Kısa cevap: Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesi uyarınca mirasçılar, miras bırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kazanır ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Birden çok mirasçı varsa tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar (TMK m. 641). Ancak kanun iki koruma kapısı açar: miras, öğrenme tarihinden itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine bildirimle reddedilebilir (TMK m. 606, 609); süre kaçmış ya da tereke borca batıksa, hükmen ret davasıyla murisin ödemeden aczinin tespiti her zaman istenebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2025/2794, K. 2026/251 sayılı ve 15.01.2026 tarihli kararında da vurgulandığı gibi borca batıklık tespiti, yalnızca “üzerine kayıtlı mal yoktur” sorgusuyla değil; şirket ortaklığı dâhil tüm aktif-pasif unsurlarıyla araştırılarak yapılmalıdır.
Bir yakınınızın ölümünün ardından ilk yasak günler daha bitmeden bankadan gelen kredi kartı ekstresi, icra dairesinden tebliğ edilen ödeme emri ya da avukatlık bürosunun tereke alacağı ihtarnamesi kapınıza dayanabilir. Çoğu kişi bu andaki tabloyu bilmez: miras yalnızca ev, araba ve banka hesabından ibaret değildir; Türk hukukuna göre tereke, murisin borçlarıyla birlikte bütün malvarlığıdır ve kanun mirası reddetmeyen her mirasçıyı bu borçların muhatabı yapar. Kişisel birikimlerinize, maaşınıza, hatta eşinizin mallarına uzanabilecek bu risk; ancak doğru zamanda, doğru mercie yapılan ret beyanıyla veya borca batıklığın tespitiyle durdurulabilir. Bu rehberde murisin borçlarının mirasçılara nasıl geçtiğini, birden çok mirasçı varsa borçların kimi ve ne ölçüde bağladığını, üç aylık ret süresini, ret hakkını düşüren davranışları ve hükmen ret davasının işleyişini Yargıtay kararlarıyla adım adım anlatıyorum.
Murisin Borçları Mirasçıya Nasıl Geçer? TMK 599’un Net Kuralı
Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesi kuralı tereddüde yer bırakmayacak şekilde kurar: mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar; miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını ve taşınır-taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazandıkları gibi miras bırakanın borçlarından da kişisel olarak sorumlu olurlar.
Bu kuralın üç pratik sonucu vardır. Birincisi, borçlar için ayrıca bir devralma işlemi yapılması gerekmez; ölüm anında geçiş kendiliğinden gerçekleşir. İkincisi, sorumluluk “kişiseldir”; yani alacaklı, muristen alacağını mirasçının kendi malvarlığından da isteyebilir. Üçüncüsü, mirası kabul edip etmeme kararı verilmeden geçen her gün, bu tabloyu varsayılan hâle getirir; çünkü kanuna göre süresinde reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır (TMK m. 610). Bu yüzden murisin borçlu olup olmadığı henüz bilinmiyorsa dahi, süre açısından risk almadan hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
Birden Çok Mirasçı Varsa Borçlar Nasıl Bölüşülür? Müteselsil Sorumluluk ve Borç Payı
Terekede birden çok mirasçı bulunduğu hâlde, mirasın geçmesiyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar (TMK m. 640). Alacaklılar açısından ise kural müteselsil sorumluluktur: mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar (TMK m. 641).
Bunun anlamı şudur: terekenin alacaklısı, borcun tamamını dilediği mirasçıdan isteyebilir; “o borç kardeşimin hissesine denk geliyordu” savunması alacaklıya karşı işlemez. Mirasçılar arasındaki iç ilişkide ise herkes, miras payı oranına düşen borç yükünü taşır; uygulamada bu yük, paylaşma sözleşmesiyle veya taksimle somutlaştırılır ve “borca katılma payı” olarak adlandırılır. Aşağıdaki örnek, kuralın işleyişini somutlaştırır:
| Mirasçı | Miras payı | 600.000 TL tereke borcundan iç ilişkideki payı |
|---|---|---|
| Sağ kalan eş | 1/4 | 150.000 TL |
| Çocuk (3 kişi) | Her biri 1/4 | Her birine 150.000 TL |
Tablodaki senaryoda alacaklı, 600.000 TL’nin tamamını yalnızca bir mirasçıdan da isteyebilir; fazla ödeme yapan mirasçı, bu tutarı diğer mirasçılardan rücu eder. Paylaşma yapılmamışsa borç yükü, kanuni miras payı oranlarıyla işler. Bu nedenle tereke borçlu görünüyororsa paylaşma sözleşmesi imzalanmadan önce borç tablosunun eksiksiz çıkarılması ve borcu üstlenim hükümlerinin yazılı olarak düzenlenmesi büyük önem taşır.
Üç Aylık Süre: Mirası Reddetmek İçin En Kritik Eşik
Miras, üç ay içinde reddolunabilir (TMK m. 606). Süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Ret, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır; kayıtsız ve şartsız olmalıdır ve sulh hâkim tarafından tutanağa bağlanarak mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne kaydedilir (TMK m. 609).
Pratikte üç hata bu süreyi işlemez hâle getirir. Birincisi, süreyi “tapu işlemini yapınca düşünüp düşünmeyeceğim” diye oyalamak; tapuya devral tescil, tipik biçimde ret hakkını düşürür. İkincisi, ret beyanını noterden, belediyeden veya vergi dairesinden yapmaya kalkmak; yetkili merci sulh hukuk mahkemesidir. Üçüncüsü, kardeşlerden birinin ret edip diğerlerinin etmemesi; ret beyanı her mirasçı için ayrıca ve kişisel olarak yapılır. Üç aylık süre hak düşürücü süre olduğundan mahkemece re’sen göz önüne alınır ve gecikilen süre hiçbir şekilde geri getirilemez.
Terekeye El Atmak Ret Hakkını Düşürür: Hangi Davranışlar Mirası Kabul Sayılır?
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez (TMK m. 610). Yargıtay bu hükmü somut olaylara uygularken çizgiyi davranışın niteliğiyle çizer: murise ait taşınmazı veya aracı kendi adına tescil ettirip satmak, murisin banka mevduatını çekip kişisel harcamalarda kullanmak, tereke alacaklarını tahsil edip kendi malvarlığına katmak gibi fiiller terekeye el atma sayılır ve ret hakkını düşürür.
Ancak aynı Yargıtay içtihadı günlük hayatın zorunlu adımlarını bu kapsamın dışında tutar. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/1791, K. 2015/5695 sayılı ve 21.05.2015 tarihli kararına göre muristen intikalen dul aylığı alınması mirası kabul anlamına gelmeyeceği gibi, yasal yükümlülük gereği veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilmesi de mirası kabul olarak yorumlanamaz. Benzer biçimde yalnızca mirasçılık belgesi (veraset ilamı) talep edilmesi kabul iradesi sayılmaz; cenaze ve defin masraflarını karşılamak da el atma oluşturmaz. Kısacası ölüm sonrası idari ve sosyal güvenlik işlemleri, ret hakkını tek başına ortadan kaldırmaz; belirleyici olan tereke mallarını sahiplenme veya gizleme niteliği taşıyan davranışlardır.
Tereke Borca Batıksa: Hükmen Ret Davası ve Yargıtay 2026 Kararı
Üç aylık süre geçmiş olsa bile borca batık terekede korunma yolu hâlî açıktır. Hükmen ret, murisin ölüm tarihinde terekesinin borca batık yani ödemeden aciz olduğunun mahkemece tespit edilmesiyle mirasın kanun gereği reddedilmiş sayılmasıdır. Bu dava, tespit edilebilen tereke alacaklıları hasım gösterilmek suretiyle asliye hukuk mahkemesinde açılır ve üç aylık ret süresine tabi değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2023/2168, K. 2023/2844 sayılı ve 25.05.2023 tarihli kararında da belirtildiği üzere, mirasçılar TMK m. 610’daki biçimde zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmemişlerse, murisin ödemeden aczinin tespitini her zaman isteyebilirler. Terekede aktif olarak mal kalmamışsa da tablo değişmez: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2023/1643, K. 2024/1547 sayılı ve 14.03.2024 tarihli kararında, murisin borçlarının bulunduğu ancak terekenin aktifinde malvarlığı olmadığı gerekçesiyle verilen hükmen ret kararı hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
Borca batıklığın değerlendirilmesi her zaman ölüm tarihi itibarıyla yapılır: murisin o andaki tüm malvarlığı aktifi, tüm borçları pasifi oluşturur; mirasçıların sonradan artan ödeme gücü veya tereke mallarındaki değer değişimleri ölçüt alınamaz. Tespit yönünden en güncel içtihat ise Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2025/2794, K. 2026/251 sayılı ve 15.01.2026 tarihli kararıdır: Yüksek Mahkeme, murisin limited şirket ortaklığı ve kanuni temsilciliğinin aktif-pasif incelemesine dâhil edilmediği, mirasçıların terekeyi sahiplenip sahiplenmediğinin araştırılmadığı dosyada, yalnızca “üzerine kayıtlı taşınmaz, taşınır ya da banka alacağı yoktur” sorgusuyla hüküm kurulmasını eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur. Bu karar, hükmen ret davasında tapu ve banka kayıtlarının ötesinde şirket payı, alacak ve tahsil edilmemiş hakların da mutlaka araştırılması gerektiğini göstermektedir.
Süreyi Kaçırdıysanız Alacaklılar Ne Yapabilir? Takip, Rettin İptali ve Tasfiye
Miras reddedilmediği takdirde tereke alacaklıları, mirasçılara karşı alacak ve takip yollarına başvurabilir; mirasçıların müteselsil sorumluluğu gereği takip, borcun tamamı üzerinden dilediği mirasçıya yöneltilir. Süresinde yapılmış sağlam bir ret beyanı veya kesinleşmiş hükmen ret kararı, mirasçıyı bu takiplerin muhatabı olmaktan çıkarır.
Kanun, kötüye kullanma hâllerini de düzenler: malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçının, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetmesi hâlinde alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmemişse ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptali davası açabilir (TMK m. 617). Reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir. Öte yandan en yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse, tereke sonraki mirasçı zümresine geçmez; sulh hukuk mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve artan değerler hak sahiplerine ödenir (TMK m. 612). Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/1822, K. 2015/5797 sayılı ve 25.05.2015 tarihli kararında bu hükme dayanarak, tasfiyeye tabi terekeden dolayı takibin murisin ikinci derece mirasçılarına yöneltilmesine olanak bulunmadığı kabul edilmiştir.
Reddi Miras Nerede ve Nasıl Bildirilir? İstanbul Pratiği
Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yerine göre görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır. İstanbul’da bu, murisin son adresinin bulunduğu ilçenin sulh hukuk mahkemesi anlamına gelir; örneğin Kadıköy’de ikamet eden bir murisin terekesi için Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Beyan, dilekçeyle mahkeme veznesine ya da UYAP üzerinden elektronik ortamda iletilebilir; sözlü beyanda sulh hâkim tutanağı mahkemece düzenlenir. Mirasın reddi özel kütüğe kaydedilir ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
İstanbul pratiğinde iki nokta dikkat eder. Birincisi, adliyelerdeki yoğunluk ve dosya kurulum süreleri düşünülerek üç aylık sürenin son haftasına kadar beklenmemesi; özellikle murisin borçları konusunda ciddi kuşku varsa beyanın sürenin erken diliminde yapılmasıdır. İkincisi, İstanbul’da terekelerin çok kalemli (çok sayıda taşınmaz, banka hesabı, şirket payı) olmasıdır; hükmen ret yoluna gidilecekse Yargıtay’ın 2026 tarihli kararının gereği gibi şirket ortaklıkları ve tahsil edilmemiş alacakların da inceleme kapsamına alınmasını talep etmek, dosyanın ilk derecede sağlam kurulması açısından önemlidir. Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin yasal süresinde verilmesi zorunluluğu, tek başına ret hakkını ortadan kaldırmaz; ancak bu noktanın dosyaya özgü biçimde değerlendirilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Murisin banka ve kredi borçları çocuklarına geçer mi?
Geçer. TMK m. 599 uyarınca mirasçılar, miras bırakanın ölümüyle mirası borçları dâhil bir bütün olarak kazanır ve borçlardan kişisel olarak sorumlu olur; birden çok mirasçı varsa sorumluluk müteselsildir (TMK m. 641). Bankalar ve diğer alacaklılar, alacağı mirasçılardan her birinden isteyebilir. Ancak miras üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine bildirimle reddedilirse veya terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu hükmen ret davasıyla tespit edilirse, mirasçı bu borçların muhatabı olmaktan çıkar. Reddedin yapılmadığı hâlde sorumluluk, tereke mallarıyla sınırlı kalmaz; mirasçının kendi malvarlığını da kapsar.
Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) aldım; mirası kabul etmiş sayılır mıyım?
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre yalnızca mirasçılık belgesi talep edilmesi, mirası kabul iradesi olarak yorumlanamaz. Mirasçılık belgesi, kimlerin mirasçı olduğunu ve pay oranlarını gösteren bir belgedir; bankadaki paranın çekilmesine, tapudaki devire veya tereke mallarının satışına yeti vermez ve ret süresini kendiliğinden düşürmez. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/1791, K. 2015/5695 sayılı kararı, veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesini ve dul aylığı alınmasını da mirası kabul saymamıştır. Ret hakkını düşüren şey, tereke mallarını sahiplenme veya gizleme niteliği taşıyan, olağan yönetim sınırını aşan davranışlardır (TMK m. 610).
Üç aylık reddi miras süresini kaçırdım, hâlâ kurtulma yolu var mı?
Evet, koşulları varsa hükmen ret yolu açıktır. Murisin ölüm tarihinde terekenin borca batık yani ödemeden aciz olduğunun tespiti, üç aylık süreye tabi değildir; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2023 tarihli E. 2023/2168, K. 2023/2844 sayılı kararında, zımnen kabul oluşturan davranışlarda bulunulmamışsa mirasçının bu tespiti her zaman isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu dava, tespit edilebilen tereke alacaklıları hasım gösterilerek asliye hukuk mahkemesinde açılır. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: süreyi geçirmiş olmak hükmen ret davasını engellemez, ancak terekeye el atan mirasçı bu davadan da yararlanamaz; çünkü sahiplenme, hem ret hakkını hem hükmen ret karinesini düşürür.
Mirasçılar borcu tek başıma ödedim; diğerlerinden payıma düşeni nasıl alırım?
Tereke borçlarından müteselsil sorumluluk, alacaklıya karşı işler; mirasçılar arasındaki iç ilişkide ise herkes kendi miras payı oranındaki borç yükünü taşır. Tüm borcu ödeyen mirasçı, payını aşan kısım için diğer mirasçılara karşı rücu alacağına sahip olur; bu alacak, taksim ve paylaşma sürecinde ya dava yoluyla ya da mirasçıların anlaşmasıyla mahsup edilir. Rücu hesabında esas alınan oran, kanuni miras payı veya yapılmışsa paylaşma sözleşmesindeki borç üstlenimdir. Bu nedenle ödemeler yapılırken makbuz, dekont ve icra belgelerinin saklanması; mümkünse ödemelerden önce mirasçılar arasında borç paylaşımının yazılı hâle getirilmesi rücu hakkının ispatı açısından belirleyici olur.
Şirket ortağı olan murisin borçları ve şirket payı hükmen rette nasıl değerlendirilir?
Borca batıklık, murisin ölüm tarihindeki tüm aktif ve pasifleri üzerinden değerlendirilir; limited şirket ortaklığı da terekenin aktifidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.01.2026 tarihli E. 2025/2794, K. 2026/251 sayılı kararı tam da bu noktayı belirleyicidir: Mahkeme, murisin limited şirket ortaklığı ve kanuni temsilciliği yönünden aktif-pasif incelemesi yapılmadan, yalnızca üzerine kayıtlı taşınmaz ve banka alacağı bulunmadığı gerekçesiyle verilen hükmen ret kararını eksik inceleme sayarak bozmuştur. Bunun pratik anlamı, “miras bırakanın adına kayıtlı mal yoktu” tespitinin tek başına yeterli olmayacağıdır; şirket payının değeri, şirket kaynaklı alacak ve yükümlülükler de inceleme dışı bırakılamaz. Ayrıca mirasçıların terekeyi sahiplenip sahiplenmediği de bu davada araştırılması gereken hususlardandır.
Mirası reddedersem ev ve diğer mallar da benden mi çıkar?
Evet. Ret, kayıtsız ve şartsız yapılmalıdır; mirasın yalnızca borçlarını değil aktifini de kapsar (TMK m. 609). Ret eden mirasçı, murisin evi, aracı, banka hesabı ve tüm hakları üzerindeki mirasçılık sıfatını kaybeder; bu mallar, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesince atanacak tereke temsilcisi (kayyım) eliyle yönetilir ve alacaklılara ödeme yapıldıktan sonra artan değer varsa hak sahiplerine dağıtılır. Tüm birinci derece mirasçılar ret etmişse tereke, sonraki zümreye geçmeksizin iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m. 612). Bu nedenle ret kararı, borç-aktif dengesi hesaplanmadan verilirse eldeki gerçek değerlerden de vazgeçilmiş olur; karar öncesinde terekenin borç tablosunun çıkarılması gerekir.
Sonuç ve Danışmanlık
Murisin borçlarından mirasçıların sorumluluğu, hukuki sonuçları en ağır miras hukuku konularından biridir: üç aylık ret süresi sabit bir eşiktir, terekeye el atma davranışları bu hakkı düşürebilir, müteselsil sorumluluk alacaklıya dilediği mirasçıya gitme imkânı verir ve hükmen ret davası ancak kusursuz kurulan bir dosyayla sonuçlanır. Yaşanan bir ölüm sonrasında süre kaybetmeden terekenin aktif-pasif dengesinin çıkarılması ve sizin durumunuza uygun korunma yolunun (gerçek ret, hükmen ret veya paylaşımlı kabul) seçilmesi gerekir. Somut durumunuzu iletişim adresimden bana iletebilirsiniz; İstanbul Barosu kayıtlı avukat olarak miras hukuku dosyalarınızda tarafınızı temsil ediyorum.
0
