Tehdit Suçu Şikayete Tabi mi? 2026 İstanbul Rehberi

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Tehdit suçu her durumda şikayete tabi değildir. TCK m.106/1’in ilk cümlesindeki hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditler ile TCK m.106/2 kapsamındaki nitelikli tehditler kural olarak resen soruşturulur; malvarlığına büyük zarar verme veya sair kötülük tehdidi ise genellikle şikayete bağlıdır ve süre bakımından TCK m.73 uygulanır.

Tehdit suçu her durumda şikayete tabi midir?

Hayır, değildir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.106 tehdit suçunu tek tip bir yapı olarak değil, farklı ağırlıklarda düzenler. Bir kişiye kendisinin veya yakınının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da cinsel dokunulmazlığına saldırı yapılacağının söylenmesi, TCK m.106/1 ilk cümle kapsamındadır ve bu tür tehditlerde kamu makamları çoğu durumda mağdur şikayeti olmasa da soruşturma yürütebilir. Buna karşılık malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle yapılan tehdit, aynı fıkranın devamında ayrıca düzenlenmiş ve mağdurun şikayetine bağlanmıştır.

Problem tam da burada ortaya çıkar. Pek çok kişi her tehdit cümlesinin otomatik olarak aynı usule tabi olduğunu düşünür. Agitation kısmı ise şudur: yanlış değerlendirme yapıldığında ya mağdur şikayet süresini kaçırır ya da şüpheli taraf resen takip edilen bir suçta dosyanın düşeceğini sanarak hatalı bir beklentiye girer. Çözüm ise tehdidin içeriğini, yöneldiği hukuki değeri ve olayın işleniş biçimini TCK m.106 üzerinden ayrı ayrı analiz etmektir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, özellikle aile içi gerilim, ayrılık süreci, iş ilişkisi veya komşu uyuşmazlığı sırasında söylenen sözlerin hangi tehdit tipine girdiği tartışılır. Uygulamada görüyoruz ki bir cümlenin yalnızca kaba, sert veya öfkeli olması yetmez; somut olayda mağdur üzerinde ciddi korku yaratmaya objektif olarak elverişli olması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/9780 E., 2023/18531 K. sayılı kararında da tehdit niteliğindeki sözlerin mağdur üzerinde ciddi korku yaratmaya elverişli olup olmadığının olay bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Hangi tehditlerde savcılık resen soruşturma yapar?

Evet, bazı tehdit türlerinde savcılık mağdur ayrıca şikayetçi olmasa da dosya üzerinde işlem yapabilir. TCK m.106/1 ilk cümlede düzenlenen, kişinin kendisine veya yakınına karşı hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelen tehditler bu kapsamdadır. Aynı şekilde TCK m.106/2’de sayılan silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte ya da suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenen tehdit halleri de daha ağır kabul edilir.

Örneğin “seni öldüreceğim”, “seni vuracağım”, “çocuğunu kaçırırım”, “sana cinsel saldırıda bulunacağım” gibi ifadeler kural olarak şikayete bağlı basit bir ihtilaf olarak görülmez. Ayrıca 12 Mayıs 2022 tarihli değişiklik sonrasında kadına karşı işlenen bu tür tehditlerde alt sınırın dokuz aydan az olamayacağı da TCK m.106/1’de açıkça düzenlenmiştir. Bu ayrım özellikle aile içi şiddet veya ayrılık dönemlerinde önem taşır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/8840 E., 2019/17372 K. sayılı kararında ölüm ve silah kullanımı çağrıştıran ifadelerin suç vasfı bakımından hafif bir sözlü tartışma olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koymuştur. Yine Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2017/20188 E., 2021/2330 K. sayılı kararda gıyapta silahla tehdit değerlendirmesine yer vererek nitelikli tehdit bakımından olayın görünüş biçimi ve korkutucu etkinin önemini vurgulamıştır.

Burada İstanbul avukat desteği önem kazanır; çünkü resen takip edilen tehdit suçlarında ifade, gözaltı, koruma tedbiri, uzaklaştırma ve delil toplama süreci çok daha hızlı ilerleyebilir. Özellikle İstanbul ceza avukatı desteğiyle soruşturma dosyasına erken aşamada müdahil olmak, hem mağdur hem de şüpheli açısından ciddi hak kayıplarını önler.

Şikayete bağlı tehditte süre ne kadar ve ne zaman başlar?

Şikayete bağlı tehditlerde süre kural olarak altı aydır. Bu süre TCK m.73 uyarınca, mağdurun fiili ve faili öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Ancak bu altı aylık süre yalnızca şikayete tabi tehditler için önemlidir; resen soruşturulan tehditlerde şikayet süresi geçmiş olsa bile savcılık delil durumuna göre işlem yapabilir.

Burada en sık hata, mağdurun “zaten mesajlar duruyor, sonra da şikayetçi olurum” diye düşünmesidir. Oysa malvarlığına büyük zarar verme ya da sair kötülük tehdidi gibi şikayete tabi bir form söz konusuysa, altı aylık sürenin kaçırılması kamu davasının açılmasını engelleyebilir. Agitation noktası da budur: haklı olduğunu düşünen kişi, usul kuralını kaçırdığı için ceza dosyasında korumasız kalabilir.

Uygulamada görüyoruz ki özellikle telefon, WhatsApp, sosyal medya veya ortak tanıdıklar aracılığıyla iletilen tehditlerde, failin kim olduğunun ne zaman öğrenildiği tartışma konusu olur. Bu nedenle ekran görüntüsü almak, mesaj tarihlerini korumak, ses kayıtları bakımından hukuka uygunluk değerlendirmesini ayrı yapmak ve başvuru tarihini geciktirmemek gerekir. İstanbul ceza avukatı desteğiyle hazırlanan bir şikayet dilekçesi, süre ve vasıf tartışmasını baştan netleştirebilir.

WhatsApp, telefon veya sosyal medya tehdidi nasıl ispatlanır?

Evet, dijital deliller tehdit suçunda çoğu zaman belirleyicidir. TCK m.106 bakımından tehdit sözlü olabileceği gibi yazılı mesaj, ses kaydı, görüntülü ileti, sosyal medya mesajı veya aracı kişi üzerinden de gerçekleşebilir. Önemli olan mağdura yönelen sözün somut olayda korku yaratmaya elverişli olması ve faille ilişkilendirilebilmesidir.

İspat bakımından ekran görüntüleri, HTS kayıtları, mesaj dökümleri, tanık anlatımları, olay sonrası başvurular, kamera kayıtları ve gerektiğinde bilirkişi incelemeleri öne çıkar. Ancak her ekran görüntüsü tek başına yeterli olmayabilir. Mesajın hangi numaradan geldiği, hesabın kime ait olduğu, karşı tarafın hesabı kullanıp kullanmadığı ve tehdit içeriğinin bağlamı ayrıca incelenir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/24162 E., 2022/3248 K. sayılı kararında tehdit içeren eylem ile devamındaki fiziksel saldırının bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu tür kararlar şunu gösterir: tehdit çoğu zaman tek başına değil, olayın tamamı içinde anlam kazanır. Bir kavga, takip, ısrarlı arama veya fiziksel hareket tehdidin ciddiyetini artırabilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da mağdurların delilleri silmesidir. Özellikle barışma, korku veya aile baskısı nedeniyle mesajların silinmesi daha sonra ispatı zorlaştırır. Bu yüzden delillerin tarih ve içerik bütünlüğü korunmalı, gerekirse noter tespiti veya usule uygun bilişim incelemesi imkanları değerlendirilmelidir.

Şikayetten vazgeçme davayı her zaman düşürür mü?

Hayır, her zaman düşürmez. Şikayetten vazgeçmenin sonucu, suçun şikayete bağlı olup olmamasına göre değişir. TCK m.73/4’e göre kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda mağdurun vazgeçmesi kamu davasının düşmesine yol açabilir. Ancak resen soruşturulan tehdit suçlarında mağdurun sonradan “şikayetçi değilim” demesi tek başına dosyayı bitirmez.

Bu ayrım özellikle aile içi veya duygusal ilişki kaynaklı tehdit dosyalarında çok önemlidir. Mağdur çoğu zaman olaydan sonra baskı altında kalabilir, uzlaşma beklentisine girebilir ya da şikayetini geri almak isteyebilir. Fakat eğer isnat edilen fiil TCK m.106/1 ilk cümle ya da TCK m.106/2 kapsamındaysa, savcılık kamu adına soruşturmayı sürdürebilir.

Uygulamada görüyoruz ki “şikayetimi geri aldım, dosya kapandı” düşüncesi çoğu zaman yanlıştır. Özellikle silahlı, çok kişili veya ölüm tehdidi içeren olaylarda dosya, delil durumuna göre devam eder. Bu nedenle hem mağdur hem de şüpheli tarafın süreci yalnızca günlük dildeki “şikayet” kavramıyla değil, suçun hukuki niteliğiyle değerlendirmesi gerekir.

İstanbul’da tehdit soruşturması ve dava süreci nasıl ilerler?

Evet, İstanbul’da süreç çoğu zaman hızlı başlar ama doğru yönetilmezse uzayabilir. Şikayet veya ihbar sonrası savcılık soruşturması açılır, ifade işlemleri yapılır, dijital deliller toplanır ve olayın niteliğine göre koruma tedbirleri, uzaklaştırma kararları veya adli kontrol talepleri gündeme gelebilir. Resen takip edilen bir tehdit söz konusuysa dosyanın ilerlemesi mağdur beyanından bağımsız bir görünüm kazanabilir.

İstanbul avukat desteği bu noktada önemlidir; çünkü büyük şehirlerde dosya yoğunluğu nedeniyle eksik delille yapılan başvurular bazen yanlış vasıflandırma veya gereksiz gecikme doğurur. İstanbul ceza avukatı, olayın TCK m.106/1 ilk cümle mi, TCK m.106/1 ikinci cümle mi yoksa TCK m.106/2 kapsamında mı olduğunu baştan netleştirerek sürecin doğru zeminde ilerlemesine katkı sağlar.

Solution kısmı şudur: tehdit içeren sözleri tarih sırasıyla toparlamak, tanıkları belirlemek, dijital kayıtları güvence altına almak, şikayete tabi olup olmadığını hızlıca analiz etmek ve ifadeye hazırlıksız gitmemektir. Özellikle karşılıklı tartışma dosyalarında, tek taraflı anlatım yerine olay akışının eksiksiz ortaya konması çok önemlidir.

Tehdit suçunda sık sorulan sorular

Tehdit mesajını sildiysem yine de dava açılabilir mi?

Evet, bazı durumlarda açılabilir. Mesaj silinse bile karşı tarafın telefonunda, yedeklerde, operatör verilerinde, ekran görüntülerinde veya tanık anlatımlarında iz kalmış olabilir. Ancak silinen delilin geri getirilememesi ispatı zorlaştırır. Bu nedenle tehdit suçu şikayete tabi mi sorusundan önce, delilin korunup korunmadığına bakmak gerekir. Özellikle İstanbul gibi yoğun soruşturma trafiği olan yerlerde, ilk başvuru anında delillerin sistemli sunulması dosyanın seyrini ciddi biçimde etkiler.

Karşılıklı tartışmada söylenen sözler de tehdit sayılır mı?

Bazen evet, bazen hayır. Her öfke patlaması tehdit suçunu oluşturmaz. Mahkeme, sözün hangi ortamda söylendiğine, mağdurda objektif olarak korku yaratmaya elverişli olup olmadığına ve olayın devamındaki davranışlara bakar. Yargıtay uygulaması da bağlam analizini önemser. Bu nedenle yalnızca cümlenin kelime anlamı değil, failin yaklaşımı, önceki husumet, fiziksel hareketler ve delil desteği birlikte değerlendirilir.

Anonim hesaptan gelen tehditte fail bulunamazsa dosya kapanır mı?

Failin tespit edilememesi soruşturmayı zorlaştırır ama otomatik kapanma anlamına gelmez. Savcılık IP bilgileri, hesap hareketleri, cihaz eşleştirmeleri, HTS kayıtları ve platform yazışmaları üzerinden araştırma yapabilir. Özellikle sosyal medya veya mesajlaşma uygulamalarında tehdit suçu bakımından teknik inceleme önemli hale gelir. Yine de fail ile ileti arasındaki bağ kurulamıyorsa, ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedeniyle mahkumiyet yerine takipsizlik veya beraat gündeme gelebilir.

Tehdit suçunda uzlaşma olur mu?

Bu sorunun cevabı tehdidin hangi tür olduğuna göre değişir. Şikayete bağlı, daha hafif nitelikteki tehdit biçimlerinde uzlaştırma prosedürü gündeme gelebilir. Buna karşılık resen soruşturulan ve daha ağır kabul edilen tehdit türlerinde aynı sonuç her zaman doğmaz. Bu yüzden dosyanın başında TCK m.106 kapsamındaki alt türün doğru belirlenmesi gerekir. Yanlış vasıflandırma, kişinin gereksiz beklentiye girmesine veya hak kaybı yaşamasına neden olabilir.

Tehdit nedeniyle manevi tazminat da istenebilir mi?

Evet, koşulları varsa istenebilir. Ceza soruşturması veya ceza davası ile manevi tazminat talebi aynı şey değildir. Tehdit eylemi kişinin huzurunu, güvenlik duygusunu ve psikolojik bütünlüğünü zedelemişse, ayrıca Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde manevi tazminat gündeme gelebilir. Ancak tazminat için eylemin, kusurun, zararın ve illiyet bağının somut şekilde ortaya konması gerekir. Ceza dosyasındaki deliller, hukuk davasında da önemli bir dayanak oluşturabilir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder