluğunu, dava süresini, kiracının savunmalarını ve İstanbul uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktaları adım adım açıklıyorum. Özellikle İstanbul avukat ve İstanbul gayrimenkul avukatı arayışında olan kişiler için, teorik bilgiyi uygulamaya bağlayan sade ama teknik bir çerçeve sunuyorum.
İki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası açılabilir mi?
Evet, konut ve çatılı işyeri kiralarında şartlar oluşmuşsa iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası açılabilir. Bu imkân, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Hükme göre kiracı, bir kira yılı veya bir yılı aşan kira süresi içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtar yapılmasına sebep olmuşsa, kiraya veren kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açabilir.
Burada temel mantık şudur: Kanun, tek seferlik gecikmeyi değil, aynı kira dönemi içinde tekrarlayan ödeme düzensizliğini yaptırıma bağlar. Dolayısıyla amaç, kiracıyı otomatik olarak cezalandırmak değil; kira ilişkisinin sürdürülebilirliğini bozan tekrar eden temerrüt davranışını sonlandırmaktır.
Yargıtay da bu konuda istikrarlı biçimde, iki haklı ihtarın tahliye için istisnai fakat güçlü bir yol olduğunu kabul etmektedir. Nitekim Yargıtay 3. HD, 2018/5827 E., 2018/9394 K. sayılı kararda, bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde iki yazılı ve haklı ihtarın gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Hangi ihtarlar haklı ihtar sayılır?
Her ihtar haklı ihtar sayılmaz; ihtarın yazılı olması, muaccel hale gelmiş kira borcuna dayanması ve kiracının süresinde ödeme yapmamış olması gerekir. Kira borcu, sözleşmede kararlaştırılan ödeme gününde ödenmemişse muaccel hale gelir. Kiraya veren de bu ödenmeyen belirli dönem kirası için yazılı ihtar gönderebilir. Uygulamada noter ihtarı en güvenli yoldur; ancak içeriği ve tebliği ispatlanabilen başka yazılı yöntemler de gündeme gelebilir.
Haklı ihtarın oluşması için ihtarın hangi aya veya döneme ilişkin kira alacağını istediğinin açık olması gerekir. Belirsiz, yuvarlak veya toplu borç talepleri ileride sorun yaratabilir. Ayrıca aynı döneme ait tek bir gecikmeden hareketle farklı tarihlerde gönderilen iki yazı, çoğu durumda iki ayrı haklı ihtar sonucu doğurmaz. Önemli olan, farklı muaccel kira dönemleri bakımından kiracının ayrı ayrı temerrüde düşmesidir.
Yargıtay HGK, 2017/1289 E., 2021/1314 K. sayılı kararda da, iki haklı ihtar nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için kiracının muaccel olduğu halde iki ayın kira bedelini ödememesi ve kiraya verenin ödenmeyen her ay için ayrı ödeme ihtarında bulunmuş olması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, özellikle “tek ihtarla birden fazla aya ilişkin gecikme” veya “aynı ay için mükerrer ihtar” tartışmalarında önem taşır.
Bir başka kritik nokta da ödeme zamanıdır. Kiracı, ihtarın tebliğinden sonra borcu ödemiş olsa bile, ihtar yine de haklı ihtar niteliğini koruyabilir. Çünkü gecikme gerçekleşmiş ve ihtar gönderildiği anda ihtarın dayanağı oluşmuştur. Bu yaklaşım Yargıtay 3. HD, 2017/11179 E., 2018/5354 K. sayılı kararda da benimsenmiştir.
Kiracı borcu sonradan öderse tahliye riski ortadan kalkar mı?
Hayır, kiracının borcu sonradan ödemesi her zaman tahliye riskini ortadan kaldırmaz. İki haklı ihtar kurumunda belirleyici olan, ödemenin vadesinde yapılıp yapılmadığıdır. Vade geçtikten sonra ve ihtardan sonra yapılan ödeme, kira borcunu kapatabilir; fakat oluşmuş haklı ihtarı geriye dönük olarak yok etmeyebilir.
Bu nokta kiracılar açısından en sık yanılgı yaratan konudur. Birçok kişi, “Sonradan ödedim, artık tahliye olmaz” diye düşünür. Oysa TBK m.352/2 bakımından mesele sadece borcun kapanması değil, aynı kira yılı içinde iki kez yazılı ihtara sebep verecek biçimde gecikme yaşanmış olmasıdır. Bu nedenle ev sahibinin dosyasında iki geçerli ihtar oluşmuşsa, kiracının geç ödeme yapmış olması davayı baştan düşürmez.
Bununla birlikte her geç ödeme de otomatik olarak haklı ihtar yaratmaz. Örneğin kira bedelinin hangi gün ödeneceği sözleşmede belirsizse, ödeme alışkanlığı farklı gelişmişse, kiraya veren uzun süre sessiz kalmışsa veya alacak kalemi kira değil yan gider niteliğindeyse, dosya ayrıntılı değerlendirilmelidir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda, aidat ile kira alacağının karıştırılması ya da kira bedelinin eksik ve yanlış hesaplanması ihtarın haklılığını tartışmalı hale getirmektedir.
İki haklı ihtarda süreler nasıl hesaplanır?
Süre hesabı davanın kaderini belirler; yanlış hesaplama haklı davayı bile kaybettirebilir. TBK m.352/2 uyarınca dava, kira süresinin sonunda; bir yıldan uzun süreli kiralarda ise ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılmalıdır. Bu bir aylık süre hak düşürücü nitelikte değerlendirilir ve geçirilirse aynı iki ihtara dayanarak tahliye istemek mümkün olmayabilir.
Örneğin sözleşme 1 Ocak başlangıçlı ve bir yıllık ise, aynı kira yılı içindeki iki haklı ihtara dayanılarak dava, ilgili kira yılının sona ermesini izleyen bir ay içinde açılmalıdır. Süre hesabında sözleşmenin türü, uzama durumu ve ihtarların hangi kira yılına denk geldiği dikkatle incelenmelidir. Uygulamada eski sözleşmelerin yıllarca uzaması nedeniyle taraflar “kira yılı” ile “takvim yılı”nı karıştırabilmektedir.
İcra ve İflas Kanunu’ndaki tahliye yolları ile TBK’daki dava yolu birbirine karıştırılmamalıdır. İki haklı ihtar nedeniyle tahliye doğrudan TBK m.352/2 kapsamında dava yoluna dayanır. Buna karşılık TBK m.315’te temerrüt nedeniyle süre verilerek fesih ve tahliye gündeme gelir; bu yol iki haklı ihtardan farklıdır. Birinde tekrarlayan gecikme, diğerinde tek bir ciddi temerrüt ve verilen sürede ödememe öne çıkar.
Bu ayrımı doğru kurmak önemlidir; çünkü yanlış hukuki sebebe dayanmak, delilleriniz güçlü olsa bile davanın reddi sonucunu doğurabilir.
Dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Evet, kira ilişkisinden kaynaklanan birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur. 7445 sayılı Kanun ile getirilen ve 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme uyarınca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesi kapsamında kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kabul edilmiştir. Ancak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bu zorunluluğun dışında tutulmuştur.
İki haklı ihtara dayalı tahliye davası sulh hukuk mahkemesinde açılacak bir dava olduğundan, güncel uygulamada arabuluculuk son tutanağının dosyaya eklenmesi gerekir. Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılırsa, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret riski doğabilir. Bu nedenle ev sahibinin “ihtarlar tamam, hemen dava açayım” yaklaşımı her zaman doğru değildir.
İstanbul uygulamasında dosyanın hazırlanmasında şu sıra genellikle daha güvenlidir: kira sözleşmesi ve ödeme kayıtlarının toparlanması, ihtarların tebliğ şerhlerinin kontrolü, doğru kira yılının tespiti, ardından arabuluculuk başvurusu ve sonrasında süresi içinde dava. İstanbul gayrimenkul avukatı desteği bu aşamada özellikle süre yönetimi bakımından önem taşır.
Kiracı hangi savunmaları ileri sürebilir?
Kiracı, ihtarların haklı olmadığı, borcun zamanında ödendiği, istenen kalemin kira bedeli olmadığı veya davanın süresinde açılmadığı yönünde savunma yapabilir. Uygulamada en sık savunmalar; ödemenin banka yoluyla yapıldığı, açıklama kısmında kira dönemi belirtildiği, ihtarın yanlış kişiye gönderildiği, kiraya veren sıfatının değiştiği halde usulüne uygun bildirim yapılmadığı ve ihtarların aynı kira yılı içinde olmadığı yönündedir.
Özellikle yeni malik durumlarında bu savunmalar daha da önem kazanır. Taşınmazı sonradan satın alan malik, kiracının kira bedelini kime ödeyeceği konusunda açık ve ispatlanabilir bildirim yapmadan doğrudan temerrüt iddiasında bulunursa, ihtarın haklılığı tartışma konusu olabilir. Yine birden çok malikin bulunduğu taşınmazlarda ihtarın kim tarafından çekildiği ve davanın kimler tarafından açıldığı dikkatle incelenmelidir.
Kiracı ayrıca, ihtar konusu alacağın kira değil aidat, yan gider veya tartışmalı bir masraf olduğunu da savunabilir. TBK m.352/2 bakımından esas olan kira bedelidir. Bu nedenle içerik hataları, tahliye davasında kiracı lehine sonuç doğurabilir.
Ev sahibi tahliye davasında hangi delilleri sunmalıdır?
Ev sahibi tahliye davasında öncelikle yazılı kira sözleşmesini, ödeme kayıtlarını ve ihtar-tebligat belgelerini sunmalıdır. Banka dekontları, hesap hareketleri, noter ihtarnameleri, tebliğ mazbataları, varsa icra takip evrakları ve arabuluculuk son tutanağı dosyanın temelini oluşturur. Dava bu belgeler üzerinden yürür; soyut anlatım tek başına yeterli olmaz.
Uygulamada görüyoruz ki en çok hata, ödeme dekontlarının açıklama kısmının incelenmemesinde yapılır. Kiracı bazen farklı aya ilişkin ödeme yapmış olabilir; bazen de eksik ödeme bulunabilir. Ev sahibi ise bunu hiç analiz etmeden iki haklı ihtar oluştuğunu varsayabilir. Oysa mahkeme, hangi ay kirasının ne zaman muaccel olduğunu ve ödemenin hangi borca mahsup edileceğini ayrıntılı biçimde değerlendirir.
Dosyada ayrıca taraflar arasında kira artışı, depozito mahsup iddiası veya elden ödeme savunması varsa, bu konuların baştan temiz biçimde ayrıştırılması gerekir. Zayıf hazırlanmış tahliye dosyalarında sorun kanundan değil, ispat tekniğinden çıkar.
İstanbul’da iki haklı ihtar dosyalarında pratikte nelere dikkat edilmelidir?
İstanbul’da iki haklı ihtar dosyalarında en kritik konu hız değil, doğru sırayla hareket etmektir. Özellikle kira bedellerinin banka üzerinden toplandığı, malik sayısının fazla olduğu ve eski sözleşmelerin yıllardır uzadığı dosyalarda küçük bir usul hatası büyük sonuç doğurabilir. Bu nedenle önce hangi dönemin kirasının ödenmediği netleştirilmeli, sonra her döneme ilişkin ihtarın gerçekten haklı olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da, ev sahiplerinin TBK m.315 temerrüt süreci ile TBK m.352/2 iki haklı ihtar yolunu birbirine karıştırmasıdır. Bir dosyada bazen iki yol birlikte tartışılabilir; ancak her birinin şartları ve sonuçları farklıdır. Yanlış ihtar metni, yanlış süre ve yanlış dava sebebi yüzünden aylarca emek verilen süreç boşa gidebilir.
Bu nedenle İstanbul avukat desteği arayan maliklerin, yalnızca dava dilekçesine değil, dava öncesi hazırlık aşamasına da önem vermesi gerekir. Tahliye hukukunda çoğu zaman davayı kazandıran şey son duruşma değil, ilk ihtarın doğru çekilmiş olmasıdır.
Sık Sorulan Sorular
İki haklı ihtar için ihtarların noter aracılığıyla gönderilmesi şart mı?
Noter ihtarı kanunda mutlak zorunluluk olarak düzenlenmemiştir; ancak ispat kolaylığı bakımından en güvenli yöntemdir. Tahliye davasında asıl tartışma çoğu zaman ihtarın varlığı değil, içeriği ve tebliğidir. Noter aracılığıyla gönderilen ihtarda tarih, borç dönemi ve tebliğ kaydı daha net ortaya çıktığı için sonradan doğacak ispat sorunları azalır. Özellikle İstanbul gibi yoğun dosya trafiğinin olduğu yerlerde noter ihtarı pratikte ciddi avantaj sağlar.
Aynı ayın kirası için iki farklı ihtar çekilirse iki haklı ihtar oluşur mu?
Kural olarak hayır; aynı kira dönemine ilişkin tek gecikmeden yola çıkılarak çekilen iki ayrı yazı genellikle iki haklı ihtar olarak değerlendirilmez. İki haklı ihtar sisteminde esas olan, farklı muaccel kira dönemlerinde kiracının ayrı ayrı temerrüde düşmesidir. Bu nedenle her ihtarın dayandığı kira ayı veya dönemi somut biçimde belirlenmeli, tek borç için mükerrer ihtarla yapay tahliye zemini oluşturulmamalıdır.
Kiracı ihtardan önce değil ama ihtardan hemen sonra ödeme yaparsa ne olur?
Kiracı ihtarın tebliğinden sonra ödeme yaparsa kira borcu kapanabilir; ancak gecikme gerçekleşmiş olduğu için ihtarın haklılık niteliği devam edebilir. Yargıtay uygulaması da çoğunlukla bu yöndedir. Yine de ödeme gününün sözleşmede nasıl kararlaştırıldığı, kiraya verenin önceki tahsil alışkanlığı ve ödemeye ilişkin açıklamalar önemlidir. Bu yüzden her dosya tarih ve dekont üzerinden ayrı değerlendirilmelidir.
İki haklı ihtar davasında arabuluculuğa gidilmezse dava tamamen kaybedilir mi?
Dava şartı arabuluculuk gereken bir uyuşmazlıkta arabuluculuğa hiç başvurulmadan dava açılırsa, mahkeme işin esasına girmeden usulden ret kararı verebilir. Bu, davanın maddi olarak haksız olduğu anlamına gelmez; fakat ciddi zaman kaybı yaratır ve süre hesabı bakımından yeni riskler doğurabilir. Bu nedenle tahliye öncesi arabuluculuk zorunluluğunun somut dosyada bulunup bulunmadığı baştan kontrol edilmelidir.
İki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası ne kadar sürer?
Davanın süresi mahkemenin iş yüküne, delillerin açıklığına, tebligat sorunlarına ve taraf savunmalarına göre değişir. İstanbul’da sulh hukuk mahkemelerindeki yoğunluk nedeniyle süreç birkaç celseden fazla sürebilir. Belgeler eksiksizse dosya daha kontrollü ilerler; ancak ödeme kayıtları tartışmalıysa veya ihtarların haklılığına dair teknik itirazlar varsa süreç uzayabilir. Bu nedenle dosyanın baştan sağlam kurulması zaman kazanmanın en etkili yoludur.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

