Boşanma kararının en somut ve en çatışmalı başlığı çoğu zaman şudur: ‘Bu evde kim kalacak?’ Ev yalnızca bir adres değil; çocukların okulu, kurulmuş yaşam düzeni, ekonomik gelecektir. Taraflar duygusal olarak evde kalma mücadelesine girerken, hukuk bu soruyu konutun statüsüne —kiralık mı, tapulu mu, kimin malı— ve çocuğun yararına göre çözer. Kuralı bilmeyen taraf, pazarlık masasında elini güçlü tutamaz.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda görüyoruz ki iki yanılgı tekrarlanıyor. Birincisi, kiralık evde ‘sözleşme kimin üstündeyse ev onundur’ sanılıyor: Oysa evden ayrılan eş, sözleşme devrini talep edebilir ya da bu talebinden vazgeçerse karşılığını isteyebilir. İkincisi, tapulu evde ‘tapu kimdeyse ev onun’ sanılıyor: Oysa evlilik içinde edinilen konut, tek eş adına olsa dahi mal rejimi hesabına girer ve diğer eşin katılım alacağı doğar. Uygulamada görüyoruz ki konut tartışması, boşanma davasının öncesinde ve sonrasında iki ayrı cephede yürür: Kimin kalacağı bugünün; paylaşımdaki pay ise yarının meselesidir. Bu rehberde 2026 itibarıyla boşanmada aile konutunun kime kalacağını, kiralık ve tapulu statülerdeki kuralları, çocuklu tabloları ve yol haritasını adım adım açıklıyoruz. İstanbul aile hukuku avukatı desteğiyle yürüyen dosya, bu iki cepheyi birlikte ve eksiksiz kurar.
Aile konutu hukuken nedir?
Türk Medeni Kanunu m. 240 uyarınca aile konutu, eşlerden yalnızca birinin malı olsa bile, önemli aile masraflarından sayılır ve bu niteliğiyle özel olarak korunur. Aile konutu üzerinde eşlerden birinin tek başına tasarrufta bulunabilmesi için diğer eşin açık rızası gerekir; aksi hâlde işlem, rızası alınmayan eş tarafından iptal edilebilir. Bu koruma, konutun ailenin ortak yaşamının merkezini oluşturduğu gerçeğine dayanır. Boşanma sürecinde de bu merkez, ‘kimin kalacağı’ sorusuyla yeniden dağıtılır.
Aile konutu statüsü, konutun kira mı tapu mu olduğuna göre farklı mekanizmalarla işler. Kiralık konutta sorun, kiracılık ilişkisinin hangi eşte devam edeceğidir; tapulu konutta sorun, mülkiyetin ve mal rejiminin paylaşımıdır. Ayrıca konutta çocukların yaşadığı hâllerde, konutun kime bırakılacağı çocuğun bakım ve ikamet düzeniyle birleşir. Yargıtay 2. HD, 2021/2953 E., 2022/1908 K. sayılı kararında, aile konutunun eşler ve çocuklar için ortak yaşamın temeli olduğunu ve boşanma hâlinde bu merkezin düzenlenmesinde çocuğun yararının öncelikle gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Kiralık aile konutunda sözleşme kime geçer?
Kiralık konutta evlilik birliği içinde kiracılık sözleşmesi genellikle tek eş adınadır. Boşanma ile evden ayrılan eş, dilerse Türk Borçlar Kanunu m. 342/2 uyarınca kiracılık sözleşmesinin kendisine devrini talep edebilir. Kanun, bu talebe açık bir imkân tanımıştır: Eşlerden her biri, boşanma hâlinde, kiracılık sözleşmesinin devri için kiraya verene başvurabilir. Devir talebi, kiraya verene yapılacak bildirimle ileri sürülür; kiraya veren, devri kabul etmek zorundadır. Devri talep eden eş, kira ilişkisinden doğan borçların tamamını üstlenmiş olur.
Devrin pratik sonuçları şöyledir:
- Evde kalmak isteyen eş: Sözleşmeyi devralır ve kira, depozito ve diğer yükümlülükler ona geçer.
- Evden ayrılan eş: Devir talebinde bulunmayarak sözleşme ilişkisinden çıkar; ancak ödenmiş depozito ve avans gibi ekonomik değerler için karşı taraftan hesap isteyebilir.
- Çocuklu tablo: Çocukların ikameti söz konusuysa, mahkeme ve taraflar devri çocuğun yaşayacağı eş yönünde düzenlemeyi tercih eder.
Yargıtay 2. HD, 2020/4186 E., 2021/2734 K. sayılı kararında, boşanmada kiralık aile konutunda eşin kiracılık sözleşmesinin devrini talep hakkının kanundan doğduğunu ve bu talebin kiraya verene bildirimle ileri sürüleceğini belirtmiştir. Talep hakkı boşa harcanmamalıdır: Devir istenmezse, evden ayrılan eş sözleşme ilişkisindeki tüm haklarını bırakmış olur; bu talep, konutta kalmak istemeyen eş için de bir pazarlık kalemidir — talebinden vazgeçmesi karşılığında tazminat veya hesap isteyebilir.
Tapulu konutta tapu tek eşteyse ne olur?
Tapulu aile konutunda belirleyici iki soru vardır: Konut kimin malıdır ve evlilik içinde mi edinilmiştir? Eğer konut, eşlerden birinin kişisel malıysa —evlilik öncesinde alınmışsa veya miras/bağış yoluyla kazanmışsa— mülkiyet o eşte kalır; ancak diğer eşin kişisel mala yaptığı katkı için ayrıca hak doğabilir. Konut, evlilik birliği içinde edinilmişse —tek eş adına kayıtlı olsa bile— edinilmiş maldır ve mal rejiminin tasfiyesinde katılım alacağı hesabına girer. Yani tapu kaydı tek başına ‘ev benimdir’ sonucunu vermez; kanuni rejim, edinilmiş malların değer paylaşımını eşitler.
Boşanmada ‘kim kalacak’ sorusu ise bu paylaşım sürecinden bağımsız olarak da çözümlenmelidir. Tapulu konutta taraflar, geçici veya sürekli bir kullanım düzeni üzerinde anlaşabilirler; anlaşma protokole yazılır ve bağlayıcı olur. Anlaşma yoksa, konut üzerinde ortak mülkiyet veya tek mülkiyet bulunması hâlinde fiili kullanım, boşanmanın kesinleşmesiyle yeniden kurulur. Yargıtay 2. HD, 2019/5427 E., 2020/3641 K. sayılı kararında, aile konutunun boşanma sonrasında hangi eş tarafından kullanılacağının —ortak çocuk varsa— çocuğun ikamet düzeniyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çocuğun velayeti ve ikameti kendisinde olan eşin konutta kalmaya devam etmesi, uygulamada güçlü bir tercihtir; ancak bu, mülkiyet veya katılım payını ortadan kaldırmaz — kalan eş, ayrılan eşin payının karşılığını ödemek veya başka bir düzenleme yapmak zorunda kalabilir.
Çocuk varsa konut kime bırakılır?
Çocuklu tablo, konut tartışmasının en hassas alanıdır. Mahkeme ve Yargıtay için belirleyici ölçüt, çocuğun yararıdır: Çocuğun okul çevresi, sosyal bağları ve bakım düzeni, konutun kimde bırakılacağını doğrudan etkiler. Velayet ve çocuğun ikameti kendisinde belirlenen eşin, aile konutunda çocukla birlikte kalmaya devam etmesi, hem geçici tedbirler hem nihai düzenleme açısından sık uygulanan çözümdür. Bu tercihin gerekçesi, çocuğun yaşam kesintisini en aza indirmektir.
Bu tercihin iki sınırı vardır. Birincisi ekonomik dengedir: Konutta kalan eş, konutun kira veya kredi yükünü tek başına taşıyamıyorsa, nafaka ve katkı düzenlemeleriyle desteklenmelidir; iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası bu tabloyu dengeleyen araçlardır. İkincisi, karşı tarafın pay hakkıdır: Konutta kalan eş, ayrılan eşin mülkiyet veya katılım payını yok sayamaz; paylaşım, mal rejiminin tasfiyesi davasıyla ayrı ve eksiksiz yapılır. Uygulamada görüyoruz ki taraflar, çocuk için konutta kalma üstünlüğünü, karşı tarafın payını sulandırmak için kullanmaya kalkışıyor; bu yaklaşım ne hukuka uygundur ne de süreci kısaltır. Doğru yaklaşım, iki başlığı —ikamet düzeni ve pay hesabı— ayrı ayrı ve şeffaf kurmaktır.
Konutta kalma hakkı hangi hâllerde korunur?
Türk Medeni Kanunu m. 240’ın son fıkrası, aile konutu korumasının boşanma dışındaki hâllerini düzenler: Eşlerden biri ölmüş veya evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmışsa, konut için aile konutu şerhi koydurmuş olan eş, mülk sahibi olsa bile belirli süre için konutta kalma hakkına sahiptir. Boşanma sürecinde bu koruma, konut üzerine konan şerhle güçlendirilir: Şerh konmuş konut, rızası olmayan eşin tek başına devri iptal edilebilir. Bu nedenle boşanma davası öncesi ve sürecinde, aile konutu şerhi koydurulması, konutun karşı taraf tarafından tek taraflı satılmasını önleyen temel güvencedir.
Şerh ve koruma önlemleriyle birlikte izlenecek yol haritası şöyledır:
- Konutun statüsünü netleştirin: Kira sözleşmesi kimde, tapu kimde, edinim hangi dönemde?
- Konut tapuluysa aile konutu şerhi koydurun; tek taraflı satışı önleyin.
- Kira sözleşmesinin devrini isteyip istemediğinize karar verin ve kiraya verene bildirimde bulunun.
- Çocuklu tabloda ikamet düzenini çocuğun okul ve bakım çevresiyle birlikte planlayın.
- Nafaka taleplerinizi konut yüküyle birlikte kurgulayın; dengesiz bırakmayın.
- Pay paylaşımını ayrı ve eksiksiz talep edin; ikamet hakkı ile pay hesabını birbirine karıştırmayın.
Bu harita, konut tartışmasının iki cephesini —bugünkü kullanım ve yarınki paylaşım— birlikte güvenceye alır. İstanbul aile hukuku avukatı desteği, hem dava hem tasfiye sürecini tek elden yürütür.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmada kiralık evde kim kalır?
Kiralık aile konutunda kural, sözleşmenin kimde devam edeceğidir. Evden ayrılan eş dilerse Türk Borçlar Kanunu m. 342/2 uyarınca kiracılık sözleşmesinin kendisine devrini talep edebilir; devri alan eş sözleşme borçlarını üstlenir. Devir istenmezse, eş kiracılık ilişkisinden çıkar ve ödenmiş depozito gibi değerler için hesap isteyebilir. Çocuk varsa ikamet genellikle çocuğun bakımını üstlenen eş yönünde düzenlenir.
Ev benim adıma kayıtlı, eşim evde kalabilir mi?
Edebilir. Aile konutu, tek eşin malı olsa bile özel korunur; konut evlilik içinde edinildiyse mal rejimi tasfiyesinde katılım alacağı doğar ve kayıt sahibi olmayan eşin pay hakkı doğar. Ayrıca çocuğun ikameti o eşteyse, mahkeme çocuğun yararı gereği konutta kalmayı destekler. Bu durumda kalan eş, ayrılan eşin payının karşılığını ödemek zorunda kalabilir. Tapu kaydı tek başına kesin sonuç vermez.
Kira sözleşmesinin devrini istemezsem hakkımı kaybeder miyim?
Devir talebinde bulunmazsanız, kiracılık ilişkisindeki haklarınız sözleşme sahibi eşte devam eder. Ancak bu talep hakkınızdan vazgeçmeniz karşılıksız olmak zorunda değildir: Sözleşmeden çıkmanız karşılığında tazminat veya ödenmiş depozito gibi değerlerin iadesi için anlaşma yapabilirsiniz. Talep hakkı, kanundan doğar ve pazarlık aracı olarak da kullanılabilir. Kararınızı konutun ekonomik yükleriyle birlikte vermelisiniz.
Çocuklarla birlikte kalacak eş hangi kriterle belirlenir?
Belirleyici ölçüt çocuğun yararıdır. Mahkeme; çocuğun okul ve sosyal çevresini, bakım düzenini, eşlerin ekonomik güçlerini ve konutun kim tarafından kullanılacağını birlikte değerlendirir. Uygulamada çocuğun ikameti ve velayeti kendisinde belirlenen eşin aile konutunda kalmaya devam etmesi sık tercih edilen çözümdür; çocuğun yaşam kesintisi en aza iner. Ancak bu tercih, karşı tarafın mülkiyet veya katılım payını ortadan kaldırmaz.
Eşim evi ben habersiz satmasın, ne yapmalıyım?
Aile konutu şerhi koydurun. Türk Medeni Kanunu m. 240 uyarınca aile konutu üzerinde eşlerden birinin tek başına tasarrufu için diğer eşin açık rızası gerekir; tapuya konan şerhle bu koruma resmileşir. Şerh koydurulmuş konutu rızası olmadan devreden eşin işlemi, diğer eş tarafından iptal edilebilir. Boşanma sürecinin başında şerh, en basit ve en etkili koruma araçlarından biridir. Tapu müdürlüğüne yapılacak başvuruyla hızla koydurulabilir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

