Israrlı takip suçu nedir?
Israrlı takip suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenen ve kişinin günlük hayat huzurunu, güvenlik duygusunu ve hareket özgürlüğünü korumayı amaçlayan bir suç tipidir. Kanuna göre bir kişiyi ısrarlı şekilde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri veya üçüncü kişiler üzerinden sürekli temas kurmaya çalışmak; mağdurda ciddi huzursuzluk oluşturuyor veya kendisinin ya da yakınlarının güvenliği konusunda endişe yaratıyorsa suç oluşabilir.
Bu düzenleme 27 Mayıs 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten önceki eylemler bakımından TCK 123/A’nın doğrudan uygulanması mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 12. CD, 2023/5834 E., 2025/3410 K. sayılı kararında da kanunilik ilkesi gereği yeni suç tipinin geçmişe yürütülemeyeceği vurgulanmıştır.
Uygulamada görüyoruz ki mağdurlar çoğu zaman yaşadıkları durumu başlangıçta sadece rahatsız edici bir iletişim sorunu sanıyor. Oysa devam eden aramalar, farklı numaralardan mesajlar, sosyal medyada yeni hesap açılarak iletişim kurulması, ev veya işyeri önünde bekleme ve ortak tanıdıklar üzerinden baskı kurulması bir noktadan sonra doğrudan ceza hukuku sorunu haline gelir. Özellikle bir İstanbul avukat ya da İstanbul ceza avukatı ile erken değerlendirme yapılması, olayın tehdit, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal veya 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleriyle birlikte ele alınmasını sağlayabilir.
Hangi davranışlar ısrarlı takip suçuna dönüşebilir?
Her mesaj veya her arama suç sayılmaz; ancak tekrar eden ve baskı oluşturan davranışlar ısrarlı takip kapsamına girebilir.
TCK 123/A bakımından tipik örnekler şunlardır:
- Sürekli telefon aramaları yapmak, engellendikten sonra farklı hatlardan ulaşmaya çalışmak
- Peş peşe mesaj, e-posta veya doğrudan mesaj göndermek
- Sosyal medya hesaplarından ısrarla takip isteği yollamak, yorumlarla baskı kurmak
- Mağdurun evi, işi, okulu veya sık bulunduğu yerlere tekrar tekrar gitmek
- Arkadaş, akraba veya iş çevresi üzerinden haber yollayarak temas kurmaya çalışmak
- Takip edilmek istemediği açıkça bilinmesine rağmen fiziksel yakınlık kurmaya devam etmek
Buradaki asıl mesele davranışın sayısı kadar etkisidir. Tek bir rahatsız edici mesaj çoğu olayda bu suçu oluşturmaz. Fakat aynı davranış farklı kanallardan, mağdurun açık itirazına rağmen ve kısa aralıklarla sürdürülüyorsa ceza hukuku açısından tablo değişir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda sorun, mağdurun ilk günlerde ekran görüntüsü almaması ve iletişim kayıtlarını korumamasıdır. Bu da daha sonra ispatı zorlaştırır.
Yargıtay 4. CD, 2021/27098 E., 2021/29961 K. sayılı kararında failin telefon etmesi, mağdurun evinin önüne gelmesi ve takip davranışlarının bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği yaklaşımı öne çıkmıştır. Her ne kadar bu karar yeni düzenleme öncesi uygulamaya ışık tutsa da, bugün ısrar unsurunun yorumunda hala önem taşır.
Suçun oluşması için hangi şartlar aranır?
Israrlı takip suçunun oluşması için tekrar, yönelmişlik ve mağdurda ciddi etki birlikte aranır.
Birinci şart, davranışların belirli bir kişiye yönelmiş olmasıdır. Rastgele iletişim kurma girişimleri değil, somut bir mağdura odaklanan takip aranır. İkinci şart, fiilin ısrarlı olmasıdır. Kanunda kaç kez yapılması gerektiği sayısal olarak yazılı değildir; fakat tek bir hareketin çoğu durumda yeterli olmadığı kabul edilir. Üçüncü şart ise mağdurda ciddi huzursuzluk oluşması veya kendisinin ya da yakınlarının güvenliğinden endişe duymasıdır.
Problem tam burada büyür. Mağdur rahatsız olduğunu söylediği halde fail geri çekilmiyorsa mesele sıradan bir iletişim talebinden çıkar. Agitation aşamasında kişi işine giderken güzergahını değiştirmeye, sosyal medya hesaplarını kapatmaya, telefon numarasını yenilemeye, hatta evden yalnız çıkmamaya başlayabilir. Özellikle ayrılık sonrası başlayan takip davranışları, ileride tehdit veya fiziksel şiddet riskine dönüşebildiği için küçümsenmemelidir.
Çözüm ise olayın erken fark edilmesi ve hukuki olarak doğru sınıflandırılmasıdır. Uygulamada görüyoruz ki bazı dosyalarda hem TCK 123/A hem TCK 106 kapsamındaki tehdit suçu hem de TCK 125 kapsamındaki hakaret suçu birlikte gündeme gelebilir. Bu nedenle yalnızca bir mesaj örneğine bakılarak değil, tüm olay zinciri kronolojik biçimde değerlendirilmelidir.
Yargıtay 12. CD, 2023/5655 E., 2023/4563 K. sayılı kararında da ısrar unsurunun somut olayın bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım dikkat çekmektedir. Bu karar, tekil davranış ile sistematik baskı arasındaki ayrımın pratikte ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Israrlı takip suçunun cezası ve nitelikli halleri nelerdir?
TCK 123/A’nın temel halinde ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir; bazı durumlarda ceza 1 yıldan 3 yıla çıkar.
Kanunun temel hali bakımından, ısrarlı biçimde takip veya temas kurma eylemleri nedeniyle mağdurda ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi doğmuşsa 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası söz konusu olur. Ancak suçun bazı ağır halleri vardır. Bunlar özellikle çocuğa karşı işlenmesi, ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, işyerini veya konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olunması ve hakkında uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbiri bulunan fail tarafından işlenmesidir.
Bu nitelikli hallerde ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak uygulanır. Özellikle aile içi veya duygusal ilişki sonrası dosyalarda bu ayrım çok önemlidir. Çünkü taraflar arasında daha önce evlilik ya da duygusal birliktelik bulunması, fiili hafifletmez; tam tersine bazı durumlarda daha ağır yaptırımı gündeme getirir.
Yargıtay 12. CD, 2023/5745 E., 2025/181 K. sayılı kararında çocuğa karşı işlenen ısrarlı takip eylemleri bakımından nitelikli halin göz ardı edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu karar, mağdurun korunmaya daha fazla ihtiyaç duyduğu durumlarda mahkemelerin yaklaşımını göstermesi bakımından önemlidir.
Bunun yanında fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevirme gibi kurumlar somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilebilir. Ancak mağdur bakımından asıl önemli olan sadece verilecek ceza değil, takip davranışının durdurulması ve güvenliğin sağlanmasıdır.
Şikayet süresi, deliller ve başvuru süreci nasıl işler?
Israrlı takip suçu şikayete bağlıdır ve genel kural olarak fiil ile fail öğrenildikten sonra 6 ay içinde şikayet edilmelidir.
TCK 123/A’nın üçüncü fıkrası açık şekilde soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olduğunu düzenler. Şikayet süresi bakımından TCK 73 devreye girer. Buna göre mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmalıdır. Ancak mütemadi nitelikteki eylemlerde sürenin başlangıcı uygulamada daha dikkatli değerlendirilir; çünkü takip davranışı sürdükçe ihlal de devam ediyor olabilir.
Delil tarafında mümkün olan her kayıt korunmalıdır. Örneğin:
- Arama kayıtları ve çağrı ekran görüntüleri
- SMS, WhatsApp, e-posta ve sosyal medya mesajları
- Kamera kayıtları ve apartman güvenlik görüntüleri
- Tanık anlatımları
- Failin mağdurun konumuna sürekli geldiğini gösteren görüntüler
- Uzaklaştırma kararına aykırı davranış tutanakları
Şikayet karakola, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk birimlerine yapılabilir. Eğer olay aynı zamanda aile içi şiddet, tehdit veya fiziksel müdahale boyutuna ulaşıyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri de ayrıca talep edilmelidir. Israrlı takip suçu uzlaştırmaya tabi değildir; CMK 253/3 bu konuda açık istisna öngörür. Bu nokta önemlidir, çünkü birçok kişi şikayete bağlı suçların tamamının uzlaşma kapsamına girdiğini sanmaktadır.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir hata, mağdurun sadece son mesajı göstermesi ve önceki haftalara yayılan baskıyı anlatmamasıdır. Oysa savcılık açısından davranışın ısrarlı olduğunu göstermek için olay zinciri ne kadar net ortaya konursa dosya o kadar güçlü ilerler.
İstanbul’da ısrarlı takip dosyalarında nelere dikkat edilmelidir?
İstanbul’da bu tür dosyalarda hız, delil düzeni ve koruyucu tedbirler belirleyici olur.
İstanbul gibi nüfusu yoğun ve dijital iletişimin çok yaygın olduğu bir şehirde ısrarlı takip dosyaları çoğu zaman sadece fiziki takipten ibaret olmaz. Fail bir yandan mesaj atarken diğer yandan işyerine gelmekte, ortak çevre üzerinden haber göndermekte veya sosyal medya üzerinden baskı kurabilmektedir. Bu nedenle başvuru yapılırken olayların tarih sırasına göre dökümü hazırlanmalı, her temasın ekran görüntüsü ya da kaydı saklanmalı ve mümkünse tek dosya halinde sunulmalıdır.
Uygulamada görüyoruz ki İstanbul ceza avukatı desteği alınan dosyalarda savcılık başvurusu ile koruma tedbiri talepleri eş zamanlı yürütüldüğünde mağdurun korunması daha etkili olabiliyor. Özellikle ayrılık sonrası takip, çocukla temas bahanesiyle baskı kurma veya uzaklaştırma kararına rağmen iletişime devam etme hallerinde yalnız ceza şikayeti yeterli olmayabilir.
Bir İstanbul avukat ile çalışmanın pratik faydası, hem ceza dosyasını hem de gerekiyorsa aile mahkemesi veya koruma tedbiri süreçlerini birlikte koordine edebilmektir. Çünkü bazen aynı olay hem TCK 123/A açısından suç oluşturur hem de 6284 sayılı Kanun bakımından önleyici tedbir gerektirir. Yanlış veya eksik başvuru, failin davranışlarının devam etmesine neden olabilir.
Mağdur ve şüpheli açısından doğru hukuki strateji nedir?
Mağdur için temel strateji hızlı delil toplamak; şüpheli için ise iletişimi derhal kesmek ve savunmayı somut olay üzerinden kurmaktır.
Mağdur açısından en doğru adım, rahatsızlığın açık biçimde ortaya konulması ve buna rağmen süren temasların kayıt altına alınmasıdır. Eğer fail engellenmesine rağmen farklı kanallardan devam ediyorsa bu husus ayrıca önem taşır. Güvenlik riski varsa karakol başvurusu ve koruyucu tedbir talepleri geciktirilmemelidir.
Şüpheli açısından ise savunma, sadece iyi niyet iddiasına dayandırılmamalıdır. Mahkeme somut olaya bakar: Kaç kez iletişim kuruldu, hangi aralıklarla tekrarlandı, mağdur açıkça rahatsız olduğunu bildirdi mi, temas üçüncü kişiler üzerinden sürdü mü, mağdur yaşam düzenini değiştirdi mi? Bu soruların cevabı belirleyicidir. Gereksiz açıklamalar veya delille çelişen savunmalar dosyayı ağırlaştırabilir.
Yargıtay’ın son yıllardaki yaklaşımı, ısrarlı takip iddialarını sadece romantik ilişki kalıntısı veya basit ısrar olarak görmemek yönündedir. Bu da hem mağdurun korunması hem de şüphelinin savunmasını daha dikkatli kurması gerektiğini göstermektedir.
Sık sorulan sorular
Israrlı takip suçu için tek bir mesaj yeterli olur mu?
Genellikle hayır. TCK 123/A bakımından aranan unsur ısrardır. Tek bir mesaj, tek bir arama veya tekil bir karşılaşma çoğu olayda yeterli kabul edilmez. Ancak bu tekil davranış tehdit, hakaret ya da özel hayatın gizliliğini ihlal gibi başka suçları oluşturabilir. Bu nedenle olay yalnız sayı üzerinden değil, içerik ve bağlam üzerinden değerlendirilmelidir.
Eski eşin sürekli araması ısrarlı takip sayılır mı?
Eğer aramalar süreklilik taşıyor, mağdur açıkça istemediğini belirttiği halde devam ediyor ve bu durum kişide ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratıyorsa evet, ısrarlı takip gündeme gelebilir. Üstelik suçun ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi TCK 123/A kapsamında nitelikli hal sayıldığından ceza daha ağır uygulanabilir.
Israrlı takip suçunda uzlaşma olur mu?
Hayır. Bu suç şikayete bağlı olmasına rağmen uzlaştırmaya tabi değildir. CMK 253/3 hükmü gereği ısrarlı takip suçu bu kapsam dışında bırakılmıştır. Bu ayrım önemlidir; çünkü taraflar arasında kişisel ilişki bulunması, dosyanın otomatik olarak uzlaşmaya gideceği anlamına gelmez. Savcılık ve mahkeme süreci olağan ceza yargılaması içinde yürür.
Sosyal medyadan yazmak da ısrarlı takip suçu oluşturur mu?
Evet, oluşturabilir. TCK 123/A sadece fiziki takibi değil, bilişim sistemleri ve iletişim araçlarıyla temas kurma çabalarını da kapsar. Sosyal medya hesaplarından sürekli mesaj atmak, engel sonrası yeni hesap açmak, yorumlarla baskı kurmak veya üçüncü kişilere yazdırmak ısrarlı takip dosyalarında sık görülen örneklerdir. Burada yine belirleyici olan unsur tekrarlılık ve mağdur üzerindeki ciddi etkidir.
Şikayet ettikten sonra hangi delilleri sunmak gerekir?
Arama kayıtları, mesaj ekran görüntüleri, e-posta dökümleri, güvenlik kamerası kayıtları, tanık anlatımları ve varsa uzaklaştırma kararına aykırı davranışlara ilişkin tutanaklar önemlidir. Delillerin tarih sıralı ve düzenli sunulması dosyanın anlaşılmasını kolaylaştırır. Özellikle İstanbul gibi yoğun yaşam temposu olan yerlerde olay zincirini net anlatan bir delil klasörü hazırlamak başvurunun etkisini ciddi biçimde artırır.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

