SGK Maluliyet Oranına İtiraz: Rapor Zinciri, Dava Süreci ve Yargıtay Kararları 2026

Kısa cevap: SGK’nın belirlediği maluliyet (sürekli iş göremezlik) oranı kesin bir hüküm değildir. Sigortalı oranı düşük, işveren ise yüksek buluyorsa, kararın tebliğinden sonra iş mahkemesinde tespit davası açarak oranın bağımsız bilirkişi incelemesiyle yeniden belirlenmesini isteyebilir. Davada SGK daima taraftır; mahkeme çelişkili raporların giderilmesini, kontrol kaydı devam eden sigortalıda ise oranın kesinleşmesini bekler. Doğru kurgulanan dava, hem SGK gelirini hem işverenden istenecek maddi tazminatı doğrudan yükseltir.

İş kazası veya meslek hastalığı geçiren sigortalının en kritik evresi, tedavi bittikten sonra başlar: SGK sağlık kurulu bir meslekte kazanma gücü kayıp oranı belirler ve bu oran, bağlanacak gelirin de işverenden talep edilecek maddi tazminatın da temel taşı olur. Oran düşük çıktığında sigortalının, yüksek çıktığında işverenin ilk sorusu aynıdır: “Bu orana itiraz edilebilir mi?” Bu yazıda SGK maluliyet oranına itiraz sürecini rapor zincirinden dava sonuna kadar adım adım ele alıyor; Yargıtay’ın belirleyici ilkelerini somut kararlarıyla anlatıyoruz. İstanbul’da iş mahkemelerinin yoğun çalıştığı bu alanda, sürecin doğru kurgulanması ciddi maddi sonuçlar doğurur.

Maluliyet Oranı Nedir, Neden Bu Kadar Belirleyicidir?

Sürekli iş göremezlik (maluliyet), sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda çalışma gücünü kalıcı olarak yitirmesi hâlidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çerçevesinde belirlenen oran, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin cetvelleri üzerinden hesaplanır; tıbbi bulgular bu cetvellerle puanlandırılırken sigortalının önceki mesleği, yaşı ve eğitim durumu da dikkate alınır.

Oranın pratikte iki büyük sonucu vardır. Birincisi, %10’un üzerindeki oranlarda sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır; oran yükseldikçe gelir artar. İkincisi, işverenden istenecek maddi tazminatın hesabı da bu oran üzerinden yapılır. Yani rapordaki birkaç puanlık fark, yıllara yayılan gelirde ve tek seferlik tazminatta ciddi tutar farkları anlamına gelir. Bu nedenle hem sigortalı hem işveren açısından oranın doğru belirlenmesi, uyuşmazlığın ekonomik çekirdeğidir.

Rapor Zinciri: Sağlık Kurulundan Yüksek Sağlık Kuruluna

İtiraz sürecini anlamak için önce rapor zincirini doğru kurmak gerekir. İlk raporu, SGK’nın yetkilendirdiği sağlık kurulu düzenler. Sigortalı bu orana itiraz etmek isterse, öncelikle SGK üzerinden dosyanın Yüksek Sağlık Kurulu’na gönderilmesini talep edebilir. Yüksek Sağlık Kurulu incelemesi sonucunda oran değişebilir ya da onaylanabilir.

Zincir burada bitmez. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre mahkeme önündeki uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporu da kritik bir halkadır ve mahkemeler çelişkili raporlarda bu görüşe üstünlük tanıma eğilimindedir. Pratikte sık görülen senaryo şudur: sağlık kurulu düşük bir oran verir, Yüksek Sağlık Kurulu oranı yükseltir ya da korur, mahkeme aşamasında Adli Tıp Kurumu farklı bir orana işaret eder. Bu noktada yapılacak iş, itirazı yalnızca idari aşamada bırakmak değil, oranın nihai ve bağlayıcı biçimde tespitini yargı önünde talep etmektir.

SGK Oranına Kimler, Nasıl İtiraz Edebilir?

İtiraz hakkı yalnızca sigortalıya özgü değildir. Uygulamada iki taraf da yargı yoluna başvurabilir:

  • Sigortalının tespit davası: Oranı düşük bulan sigortalı, iş kazası veya meslek hastalığını ve SGK kararının kendisine tebliğ edildiğini ispatlayarak iş mahkemesinde bağımsız tespit talep edebilir. Güncel tıbbi belgeler ve SGK sağlık kurulu raporu dosyaya sunulmalıdır.
  • İşverenin itiraz davası: Oranı aşırı yüksek bulan işveren de dava açabilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2026 tarihli, 2025/10898 Esas, 2026/82 Karar sayılı kararı, işverenin bu yola başvurma hakkını açıkça teyit etmiş; oranın bağımsız bilirkişi incelemesiyle yeniden belirlenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
  • Birleşik tazminat davaları: Uygulamada tespit talebi çoğunlukla maddi ve manevi tazminat davalarıyla birlikte açılır. Mahkeme önce oranı tespit eder, ardından bu oran üzerinden tazminat hesabına geçer. Bu kurgu hem zaman hem yargılama gideri açısından avantajlıdır.

Çelişkili Raporlar Ne Olduğunda Karar Kurulamaz?

Maluliyet uyuşmazlıklarının en sık görülen tuzağı, birbirinden farklı oranlar veren raporlardır. Yargıtay bu konuda net bir ilke koymuştur: raporlar arasında çelişki varsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermeksizin karar veremez. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2012 tarihli, 2011/587 Esas, 2012/14608 Karar sayılı kararında, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporlarının birbirinden farklı oranlar (yüzde 27,2 ile yüzde 36,2) verdiği dosyada çelişki giderilmeden kurulan hüküm bozulmuştur.

Bu içtihadın pratik anlamı şudur: itiraz dilekçesinde yalnızca “oran düşük” denmez; hangi raporun hangi yöntemle ve hangi cetvel üzerinden hesaplandığı, aradaki farkın kaynağı ayrıntılı gösterilir. Avukatın işi, tıbbi raporlar arasındaki metodolojik farkı mahkemeye görünür kılmaktır. Çelişki giderilmeden verilen karar, istinaf ve temyizde durmaz.

Kontrol Kaydı Devam Eden Sigortalıda İtiraz Stratejisi

Maluliyet raporlarının bir bölümü kontrol kaydı ile düzenlenir; bu durumda oran, raporda belirtilen kontrol muayene tarihine kadar kesinleşmez. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2016 tarihli, 2015/19787 Esas, 2016/15535 Karar sayılı kararı tam da bu noktayı düzenler: sağlık kurulunun yüzde 12,1 oranı belirlediği ve kontrol muayenesinin devam ettiği dosyada, oranın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmaksızın hüküm kurulması hatalı bulunarak bozulmuştur.

Bu ilkenin stratejik sonucu iki yönlüdür. Sigortalı taraf için: kontrol kaydı devam ederken açılan davada mahkeme bekletici karar verebilir ya da eksik tespit üzerinden kurulan hüküm temyizde bozulur; dava takvimi, kontrol muayene tarihiyle birlikte kurulmalıdır. İşveren tarafı için: sigortalının oranı henüz kesinleşmemişken yapılan tazminat hesaplarına itiraz etmek için sağlam bir içtihat zemini vardır. Her iki durumda da zamanaşımı takvimi, oranın kesinleşme tarihine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Dava Süreci: Görevli Mahkeme, Taraflar ve Bilirkişi İncelemesi

Tespit davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş mahkemelerinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, davalının ikametgâhı, işyerinin bulunduğu yer veya iş kazasının gerçekleştiği yer mahkemesidir ve seçim hakkı davacıya aittir. İstanbul gibi büyük illerde bu seçim, dosyanın hangi adliyede daha hızlı görüleceği yönünden de değerlendirilebilir.

Davada SGK her zaman dâhil edilmelidir; kurumun davaya dahil edilmemesi usul hatasıdır ve süreci uzatır. Tazminat boyutu varsa işveren ve üçüncü kişiler de taraflar arasına girer. Süreç tipik olarak şöyle işler: SGK sağlık kurulu raporu dosyaya alınır; rapor yetersiz veya çelişkili bulunursa mahkeme re’sen veya taleple bilirkişi heyetine gider. Heyet genellikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’ndan oluşur; sigortalıyı muayene eder, tıbbi kayıtları cetvellerle karşılaştırır. Rapor dosyaya girdikten sonra taraflar itirazlarını sunar; mahkeme gerekirse ek rapor alır ya da raporla bağlı olmaksızın hüküm kurar.

Arabuluculuk açısından önemli ayrım şudur: sigortalının SGK’ya karşı açtığı saf tespit davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır; ancak işverene karşı tazminat talebi de içeriliyorsa dava öncesi arabuluculuk ön koşulu gündeme gelebilir. Talebin niteliği, dava şartının kapsamını doğrudan belirler.

Süreler: Zamanaşımı ve Takvim Kuralları

İtiraz stratejisinin en çok hata yapılan ayağı sürelerdir. Temel çerçeve şöyledir:

  • SGK sağlık kurulu kararına idari itiraz: Kararın tebliğinden itibaren makul süre içinde, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’ndeki esaslara göre yapılır.
  • İş mahkemesinde tespit davası: Genel zamanaşımı on yıldır; SGK’ya karşı açılan tespit davalarında hak düşürücü süre uygulanmaz.
  • İşverene karşı tazminat: Kısa zamanaşımı, iş kazasını ve failini öğrenme tarihinden itibaren iki yıl; her hâlde olay tarihinden on yıldır.
  • Kontrol muayene tarihi: Kayıt devam ettiği sürece oran kesinleşmez; dava bu tarih gözetilerek zamanlanır.

Yargıtay’ın zamanaşımı başlangıcı konusundaki tutarlı içtihadı, zararın ve zarara yol açan fiillerin tamamının öğrenildiği tarihi esas alır. Oranın geç kesinleştiği dosyalarda bu başlangıç noktası kayabilir; yanlış kurulan takvim hem hak kaybına hem boş dava masrafına yol açar. Ayrıca mahkeme kararıyla belirlenen orana karşı kanun yolu süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.

İtiraz Dosyasını Güçlendiren Belgeler ve Sık Yapılan Hatalar

Oranın yeniden belirlenmesi talebinin başarısı, büyük ölçüde dosyaya sunulan belgelere bağlıdır. Kullanılacak ana belgeler şunlardır: iş kazası veya meslek hastalığı bildirimi ve SGK kaydı; tedavi sürecine ait hastane kayıtları, ameliyat raporları ve epikrizler; SGK sağlık kurulu raporu ve varsa Yüksek Sağlık Kurulu kararı; mahkemece istenmesi muhtemel Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporu; sigortalının mesleği, yaşı ve eğitim durumuna ilişkin belgeler; çelişkili raporların karşılaştırmalı analizi.

Uygulamada tekrarlanan hatalar da belirgindir: kontrol kaydı devam ederken aceleyle dava açmak; tıbbi belgeleri eksik sunmak; çelişkili raporları itiraz konusu yapmamak; SGK’yı davanın dışında bırakmak; mesleğe ve yaşa ilişkin belge sunmamak; zamanaşımını yalnızca kaza tarihinden işlemek. Bu hataların her biri, tek başına davanın sonucunu değiştirmeye yeter. İstanbul’da dosya yoğunluğunun yüksek olduğu iş mahkemelerinde, ilk dilekçenin eksiksiz kurulması süreyi aylarca kısaltabilir.

Sık Sorulan Sorular

SGK maluliyet oranı kesin midir, itiraz edilebilir mi?

Hayır, SGK sağlık kurulunun belirlediği oran kesin bir hüküm değildir. Sigortalı oranı düşük buluyorsa önce SGK üzerinden Yüksek Sağlık Kurulu incelemesi talep edebilir, ardından iş mahkemesinde tespit davası açabilir. İşveren de oranı yüksek buluyorsa aynı yargı yoluna başvurabilir; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2026 tarihli, 2025/10898 Esas, 2026/82 Karar sayılı kararı işverenin bu hakkını açıkça teyit etmiştir. Mahkeme, bağımsız bilirkişi incelemesiyle oranı yeniden belirleyebilir. Tespit davasında SGK daima taraf olarak yer almalıdır; kurumun davaya dahil edilmemesi usul hatasıdır.

Maluliyet oranına itiraz davası hangi mahkemede açılır?

Sürekli iş göremezlik oranının tespiti davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş mahkemelerinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, davalının ikametgâhı, işyerinin bulunduğu yer veya iş kazasının meydana geldiği yer mahkemesidir ve bu seçim hakkı davacıya aittir. İstanbul’da birden fazla adliyede iş mahkemeleri görevlidir; dosyanın hızlı sonuçlanması açısından bu seçim stratejik olarak yapılmalıdır. Davada SGK zorunlu taraf olduğundan, dava dilekçesinde kuruma da yer verilmesi gerekir.

Raporlar farklı oran verirse mahkeme hangisini esas alır?

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre raporlar arasında çelişki varsa mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar veremez. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2012 tarihli, 2011/587 Esas, 2012/14608 Karar sayılı kararında, Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu raporlarının yüzde 27,2 ve yüzde 36,2 gibi farklı oranlar verdiği dosyada çelişki giderilmeden kurulan hüküm bozulmuştur. Uygulamada mahkemeler çelişkili raporlarda genellikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu görüşüne üstünlük tanır. Çelişkinin giderilmesi için ek bilirkişi incelemesi yapılabilir; bu noktada itiraz dilekçesinde metodolojik farkların ayrıntılı gösterilmesi kararı belirleyici biçimde etkiler.

Kontrol muayenesi devam ederken tazminat davası açılabilir mi?

Risklidir ve çoğu durumda beklenmesi doğru stratejidir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2016 tarihli, 2015/19787 Esas, 2016/15535 Karar sayılı kararında, sağlık kurulunun yüzde 12,1 oranı belirlediği ve kontrol muayenesinin devam ettiği dosyada, oranın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Kontrol kaydı devam eden sigortalıda oran, rapordaki kontrol muayene tarihine kadar kesinleşmez. Bu dönemde açılan davada mahkeme bekletici karar verebilir ya da eksik tespit üzerinden kurulan hüküm kanun yolunda bozulur. Dava takvimi bu tarihle birlikte kurulmalı, zamanaşımı da buna göre hesaplanmalıdır.

Maluliyet oranı tazminat miktarını nasıl etkiler?

Oran, hem SGK’dan bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirinin hem de işverenden istenecek maddi tazminatın hesap çekirdeğidir. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2012 tarihli, 2010/12852 Esas, 2012/7413 Karar sayılı kararında, mahkemece yüzde 14,3 olarak tespit edilen oranın hem maddi hem manevi tazminat hesabının temeline oturtulduğu görülür; bu, tespit ile tazminatın aynı davada birlikte yürütülebileceğinin ve oranın doğrudan sonuca etki ettiğinin somut örneğidir. Rapordaki birkaç puanlık artış, yıllara yayılan gelirde ve kapitalizasyon yoluyla hesaplanan tazminatta ciddi fark yaratır. Bu nedenle itiraz kararına, maddi sonuç boyutuyla birlikte yaklaşılmalıdır.

SGK oranına itiraz davasında zamanaşımı süresi kaç yıldır?

SGK’ya karşı açılan tespit davalarında hak düşürücü süre uygulanmaz; genel zamanaşımı on yıldır. Buna karşılık işverene karşı açılacak tazminat taleplerinde kısa zamanaşımı, iş kazasının ve failinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde olay tarihinden on yıldır. Yargıtay, zamanaşımının zararın ve fiillerin tamamı öğrenildiği tarihte işlemeye başlayacağını tutarlı biçimde kabul eder; oranın geç kesinleştiği dosyalarda bu başlangıç noktası farklı biçimde şekillenebilir. Süre hesabının kişisel durumdan bağımsız tek bir kalıbı yoktur; kaza tarihi, öğrenme tarihi ve oranın kesinleşme tarihi birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle itiraz sürecine başlarken zamanaşımı takviminin ayrıca ve dikkatle kurulması gerekir.

İtiraz davasında bilirkişi heyeti nasıl çalışır?

Mahkeme, SGK raporunu yetersiz veya çelişkili bulduğunda re’sen ya da taraf talebiyle bilirkişi incelemesine gider. İnceleme genellikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’ndan oluşan heyetle yürütülür: heyet sigortalıyı muayene eder, tedavi kayıtlarını inceler ve meslekte kazanma gücü kayıp oranını Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin cetvelleri üzerinden hesaplar. Sigortalının önceki mesleği, yaşı ve eğitim durumu bu hesabın parçasıdır. Rapor dosyaya girdikten sonra taraflara tebliğ edilir ve itiraz hakkı doğar; mahkeme gerekirse ek rapor alır ya da tüm raporları birlikte değerlendirerek raporla bağlı olmaksızın hüküm kurar. Sürecin sağlıklı yürümesi, dosyaya sunulan tıbbi belgelerin eksiksizliğine bağlıdır.

İşveren SGK’nın belirlediği orana itiraz edebilir mi?

Evet, edebilir. Oranı gereğinden yüksek bulan işveren, oranın hukuka aykırı biçimde belirlendiğine dair somut iddialarını ortaya koyarak iş mahkemesinde dava açabilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 27.05.2025 tarihli, 2025/601 Esas, 2025/8975 Karar sayılı kararında, SGK’nın yüzde 57 oran belirlediği dosyada işverenin itiraz davasının esastan incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Aynı dairenin 19.01.2026 tarihli, 2025/10898 Esas, 2026/82 Karar sayılı kararı da işverenin aktif dava ehliyetini teyit eder. Sigortalı tarafındaki avukatların işverenin bu hakkını göz ardı etmemesi gerekir; işveren itirazıyla başlayan süreç, daha uzun yargılama ve oran tartışması demektir ve müvekkile önceden anlatılmalıdır.

SGK maluliyet oranı, iş kazası sonrası tüm maddi hakların temelidir ve itiraz hakkı her iki tarafa tanınmıştır. Oranını düşük bulan sigortalılar ile tazminat riski taşıyan işverenler, sürecin rapor zinciri ve mahkeme aşamasını doğru kurgulamak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu — İş ve Tazminat Hukuku. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bağlayıcı hukuki görüş yerine geçmez. Maluliyet oranları ve itiraz süreleri, raporların içeriğine, kontrol kayıtlarına ve dosyanızdaki delillere göre kişiye özel değerlendirilmelidir.

0

Yorum Gönder