Alışverişin en sıradan anlarından biri, saniyeler içinde bir kaza sahnesine dönüşebilir: Reyonlar arasında yürürken zemindeki ıslaklık veya dökülen sıvı nedeniyle ayak kayar; düşme, kırık, ameliyat ve haftalarca süren bir tedavi süreciyle sonuçlanır. Olay sonrası mağdurun karşısına çıkan tablo tanıdıktır: İşletme ‘kendi düştün’ der, sigorta ‘delil yok’ der, olay yerinde bir kayıt bile bırakılmamıştır. Oysa hukuk, bu tabloya net bir cevap verir: İşletmesini halka açan herkes, zemin dâhil müşterilerin güvenliği için gerekli özeni göstermekle yükümlüdür; bu özen eksikse, sorumluluk doğar.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda görüyoruz ki kayarak düşme dosyaları iki noktada kazanılıp kaybediliyor. Birincisi olay günü: Mağdur acil servise gidiyor ama olay yerinde tek fotoğraf çekmiyor, personelden isim almıyor, kameranın varlığını bilmiyor; haftalar sonra delil tablosu boşalıyor. İkincisi raporlama: Yaralanmanın tüm boyutları —kırığın yanı sıra ileride gerekli ameliyat, iş kaybı— tek hekim raporuyla sınırlı kalıyor ve alacak eksik talepleşiyor. Uygulamada görüyoruz ki olay gününde atılan üç basit adım —sağlık kaydı, fotoğraf, kamera talebi— davanın kaderini belirliyor. Bu rehberde 2026 itibarıyla markette kayarak düşmede işletmecinin sorumluluğunu, ispat yöntemlerini, kusur indiririmini ve dava sürecini adım adım açıklıyoruz. İstanbul tazminat avukatı desteğiyle kurulan dosya, bu adımların tamamını eksiksiz atmanızı sağlar.
Markette düşen müşteri için işletmeci ne zaman sorumlu olur?
Sorumluluğun temeli iki düzlemde yatar. Birinci düzlem, genel haksız fiil hukukudur: Türk Borçlar Kanunu m. 49 uyarınca başkasına hukuka aykırı olarak zarar veren kişi, kusuru oranında bu zararı gidermekle yükümlüdür. Halka açık bir işletme işleten kişi, müşterilerine güvenli bir zemin sunmak, temizlik ve bakım işlerini güvenli biçimde yürütmek, risk yaratıldığında uyarı levhası koymak ve gerekli tedbirleri almak zorundadır. Bu özen yükümlülüğü ihmal edildiğinde —ıslak zemine uyarı konulmaması, dökülen sıvının hemen temizlenmemesi, kusurlu paspas veya bozuk zemin— işletmeci kusurlu sayılır ve sorumluluk doğar.
İkinci düzlem, müştekiler (çarşı, pazar yeri, AVM gibi yerler) için özel düzenlemedir: Türk Borçlar Kanunu m. 66 uyarınca bir müştekinin işletmecisi, o müştekide veya ona bitişik yerlerde bulunan işletme ve tesislerin işletilmesinden doğan zararlardan sorumludur. AVM’deki bir markette yaşanan düşme için hem alan işletmecisinin hem dükkan işletenin konumu ayrı ayrı değerlendirilir. Yargıtay 13. CD, 2021/3192 E., 2022/2041 K. sayılı kararında, halka açık işletmelerde zemin güvenliğinin işletmecinin özen yükümlülüğü kapsamında olduğunu ve uyarı işareti konulmaksızın temizlik yapılmasının kusur oluşturacağını vurgulamıştır. Kısacası ‘temizlik yapıyorduk’ bir savunma değil; tedbirsiz temizlik, kusurun kendisidir.
Hangi durumlar kusur sayılır?
Yargı kararları ve uygulamada tekrar eden kusur hâlleri bellidir:
- Uyarısız ıslak zemin: Temizlik sırasında veya sonrasında ‘dikkat kaygan zemin’ levhası konulmaması.
- Dökülen sıvı: Reyonlarda dökülen su, yağ, içecek ve meyve suyunun hâlâ temizlenmemiş olması.
- Kusurlu giriş düzeni: Yağmurlu havalarda girişte paspas/yatırım sistemi bulunmaması.
- Zemin ve teçhizat ayıpları: Bozuk karo, yükselmiş kenar, kaygan bant, kusurlu merdiven veya yürüyen bant.
- Stok ve teşhir düzeni: Geçit yoluna taşan teşhir kasaları ve daralan yürüyüş alanı.
Bu hâllerde işletmeci, gerekli özeni göstermemiş sayılır. Buna karşılık her düşme de kusur sayılmaz: Mağdurun koşması, ayakkabı tercihi veya alanın açıkça görünen engeline dikkat etmemesi hâlinde kusur paylaşıma gider. Belirleyici olan, riskin varlığı, görünürlüğü ve işletmenin aldığı tedbirdir. Uygulamada görüyoruz ki en sık ihtilaf, ‘levha vardı/ yoktu’ noktasında çıkıyor; bu yüzden kamera kaydı ve personel beyanları dosyanın kalbidir.
İspat nasıl kurulur?
İspat zinciri olay gününde kurulur ve dört halkadan oluşur. Birinci halka sağlık kaydıdır: Düşme sonrası derhâl bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve olayın nasıl gerçekleştiği ilk ifadede ayrıntılı anlatılmalıdır; ‘yere düştüm’ değil, ‘markette ıslak zeminde kaydım’ cümlesi, rapor ve ifadelerde yer almalıdır. İkinci halka görsel delildir: Zeminin, döküntünün, uyarı levhasının olup olmadığının fotoğraf ve videosu çekilmelidir. Üçüncü halka kameradır: İşletmenin kameraları kısa süre sonra üzerine yazılabilir; bu nedenle olay günü işletmeye yazılı bir başvuruyla görüntülerin saklanması istenmeli, başvuru karşılanmazsa dava aşamasında mahkemeden kayıtların celbi talep edilmelidir.
Dördüncü halka tanıklardır: Olayı gören müşteriler, market personeli ve kasiyerler tanık olarak dinletilebilir. Yargıtay’ın uygulamaya ilişkin önemli bir karinesi de vardır: Delile hâkim olan tarafın (kamera kayıtları işletmede olan tarafın) kayıtları sunmaması, aleyhine yorumlanabilir. Yargıtay 13. CD, 2020/2765 E., 2021/1834 K. sayılı kararında, olay yerindeki görüntü kayıtlarını sunmayan işletmecinin bu tutumunun aleyhe değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Bu nedenle ‘delil yok’ görünümündeki dosyalar bile, doğru itirazlarla kamera sürecine taşınarak güçlendirilebilir.
Hangi tazminatlar talep edilir?
Düşme sonucu doğan zararlar üç ana kalemde toplanır. Maddi tazminat: Acil müdahale, röntgen, ameliyat, fizik tedavi ve ilaç giderleri; raporlu dönemdeki kazanç kaybı; ileride gerekli olacak —bilirkişiyle olasılık düzeyinde belgelenebilen— ameliyat ve tedavi giderleri; ulaşım ve bakım masrafları. Kazanç kaybı, serbest çalışanlarda gelir belgeleriyle, çalışanlarda ise rapor süreleri ve ücret bordrolarıyla gösterilir. Kırığın kalıcı sonuç taşıdığı hâllerde, çalışma gücü kaybına dayalı ileri tarihli zararlar da hesaba katılır.
Manevi tazminat ise yaşanan acı, korku ve yaşam kalitesinin bozulması için ayrıca istenir; kırığın türü, tedavinin süresi ve mağdurun yaşı miktarı etkiler. Talepler tek dosyada ve eksiksiz ileri sürülmelidir; dava sırasında unutulan kalem sonradan ayrıca dava konusu yapılamayabilir. İşletmenin sorumluluk sigortası varsa, dava öncesi yazılı başvuru ile sigorta süreci de başlatılabilir; sigorta ödemesi eksik kalırsa dava yolu açıktır. Uygulamada görüyoruz ki mağdurlar, ‘market 500 lira verdi’ diye ara bulucu tekliflerini kabul ediyor ve asıl zararın katbekat altında kapanıyor; ilk gün önerilen anlaşmalar, hesap yapılmadan imzalanmamalıdır.
Mağdurun kusuru sonucu nasıl etkiler?
Tazminat, kusur paylaşımına göre belirlenir: Mağdurun kendi kusuru varsa, zarar bu kusur oranında azaltılır. Örneğin mağdur %20 kusurluysa, maddi tazminatının beşte biri düşülerek hükmedilir; manevi tazminatta da kusur oranı hakkaniyet ölçüsünde etkilidir. Mağdurun koşması, görünen bir engele çarpması veya alkol etkisinde olması tipik kusur hâlleridir. Buna karşılık görünmeyen, özellikle ıslak ve şeffaf bir risk —temiz su birikintisi— mağdurdan beklenen dikkat sınırının ötesindedir ve tek başına kusur kurulmaz.
Mağdur için yol haritası şöyledir:
- Düşmenin hemen ardından kendinizi güvene alın; yaralanma varsa o gün sağlık kuruluşuna başvurun.
- Olay yerinin, zeminin ve uyarı işareti olup olmadığının fotoğrafını çekin.
- Tanık ve personel bilgilerini not edin; mümkünse olay anını yazılı tutanağa geçirtin.
- İşletmeye yazılı başvuruda bulunun; kamera kayıtlarının saklanmasını isteyin.
- Tedaviyi eksiksiz sürdürün; tüm rapor, reçete ve fişleri arşivleyin.
- Zamanaşımına dikkat ederek tazminat davanızı veya sigorta başvurunuzu sonuçlandırın.
Zamanaşımı yönünden tablo nettir: Tazminat talepleri, zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl içinde ve her hâlde olay tarihinden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Sigorta süreci de benzer takvime bağlıdır; bekleme, her iki kapıyı da daraltır.
Sıkça Sorulan Sorular
Markette kaydım, tazminat alabilir miyim?
Evet, koşulları varsa alabilirsiniz. İşletmeci, müşterilerine güvenli bir zemin sunmakla yükümlüdür; ıslak zemine uyarı konulmaması veya dökülen sıvının temizlenmemesi bu özenin ihlalidir. Türk Borçlar Kanunu m. 49 ve m. 66 uyarınca işletmeci, kusuru oranında zararınızı öder. Olay günü sağlık kaydı, fotoğraf ve kamera talebi ispatın temelini kurar. Kendi kusurunuz varsa tazminat o oranda azalır.
Islak zemin levhası vardı, hakkım doğar mı?
Levha varlığı, işletmecinin özen yükümlülüğünü tek başına tamamlamayabilir. Yargıtay’a göre levhanın yeterliliği —görünürlüğü, konumu ve riskin ağırlığıyla uyumu— ayrıca değerlendirilir. Sıvının hâlâ temizlenmemiş olması veya uyarının risk anından çok sonra konulmuş olması hâlinde kusur sürer. Kamera kaydı, levhanın ne zaman konulduğunu da gösterir. Bu nedenle ‘levha vardı’ savunması her hâlde kabul edilmez.
Kamera kaydı silinmişse ne olur?
Dava hâlâ kazanılabilir. Kamera, işletmenin denetiminde olan bir delildir; kayıtların sunulmaması, Yargıtay içtihatlarında aleyhe değerlendirilebilir. Dosyada tanık beyanları, sağlık kayıtlarındaki olay anlatımı ve zemin koşullarına ilişkin deliller birleştiğinde ispat kurulabilir. Ayrıca olay günü yazılı saklama talebiniz varsa, bu talebin karşılıksız kalması da işletme aleyhine yorumlanır. Delil sürecini bir avukatla yönetmeniz esastır.
Hangi zararlarımı talep edebilirim?
Tedavi ve ameliyat giderleri, fizik tedavi ve ilaç masrafları, raporlu dönemdeki kazanç kaybı, ileride gerekli olacak tedavi giderleri ve ulaşım-bakım masrafları maddi tazminat kapsamındadır. Yaşanan acı ve yaşam kalitesi kaybı için manevi tazminat ayrıca istenir. Kalıcı hasar bırakan hâllerde çalışma gücü kaybı da hesaplanır. Tüm kalemler tek dava ve doğru bilirkişi hesabıyla ileri sürülmelidir.
Market küçük bir ödeme teklif etti, kabul edeyim mi?
Hesap yapılmadan kabul etmeyin. İlk teklifler genellikle asıl zararın altındadır ve kabul, sonraki talepleri tüketebilir. Önce tüm zarar kalemlerinizi ve ileri tarihli giderlerinizi belirleyin; kırık ve ameliyat gerektiren hâllerde bilirkişi ön değerlendirmesi yaptırın. Sigorta sürecini ve zamanaşımını birlikte düşünün. Kabul öncesi bir İstanbul avukatıyla tablonuzu değerlendirmeniz, hakkınızın tamamını korur.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

