Yoksulluk Nafakası Nasıl Belirlenir ve Ne Zaman Kesilir? Şartlar, Süre ve 2026 Yargıtay Rehberi

Boşanma sonrası geçim kaynağı ortadan kalkan eş, TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edebilir. Nafakanın bağlanabilmesi için dört şart birlikte gerçekleşmelidir: talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi, diğer eşin mali gücünün nafakayı karşılayabilmesi, talep eden eşin kusurunun daha az veya eşit olması ve nafakanın açıkça talep edilmiş olması. Ayrıca 2026’da kritik bir gelişme yaşandı: Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti; iptal 30.06.2027’de yürürlüğe girecek.

Kısa cevap: Yoksulluk nafakası boşanmanın kesinleşmesiyle aylık olarak bağlanır; miktarı hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre belirler. Çalışmak tek başına hakkı ortadan kaldırmaz (HGK 21.03.2018, 2017/2-1584 E., 2018/503 K.). Nafaka; alacaklının evlenmesi, gelirinin düzelmesi, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü kaybetmesi ya da eşit kusura dayalı boşanmada hakkın kötüye kullanılması hâllerinde kaldırılabilir veya azaltılabilir.

Yoksulluk Nafakası Nedir, Kimlere Bağlanır?

Yoksulluk nafakası, evlilik birliği içinde iken eşler arasında var olan ekonomik dayanışmanın boşanmayla sona ermesinin ardından, yoksulluğa düşen eşin korunması amacıyla TMK m. 175’te düzenlenen bir nafaka türüdür. Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte, geçimini kendi olanaklarıyla sağlayamayan eş, daha az kusurlu veya eşit kusurlu olması kaydıyla, mali gücü yeterli olan diğer eşten sürekli (aylık) nafaka isteyebilir. Nafaka bir ceza değil, evlilikten doğan ekonomik dayanışmanın boşanma sonrasına taşınan uzantısıdır.

Bu noktada yoksulluk nafakasının iştirak (çocuk) nafakası ve tedbir nafakasından farkını netleştirmek gerekir. İştirak nafakası re’sen gözetilen çocuğun bakım ve giderleridir; tedbir nafakası dava sürerken geçici olarak bağlanır; yoksulluk nafakası ise ancak eşin açık talebiyle ve boşanma kesinleştikten sonra işler. Yargıtay’a göre yoksulluk nafakası hakimin kendiliğinden hükmedemeyeceği bir talep konusudur; davada ya da boşanma kesinleşene kadar açılacak bir davada açıkça istenmesi şarttır.

Yoksulluk Nafakasının Dört Şartı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadında birleşen ölçütler şunlardır:

  • Yoksulluğa düşme: Talep eden eşin evlilik birliğinden beklediği ve gerçekleşen yaşam standardını boşanma sonrasında sürdüremeyecek durumda olması gerekir. Kişinin zaruri geçim ihtiyaçlarını (barınma, gıda, sağlık, ulaşım, giyim) düzenli biçimde karşılayamaması esastır.
  • Mali güç: Nafaka yükümlüsünün kendi geçimini de gözeterek ödeme gücünün bulunması aranır. Mali gücü olmayan eş aleyhine hükmedilen nafaka, ileride azaltma veya kaldırma davasının konusu olur.
  • Kusur dengesi: Nafaka isteyen eş, boşanmada daha az kusurlu ya da eşit kusurlu olmalıdır. Daha fazla kusurlu eş yoksulluk nafakası isteyemez.
  • Açık talep: Yoksulluk nafakası re’sen hükmedilemez; eşin talebi zorunludur.

Çalışan Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi? (Asıl Tartışma)

Uygulamada en çok tartışılan konu, geliri olan eşin yoksulluk nafakası isteyip isteyemeyeceğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunmasının yoksulluk nafakası bağlanmasına engel olmadığına; bu gelirin yalnızca nafakanın miktarının belirlenmesinde dikkate alınacağına hükmetmiştir (HGK 21.03.2018, 2017/2-1584 E., 2018/503 K.; aynı yönde HGK 11.03.2021, 2017/2-2494 E., 2021/248 K. ve HGK 11.03.2021, 2017/2-2653 E., 2021/249 K.).

Buna karşılık geliri kendi geçimini rahatça karşılayan eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyeceğinden nafaka alamaz. Dönüm noktası ise HGK’nın 08.03.2023 tarihli, 2022/142 E., 2023/184 K. sayılı kararıdır: Kurul, asgari ücretle de olsa sürekli ve düzenli geliri bulunan kadını — somut olayda borç yükü, çocuk bakımı, sağlık ve kira giderleri gözetilerek — oy çokluğuyla yoksulluk kapsamında değerlendirmiştir. Bunun anlamı şudur: küçük bir gelir hakkı ortadan kaldırmaz, ancak hâkim somut yaşam koşullarını bütünlüklü değerlendirecek ve kira borcu, bakım yükü gibi ek yükler varsa nafaka bağlanabilir. Somut olayın koşulları belirleyicidir; genel geçer bir formül yoktur.

Ne Kadar Yoksulluk Nafakası Bağlanır? Miktar Nasıl Belirlenir?

Nafakanın miktarında hâkimin takdir yetkisi geniştir; ancak bu keyfi değildir. Yargıtay, eşlerin gelirleri, sosyal ve ekonomik durumları, evlilik süresi, yaş, sağlık, meslek, çalışma ihtimali ve çocukların velayet durumu gibi ölçütleri birlikte değerlendirir. Emsal kararlarda alt sınır kabul edilebilecek sabit bir tutar yoktur (HGK 29.11.2023, 2022/1204 E., 2023/1187 K. örneğinde nafakanın her yıl ÜFE ile artırılmasına dair hüküm kesinleşerek işlemiştir); hükmedilen rakam her olayda farklıdır ve günün ekonomik koşulları — asgari ücret, kira düzeyi, enflasyon — birlikte değerlendirilerek güncel olarak hesaplanmalıdır.

Artırım konusunda da ölçüt bellidir: Olağanüstü bir ekonomik değişiklik yoksa nafaka, her yıl ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) oranında artırılarak önceki denge korunur (HGK 16.03.2016, 2014/3-783 E., 2016/309 K.). Gelecek yıllardaki artışlar ancak istem hâlinde hükme bağlanabilir; hâkim ileriye dönük otomatik artış şartı yazsa bile uygulamada her yıl için ayrı değerlendirme yapılır.

“Süresiz Nafaka” Dönemi Kapanıyor: AYM’nin 2026 İptali

TMK m. 175’in en tartışmalı ibaresi “süresiz olarak” idi. Anayasa Mahkemesi bu ibareyi ilk kez 17.05.2012 tarihli, E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararıyla Anayasa’ya aykırı bulmamıştı. Ancak AYM Genel Kurulu, 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla TMK m. 175’in birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğuyla iptal etmiştir. Karar 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; iptal hükmü yayımdan itibaren dokuz ay sonra, 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir.

Bu gelişmenin pratik sonuçları şunlardır: (1) 30.06.2027’ye kadar mevzuat aynen uygulanmaya devam eder; halihazırda bağlanmış nafakalar geçersizleşmez. (2) TBMM’nin dokuz aylık süre içinde yeni bir düzenleme yapması beklenir; nafakanın süreli bağlanması ya da objektif üst sınır getirilmesi gündemdedir. (3) 2027 sonrasında açılacak davalarda hâkimin, nafakayı süreye değil koşulların devamına bağlaması beklenmektedir. Kesin regülatif içerik TBMM düzenlemesine bağlıdır; nafaka davası öncesinde mutlaka güncel mevzuat kontrol edilmelidir.

Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Kesilir veya Azaltılır?

TMK m. 176 uyarınca nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası, hakkın doğumundan sonra her zaman açılabilir. Sona erme nedenleri şunlardır:

  • Nafaka alacaklısının evlenmesi: Evlenen eşin nafakası kendiliğinden düşer.
  • Gelir durumunun düzelmesi: Alacaklının düzenli gelire kavuşması, nafakayı ortadan kaldırır veya azaltır.
  • Ödeme gücünün kaybı: Nafaka yükümlüsünün mali durumunun bozulması, azaltma veya kaldırma nedenidir.
  • Eşit kusur + kötüye kullanma: Eşit kusura dayalı boşanmada, alacaklı eşin bir başkasıyla yaşamaya başlaması hâlinde hakkın kötüye kullanılması söz konusu olur ve nafaka kaldırılabilir (HGK 12.02.2025, 2023/2-582 E., 2025/24 K., nafakanın kaldırılmasına ilişkin emsal).

Karar Eri (Yoksulluğun Sona Ereceği Tarihin Belirlenmesi)

Boşanma hükmünde nafakanın “karar erine” bağlanması, mahkemenin yoksulluğun sona ereceği proje tarihini göstermesidir. Uygulamada hâkimler eğitim durumuna, yaşa, mesleki deneyime ve çocukların yaşına bakarak alacaklının iş bulup geçimini sağlayabileceği tarihi belirler. Ancak karar eri, hükmün kesinleşmesiyle alacaklıyı otomatik olarak haktan yoksun bırakmaz; sürenin dolmasından sonra nafakanın kalkması için ayrıca azaltma/kaldırma davası açılması gerekir. Ayrıca önemli bir içtihat: TMK m. 178’deki bir yıllık süre maddi hukuktan kaynaklanan bir def’idir ve hâkimce re’sen dikkate alınamaz (HGK 08.04.2015, 2013/1597 E., 2015/1165 K.).

Tedbir Nafakası ile Farkı ve Dava Süreci

Tedbir nafakası dava sürerken, geçici olarak ve re’sen takdir yoluyla bağlanır; kusur burada belirleyici değildir — kusur, gelir yokluğu ya da diğer eşin çalışması tedbir nafakasını kaldırmayı değil, indirmeyi gerektirebilir (HGK 25.10.2018, 2017/2-1891 E., 2018/1577 K.). Yoksulluk nafakası ise boşanma kesinleşince başlar; tedbir nafakası bu anda sona erer ve yerini kesin (müesses) nafakaya bırakır.

Dava süreci pratikte şöyle işler: boşanma davasında yoksulluk nafakası istenmişse mahkeme buna hükmeder; istenmemişse boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava açılabilir. Nafaka borcunun ödenmemesi hâlinde alacaklı, icra takibi yanında şikâyet üzerine borçlunun aylar itibarıyla üç aya kadar tazyik hapsine hükmedilmesini isteyebilir; ödeme hâlinde tahliye edilir. Nafaka ilamlarında zamanaşımı muafiyeti de vardır: İİK m. 365 gereği her taksit, kendi vadesinde işlemeye başlar.

Sık Sorulan Sorular

Yoksulluk nafakası süresiz mi ödenir?

Hayır, koşullara bağlı olarak ödenir. TMK m. 175’teki “süresiz olarak” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; iptal 30.06.2027’de yürürlüğe girecek ve bu tarihe kadar mevcut uygulama sürmektedir. Süresizlik zaten koşulsuz ömür boyu ödeme anlamına gelmezdi; nafaka alacaklısının evlenmesi, geliri düzelmesi ya da ödeme gücünün kalkması hâlinde azaltma veya kaldırma davası açılabilir. İptal sonrası dönemde TBMM’nin çıkaracağı yeni düzenleme, nafakanın biçimini yeniden belirleyecektir.

Çalışan kadın yoksulluk nafakası alabilir mi?

Alabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret seviyesinde dahi olsa düzenli bir gelire sahip olmanın nafaka bağlanmasına engel olmadığına, bu gelirin yalnızca miktarın belirlenmesinde dikkate alınacağına hükmetmiştir (HGK 21.03.2018, 2017/2-1584 E., 2018/503 K.). HGK’nın 08.03.2023 tarihli, 2022/142 E., 2023/184 K. sayılı kararında ise asgari ücretle çalışan kadının borç, kira ve bakım yükleri gözetilerek yoksulluk kapsamında değerlendirildiği görülür. Belirleyici olan, kişinin tüm yaşam koşullarıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmediğidir; maaş bordrosu tek başına hakkı düşürmez.

Yoksulluk nafakası ne zamandan itibaren ödenir?

Boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren ve aylık olarak işlemeye başlar. Dava süresince bağlanan tedbir nafakası kesinleşme anında sona erer ve yerini yoksulluk nafakasına bırakır. Boşanma davasında istenmeyen yoksulluk nafakası, kesinleşmeden sonra açılacak ayrı davadayla (talebe bağlı) yine kesinleşme sonrası işlerler; geriye dönük olarak dava süresi için nafaka alınamaz. İcra takibinde her aylık taksit kendi vadesinden itibaren ayrı olarak takip konusu yapılır.

Daha kusurlu eş yoksulluk nafakası isteyebilir mi?

İsteyemez. TMK m. 175’e göre nafaka, kusuru daha az olmayan eş aleyhine hükmedilemez; kusur dengesi kesin şarttır. Daha fazla kusurlu eş, ne kadar yoksul olursa olsun, karşı taraftan yoksulluk nafakası talep edemez. Eşit kusurlu boşanmada ise her iki eş de nafaka isteyebilir; ancak bu durumda alacaklının bir başkasıyla birlikte yaşaması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilip nafakanın kaldırılmasına yol açabilir (HGK 12.02.2025, 2023/2-582 E., 2025/24 K.).

Yoksulluk nafakası borcu ödenmezse ne olur?

Alacaklı, icra takibinin yanında sulh ceza hâkimliğine şikâyet yoluna başvurabilir; borçlu, ödemediği aylar itibarıyla üç aya kadar tazyik hapsine çarptırılır ve ödemediği sürece cezasını çeker; borcu ödemesi hâlinde tahliye edilir. Tazyik hapsi, nafaka borcunu silmez; borç ayrıca icra yoluyla tahsil edilir. Nafaka alacağının tamamı değil, aylık taksitler üzerinden işlemeye devam eder; İİK m. 365 uyarınca nafaka ilamlarında zamanaşımı her taksit için kendi vadesinde başlar.

Nafaka alan eş yeniden evlenirse ne olur?

Nafaka kendiliğinden sona erer. TMK m. 176 uyarınca evlenen alacaklının nafakası düşer; bu sonuç hukuki olarak otomatiktir ve yeniden değerlendirme gerekmez. Yükümlü eş, evliliğin gerçekleştiğine dair nüfus kaydı örneğini ibraz ederek ödemeyi durdurabilir ve gerekiyorsa fazladan ödediği ayların iadesini isteyebilir. Evlilik dışı birliktelikler ise otomatik düşürme sebebi olmamakla birlikte, eşit kusurlu boşanmalarda kötüye kullanma değerlendirmesine girebilir.

İstanbul’da Yoksulluk Nafakası Davası ve Hak Arama Yolu

İstanbul’da yoksulluk nafakası, boşanma davasının görüldüğü aile mahkemesinde ya da boşanma sonrası ayrı dava hâlinde davalı yerleşim yeri aile mahkemesinde görülür. Delil seti tipik olarak şunlardır: maaş bordrosu veya SGK hizmet dökümü, kira kontratı ve ödeme belgeleri, faturalar, banka hesap dökümleri, sağlık raporları (varsa) ve karşı tarafın gelir durumuna dair bildirimler. Deliller eksiksunursa mahkeme re’sen araştırma yapabilir; ancak taraf, iddiasını kanıtlayacak belgeleri davaya başlarken hazırlamalıdır.

Yoksulluk nafakası talebinin reddi veya azaltılması hâlinde istinaf yolu açıktır; aleyhte kararlarda Bölge Adliye Mahkemesi‘ne iki haftalık süre içinde başvurulabilir. Somut olayda nafaka bağlanıp bağlanmayacağı, miktarı ve süresi; gelir, kusur, evlilik süresi ve yaşam standardının bütünlüklü değerlendirilmesine bağlıdır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kendi hukuki durumunuz için uzman bir aile hukuku avukatıyla görüşmenizi öneririm.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu
Bu içerik, yoksulluk nafakasına ilişkin genel hukuki bilgilendirme amacı taşır ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca reklama yönelik değildir. Sunulan bilgiler içtihat ve mevzuatın yazım tarihindeki durumunu yansıtır; Somut olayınızın değerlendirilmesi için avukatınıza danışınız.
0

Yorum Gönder