Kiracı taşınırken en çok tartışma çıkaran başlıklardan biri temizlik masrafıdır. Anahtar teslimine dakikalar kala taraflar çoğu zaman aynı noktada kilitlenir: Ev sahibi, evin profesyonelce temizlenmesi gerektiğini söyler; kiracı ise evi zaten boş ve kullanılabilir halde bıraktığını savunur. Büromuzda sıkça karşılaştığımız bu uyuşmazlıklarda sorun genellikle hukuki kuralın bilinmemesinden değil, kuralın her somut olaya yanlış uygulanmasından kaynaklanır.
Uygulamada görüyoruz ki bazı kiraya verenler, çıkış temizliğini otomatik olarak kiracının borcu sanmaktadır. Bazı kiracılar da depozito verildiği için son durumda hiçbir sorumluluklarının kalmadığını düşünmektedir. Oysa Türk Borçlar Kanunu bakımından mesele, evi süpürüp süpürmemekten ibaret değildir. Asıl soru şudur: Kiralanan taşınmaz, teslim alındığı duruma ve sözleşmeye uygun kullanım sınırlarına göre nasıl geri verilmelidir?
Bu yazıda kiracı çıkarken temizlik masrafını kimin ödeyeceğini, hangi hallerde ev sahibinin talebinin haklı olabileceğini, hangi durumlarda depozitodan kesinti yapılamayacağını, ispat yükünü, İstanbul uygulamasında sık görülen hataları ve Yargıtay yaklaşımını adım adım açıklıyoruz. İstanbul avukat ve özellikle İstanbul gayrimenkul avukatı arayan kişiler için de pratik bir yol haritası sunuyoruz.
Kiracı çıkarken temizlik masrafını her zaman kiracı mı öder?
Hayır; temizlik masrafı her durumda otomatik olarak kiracıya yüklenmez. Türk Borçlar Kanunu m. 334 uyarınca kiracı, kiralananı ne durumda teslim aldıysa sözleşme sonunda o durumda geri vermekle yükümlüdür; ancak sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Bu nedenle normal yaşamın sonucu olan hafif kirlenme, kullanım izi, zamanla oluşan sıradan yıpranma ile hor kullanma sonucu oluşan ağır temizlik ihtiyacı birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin kiracının taşınırken buzdolabını tamamen kirli bırakması, mutfakta yoğun yağ tabakası oluşturması, banyoyu kullanılmayacak halde teslim etmesi veya evde evsel atık bırakması farklı değerlendirilir. Buna karşılık birkaç yıllık kullanımdan sonra camlarda hafif toz, zeminde olağan kullanım izi veya mutfakta sıradan kullanım kaynaklı yüzey kirliliği çoğu zaman tek başına zarar kalemi sayılmaz. Burada ölçü, kiralananın makul şekilde kullanılabilir olarak teslim edilip edilmediğidir.
PAS açısından bakıldığında problem tam burada başlar: Ev sahibi her kirlenmeyi zarar sayar, kiracı da her şeyi olağan kullanım zanneder. Gerginlik büyüdükçe depozito iadesi gecikir, bazen icra takibi veya dava aşamasına kadar gidilir. Çözüm ise temizlik tartışmasını duygusal zeminden çıkarıp hukuki ölçülere bağlamaktır.
Ev sahibi profesyonel temizlik ücreti talep edebilir mi?
Evet; ama yalnızca somut olay gerçekten bunu gerektiriyorsa talep edebilir. Kanunda kiracının mutlaka profesyonel temizlik firması tutacağına dair genel bir zorunluluk yoktur. Esas olan, taşınmazın sözleşmeye uygun ve makul teslim standardında geri verilmesidir. Eğer kiracı evi ağır kirli, kötü kokulu, yoğun lekeli veya ciddi hijyen sorunu yaratacak biçimde bırakmışsa, ev sahibinin profesyonel temizlik giderini zarar kalemi olarak ileri sürmesi mümkün olabilir.
Ancak her tahliye sonrasında otomatik şekilde ‘profesyonel temizlik bedeli’ kesilmesi hukuken doğru değildir. Ev sahibi bu masrafın gerçekten gerekli olduğunu ve kiracının olağan kullanım sınırını aştığını ispatlamalıdır. Sadece ‘evi yeniden kiraya vereceğim, o yüzden detaylı temizlik yaptırdım’ demek tek başına yeterli olmaz. Kiraya verenin yeni kiracıya daha iyi sunum yapmak için yaptırdığı estetik veya ticari hazırlık giderleri her zaman eski kiracıya yüklenemez.
Uygulamada görüyoruz ki özellikle İstanbul gibi hızlı kiralama döngüsünün olduğu yerlerde, bazı malikler rutin dönüşüm masraflarını da kiracıdan almaya çalışmaktadır. Oysa temizlik masrafı ile yeni kiralama hazırlığı birbirine karıştırıldığında uyuşmazlık büyür. İstanbul gayrimenkul avukatı desteği alınmasının nedeni de tam olarak budur: Talep edilen kalemin gerçekten zarar mı, yoksa malik tercihi mi olduğunun ayrıştırılması gerekir.
Depozitodan temizlik kesintisi yapılabilir mi?
Evet; fakat yalnızca hukuken geçerli bir alacak varsa yapılabilir. Türk Borçlar Kanunu m. 342 konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedelini düzenler. Bu hükme göre güvence üç aylık kira bedelini aşamaz; para olarak verilmişse kuralen bankada tutulmalı ve sözleşmenin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiraya veren bankaya dava veya takip bildirmezse, banka kiracının istemi üzerine güvenceyi iade eder. Bu sistemin amacı, depozitonun keyfi biçimde alıkonulmasını önlemektir.
Dolayısıyla ev sahibi, ‘Ben beğenmedim, biraz kirliydi’ diyerek depozitodan kendiliğinden sınırsız kesinti yapamaz. Zarar kaleminin belirli, ölçülebilir ve ispatlanabilir olması gerekir. Yargıtay 3. HD, 2017/8877 E., 2019/5230 K. sayılı kararında da, kiralanandaki hasar bedeli hesaplanırken ödenmiş depozitonun doğru biçimde mahsup edilmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Benzer şekilde Yargıtay 3. HD, 2017/5375 E., 2019/1243 K. kararında, varsa hasar bedelinin tespiti yapılarak depozito alacağından mahsup edilmesi gerektiği yaklaşımını benimsemiştir.
Burada kritik nokta şudur: Depozito, kiraya verenin dilediği anda ceza gibi kullanacağı serbest bir para değildir. Temizlik gideri gerçekten varsa ve bunun sebebi kiracının olağan dışı bırakımıysa mahsup konuşulabilir; yoksa depozitonun iadesi gerekir.
Normal kirlenme ile hor kullanma arasındaki fark nasıl belirlenir?
Evet; uyuşmazlığın düğümü çoğu zaman bu ayrımdadır. TBK m. 316 kiracının kiralananı özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcunu düzenler. TBK m. 334 ise sözleşmeye uygun kullanımdan doğan eskime ve bozulmalardan kiracının sorumlu olmayacağını açıkça söyler. Yani kanun, kiracıyı kusursuz ve steril iade yükümlüsü yapmamış; olağan kullanım ile kötü kullanım arasında denge kurmuştur.
Örneğin yıllarca kullanılan mutfakta hafif yağ izi, zeminde mobilya izi, banyoda sıradan kireçlenme veya duvarlarda zamana bağlı matlaşma çoğu olayda olağan kullanım içinde değerlendirilebilir. Buna karşılık çöplerin bırakılması, ağır sigara kokusunun sinmiş olması, hayvansal atıklar, yoğun yağ ve küf birikimi, mutfağın kullanılmayacak halde teslimi, klozet ve banyoda hijyen dışı ağır kir bırakılması artık sadece olağan kirlenme olarak görülmeyebilir.
Yargıtay 3. HD, 2017/4599 E. sayılı dosyada aktarılan yaklaşımda da, kiracının sözleşmeye uygun kullanım nedeniyle oluşan eskime ve bozulmalardan değil, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumlu olduğu vurgulanmaktadır. Bu yorum, temizlik uyuşmazlıklarında da yol göstericidir. Sıradan bir tahliye temizliği ile hor kullanmanın giderilmesi için yapılan ağır temizlik aynı şey değildir.
İspat yükü kimdedir, ev sahibi neyi belgelemelidir?
Evet; talepte bulunan taraf iddiasını ispatlamalıdır. Türk Medeni Kanunu m. 6 uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça herkes hakkını dayandırdığı olguyu ispatla yükümlüdür. Bu nedenle ev sahibi temizlik masrafı talep ediyorsa, taşınmazın tahliye anındaki durumunu somut delillerle göstermelidir. Anahtar teslim tutanağı, giriş-çıkış fotoğrafları, video kayıtları, apartman görevlisi veya emlak danışmanı gözlemleri, profesyonel temizlik faturası ve gerekiyorsa bilirkişi incelemesi bu noktada önem taşır.
Kiracı yönünden de ispat hayati önemdedir. Kiralananın temiz teslim edildiğini düşünen kiracı, çıkış günü fotoğraf ve video almalı, mümkünse teslim tutanağı düzenlemeli, sayaç ve anahtar teslimini belgelemelidir. Yargıtay 3. HD, 2017/4599 E. içeriğinde anahtar tesliminin ve tahliye tarihinin ispatının önemine ayrıca işaret edilmektedir. Çünkü teslim anı netleşmezse hangi zararın kiracı dönemine, hangisinin sonraki döneme ait olduğu karışır.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız hata, tarafların belge toplamayı gereksiz görmesidir. Oysa kira uyuşmazlıklarında çoğu dosya, hukuki argümandan çok ispat eksikliği yüzünden kaybedilir. Ev sahibi yalnızca sözlü iddiayla kesinti yaparsa risk alır; kiracı da yalnızca ‘ben temiz bıraktım’ demekle yetinirse aynı şekilde zorlanır.
Kira sözleşmesine yazılan temizlik şartı her zaman geçerli midir?
Hayır; sözleşmede yer alan her özel şart sınırsız biçimde geçerli kabul edilmez. Taraflar elbette tahliye halinde temizlik standardına ilişkin kayıt koyabilir; örneğin evin boş, temiz ve kullanıma elverişli teslim edileceği yazılabilir. Ancak sözleşme hükmü kanunun emredici dengesini tamamen ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamaz. Kiracının olağan kullanım yıpranmasından da sorumlu tutulması yönündeki geniş yorumlar çoğu zaman tartışmalıdır.
Yargıtay 6. HD, 2015/9280 E., 2016/4902 K. sayılı kararında depozitonun güncel değer hesabına ilişkin önemli bir değerlendirme yaparken, kira ilişkisindeki güvence sisteminin hakkaniyete uygun yorumlanması gerektiğini göstermiştir. Bu yaklaşım, temizlik kesintilerinde de önemlidir: Sözleşmede ‘temiz teslim’ yazıyor diye her bakım ve yenileme gideri kiracıya yüklenemez.
Özellikle uygulamada ‘çıkarken profesyonel temizlik zorunludur, aksi halde depozito yanar’ benzeri matbu maddeler görülmektedir. Böyle bir kayıt, somut olayın koşulları ve kanunun emredici hükümleriyle birlikte değerlendirilir. Kiracı evi makul şekilde temiz bırakmışsa, sadece matbu ifadeye dayanarak abartılı kesinti yapılması hukuken tartışmalı hale gelir.
Uyuşmazlık çıkarsa kiracı veya ev sahibi hangi yolu izlemelidir?
Evet; 1 Eylül 2023 tarihinden beri kira ilişkisinden kaynaklanan birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. Bu nedenle temizlik masrafı ve depozito kesintisi uyuşmazlıklarında da çoğu zaman önce arabuluculuk süreci gündeme gelir. Anlaşma olmazsa icra takibi, itirazın iptali, alacak davası veya menfi tespit gibi yollar somut olaya göre değerlendirilir.
Kiracı açısından çözüm çoğu zaman şudur: teslime ilişkin delilleri toplamak, yazılı ihtar veya mesaj kayıtlarını saklamak, depozitonun tamamının veya kesilen kısmın hangi gerekçeyle tutulduğunu netleştirmek ve ardından hukuki stratejiyi kurmak. Ev sahibi açısından ise yapılması gereken, taşınmazın tahliye anındaki gerçek durumunu belgelemek ve gerçekten gerekli olmayan giderleri zarar listesine yazmamaktır. Aksi halde fazla veya dayanaksız talep, arabuluculukta ve yargılamada geri tepebilir.
İstanbul avukat desteği özellikle bu aşamada önemlidir; çünkü İstanbul piyasasında kira bedelleri, tahliye baskısı ve depozito tutarları yüksek olduğundan küçük görünen temizlik tartışmaları kısa sürede ciddi parasal uyuşmazlıklara dönüşebilmektedir. Uygulamada görüyoruz ki zamanında çekilen fotoğraf ve doğru hazırlanmış teslim tutanağı, aylar sürecek bir davayı baştan önleyebilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Ev sahibi evi yeniden boyatmak veya detaylı temizletmek istiyorsa bunu kiracıdan isteyebilir mi?
Her zaman isteyemez. Ev sahibinin evi yeni kiracıya daha cazip sunmak için yaptırdığı boya, bakım veya detaylı temizlik giderleri ile kiracının ağır kir bırakması nedeniyle zorunlu hale gelen masraflar aynı değildir. Eğer yapılan işlem, yeni kiralama hazırlığı niteliğindeyse bunun otomatik olarak eski kiracıya yüklenmesi doğru olmaz. Ancak taşınmaz gerçekten hijyen dışı, olağan kullanım sınırını aşan şekilde bırakılmışsa, o zaman somut zarar kapsamında talep gündeme gelebilir.
Kiracı çıkarken profesyonel temizlik faturası sunmak zorunda mıdır?
Hayır, genel ve mutlak bir zorunluluk yoktur. Hukuken önemli olan, taşınmazın sözleşmeye uygun ve makul temizlik standardında teslim edilmesidir. Kiracı bunu kendi emeğiyle de sağlayabilir. Yine de ileride çıkabilecek tartışmaları önlemek için profesyonel hizmet alındıysa fatura saklanması faydalı olabilir. Fatura bulunmaması otomatik olarak kiracının haksız olduğu anlamına gelmez; teslim anındaki fiili durum belirleyicidir.
Depozito bankaya yatırılmadıysa ev sahibi parayı istediği kadar tutabilir mi?
Hayır. TBK m. 342’nin amacı, güvence bedelinin keyfi biçimde alıkonulmasını önlemektir. Uygulamada depozito bazen elden alınmış olsa da bu, kiraya verene sınırsız bir tasarruf hakkı vermez. Ev sahibi yalnızca gerçekten doğmuş, ispatlanabilir kira ilişkisi alacaklarını ileri sürebilir. Kiracı, teslimi belgeleyebiliyorsa ve ortada somut zarar yoksa depozitonun iadesini talep edebilir; uyuşmazlık halinde arabuluculuk ve dava yolları açılır.
Kiracı evi temiz bıraktığını nasıl ispatlamalıdır?
En güvenli yol, çıkış günü tarihli fotoğraf ve video çekmek, mümkünse anahtar teslim tutanağı düzenlemek ve teslim anında ev sahibinin ya da temsilcisinin imzasını almaktır. Sayaç değerleri, demirbaş listesi ve odaların durumu ayrıca kayda geçirilmelidir. Sadece sözlü beyan çoğu zaman yetersiz kalır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, bir dakikalık telefon videosu bile aylar sürecek uyuşmazlığı çözen en güçlü delil haline gelebilmektedir.
Temizlik masrafı yüzünden doğrudan dava açılabilir mi?
Çoğu olayda önce dava şartı arabuluculuk değerlendirilmelidir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda 1 Eylül 2023’ten itibaren arabuluculuk önemli bir eşik haline gelmiştir. Taraflar burada anlaşamazsa alacak davası, icra takibi veya itirazın iptali gibi yollar somut olaya göre gündeme gelir. Hangi yolun seçileceği; depozitonun bankada olup olmamasına, kesinti miktarına, eldeki delillere ve teslimin nasıl gerçekleştiğine göre değişir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

