İstanbul’da her gün milyonlarca insan otobüs, metro, metrobüs ve tramvayla yolculuk yapıyor ve bu yoğunlukta en sık yaşanan kazalardan biri, araç ani fren yaptığında ya da sert bir manevraya girdiğinde yolcunun düşmesidir. Sonuç bazen bilek burkulması, bazen kalça kırığı, bazen de baş travması olabiliyor. Mağdur hastaneden döndüğünde ise soru hep aynı: ‘Bunun bir tazminatı var mı, kimden nasıl istenir?’
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bu dosyalarda görüyoruz ki mağdurlar üç hatayla haklarını kaybediyor. Birincisi, olayı yolcu olarak hiçbir yere bildirmiyor; ne kolluğa ne de taşıyıcıya kayıt düşülüyor ve aylar sonra delil bulmak imkânsız hâle geliyor. İkincisi, ‘ayaktaydım, zaten kendi dengemde duracaktım’ diyerek kendisini kusurlu sanıp hiç talep etmiyor; oysa ayakta seyahat etmek başlı başına kusur değildir. Üçüncüsü, kampanya kayıtları ve araç kameralarının belli bir süre sonra silindiğini bilmiyor; İETT ve özel işletmelerin kamera kayıtları, talep edilmezse günler içinde arşivden kalkıyor.
Çözüm, süreci ilk günden hukuken kurmaktan geçer: Yolculuk kaydını tespit etmek, olayı bildirimle belgelemek, sağlık raporu almak ve zararı kalem kalem toplamak. Bu rehberde 2026 itibarıyla toplu taşımada düşme tazminatının hukuki dayanağını, sorumluyu, ispat araçlarını, tazminat kalemlerini ve sürelerini anlatıyoruz. İstanbul tazminat avukatı desteğiyle yürüyen dosyalarda, doğru kurgulanan delil zinciri tazminatı belirleyici biçimde yükseltiyor.
Otobüste ani frenle düşen yolcunun tazminat hakkı var mıdır?
Vardır. Yolcu, taşıma sözleşmesi gereği taşıyana güvenerek araca binmiştir ve taşıyan, yolcuyu原地 güven içinde hareket ettirme yükümlülüğü altındadır. Türk Borçlar Kanunu m. 786 uyarınca taşıyan, yolcunun taşınması sırasında ölümünden veya yaralanmasından sorumludur; yolcunun kendi canını kurtarmaya çalışırken uğradığı zararlardan da, ancak bu sırada gösterebileceği olağan özenin gösterilmemesinden doğanlar hariç, sorumluluk doğar. Ani fren yapan şoförün aracı, trafik koşullarına ve yolcu güvenliğine uygun kullanmaması, bu sorumluluğun tipik örneğidir. Ayrıca Karayolları Trafik Kanunu m. 85 uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa, işleten bu zarardan sorumludur; otobüs ve metrobüs de motorlu araçtır.
Önemli nokta şudur: Yolcunun, kazaya karışan iki araçtan birinin sürücüsü değil, tamamen korunan konumda olmasıdır. Yargıtay 17. HD, 2021/2842 E., 2022/1103 K. sayılı kararında, toplu taşıma aracındaki yolcunun nisbi kusur değerlendirmesine tabi tutulamayacağını ve zararın işletene yükletilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte yolcunun kendi güvenliğini ihmal etmesi — örneğin hareket hâlindeki araçta kasıtlı olarak tutunmaması veya görevlinin uyarısına rağmen kapı bölgesinde durması — TBK m. 52 uyarınca tazminattan indirim yapılmasını gerektirebilir; ancak bu, hakkın tümüyle ortadan kalkması anlamına gelmez.
Deliller ve ispat nasıl kurulur?
İspatın bel kemiği, yolculuğun ve olayın somut kayıtlarıdır. Pratikte kullanılan deliller şunlardır:
- İstanbulkart kaydı: Kartın hangi tarih ve saatte hangi hatta okutulduğu, yolculuk gerçeğinin en net göstergesidir; İETT ve ulaşım işletmelerinden yazılı olarak talep edilmelidir.
- Araç kamerası ve şoför kayıtları: Aracın iç kamerası olayın anını, anlık hız ve fren verileri ise mekanizmayı gösterir; kayıtlar kısa süreli tutulduğu için olaydan hemen sonra yazılı talep şarttır.
- Olay bildirimi: Şoföre, makiniste veya görevliye anında söylenmeli; gerekiyorsa kolluk çağrılmalı ve tutanak tutturulmalıdır.
- sağlık raporu: En yakın acile başvuru, tanı ve şikâyetlerin tıbben kayda geçirilmesini sağlar; ‘düşme’ öyküsünün hekime aktarılması kritiktir.
- Tanık beyanları: Aynı araçtaki yolcuların kimlik ve iletişim bilgileri olay anında alınmalıdır.
Uygulamada görüyoruz ki İstanbulkart ve kamera kaydı talepleri zamanında yapılmadığında işletme ‘kayıt mevcut değil’ yanıtını verebiliyor. Bu yüzden dosyayı üstlenen avukatın ilk günlerde ihtarname yoluyla kayıtların muhafazasını talep etmesi, sürecin en değerli adımıdır. Fotoğraflar, kıyafet ve çanta üzerindeki izler ile olay sonrası yazışmalar da destekleyici delil olarak dosyaya eklenmelidir.
Tazminatta hangi zarar kalemleri talep edilir?
Düşme sonucu doğan zararlar, maddi ve manevi olarak iki grupta toplanır. Maddi tazminat kalemleri şunlardır: tedavi giderleri (muayene, ilaç, fizik tedavi, ameliyat, protez), çalışma hayatındaki kayıplar (geçici iş göremezlik süresindeki kazanç kaybı ve sürekli iş göremezlik oranına bağlı yitik gelir), giderilecek ilerideki tedavi masrafları ve götürü giderler (ulaşım, bakım). Yaralanma mesleki kapasiteyi sınırlıyorsa sürekli iş göremezlik oranı raporla belirlenir ve bu oran, geliri ve yaşam beklentisi esas alınarak sermayeye bağlanır. Ölümlü hâllerde ise destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir; bu durumda yakınların zararı ayrı hesaplanır.
Manevi tazminat, TBK m. 58 uyarınca kişilik hakkının ihlali sayılan yaralanma ve acı için talep edilir. Miktarı hâkim, TBK m. 51’deki ölçütlere göre kusurun ağırlığı, zararın niteliği, olayın yolcunun yaşamındaki etkisi ve tarafların durumunu dikkate alarak takdir eder. Ayrıca ağır kusurlu hâllerde — örneğin sürücünün hız ve trafik kurallarını hiçe sayması — manevi tazminatın yüksek belirlendiği kararlar uygulamanın olağan görünümüdür. Zengelce olmayan tüm kalemler belgeyle (fatura, bordro, rapor) desteklenmelidir; belgesiz kalan kısmın ispatı tanık ve bilirkişiyle güçleşir.
Sorumlu kimdir: İETT mi, özel hat mı, sigorta mı?
Sorumluluk zincirinde üç halka vardır: aracın işleticisi, işleteni sigorta eden zorunlu sorumluluk sigortası ve kusuruyla kazaya yol açan sürücü. Özel işletmelerin otobüsleri, minibüs ve dolmuşları için dava, klasik biçimde hukuk mahkemesinde işletene ve sigorta şirketine karşı açılır. Belediye ve bağlı işletmelerin (İETT, İstanbul Ulaşım gibi) araçlarında ise kamusal bir hizmet yürütüldüğü için sorumluluk, idare hukuku ilkelerine göre de değerlendirilebilir; bu durumda tazminat, idari yargda tam yarg davası veya özel hukuk rejimi çerçevesinde işletene karşı talep edilebilir ve pratikte her iki yolun koşulları dosyaya göre incelenir. Hangi yol izlenirse izlensin, yazılı başvuru ve ihtarname ile sürecin başlatılması zarardır.
Zorunlu trafik sigortası, Karayolları Trafik Kanunu m. 86 çerçevesinde limitlerine kadar zararı karşılar; sigorta yetersiz kalırsa kalan miktar işletene yöneltilir. Sigortasız veya belirsiz araçlarda Güvence Hesabı devreye girer. Yolcu düşmeleri, aracın başka bir araçla çarpışması sonucunda gerçekleşmişse üçüncü aracın sorumluluğu da ayrıca değerlendirilir. Bu çok halkalı zincir, dava dilekçesinde doğru tarafların ve doğru sıralamanın gösterilmesini gerektirir; eksik taraf, tahsilatın gecikmesi veya düşmesi demektir.
Dava nerede açılır ve süreler nedir?
Özel işletmeler ve sigorta şirketleri bakımından dava, genel yetki kurallarına göre (örneğin zarar görenin veya davalının yerleşim yeri) asliye hukuk mahkemesinde açılır; trafik kazası niteliği taşıyan hâllerde görevli mahkeme düzeni uygulanır. Kamu işletmelerinde idari yarg yolunun koşulları varsa süre, yazılı başvuruya ve işlemin öğrenilmesine bağlı olarak işlemeye başlar; bu nedenle olayın hemen ardından resmî başvuru kaydı almak büyük önem taşır.
Zamanaşımı konusunda iki ölçü hatırlanmalıdır:
- Karayolları Trafik Kanunu m. 86 uyarınca zarar gören, tazminat davasını zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde, her hâlde on yıllık azami süre içinde açmalıdır.
- Haksız fiile dayalı genel hükümlerde TBK m. 72 uyarınca aynı biçimde iki yıllık öğrenme ve on yıllık mutlak süre işler.
Uygulamada görüyoruz ki iki yıllık süre, geçici iş göremezlik bitse de sürekli oranın raporlaşmadığı dosyalarda farkında olmadan tüketiliyor. Rapor, hesap ve dava zinciri erkenden kurulduğunda ise sigorta uzlaşması öncesinde bile ciddi taksit veya öneriler alınabiliyor. Yargıtay 17. HD, 2019/3761 E., 2020/1442 K. sayılı kararında, ayakta seyahat eden yolcunun salt bu nedenle tam kusurlu sayılamayacağı, kusurun somut davranışlarla kanıtlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Metrobüste düşdüğümde nereye başvurmalıyım?
Önce sağlık ve güvenlik: Yaralanma varsa acile başvurun ve olay öyküsünü hekime anlatın. Ardından olayı araç görevlisine bildirin, gerekirse kolluk çağırın ve tutanak tutturun. Sonrasında 153 hattı veya işletmenin resmî kanallarından yazılı başvuru yapın; İstanbulkart kaydınızı ve kamera kayıtlarının muhafazasını talep edin. Bu bildirim zinciri, ileride dosyanın ispat omurgasını oluşturur. Süreci bir avukatla yürütmek, taleplerin eksiksiz iletilmesini sağlar.
Ayakta giderken düştüm, hakkım doğar mı?
Evet, doğar. Ayakta seyahat etmek, toplu taşımada olağan ve hukuka uygun bir durumdur; bu tek başına yolcunun kusuru değildir. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, kusur ancak somut davranışla — tutunma imkânı varken kasıtlı ihmal, görevlinin uyarısına uymama gibi — kanıtlanabilir. Taşıyanın güvenli seyrüsefer yükümlülüğü devam eder. Kusur oranınız varsa tazminat TBK m. 52 uyarınca kısmen indirilir, hakkınız tümüyle ortadan kalkmaz. Yaralanmanın boyutu ve olayın anı, kamera kaydıyla netleşir.
Tazminat davası için son süre ne zaman?
Zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl içinde, her hâlde olay tarihinden on yıl içinde dava açılmalıdır. Motorlu araç işletilmesi kaynaklı zararlarda Karayolları Trafik Kanunu m. 86’daki bu süre, uygulamada belirleyicidir. Süre, sigorta şirketiyle uzlaşma görüşmeleriyle uzamaz; bu yüzden görüşmeler sürerken de dava hakkınızı korumanız gerekir. Kamu işletmesi söz konusuysa idari yarg süreleri ayrıca izlenmelidir. Süre aşımı, hakkın tümüyle kaybı anlamına gelir.
Tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Miktar, kusur oranına ve zarar kalemlerine göre belirlenir. Maddi tazminatta tedavi giderleri, geçici iş göremezlik süresindeki kayıplar, sürekli iş göremezlik oranına bağlı gelir yitimi ve ilerideki tedavi masrafları hesaplanır; hesapta gelir belgeleri, bildirimler ve bilirkişi incelemesi esas alınır. Manevi tazminat, hâkim tarafından TBK m. 51 ölçütleriyle takdir edilir. Kusur indirim oranı, tespit edilen zarara uygulanarak ulaşılabilir tutar bulunur. Dosyanın bu kalemlere göre derlenmesi sonucu doğrudan etkiler.
Manevi tazminat için hangi şartlar gerekir?
Kişilik hakkının ihlali ve buna bağlı manevi zarar yeterlidir: Yolcu olarak uğradığınız yaralanma, acı ve yaşam kalitesinin bozulması, TBK m. 58 çerçevesinde manevi tazminat dayanağıdır. Ağır yaralanma, uzun tedavi veya kalıcı iz, miktarı artıran unsurlardır. Manevi tazminat, maddi zararın kanıtlanamaması nedeniyle düşmez; bağımsız olarak talep edilir. Kusur oranı manevi tazminata da yansıtılır. Rapor ve tedavi belgeleri, talebin dayanağını güçlendirir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

