Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu 2026 Rehberi

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, bir kimseyi sırf rahatsız etmek amacıyla ısrarla arama, gürültü yapma veya benzeri hukuka aykırı davranışlarla işlenir. TCK 123 kapsamında suçun oluşması için tek seferlik rahatsızlık çoğu zaman yetmez; ısrar, özel kast ve mağdurun şikayeti önem taşır.

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu nedir?

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123 kapsamında düzenlenmiştir. Maddeye göre, sırf huzur ve sükunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde suç oluşabilir. Bu suçun koruduğu hukuki değer, kişinin günlük yaşam huzuru, psikolojik dinginliği ve rahatsız edilmeden yaşama hakkıdır.

Uygulamada bu suç çoğu zaman gece geç saatlerde tekrar eden aramalar, arka arkaya mesajlar, kapı ziliyle rahatsız etme, işyeri veya ev çevresinde sürekli gürültü çıkarma ya da dijital araçlarla ısrarlı şekilde kişiyi tedirgin etme biçiminde karşımıza çıkar. Ancak her rahatsız edici davranış otomatik olarak TCK 123 kapsamına girmez. Suçun oluşması için davranışın ısrar niteliğinde olması ve failin amacının gerçekten mağdurun huzurunu bozmak olması gerekir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda taraflardan biri, birkaç kez arandığı veya bir tartışma yaşandığı için doğrudan bu suçun oluştuğunu düşünmektedir. Oysa ceza hukuku bakımından önemli olan, eylemin sürekliliği, yoğunluğu, amacı ve somut etkisidir. Bu nedenle her somut olay ayrı değerlendirilmelidir.

Suçun oluşması için hangi şartlar aranır?

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşması için yalnızca mağdurun rahatsız olması yeterli değildir. Kanun ve Yargıtay uygulaması birlikte değerlendirildiğinde birkaç temel unsur aranır.

  • Israr: Eylem tekrarlı olmalıdır. Tek seferlik telefon, tek bir mesaj veya anlık rahatsızlık çoğu olayda yeterli sayılmaz.
  • Özel kast: Failin amacı, sırf mağdurun huzur ve sükununu bozmak olmalıdır.
  • Hukuka aykırı davranış: Arama, mesaj, gürültü veya benzeri davranış hukuken meşru bir iletişim sınırını aşmalıdır.
  • Mağdurun şikayeti: TCK 123 şikayete bağlı suçtur. Şikayet yoksa çoğu durumda soruşturma ilerlemez.

Problem genelde burada başlar. Kişi bazen alacak isteme, iş ilişkisi kurma veya bilgi alma gibi görünürde meşru bir gerekçeyle sürekli iletişim kurduğunu düşünür. Fakat yöntem, saat, sayı ve ısrar düzeyi hukuki sınırı aştığında mesele ceza soruşturmasına dönüşebilir. Agitation kısmı da tam budur: “Ben sadece aradım” savunması her zaman yeterli olmaz. Özellikle gece saatlerinde, engellenmeye rağmen veya açıkça rahatsız etmeme talebine rağmen iletişimin sürdürülmesi dosyayı ağırlaştırabilir.

Çözüm ise eylemin gerçekten hangi amaçla yapıldığını, kaç kez tekrarlandığını ve mağdur üzerindeki etkisini delillerle ortaya koymaktır. Uygulamada görüyoruz ki ekran görüntüleri, HTS kayıtları, tanık anlatımları ve ses kayıtlarının hukuka uygun elde edilen bölümleri çoğu zaman belirleyici rol oynar.

Cezası nedir ve şikayet süresi ne kadardır?

TCK 123 uyarınca bu suçun cezası üç aydan bir yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir. Suç adli para cezasına doğrudan çevrilen bir suç tipi değildir; ancak mahkeme, somut olayın özelliklerine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya adli para cezasına çevirme gibi kurumları ayrıca değerlendirebilir.

Şikayet süresi bakımından TCK m. 73 önemlidir. Şikayete bağlı suçlarda mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmalıdır. Bu süre geçerse şikayet hakkı düşer. Ancak tekrar eden eylemlerde sürenin hangi tarihten başlayacağı somut olayın niteliğine göre değişebilir. Bu nedenle özellikle devam eden rahatsızlıklarda zaman kaybetmeden başvuru yapılması gerekir.

İstanbul avukat desteği arayan kişiler açısından pratik nokta şudur: şikayet süresi geçtikten sonra savcılık önünde etkin sonuç almak zorlaşır. İstanbul ceza avukatı ile erken aşamada delil planı kurulması, özellikle telefon kayıtları ve dijital delillerin kaybolmadan dosyaya sunulması bakımından ciddi avantaj sağlar.

Hangi davranışlar bu suça girer, hangileri girmez?

Bu suç en çok telefon ve mesaj trafiğinde görülse de kapsam sadece bunlarla sınırlı değildir. Kanun, ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ve aynı maksatla hukuka aykırı başka davranışta bulunulması seçeneklerini sayar. Bu nedenle kapı zilini tekrar tekrar çalma, pencere önünde bağırma, araçla takip ederek sürekli selektör yapma ya da sosyal medya üzerinden ısrarlı rahatsızlık verme de bazı olaylarda madde kapsamına girebilir.

Buna karşılık her yüksek ses, her arama veya her iletişim bu suç sayılmaz. Örneğin bir borcun ödenmesini talep etmek için makul sınırda kurulan iletişim, tek seferlik tartışma veya yoğun duygusal anlarda gerçekleşen münferit davranışlar her zaman TCK 123 kapsamında değerlendirilmez. Burada belirleyici olan husus, meşru amaç sınırının aşılıp aşılmadığı ve davranışın sırf huzur bozma saiki taşıyıp taşımadığıdır.

Yargıtay uygulamasında da bu ayrım öne çıkar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/20386 E., 2020/12523 K. sayılı kararda suçun unsurlarının somut olayın özellikleri içinde değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Yine Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/1710 E., 2023/4383 K. sayılı kararda sırf huzur ve sükunu bozma saiki bulunup bulunmadığının ayrıca tartışılması gerektiği yönünde değerlendirmeler öne çıkmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/1533 E., 2024/8045 K. sayılı kararda ise gece vakti ve tekrar eden rahatsız edici davranışların suç teşkil edebileceğine ilişkin yaklaşım dikkat çekmektedir.

Bu suç tehdit, hakaret ve ısrarlı takipten nasıl ayrılır?

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu sıklıkla tehdit suçu (TCK 106), hakaret suçu (TCK 125) ve ısrarlı takip suçu (TCK 123/A) ile karıştırılır. Oysa her birinin hukuki unsurları farklıdır.

Tehdit suçunda fail, mağdura gelecekte gerçekleşecek bir zarar bildiriminde bulunur. Hakarette mağdurun onur, şeref ve saygınlığı hedef alınır. Israrlı takipte ise mağdur üzerinde ciddi huzursuzluk veya korku doğuran, güvenlik endişesi yaratan sistematik takip davranışları ön plandadır. TCK 123’te ise odak, özellikle ısrarla rahatsız etme ve bunu sırf huzur bozma amacıyla yapmaktır.

Örneğin aynı mesaj içinde hem tehdit hem de tekrar eden rahatsız etme varsa, yalnızca TCK 123 değil başka suç tipleri de gündeme gelebilir. Hatta bazı dosyalarda uzlaştırma, görevli mahkeme, delil değerlendirmesi ve ceza miktarı tamamen değişebilir. Bu nedenle suç vasfının doğru belirlenmesi savunma ve şikayet stratejisini doğrudan etkiler.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/30430 E., 2021/12832 K. sayılı karar çevresinde görülen yaklaşımda da, birden fazla suç tipinin birlikte tartışıldığı dosyalarda önce hangi suçun unsurlarının oluştuğunun netleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu ayrım, özellikle dijital mesajlaşma dosyalarında çok önemlidir.

Soruşturma ve dava sürecinde hangi deliller önemlidir?

Bu suçta delil, çoğu zaman dosyanın kaderini belirler. Savcılık ve mahkeme yalnızca mağdurun soyut beyanıyla yetinmeyebilir. Özellikle tekrar unsurunun ve failin amacının ispatı için destekleyici veri gerekir.

  • Telefon arama kayıtları ve HTS dökümleri
  • WhatsApp, SMS ve sosyal medya mesaj ekran görüntüleri
  • Site güvenlik kayıtları veya kamera görüntüleri
  • Tanık beyanları
  • Ses, gürültü veya fiziksel rahatsızlığa ilişkin tutanaklar
  • Engelleme sonrası devam eden iletişimi gösteren dijital kayıtlar

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir hata, mağdurun delilleri silmesi veya yalnızca ekran görüntüsü alıp cihazı değiştirmesidir. Oysa metadata, görüşme kayıtları ve zaman çizelgesi de son derece önemlidir. Fail açısından ise iletişimin meşru sebebe dayandığını gösterebilecek yazışmalar savunmada etkili olabilir.

Uygulamada görüyoruz ki savcılık, özellikle tekrar eden aramalarda iletişimin sayısı, tarihleri ve saatleri üzerinde durur. Gece aramaları, engel sonrası farklı numaradan devam eden temaslar veya işyeri ve aile çevresini rahatsız eden davranışlar dosyada aleyhe yorumlanabilir.

Uzlaştırma, HAGB ve beraat ihtimali var mı?

Evet, bu suç bakımından bazı dosyalarda CMK m. 253 kapsamında uzlaştırma gündeme gelebilir. Ancak aynı dosyada uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suçun da bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle her dosyada otomatik uzlaştırma uygulanacağı düşünülmemelidir.

Mahkumiyet halinde mahkeme, sanığın sabıkası, suçun işleniş biçimi ve dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya bazı koşullarda adli para cezasına çevirme seçeneklerini inceleyebilir. Buna karşılık ısrar unsurunun kanıtlanamadığı, özel kastın oluşmadığı veya eylemin başka bir hukuki çerçevede kaldığı hallerde beraat kararı da mümkündür.

Özellikle savunma tarafında en kritik nokta, iletişimin neden kurulduğunu somutlaştırmaktır. Örneğin tek amaç alacak talebi, çocuğa ulaşma, teslim günü koordinasyonu veya iş gereği zorunlu iletişim ise ve bu sınır aşılmamışsa, sırf huzur bozma kastı bulunmadığı savunulabilir. Ancak haklı sebep iddiası, sınırsız ve kontrolsüz iletişimi meşrulaştırmaz.

Mağdur veya şüpheli ne yapmalıdır?

Mağdur açısından ilk yapılması gereken, eylemleri kronolojik biçimde kayıt altına almaktır. Arama listeleri, mesajlar, güvenlik kayıtları, tanık bilgileri ve varsa önceki uyarılar düzenli biçimde saklanmalıdır. Şikayet dilekçesinde olayın tarih sırasına göre anlatılması, rahatsızlığın yoğunluğu ve sürekliliğinin gösterilmesi önemlidir.

Şüpheli açısından ise paniğe kapılıp karşı tarafla iletişimi artırmak büyük hata olabilir. Delil silme, yeni mesajlar atma veya sosyal medya üzerinden açıklama yapma soruşturmayı ağırlaştırabilir. İfade öncesinde dosyanın kapsamı görülmeli ve savunma kontrollü kurulmalıdır. Özellikle İstanbul avukat desteği ile ifade stratejisinin önceden belirlenmesi, yanlış beyan nedeniyle oluşabilecek zararları azaltır.

Ceza soruşturmasında küçük görülen davranışlar bazen adli sicil, uzaklaştırma talepleri, başka suçlamalar veya tazminat iddialarıyla büyüyebilir. Bu nedenle hem mağdurun hem de şüphelinin profesyonel hukuki çerçevede hareket etmesi gerekir.

Sık sorulan sorular

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu için kaç kez aramak gerekir?

Kanunda net bir sayı yazmaz. Önemli olan aramanın veya rahatsızlığın ısrar niteliğine ulaşmasıdır. Bazen kısa sürede peş peşe yapılan birkaç arama yeterli görülebilir, bazen daha fazla tekrar aranır. Saat, içerik, taraflar arasındaki ilişki ve mağdurun açıkça rahatsız olduğunu bildirmesine rağmen davranışın sürmesi değerlendirmeyi değiştirir. Bu yüzden her olay sayısal değil, niteliksel olarak incelenir.

Sadece WhatsApp mesajı atmak bu suçu oluşturur mu?

Tek bir mesaj çoğu durumda yeterli olmaz. Ancak ısrarlı, tekrar eden ve açıkça rahatsız etmeye yönelik mesajlar TCK 123 kapsamında değerlendirilebilir. Mesajların içeriği tehdit veya hakaret de içeriyorsa dosya başka suç tiplerine de kayabilir. Özellikle engelleme sonrası farklı numara veya hesaplarla iletişimin sürdürülmesi, mağdur lehine kuvvetli delil oluşturabilir.

Şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Bu suç şikayete bağlı olduğundan, usulüne uygun vazgeçme bazı aşamalarda davayı etkileyebilir. Ancak dosyada başka suçlar da varsa ya da vazgeçmenin hukuki sonuçları farklı bir suç tipi bakımından sınırlıysa süreç değişebilir. Uzlaştırma, vazgeçme ve kovuşturma aşamasındaki işlemler teknik sonuçlar doğurduğu için rastgele adım atılmamalıdır. Özellikle tutanak altına alınan beyanların geri dönüşü zor olabilir.

Gece aramaları veya kapı ziline basmak da suç sayılır mı?

Evet, şartları varsa sayılabilir. Gece geç saatlerde tekrar eden aramalar, zil çalma, apartman önünde bağırma veya benzeri davranışlar kişinin günlük yaşam düzenini bozuyorsa TCK 123 gündeme gelir. Ancak yine de tek olay ile ısrarlı davranış ayrımı önemlidir. Mahkeme, olayın yoğunluğunu, tekrarı ve sırf huzur bozma kastını somut delillerle birlikte inceler.

Bu suçtan sabıka oluşur mu ve sicile işler mi?

Mahkumiyet kararı kesinleşirse adli sicil bakımından sonuç doğabilir. Ancak HAGB, erteleme, beraat veya uzlaştırma gibi kurumlar dosyanın sonucunu değiştirebilir. Her kararın sicile ve ileride yapılacak güvenlik soruşturmalarına etkisi aynı değildir. Bu nedenle “nasıl olsa küçük suç” düşüncesi risklidir. Hem mağdurun haklarını korumak hem de şüphelinin gereksiz hak kaybını önlemek için dosya teknik olarak yönetilmelidir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder