Kiraya verilen bir konutta kedi, köpek veya başka bir evcil hayvan beslenmesi son yıllarda hem kiracılar hem de ev sahipleri açısından en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Özellikle site yaşamının yaygın olduğu İstanbul gibi büyük şehirlerde, bir apartman dairesinde evcil hayvan beslenmesinin hukuken serbest olup olmadığı, komşuların şikayet hakkının sınırları ve ev sahibinin tahliye talep edip edemeyeceği sıkça sorulmaktadır.
Problem çoğu zaman şu noktada başlar: Kiracı, evcil hayvan beslemenin özel hayatının bir parçası olduğunu düşünür; ev sahibi veya komşular ise gürültü, koku, hijyen, güvenlik ya da yönetim planına aykırılık gerekçesiyle müdahale etmek ister. Uygulamada görüyoruz ki, çoğu uyuşmazlık yalnızca “evde hayvan var” meselesinden değil; yazılı sözleşmenin içeriği, apartman yönetim planı, ortak alan kullanımı ve komşuların gerçekten rahatsız olup olmadığı gibi ayrıntılardan çıkmaktadır.
Bu belirsizlik taraflar açısından ciddi risk doğurur. Kiracı, hukuki dayanak olmadan baskı altına alınabilir; ev sahibi ise sırf sözlü şikayetlere güvenerek yanlış yola başvurabilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, tahliye sebebinin yanlış değerlendirildiği, ihtar sürecinin hatalı işletildiği veya ispat yükünün yeterince ciddiye alınmadığı görülmektedir. Çözüm ise Türk Borçlar Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu, yönetim planı ve Yargıtay içtihatlarının birlikte değerlendirilmesidir.
Kiracının evcil hayvan beslemesi otomatik olarak tahliye sebebi midir?
Hayır, kiracının evcil hayvan beslemesi otomatik olarak tahliye sebebi değildir. Hukuk düzeni, kiracının konutu sözleşmeye uygun şekilde kullanma hakkını tanır; ancak bu hak sınırsız değildir. Türk Borçlar Kanunu m. 316 uyarınca kiracı, kiralananı özenle kullanmak ve komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Bu nedenle değerlendirme her somut olayın özelliklerine göre yapılır.
Eğer ne kira sözleşmesinde ne de yönetim planında açık bir yasak yoksa, sırf evde bir kedi veya köpek bulunması çoğu zaman tek başına tahliye için yeterli görülmez. Buna karşılık hayvanın aşırı gürültü çıkarması, ortak alanları kirletmesi, saldırgan davranış göstermesi veya diğer sakinler için tahammül sınırını aşan bir rahatsızlık yaratması halinde durum değişir. Bu durumda artık mesele yalnızca hayvan besleme özgürlüğü değil, komşuluk hukukuna aykırılık ve kiralananın sözleşmeye aykırı kullanımı haline gelir.
İstanbul avukat desteğiyle yürütülen dosyalarda ilk bakılan unsur, olayın salt bir tercih meselesi mi yoksa hukuken müdahale edilebilir bir ihlal mi olduğudur. Tahliye için doğrudan sonuç çıkarılamaz; önce hukuki temel kurulmalıdır.
Kira sözleşmesinde yasak varsa ev sahibi doğrudan tahliye isteyebilir mi?
Kural olarak hayır, kira sözleşmesinde yasak olması tek başına her durumda anında tahliye anlamına gelmez. Sözleşmede “kiralananda evcil hayvan beslenemez” şeklinde açık hüküm bulunması önemlidir; ancak bu hükmün ihlali halinde izlenecek yol TBK m. 316 çerçevesinde değerlendirilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin çoğu durumda yazılı ihtar çekmesi, aykırılığın giderilmesi için en az otuz gün süre vermesi ve buna rağmen ihlalin sürmesi gerekir.
TBK m. 316’nın üçüncü fıkrası ise istisnai durumları düzenler. Kiracının davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturanlar bakımından çekilmez hale gelmesi, sürenin yararsız olacağının anlaşılması ya da ağır zarar ortaya çıkması halinde kiraya veren yazılı bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Örneğin saldırgan çok sayıda köpeğin komşulara fiili tehlike yaratması veya taşınmazın ağır hijyen sorununa yol açacak şekilde kullanılması bu kapsama girebilir.
Bu nedenle sözleşmedeki yasak hükmü önemlidir ama tek başına mekanik bir sonuç doğurmaz. Ev sahibinin, sözleşme hükmünü doğru usulle ileri sürmesi gerekir. Aksi halde tahliye davası usulden veya esastan reddedilebilir.
Yönetim planında evcil hayvan yasağı varsa sonuç ne olur?
Yönetim planında açık bir yasak varsa sonuç çoğu zaman kiracı aleyhine daha ağırdır. Kat Mülkiyeti Kanunu m. 28 uyarınca yönetim planı bütün kat maliklerini bağladığı gibi, bağımsız bölümü kullanan kiracılar üzerinde de etkili olur. Ayrıca KMK m. 18 gereğince kat malikleri ve bağımsız bölümden yararlananlar, doğruluk kurallarına uymak, birbirini rahatsız etmemek ve ana gayrimenkule zarar vermemek zorundadır.
Yargıtay uygulaması da yönetim planına özel önem vermektedir. Yargıtay 5. HD, 2024/1124 E., 2024/5060 K. sayılı kararında site yöneticisinin aktif husumet ehliyeti tartışılmış; ayrıca bu tür uyuşmazlıklarda davayı kimin açabileceği ve hangi taleplerin ileri sürülebileceği üzerinde durulmuştur. Yargıtay 5. HD, 2024/13991 E., 2025/11046 K. sayılı kararda ise somut olayın niteliğine göre çok sayıda hayvan beslenmesi sınırlandırılmış ve hoşgörü sınırı yaklaşımı değerlendirilmiştir.
Uygulamada görüyoruz ki, yönetim planında açık ve kesin yasak varsa mahkemeler çoğu zaman ayrıca somut rahatsızlık aramaksızın plan hükmünün uygulanmasına daha yakın durmaktadır. Buna rağmen yine de talebin niteliği önemlidir. Her olayda doğrudan kiracının evden çıkarılması yerine önce hayvanın bağımsız bölümden uzaklaştırılması veya aykırılığın giderilmesi seçeneği gündeme gelebilir.
Komşuların şikayeti tahliye için yeterli midir?
Hayır, yalnızca genel ve soyut şikayetler tahliye için yeterli değildir. Şikayetin somut delillerle desteklenmesi gerekir. TBK m. 316 kapsamında komşulara saygı borcunun ihlal edildiği ileri sürülüyorsa, mahkeme çoğu zaman rahatsızlığın düzeyini, sürekliliğini ve objektif ağırlığını araştırır. “Köpek havlıyor”, “koku var”, “rahatsız oluyoruz” gibi soyut ifadeler tek başına yeterli görülmeyebilir.
İspat için tanık anlatımları, site tutanakları, ihtarnameler, veteriner veya çevre hijyen raporları, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi önem taşır. Özellikle ortak alanların kirletildiği, saldırı riski bulunduğu veya uzun süreli gürültü oluştuğu iddialarında somut tespit yapılması gerekir. Yargıtay 20. HD, 2017/3142 E., 2017/6895 K. ve Yargıtay 5. HD, 2020/10691 E., 2021/2145 K. çizgisindeki kararlar, rahatsızlığın somutlaştırılmasının önemini göstermektedir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir hata, ev sahibinin yalnızca WhatsApp şikayetleri veya apartmandaki sözlü yakınmaları yeterli sanmasıdır. Oysa mahkeme, subjektif hoşnutsuzlukla objektif rahatsızlığı ayırır. Kiracı açısından da savunma yalnızca “hayvanım sessizdir” demekle sınırlı kalmamalı; aşı kayıtları, eğitim durumu, bakım koşulları ve ortak alan kullanımına ilişkin belgelerle desteklenmelidir.
Mahkeme doğrudan kiracının tahliyesine mi karar verir, yoksa önce hayvanın uzaklaştırılması mı istenir?
Her dosyada doğrudan kiracının tahliyesi kararı verilmez; çoğu olayda önce daha ölçülü müdahale seçenekleri değerlendirilir. Özellikle apartman ve site uyuşmazlıklarında, ihlalin niteliğine göre hayvanın bağımsız bölümden veya ortak alanlardan uzaklaştırılması, belirli sayının üzerinde hayvan bulundurulmamasına karar verilmesi ya da aykırı kullanımın önlenmesi gibi çözümler gündeme gelebilir.
Yargıtay 5. HD, 2024/1124 E., 2024/5060 K. kararı yanında uygulamada anılan Yargıtay 5. HD, 2020/7816 E. sayılı yaklaşım, orantılılık ilkesinin önemini göstermektedir. Yargıtay 5. HD, 2024/13991 E., 2025/11046 K. kararında da davalının bir adet kedi ve bir adet köpek dışında hayvan bulundurmasının engellenmesine yönelik sınırlı çözümün onandığı görülmektedir. Bu yaklaşım, her ihlalin otomatik tahliye ile sonuçlanmaması gerektiğini gösterir.
Bununla birlikte, çok sayıda hayvanın kötü hijyen koşullarında barındırılması, komşuların güvenliğini tehlikeye sokması veya taşınmazın fiilen barınak haline gelmesi durumunda kiracının tahliyesi de mümkün hale gelebilir. Bu noktada ölçülülük, zarar ağırlığı ve ihtara rağmen aykırılığın sürüp sürmediği belirleyicidir.
Kiracı taşınmaza verilen zarardan sorumlu olur mu?
Evet, kiracı taşınmaza sözleşmeye aykırı kullanımdan doğan zararlardan sorumlu olabilir. Türk Borçlar Kanunu m. 334’e göre kiracı kiralananı teslim aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür; ancak sözleşmeye uygun kullanımdan doğan olağan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Buna karşılık hayvan nedeniyle kapıların, parkelerin, duvarların, bahçenin veya ortak alanların olağan kullanım sınırını aşan biçimde zarar görmesi durumunda tazminat sorumluluğu gündeme gelir.
Burada önemli ayrım, normal yaşamın sonucu olan sıradan yıpranma ile aşırı ve kusurlu zarar arasındadır. Örneğin tek bir ev kedisinin zaman içinde oluşturduğu küçük tırmalama izi ile çok sayıda hayvanın taşınmazı yaşanamaz hale getirecek ölçüde yıpratması aynı şekilde değerlendirilmez. Ev sahibi zarar iddiasında bulunuyorsa bunu fotoğraf, ekspertiz, teslim tutanağı ve gerektiğinde bilirkişi raporuyla ispatlamalıdır.
İstanbul gayrimenkul avukatı desteğiyle açılan davalarda tahliye talebi ile tazminat talebinin birbirine karıştırılmaması gerekir. Bazı olaylarda tahliye şartları oluşmaz; ama zarar tazmini mümkündür. Bazı olaylarda ise hem tahliye hem maddi zarar gündeme gelebilir.
Ev sahibi ve kiracı bu tür uyuşmazlıklarda nasıl hareket etmelidir?
Ev sahibi önce mevcut kira sözleşmesini, apartman veya site yönetim planını ve somut şikayet delillerini toplamalıdır. Hemen sözlü baskı kurmak, kilit değiştirmek, elektrik-su kesmek veya fiili müdahalede bulunmak hukuka aykırıdır. Uygun yol; gerekiyorsa noter ihtarnamesi göndermek, TBK m. 316 kapsamındaki süre ve şartlara uymak, ardından dava veya icra yoluna başvurmaktır.
Kiracı ise haklı olduğunu düşünse bile yönetim planını yok saymamalı, komşu şikayetlerini küçümsememeli ve özellikle ortak alan kullanımında dikkatli olmalıdır. Hayvanın aşı karnesi, eğitim belgeleri, hijyen önlemleri ve rahatsızlık yaratılmadığını gösteren somut veriler savunmada önemli olabilir. Kira sözleşmesinde yasak hükmü varsa, bunun hukuki etkisi profesyonel destekle değerlendirilmelidir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da tarafların meseleyi kişiselleştirerek hukuki zeminden uzaklaşmasıdır. Oysa bu tür dosyalarda sonuç; duygusal tartışmalardan değil, sözleşme, yönetim planı, delil ve usul kurallarından çıkar. İstanbul avukat desteği bu nedenle özellikle önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Ev sahibi kira sözleşmesinde yasak yoksa sırf hayvan istemediği için kiracıyı çıkarabilir mi?
Hayır, sadece kişisel hoşnutsuzluk yeterli değildir. Kira sözleşmesinde açık bir yasak hükmü yoksa ve yönetim planı da buna engel oluşturmuyorsa, ev sahibinin sırf hayvan sevmemesi nedeniyle tahliye istemesi genellikle yeterli olmaz. Tahliye talebinin başarı şansı için TBK m. 316 kapsamında komşulara rahatsızlık, taşınmaza zarar veya sözleşmeye aykırı kullanımın somut delillerle ortaya konulması gerekir. Aksi halde dava reddedilebilir.
Site yönetimi tek başına kiracının hayvanını çıkartabilir mi?
Genellikle hayır. Site yönetimi, kendi başına fiili müdahalede bulunamaz; zabıta çağırarak ya da karar asarak doğrudan hayvanı çıkartma yetkisi yoktur. Ayrıca dava açma ehliyeti de her dosyada otomatik kabul edilmez. Yargıtay 5. HD, 2024/1124 E., 2024/5060 K. kararında aktif husumet ehliyeti tartışması önem kazanmıştır. Bu nedenle site yönetiminin hangi yetkiyle hareket ettiğinin ayrıca incelenmesi gerekir.
Bir kiracının evde birden fazla hayvan beslemesi her zaman hukuka aykırı mıdır?
Hayır, sayı tek başına otomatik yasak anlamına gelmez. Ancak hayvan sayısı arttıkça rahatsızlık, hijyen ve güvenlik bakımından risk büyür. Yargıtay 5. HD, 2024/13991 E., 2025/11046 K. sayılı kararında da somut olayın özelliklerine göre sınırlandırma yapılabildiği görülmektedir. Mahkeme; taşınmazın niteliği, çevre koşulları, komşuların etkilenme düzeyi ve hoşgörü sınırını birlikte değerlendirir. Bu yüzden her olay kendi içinde incelenir.
Kiracı ihtara rağmen hayvanı çıkarmadıysa ne olur?
Eğer geçerli bir sözleşme yasağı, yönetim planına aykırılık veya TBK m. 316 kapsamında giderilmesi gereken bir ihlal varsa ve kiracı yazılı ihtara rağmen aykırılığı gidermemişse, ev sahibi dava yoluna başvurabilir. Mahkeme önce hayvanın uzaklaştırılmasına, belirli davranışların önlenmesine ya da şartları oluşmuşsa tahliyeye karar verebilir. Burada ihtarın içeriği, verilen sürenin yeterliliği ve aykırılığın gerçekten sürüp sürmediği kritik önemdedir.
Kiracı tahliye edilirse ayrıca zarar tazminatı da ödeyebilir mi?
Evet, şartları varsa ödeyebilir. Tahliye kararı ile maddi zarar sorumluluğu birbirinden farklıdır. TBK m. 334 uyarınca kiracı, sözleşmeye uygun kullanımdan doğan olağan eskimeden sorumlu olmaz; fakat hayvan nedeniyle ortaya çıkan olağan dışı zararlar için tazminat istenebilir. Parke sökülmesi, yoğun koku nedeniyle ek masraf doğması, bahçe veya ortak alanlarda ciddi hasar oluşması gibi durumlarda ev sahibi ayrıca zarar hesabı yaptırarak talepte bulunabilir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

