Evet, boşanmada beyaz eşyalar paylaşılabilir; ancak hepsi aynı kurala tabi değildir.
Boşanma sürecinde en sık çıkan tartışmalardan biri, evde kullanılan beyaz eşyaların kime ait olduğudur. Birçok kişi, evi kim terk ettiyse ya da eşyaları kim fiilen kullanıyorsa onların sahibi de odur sanır. Oysa hukukta mesele bundan farklıdır. Türk Medeni Kanunu m. 202 uyarınca eşler arasında kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. TMK m. 218 bu rejimin edinilmiş mallar ile kişisel malları kapsadığını söyler. TMK m. 219 ise çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle alınan malların kural olarak edinilmiş mal olduğunu düzenler.
Bu nedenle evlilik içinde maaş, ticari kazanç veya ortak bütçeyle alınan buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, televizyon ve benzeri eşyalar çoğu durumda edinilmiş mal grubunda değerlendirilir. Buna karşılık TMK m. 220 kapsamında yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya kişisel mal sayılabilir. Ancak beyaz eşya genellikle aile ortak kullanımına hizmet ettiği için çoğu dosyada kişisel mal değil, tasfiyeye giren malvarlığı unsuru olarak ele alınır.
Problem tam da burada başlar. Taraflar çoğu zaman yıllarca birlikte kullanılan eşyaların kimin parasıyla alındığını hatırlamaz ya da ispatlayamaz. Agitation kısmı ise şudur: boşanma duygusal olarak zaten yıpratıcıyken, bir de evin içindeki temel eşyalar yüzünden yeni bir kavga başlar; çocukların yaşadığı evde hangi eşyanın kalacağı, hangisinin satılacağı ya da bedelinin nasıl hesaplanacağı tartışması büyür. Solution ise hukuki sınıflandırmayı doğru yapmaktır. Eşyanın alınma tarihi, ödeme kaynağı, faturası ve kullanım amacı birlikte değerlendirilirse hak kaybı büyük ölçüde önlenir.
Hayır, beyaz eşya kimin evinde kaldı diye otomatik mülkiyet belirlenmez.
Boşanma davası açıldığında taraflardan biri evde kalabilir, diğeri ayrılabilir. Bu fiili durum sıkça yanlış yorumlanır. Eşyaların konut içinde kalması, o eşyaların kesin olarak evde kalan eşe ait olduğu anlamına gelmez. TMK m. 222 ispat yükünü düzenler ve belirli bir malın bir eşe ait olduğunu ileri süren kişinin bunu kanıtlaması gerektiğini belirtir. Aynı maddenin son fıkrası uyarınca, aksi ispat edilinceye kadar eşlerin bütün malları edinilmiş mal kabul edilir.
Uygulamada görüyoruz ki özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde kiralık evden aceleyle ayrılan eş, eşyaları alamadığı için sonradan hak kaybına uğradığını düşünür. Oysa evde bırakılan eşya üzerinde hak iddiası sonradan da ileri sürülebilir. Burada önemli olan, eşyaların mal rejimi tasfiyesinde nasıl değerlendirileceği ve gerekiyorsa bedel üzerinden hesap yapılıp yapılmayacağıdır.
Yargıtay 2. HD, 2025/435 E., 2026/795 K. sayılı kararda edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde artık değere katılma alacağının hesaplanması, edinilmiş mal niteliği ve karşılıksız kazandırmaların etkisi üzerinde durulmuştur. Bu yaklaşım bize şunu gösterir: mahkeme yalnız eşyanın nerede bulunduğuna değil, tasfiye anında hukuken hangi mal grubuna girdiğine ve değerin nasıl hesaplanacağına bakar.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda bir eşin şu cümleyi kurduğunu görüyoruz: Evde kaldıysa artık onun olsun. Bu düşünce çoğu zaman yanlıştır. Boşanma sonrası aceleyle yapılan fiili paylaşım, hukuki paylaşımın yerini tutmaz. İstanbul aile hukuku avukatı desteğiyle erken aşamada envanter hazırlanması, fotoğraf, fatura ve tanık tespiti yapılması bu yüzden önemlidir.
Evet, fatura, banka hareketi ve ödeme kaynağı sonucu ciddi biçimde etkiler.
Beyaz eşya paylaşımında en güçlü delillerin başında fatura, kredi kartı ekstresi, havale kayıtları, taksit belgeleri ve mağaza teslim evrakları gelir. Çünkü TMK m. 222 gereği iddia eden ispat etmek zorundadır. Eşya evlilikten önce alınmışsa, bunu gösteren tarihli fatura kişisel mal savunmasını güçlendirebilir. Evlilik içinde alınmışsa ve bedel ortak gelirlerden ödenmişse, edinilmiş mal niteliği ağır basar.
Ancak her dosya bu kadar temiz değildir. Fatura bir eşin adına olabilir ama ödeme diğer eşin ailesinden gelen parayla yapılmış olabilir. Kredi kartı tek eşin üzerine olabilir ama taksitler ortak bütçeden kapanmış olabilir. Uygulamada görüyoruz ki sadece fatura adına bakmak çoğu zaman eksik inceleme olur. Mahkemeler ödeme akışına, taraf beyanlarına, tanıklara ve yaşamın olağan akışına da bakar.
Yargıtay 2. HD, 2025/2328 E., 2026/3198 K. sayılı kararda artık değere katılma alacağı, değer artış payı, karşılıksız kazandırma ve mal rejiminin tasfiyesi birlikte değerlendirilmiştir. Bu karar çizgisi, malın ediniliş biçimi ve tasfiye hesabında kullanılacak verilerin dikkatle belirlenmesi gerektiğini gösterir. Yine Yargıtay 2. HD, 2024/8133 E., 2025/12027 K. sayılı kararda delillerin toplanması, bilirkişi incelemesi ve edinilmiş mal niteliğinin belirlenmesi başlıklarının öne çıktığı görülmektedir.
Çözüm kısmı nettir: beyaz eşyalar için ayrı bir liste yapılmalı, hangi eşyanın ne zaman alındığı yazılmalı, mümkünse her birine ilişkin belge dosyalanmalıdır. İstanbul avukat desteğiyle hazırlanan iyi bir dosya, yıllar sürebilecek ispat tartışmalarını baştan daraltabilir.
Evet, düğünde takılan altınlarla alınan beyaz eşyalar ayrıca değerlendirilir.
Türk hukukunda düğünde takılan ziynet eşyaları ve bu ziynetlerin bozdurularak ev eşyası alınması, boşanma dosyalarında en çok tartışılan alanlardan biridir. Eğer buzdolabı, çamaşır makinesi, yatak odası takımı veya diğer ev eşyaları düğünde takılan ve bir eşe ait kabul edilen ziynetlerin bozdurulmasıyla alınmışsa, ortaya çıkan uyuşmazlık sırf eşya kimin adına alındı sorusundan ibaret kalmaz. Bu kez ziynet alacağı ile mal rejimi tasfiyesi birlikte düşünülür.
Buradaki problem şudur: taraflar ev kurarken çoğu alışverişi aceleyle yapar ve altının hangi bölümünün hangi eşya için harcandığı ayrıntılı biçimde kayıt altına alınmaz. Daha sonra boşanma aşamasında herkes farklı bir hikaye anlatır. Agitation ise taraflardan birinin hem ziynetini kaybettiğini hem de alınan eşyadan pay alamadığını düşünmesiyle büyür. Solution ise ödeme kaynağını somutlaştırmaktır.
Eğer eşyalar kadına ait ziynetlerin bozdurulmasıyla alınmışsa, somut olayın özelliklerine göre bu husus mal rejimi hesabında veya ayrıca ziynet alacağı bakımından etkili olabilir. Ancak otomatik bir formül yoktur. Mahkeme, ziynetlerin kime ait olduğunu, gerçekten bozdurulup bozdurulmadığını, bedelin hangi eşyaya gittiğini ve karşılıksız kazandırma mı yoksa ortak aile gideri mi olduğunu inceler.
Bu noktada TMK m. 223 de önemlidir. Her eş, yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir. Buna rağmen aile içinde yapılan harcamalarda hangi kaynağın kullanıldığı ispatlanabilirse, tasfiye sonucu değişebilir. Bu nedenle ziynet bozdurma tutanakları, kuyumcu belgeleri, banka dekontları ve alışveriş fişleri sanılandan çok daha değerlidir.
Hayır, eşyalardan birini gizlice götürmek tek başına haklı sahiplik yaratmaz.
Boşanma sürecinde taraflardan birinin diğer eş evde yokken beyaz eşyaları söküp götürmesi ya da depoya kaldırması uygulamada sık görülür. Bu davranış, o eşin otomatik olarak haklı olduğu anlamına gelmez. Hatta bazen ileride ispat sorununu büyütür. Çünkü mahkeme, mal rejimi tasfiyesinde fiziksel zilyetliğe değil hukuki niteliğe ve tasfiye hesabına bakar.
TMK m. 225 uyarınca mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Bu tarih kritik önemdedir. Dava tarihinden sonra eşyalarda tek taraflı tasarruf yapılması, özellikle diğer eşin katılma alacağını azaltma amacı taşıyorsa, TMK m. 229 çerçevesinde eklenecek değerler tartışmasını dahi gündeme getirebilir. Bir başka anlatımla, mal kaçırma amacıyla yapılan bazı işlemler tasfiye hesabında yok sayılmayabilir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka tablo da şudur: taraflardan biri ben zaten parasını ödedim diyerek eşyaları alıp gider; sonra dava açıldığında elinde yeterli belge bulunmaz. Uygulamada görüyoruz ki böylesi acele hamleler kısa vadede avantaj gibi görünse de uzun vadede haklılığı kanıtlamayı zorlaştırabilir. Bu yüzden eşya teslimi veya ayrılması gerekiyorsa, tutanak, mesaj kaydı, fotoğraf ve mümkünse tanıkla hareket edilmesi daha sağlıklıdır.
- Eşyaların mevcut halinin fotoğraflanması
- Marka, model ve yaklaşık satın alma tarihinin yazılması
- Fatura ve garanti belgelerinin toplanması
- Teslim veya alma işleminin tutanakla yapılması
- Çocukların yaşadığı konuttaki zorunlu eşyaların ayrıca planlanması
Evet, doğru dava türü ve doğru zamanlama sonucu belirler.
Beyaz eşya uyuşmazlığında tek bir dava türü yoktur. Bazen mesele boşanma davası içinde geçici kullanım düzenlemesi boyutunda kalır, bazen de asıl tartışma mal rejiminin tasfiyesi davasında çıkar. Eğer taraf belirli bir eşyanın kendisine ait olduğunu ve aynen iadesini istiyorsa, somut olaya göre farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Eğer eşya artık ortak kullanımdan çıkmış ve bedel hesabı öne geçmişse, odak katılma alacağına döner.
TMK m. 236 gereği her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Bu kural, beyaz eşyaların tek tek fiziksel olarak yarıya bölünmesi anlamına gelmez. Çoğu zaman bilirkişi ile eşyanın tasfiye tarihine yakın değeri belirlenir ve bedel hesabı yapılır. Bazı düşük değerli ya da ekonomik ömrünü büyük ölçüde tamamlamış eşyalar bakımından aynen paylaşım yerine denkleştirme veya bedel yaklaşımı daha pratik olabilir.
İstanbul aile hukuku pratiğinde özellikle küçük ev eşyası ile beyaz eşyanın birbirine karıştırıldığını görüyoruz. Oysa buzdolabı, kurutma makinesi, ankastre set, televizyon gibi kalemlerin ekonomik değeri ve ediniliş tarzı çoğu zaman bilirkişi incelemesini gerekli kılar. İstanbul avukat desteğiyle oluşturulan detaylı eşya listesi, hangi kalemin gerçekten dava konusu yapılmasının ekonomik olduğunu da gösterir. Her eşyayı dava konusu etmek bazen masrafı artırır ama sonucu anlamlı ölçüde değiştirmez. Strateji bu yüzden önemlidir.
Evet, İstanbul’da hazırlıklı hareket etmek hak kaybını ciddi ölçüde azaltır.
İstanbul gibi yüksek yaşam maliyetinin olduğu şehirlerde ev kurma giderleri de çok yükseldiği için beyaz eşya tartışmaları artık tali bir mesele olmaktan çıkmıştır. Taraflar bazen yalnızca ziynet, araç veya taşınmaz değil; ankastre setten klimaya kadar birçok kalem için dava yürütmektedir. Bu nedenle boşanmada beyaz eşyalar nasıl paylaşılır sorusu, 2026 itibarıyla pratikte daha da önemli hale gelmiştir.
Problem açık: faturasız alınmış, aile büyüklerinin katkısıyla ödenmiş, bazen krediyle bazen nakitle temin edilmiş eşyalar hakkında herkes farklı hak iddia ediyor. Agitation ise boşanma sürecindeki öfke, iletişim kopukluğu ve çocukların yaşam düzeninin bozulmasıyla artıyor. Solution ise delilleri hızla toplamak, eşyaları sınıflandırmak, gerekirse bilirkişi incelemesine uygun bir dosya kurmak ve duygusal tepki yerine hukuki stratejiyle ilerlemektir.
İstanbul avukat veya İstanbul aile hukuku avukatı desteği, özellikle mal rejimi, ziynet, aile konutu ve eşya paylaşımı başlıklarının iç içe geçtiği dosyalarda fark yaratır. Çünkü bazen beyaz eşya tartışması tek başına değil; ziynet alacağı, katkı iddiası, katılma alacağı ve kişisel mal savunmasıyla birlikte yürür. Erken aşamada doğru pozisyon alınmazsa sonradan telafisi güç ispat sorunları doğabilir.
Evet, en çok sorulan soruların cevapları dosyanın seyrini değiştirebilir.
Boşanmada buzdolabı ve çamaşır makinesi doğrudan yarı yarıya mı bölünür?
Hayır. Hukuken mesele fiziksel olarak eşyayı ortadan ikiye bölmek değildir. Mahkeme önce eşyanın kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğuna, sonra da eşyanın dava tarihindeki veya tasfiye hesabına esas alınacak güncel değerine bakar. Ekonomik olarak aynen paylaşım mantıklı değilse bedel hesabı yapılır ve katılma alacağı buna göre belirlenir. Bu yüzden her beyaz eşya için aynı sonuca gidilmez.
Fatura sadece eşimin adına ise benim hiç hakkım olmaz mı?
Olmaz demek doğru değildir. Fatura önemli bir delildir ama tek delil değildir. Ödeme ortak bütçeden yapılmışsa, taksitler aile gelirinden ödenmişse veya eşya evlilik birliği içinde ortak kullanım için alınmışsa, fatura tek başına sonucu belirlemeyebilir. Mahkeme banka hareketlerine, tanıklara, hayatın olağan akışına ve tarafların diğer belgelerine de bakar. Özellikle mal rejimi davalarında maddi gerçek, sadece belge başlığına indirgenmez.
Düğünde takılan altınlarla alınan beyaz eşyaları nasıl ispatlayabilirim?
En güçlü yol, ziynetlerin bozdurulduğunu ve o bedelle alışveriş yapıldığını gösteren somut kayıtları sunmaktır. Kuyumcu fişleri, banka dekontları, mağaza faturaları, mesajlaşmalar ve düğün sonrası yapılan alışveriş kayıtları birlikte değerlidir. Tek başına sözlü anlatım çoğu zaman yetmez. Uygulamada görüyoruz ki zamanında saklanan küçük bir ödeme kaydı, yıllar sonra büyük bir mal paylaşımı tartışmasını netleştirebilmektedir.
Eşyaları karşı taraf benden habersiz götürdüyse ne yapmalıyım?
Öncelikle mevcut durumu belgelemek gerekir. Fotoğraflar, komşu veya apartman görevlisi tanıklığı, mesaj kayıtları, nakliye bilgileri ve varsa kamera görüntüleri önemlidir. Ardından uyuşmazlığın niteliğine göre mal rejimi tasfiyesinde bu eşyaların değeri gündeme getirilir. Dava tarihinden sonra ve katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan tasarruflar bakımından hukuki değerlendirme değişebilir. Bu nedenle erken hukuki müdahale, sonradan toparlanması zor delil kayıplarını önler.
Boşanma kesinleşmeden beyaz eşya paylaşımı talep edilebilir mi?
Somut olaya göre bazı koruyucu talepler veya kullanım düzenlemeleri daha erken gündeme gelebilir; ancak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin nihai hesap çoğu zaman ayrı bir değerlendirme gerektirir. Burada önemli olan, boşanma davası tarihi, mal rejiminin sona erme anı, eşyaların mevcut durumu ve tarafların talepleridir. Her dosyada aynı yol izlenmez. Özellikle yüksek değerli ev eşyalarında stratejik hareket edilmesi gerekir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

