Kiracı Aidat Borcuna İtiraz Edebilir mi? 2026 Rehberi

Kısa Cevap: Evet, kiracı aidat borcuna itiraz edebilir; ancak itirazın başarılı olması için borcun hangi kalemlerden oluştuğu, kira sözleşmesindeki yükümlülük dağılımı ve site yönetiminin dayandığı belgeler dikkatle incelenmelidir. Özellikle işletme projesi, yönetim planı, kat malikleri kurulu kararı ve gider belgeleri görülmeden yapılan ödeme ya da itiraz, sonradan tahliye ve icra riski doğurabilir.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kiracı aidat borcuna itiraz edebilir mi sorusu, özellikle büyük sitelerde, rezidanslarda ve yüksek ortak giderli konutlarda 2026 yılında en sık karşılaştığımız gayrimenkul hukuku başlıklarından biridir. İstanbul gibi aidat kalemlerinin hızla arttığı şehirlerde kiracılar çoğu zaman hangi ödemenin gerçekten kendilerine ait olduğunu, hangi giderin malike ait kalması gerektiğini ve yönetimden hangi belgeleri isteme hakları bulunduğunu bilmeden hareket etmektedir.

Problem tam da burada başlar. Kiracıya yalnızca bir rakam bildirilir; çoğu zaman detaylı döküm verilmez. Ardından ödeme yapılmadığında icra takibi, temerrüt ihtarı veya tahliye tehdidi gündeme gelir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, kiracının aslında itiraz edebileceği kalemleri bilmediği için gereğinden fazla ödeme yaptığı; bazen de haklı olduğu halde usulü yanlış kurduğu için aleyhine süreç geliştiği görülmektedir.

Uygulamada görüyoruz ki doğru çözüm, “aidatı hiç ödemeyeyim” ya da “ne istenirse ödeyeyim” uçlarının ikisi de değildir. Çözüm; borcun hukuki dayanağını görmek, kira sözleşmesini okumak, ortak gider kalemlerini ayırmak ve gerekiyorsa itirazı yazılı ve belgeli biçimde kurmaktır. Özellikle İstanbul avukat desteği arayan kiracılar ve malikler bakımından, bu başlık hem icra hem tahliye hem de alacak uyuşmazlığı doğurabildiği için erken hukuki değerlendirme önem taşır.

Kiracı aidat borcuna itiraz edebilir mi?

Evet, kiracı aidat borcuna itiraz edebilir. Ancak bu itiraz, “ben ödemek istemiyorum” şeklinde soyut bir karşı çıkış değil; borcun hukuki niteliğine ve hesap yöntemine dayalı somut bir itiraz olmalıdır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20 ortak giderlere katılma esaslarını düzenlerken, m. 22 kiracının da bazı giderlerden malik ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabileceğini kabul eder. Bununla birlikte kiracının sorumluluğu sınırsız değildir; kanun açıkça kiracının sorumluluğunu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlar.

Buradaki kritik nokta şudur: Her aidat kalemi kiracıya yüklenemez. Kullanıma bağlı işletme giderleri ile malikin mülkiyet sıfatından doğan bazı giderleri aynı sepette değerlendirilemez. Örneğin kapıcı, güvenlik, temizlik, ortak alan elektrik-su, asansör bakım, ısıtma gibi kalemler çoğu zaman kullanım ve işletme gideri niteliğindedir. Buna karşılık büyük demirbaş yenilemeleri, esaslı güçlendirme giderleri veya malik lehine değer artıran bazı kalemler, somut sözleşme ve yönetim planı ayrıca incelenmeden otomatik biçimde kiracıya yansıtılamaz.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 341 de kiracının, aksi kararlaştırılmadıkça veya yerel adet bulunmadıkça, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanım giderlerine katlanacağını belirtir. TBK m. 346 ise kiracıya kira bedeli ve yan gider dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceğini söyler. Bu yüzden aidat adı altında istenen her kalem otomatik olarak geçerli kabul edilmez.

Kiracı hangi belgeleri isteme hakkına sahiptir?

Kiracı, kendisinden talep edilen aidat borcunun dayanağını oluşturan belgeleri isteme hakkına sahiptir. Çünkü borç ilişkisinde şeffaflık ve ispat temel ilkedir. Özellikle yönetim tarafından ya da malik aracılığıyla talep edilen miktarın hangi dönemlere, hangi gider kalemlerine ve hangi hesaplama yöntemine dayandığı açık değilse kiracının tereddüt yaşaması hukuken olağandır.

Bu noktada en önemli belge, Kat Mülkiyeti Kanunu m. 37 kapsamında hazırlanan işletme projesidir. İşletme projesinde tahmini giderler, avans miktarı ve bağımsız bölümlere düşen paylar gösterilir. Buna ek olarak yönetim planı, kat malikleri kurulu kararları, aylık aidat çizelgeleri, varsa ek bütçe kararları, fatura ve makbuzlar, gecikme tazminatı hesabı ve borç ekstresi de incelenmelidir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir sorun, kiracıya yalnızca WhatsApp mesajı veya kısa bir excel ekranı gönderilerek ödeme talep edilmesidir. Oysa özellikle yüksek meblağlı site aidatlarında, hangi kalemin düzenli işletme gideri olduğu, hangisinin geçmiş dönem borcu olduğu, hangisinin malike ait yapısal gider olduğu ayrıştırılmadan yapılan talep ciddi uyuşmazlık doğurur. İstanbul gayrimenkul avukatı desteği gerektiren dosyalarda çoğu zaman ilk işimiz bu belgeleri kalem kalem ayırmak olmaktadır.

Kiracı belge isterken yazılı hareket etmelidir. E-posta, noter ihtarı veya en azından ispatlanabilir mesajlaşma kanallarıyla “borç dökümü, dönem listesi, işletme projesi ve karar örnekleri” talep edilmesi, ileride açılacak davada ya da icra itirazında önemli avantaj sağlar.

Hangi durumlarda aidat borcuna haklı itiraz edilir?

Kiracı aidat borcuna, borcun hiç doğmadığı, yanlış hesaplandığı veya kendisine ait olmayan kalemler içerdiği durumlarda haklı şekilde itiraz edebilir. İlk ve en yaygın itiraz sebebi, talep edilen giderlerin kira sözleşmesinde kiracıya yüklenmemiş olmasıdır. Sözleşmede sadece “aidat kiracıya aittir” denmiş olsa bile, bu ibarenin kapsamı sınırsız değildir; TBK m. 346 emredici sınır çizer.

İkinci önemli itiraz sebebi, talebin belgeye dayanmamasıdır. Yargıtay 18. HD, 2015/11619 E., 2016/7490 K. sayılı kararında, aidat borcuna ilişkin deliller toplanmadan sonuca gidilemeyeceğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, yalnızca rakam bildirmekle yetinilemeyeceğini; borcun hukuki ve muhasebi dayanağının gösterilmesi gerektiğini ortaya koyar.

Üçüncü itiraz sebebi, malik yükümlülüğündeki kalemlerin kiracıya yansıtılmasıdır. Örneğin büyük çaplı demirbaş yenilemesi, yapısal onarım veya mülkiyet değerini artıran bazı harcamalar, sırf aidat başlığı altında toplandığı için kendiliğinden kiracı borcu haline gelmez. Uygulamada görüyoruz ki özellikle rezidans ve site yönetimlerinde “ek ödeme”, “özel fon”, “yenileme katkı payı” gibi başlıklarla istenen bedellerin hukuki niteliği çoğu zaman ayrı değerlendirilmelidir.

Dördüncü itiraz nedeni, yanlış dönem veya mükerrer tahsilat olabilir. Kiracıdan taşınmazı fiilen kullanmadığı dönem için aidat istenmesi, önceki kiracıya veya malike ait borçların yeni kiracıya yöneltilmesi ya da aynı kalemin hem aidat hem ayrı gider olarak yansıtılması sık rastlanan hatalardandır.

  • Sözleşmeye aykırı yükleme: Kira sözleşmesinde açıkça üstlenilmeyen veya emredici hukuka aykırı kalemler.
  • Belgesiz talep: İşletme projesi, karar ve gider belgesi olmadan istenen aidat.
  • Yanlış hesap: Arsa payı, bağımsız bölüm tipi veya dönem hesabının hatalı yapılması.
  • Malike ait gider: Büyük yenileme ve yapısal giderlerin doğrudan kiracıya yüklenmesi.
  • Mükerrer ya da geçmiş borç: Başkasına ait veya önce ödenmiş kalemlerin yeniden istenmesi.

Yönetim veya malik aidat alacağını nasıl ispat etmelidir?

Yönetim ya da malik, aidat alacağını somut belgelerle ispat etmelidir. Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20 ve m. 37 birlikte değerlendirildiğinde, ortak giderlerin keyfi değil, belirlenebilir ve denetlenebilir olması gerekir. Bu nedenle yalnızca sözlü beyan veya mesaj içeriği çoğu zaman yeterli olmaz; hangi dönem için ne kadar borç doğduğu ve bunun hangi karar veya projeye dayandığı gösterilmelidir.

Yargıtay 20. HD, 2017/1717 E., 2017/3826 K. sayılı kararında, kira sözleşmesinde ortak gider aidat alacağının taraflar arasında kararlaştırılmış olmasının iç ilişkiyi ilgilendirdiğini; malikin ortak gider alacağını kiracıdan isteyebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu kabul, belgesiz ve denetimsiz talep anlamına gelmez. Malik veya yönetim yine de borcun doğduğunu ve miktarını ispatla yükümlüdür.

Uygulamada sağlam ispat için şu belgeler öne çıkar: yönetim planı, kat malikleri kurulu karar tutanakları, işletme projesi, aidat tahakkuk çizelgesi, bağımsız bölüm bazlı hesap dökümü, fatura ve makbuzlar, varsa önceki ödeme kayıtları ve ihtarnameler. Özellikle icra takibine itiraz halinde, dosyanın yalnızca aidat cetveline değil, dayanak hesap evrakına yaslanması gerekir.

Malikin kiracı adına ödeme yapmış olması halinde de durum değişmez. Yargıtay 13. HD, 2013/17439 E., 2013/29832 K. sayılı kararda, malik tarafından ödenen aidatın şartları varsa kiracıdan talep edilebileceği kabul edilmiştir. Fakat burada da ödemenin hangi döneme ve hangi sözleşmesel yükümlülüğe dayandığı ispat edilmelidir.

Aidat borcu ödenmezse icra ve tahliye riski doğar mı?

Evet, aidat borcu niteliği itibarıyla yan gider kapsamında ise ve kiracı bu borcu muaccel olduğu halde ödemezse, icra takibi ve belirli şartlarda tahliye riski doğabilir. TBK m. 315 açık biçimde, kiracının kira bedelini veya yan gideri ödememesi halinde kiraya verenin yazılı süre vererek temerrüt sürecini başlatabileceğini düzenler. Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az otuz gündür.

Yargıtay 8. HD, 2017/3731 E., 2017/12158 K. sayılı kararında, yan gider ödeme borcunun yerine getirilmemesinin tahliye sonucuna yol açabileceğini kabul etmiştir. Ancak burada kritik nokta, borcun gerçekten kiracıya ait ve muaccel bir yan gider olmasıdır. Yani her aidat ihtilafı otomatik tahliye sebebi değildir. Önce giderin niteliği, sözleşmedeki düzenleme, ihtarın usulü ve verilen sürenin kanuna uygunluğu incelenir.

Bu nedenle kiracı açısından en büyük hata, hiçbir inceleme yapmadan ödemezlikte ısrar etmek; malik açısından en büyük hata ise dayanağı zayıf aidat kalemlerini tahliye aracı gibi kullanmaktır. Uygulamada görüyoruz ki uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, erken aşamada doğru belge paylaşımı ve yazılı mutabakat ile dava aşamasına gelmeden çözülebilir.

Öte yandan yönetim tarafından doğrudan başlatılan icra takibi ile malikin TBK m. 315 çerçevesindeki tahliye süreci birbirinden farklıdır. Yönetim, Kat Mülkiyeti Kanunu kaynaklı alacağını takip eder; malik ise kira ilişkisinden doğan yan gider borcu üzerinden temerrüt ve tahliye yoluna gidebilir. Bu ayrım, savunmanın nasıl kurulacağını doğrudan etkiler.

İstanbul’da kiracı bu durumda nasıl hareket etmelidir?

İstanbul’da kiracı aidat borcuna itiraz edecekse ilk adım, duygusal tepki vermek değil dosya toplamaktır. Kira sözleşmesi, ek protokoller, yönetimden gelen talep yazıları, aidat dökümleri, işletme projesi, karar örnekleri ve varsa geçmiş ödeme dekontları tek yerde toplanmalıdır. Ardından hangi kalemin kullanıma dayalı, hangisinin malike ait olduğu ayıklanmalıdır.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka hata, kiracının yalnızca apartman görevlisiyle sözlü tartışma yaşayıp hiçbir yazılı kayıt oluşturmamasıdır. Oysa icra ya da dava aşamasında belirleyici olan şey söz değil, belgedir. Kiracı, itirazını yazılı kurmalı; borcun dayanağını istemeli; açıkça hangi kalemlere neden karşı çıktığını belirtmelidir. Belgesiz itiraz kadar, belgesiz ödeme de risk taşır.

İstanbul avukat veya İstanbul gayrimenkul avukatı arayışı genellikle ödeme emri geldikten sonra başlasa da, çoğu dosyada hukuki destek daha erken alındığında gereksiz faiz, gecikme tazminatı ve tahliye riskleri azaltılabilmektedir. Özellikle yüksek aidatlı sitelerde, bir iki aylık gecikme kısa sürede ciddi bir borç tablosuna dönüşebilmektedir.

Sonuç olarak kiracı aidat borcuna itiraz edebilir; fakat bu hak ancak doğru belgeler, doğru hukuki ayrım ve doğru usulle etkili olur. Rastgele ödeme ya da toptan reddetme yerine, somut kalem bazlı değerlendirme yapılması en güvenli yoldur.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracı aidatın tamamını ödemek zorunda mıdır?

Hayır, kiracı her durumda aidatın tamamını ödemek zorunda değildir. Önce kira sözleşmesindeki düzenleme, ardından aidatın hangi giderlerden oluştuğu incelenmelidir. Kullanıma bağlı yan giderler kiracıya yüklenebilirken, bazı yapısal veya malike ait kalemlerin doğrudan kiracıya yansıtılması hukuken tartışmalıdır. Bu nedenle aidatın kalem kalem ayrıştırılması gerekir.

Kiracı site yönetiminden fatura ve karar örneği isteyebilir mi?

Evet, isteyebilir. Özellikle işletme projesi, kat malikleri kurulu kararları, borç dökümü, makbuz ve fatura örnekleri istenebilir. Çünkü ödeme talebinin denetlenebilir olması gerekir. Uygulamada, yalnızca “bu ay aidat şu kadar” denmesi çoğu zaman yeterli değildir. Kiracının hangi borcu neden ödediğini bilmesi, sonradan itiraz veya mahsup bakımından önemlidir.

Kiracı aidat borcuna itiraz ederse hemen tahliye edilir mi?

Hayır, haklı veya en azından ciddi temele dayanan bir itiraz otomatik tahliye anlamına gelmez. Tahliye için TBK m. 315 çerçevesinde usulüne uygun yazılı ihtar, kanuni süre ve ödenmeyen borcun gerçekten kiracıya ait muaccel bir yan gider olması gerekir. Bu şartlar oluşmadan sırf aidata itiraz edildi diye kiracı doğrudan tahliye edilemez.

Ev sahibi kiracının ödemediği aidatı sonradan kiracıdan isteyebilir mi?

Evet, şartları varsa isteyebilir. Özellikle kira sözleşmesinde aidat veya belirli yan giderler kiracıya yüklenmişse ve malik yönetim baskısı nedeniyle bu borcu ödemek zorunda kalmışsa, yaptığı ödemeyi kiracıya rücu edebilir. Ancak burada da hangi dönemin, hangi kalemin ve hangi sözleşme hükmünün esas alındığı ispat edilmelidir. Aksi halde talep tartışmalı hale gelir.

İcra takibine uğrayan kiracı ne yapmalıdır?

İcra takibine uğrayan kiracı, süreleri kaçırmadan ödeme emrini ve dayanak belgeleri incelemelidir. Takip yönetim tarafından mı, malik tarafından mı başlatıldı; talep hangi döneme ait; faiz ve gecikme tazminatı nasıl hesaplandı; bunlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle belge eksikliği, mükerrer talep veya malike ait giderlerin kiracıya yüklenmesi gibi hallerde süresinde ve gerekçeli itiraz büyük önem taşır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder