Sosyal medya artık yalnızca görünürlük aracı değil; ciddi ekonomik değer üreten bir gelir modeli haline geldi. Instagram iş birlikleri, YouTube reklam payları, TikTok canlı yayın gelirleri, marka anlaşmaları, affiliate bağlantıları ve dijital ürün satışları, birçok evlilikte önemli bir malvarlığı kalemi oluşturuyor. Ancak boşanma gündeme geldiğinde en sık sorulan sorulardan biri şudur: Eşlerden birinin sosyal medya üzerinden elde ettiği kazançlar mal paylaşımına girer mi?
Problem tam da burada başlar. Gelir bazen şirket hesabına yatar, bazen ajans üzerinden tahsil edilir, bazen yabancı ödeme sistemleri kullanılır. Agitation kısmı ise şudur: gelir görünmez hale geldikçe diğer eş hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Özellikle içerik üreticisi eş gelirini düşük göstermeye, sponsorluk sözleşmelerini gizlemeye veya kazancı üçüncü kişi üzerinden yürütmeye çalıştığında uyuşmazlık daha teknik hale gelir. Solution ise hukuki çerçeveyi doğru kurmak, gelir türlerini ayırmak ve somut delilleri zamanında toplamaktır.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, eşlerden biri sosyal medya hesabını “kişisel uğraş” gibi göstermeye çalışırken gerçekte düzenli ticari kazanç elde edildiği görülür. Uygulamada görüyoruz ki mahkemeler, yalnızca hesabın kimin adına açıldığına değil, gelirin ne zaman doğduğuna, hangi emek ve kaynakla üretildiğine ve evlilik birliği içinde ekonomik değer yaratıp yaratmadığına bakar. Bu nedenle İstanbul avukat desteği arayan kişiler için sosyal medya gelirlerinin hukuki niteliğini erken aşamada belirlemek büyük önem taşır.
Boşanmada sosyal medya gelirleri paylaşılır mı? Evet, çoğu durumda paylaşım hesabına girer.
Türk Medeni Kanunu bakımından temel ilke, eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmedikçe yasal rejimin edinilmiş mallara katılma rejimi olmasıdır. TMK m. 202 uyarınca eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. TMK m. 219 ise çalışma karşılığı elde edilen edinimleri, sosyal güvenlik ödemelerini ve edinilmiş malların yerine geçen değerleri edinilmiş mal sayar.
Sosyal medya gelirleri; reklam anlaşması, içerik üretim bedeli, platform ödemesi, sponsor iş birliği, marka elçiliği ücreti veya canlı yayın bağışı şeklinde ortaya çıkabilir. Bu gelirler evlilik içinde çalışmanın karşılığı olarak doğmuşsa, bunların edinilmiş mal olarak değerlendirilmesi kuvvetle muhtemeldir. Hesabın kişisel bir yetenek üzerinden büyümüş olması tek başına sonucu değiştirmez; önemli olan ekonomik değerin evlilik süresinde üretilmiş olmasıdır.
Örneğin eşlerden biri 2023 yılında düzenli içerik üretmeye başlamış, 2024 ve 2025 boyunca markalardan ödeme almış, bu gelirleri banka hesabına veya elektronik cüzdana çekmişse; boşanma davası sırasında bu kazançlar mal rejimi tasfiyesinde inceleme konusu olabilir. Burada yalnızca bankaya yatan para değil, henüz tahsil edilmemiş ancak doğmuş alacaklar da önem kazanabilir.
Yargıtay uygulaması da mal rejimi uyuşmazlıklarında şekle değil ekonomik gerçeğe bakılması gerektiğini vurgular. Yargıtay 2. HD, 2023/8218 E., 2024/3549 K. sayılı kararında, kişisel mal savunmasının soyut beyanla değil somut verilerle ispatlanması gerektiği yaklaşımını güçlendirmiştir. Sosyal medya gelirleri dosyalarında bu ilke özellikle önemlidir; “bu hesap benim hobimdi” demek yetmez, gelirin niteliği dosya üzerinden tartışılır.
Sosyal medya kazancı edinilmiş mal mı, kişisel mal mı sayılır? Cevap gelir kaynağına göre değişir.
TMK m. 220’ye göre eşlerden birine ait kişisel mallar; kişisel kullanıma yarayan eşya, evlilikten önce sahip olunan değerler, miras yoluyla veya karşılıksız kazanma ile edinilen malvarlığı unsurları ve manevi tazminat alacaklarıdır. Buna karşılık evlilik süresince emek karşılığı kazanılan değerler kural olarak edinilmiş maldır.
Bu nedenle sosyal medya hesabının kendisi ile bu hesaptan elde edilen gelir aynı şey değildir. Hesap evlilikten önce açılmış olabilir; hatta kullanıcı adı, takipçi kitlesi ve içerik kimliği eşin kişisel geçmişine dayanabilir. Ancak evlilik sırasında bu hesap üzerinden doğan reklam ve sponsorluk gelirleri çoğu zaman edinilmiş mal niteliği taşır. Bir başka ifadeyle hesabın geçmişi kişisel olabilir, fakat hesabın para kazandıran faaliyeti edinilmiş mal sonucunu doğurabilir.
TMK m. 222 ise ispat yükü açısından kritik önemdedir. Maddeye göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi bunu ispatla yükümlüdür ve aksi ispat edilinceye kadar eşlerin bütün malları edinilmiş mal kabul edilir. Uygulamada görüyoruz ki özellikle dijital gelirlerde bu karine büyük önem taşır. Çünkü gelir akışı çoğu zaman dağınık, platform bazlı ve sınır ötesi ödeme sistemlerine bağlı olur.
Yargıtay 2. HD, 2023/7543 E., 2024/2917 K. sayılı karar doğrultusunda da, malın kişisel nitelikte olduğunu ileri süren tarafın bunu güçlü delillerle ortaya koyması gerekir. Dolayısıyla sosyal medya gelirinin “tamamen kişisel çevrem sayesinde oluştuğu” iddiası tek başına yeterli olmaz. Hangi ödeme hangi dönemde kazanıldı, hangi banka veya şirket hesabına geçti, hangi sözleşmeye dayandı, bunların açıklanması gerekir.
Gelir gizlenirse ne olur? Evet, gizleme girişimleri dava stratejisini doğrudan değiştirir.
Sosyal medya gelirlerinde en büyük sorunlardan biri şeffaflık eksikliğidir. Bir eş, gelirini ajans üzerinden tahsil ediyor olabilir. Başka bir durumda ödemeler şahsi hesap yerine limited şirket hesabına gelebilir. Bazen de dijital platform gelirleri yabancı ödeme aracı üzerinden çekilir ve resmi kayıtta ilk bakışta fark edilmez. Bu tablo, diğer eş bakımından ciddi hak kaybı riski doğurur.
TMK m. 229 uyarınca, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önce diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı bazı karşılıksız kazandırmalar veya devirler tasfiye hesabına eklenecek değer olarak dikkate alınabilir. Eğer sosyal medya geliri bilinçli şekilde üçüncü kişiye aktarılmış, paravan hesap kullanılmış ya da gelir düşük gösterilmişse, mahkeme bu davranışları tasfiye hesabında değerlendirebilir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka durum, gelir doğmuş olmasına rağmen sözleşmenin başka kişinin şirketi üzerinden düzenlenmesidir. Böyle bir tabloda sadece görünürdeki belgeye bakmak yeterli değildir. İçerik takvimi, marka e-postaları, ödeme dekontları, vergi kayıtları, banka hareketleri, ajans yazışmaları, reklam panelleri ve sosyal medya istatistikleri birlikte incelenmelidir. Gerektiğinde bilirkişi incelemesi talep edilerek gelir akışının gerçek niteliği ortaya konabilir.
Agitation tam burada yoğunlaşır: gelir gizlendikçe dava uzar, ispat zorlaşır ve taraflar arasında güven tamamen sarsılır. Fakat çözüm vardır. Mahkemeden banka kayıtlarının, şirket kayıtlarının, vergi beyannamelerinin, ticari defterlerin ve gerekiyorsa dijital yazışmaların celbi istenebilir. İstanbul aile hukuku avukatı ile hareket etmek, hangi delilin ne zaman talep edileceğini belirlemek bakımından ciddi avantaj sağlar.
Influencer hesabı, reklam sözleşmesi ve marka iş birlikleri nasıl değerlendirilir? Evet, her gelir kalemi ayrı ayrı incelenir.
Sosyal medya ekonomisinde tüm gelirler aynı nitelikte değildir. Bazı kazançlar doğrudan platform tarafından ödenir; örneğin video izlenme geliri veya canlı yayın geliri gibi. Bazıları ise marka ile yapılan sponsorluk sözleşmesinden kaynaklanır. Bazı durumlarda ürün gönderimi, barter iş birliği veya komisyon usulü satış modeli gündeme gelir. Bu nedenle mahkeme bakımından tek bir “sosyal medya geliri” kalemi değil, alt başlıklara ayrılmış bir ekonomik yapı söz konusudur.
Evlilik içinde düzenli şekilde alınan reklam ücretleri, kampanya ödemeleri ve tanıtım bedelleri genellikle edinilmiş mal değerlendirmesine daha yakındır. Bunun yanında, kişisel hesabın ticari değeri de dolaylı şekilde önem kazanabilir. Örneğin hesabın büyümesi için ortak bütçeden kamera, ışık, kurgu ekipmanı, stüdyo gideri veya reklam bütçesi harcanmışsa; diğer eş katkı iddialarını daha güçlü kurabilir.
Yargıtay 2. HD, 2024/1758 E., 2024/2022 K. sayılı kararda mal rejimi alacaklarının takas niteliği ve karşılıklı hesap mantığı üzerinde durmuş; tasfiyede her somut unsurun ayrı değerlendirilmesi gerektiği yaklaşımını güçlendirmiştir. Sosyal medya gelirleri açısından bu, farklı ödeme kalemlerinin ayrı ayrı incelenmesi ve toplam artık değer hesabına sağlıklı yansıtılması anlamına gelir.
Burada sık yapılan hata, yalnızca banka hesabına yatan tutarlara odaklanmaktır. Oysa marka anlaşması gereği bedel henüz tahsil edilmemiş olabilir, ajans komisyon kesmiş olabilir, ödeme döviz cinsinden olabilir veya gelir bir şirket karı içinde erimiş olabilir. Bu sebeple sözleşme tarihi, ifa tarihi, fatura düzeni ve tahsilat tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
Dava ne zaman açılır ve hangi tarihler önemlidir? Evet, boşanma davasının açıldığı tarih kritik eşiktir.
TMK m. 225 uyarınca mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Bu kural sosyal medya gelirleri bakımından çok önemlidir. Çünkü hangi kazançların tasfiye hesabına gireceği belirlenirken, boşanma davasının açıldığı tarihten önce doğan gelirler ile sonrasındaki kazançların ayrılması gerekir. Dava açıldıktan sonra üretilen yeni içeriklerden doğan bazı gelirler ayrı tartışmalara konu olabilir.
Bu nedenle tarafların çoğu zaman yalnızca boşanma kararının kesinleşme tarihine odaklanması hatalıdır. Mal rejimi tasfiyesi açısından başlangıç ve bitiş çizgisi çok daha teknik hesaplanır. Örneğin dava tarihinden önce imzalanan bir marka sözleşmesi varsa, ödeme daha sonra yapılsa bile hakkın ne zaman doğduğu ayrıca incelenir. Aynı şekilde dava tarihinden hemen önce gerçekleştirilen şüpheli para transferleri de önemlidir.
Uygulamada görüyoruz ki delilin zamanında toplanmaması, özellikle dijital gelirlerde telafisi güç sonuçlar doğurur. Platform ekranları değişebilir, iş birlikleri silinebilir, mesajlaşmalar kaybolabilir, banka açıklamaları belirsiz olabilir. Bu nedenle boşanma ile birlikte mal rejimi tasfiyesine hazırlık yapmak çoğu dosyada stratejik zorunluluktur.
Yargıtay kararları da mal rejiminin sona erme anının doğru tespit edilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgular. Sosyal medya gelirleri gibi hızlı akışlı kazanç türlerinde tarih analizi yapılmadan sağlıklı bir paylaşım hesabı kurmak neredeyse imkansızdır.
Hangi deliller toplanmalıdır? Evet, dijital izler çoğu zaman davanın kaderini belirler.
Sosyal medya gelirine ilişkin davalarda ispat çoğu zaman klasik boşanma dosyalarından daha teknik yürür. Ekran görüntüsü tek başına yeterli olmayabilir; fakat diğer belgelerle birlikte çok değerli hale gelir. Mahkemeye sunulabilecek deliller arasında banka hesap hareketleri, elektronik para hesabı dökümleri, sponsor sözleşmeleri, fatura ve makbuzlar, vergi beyannameleri, şirket kayıtları, ajans yazışmaları, platform panel çıktıları ve noter tespitleri yer alabilir.
Delil toplamada şu başlıklar özellikle öne çıkar:
- Instagram, YouTube, TikTok ve benzeri platformlara ait iş ortağı panel kayıtları
- Marka iş birliği sözleşmeleri ve kampanya e-postaları
- Banka, POS, elektronik para ve döviz hesabı hareketleri
- Vergi levhası, serbest meslek makbuzu, fatura ve şirket muhasebe kayıtları
- Ajans komisyon sözleşmeleri ve ödeme dağılım tabloları
- Gerekirse bilirkişi incelemesi ve noter tespiti
Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda, tarafın yalnızca “eşim çok kazanıyordu” demesi tek başına yeterli olmuyor. Ancak içerik tarihleri, iş birliği gönderileri, banka hareketleri ve vergi belgeleri yan yana konulduğunda mahkemenin önünde güçlü bir tablo oluşuyor. İstanbul avukat desteği ile bu delillerin usulüne uygun sunulması, sonradan reddedilme riskini azaltır.
İstanbul avukat desteği neden önemlidir? Evet, teknik dosyalarda usul hatası hak kaybına yol açabilir.
Sosyal medya gelirleri, görünürde modern ve dijital bir konu olsa da özünde klasik bir mal rejimi tasfiyesi meselesidir. Fakat bu dosyalarda hata payı daha yüksektir. Gelirlerin doğru sınıflandırılmaması, dava tarihinin yanlış değerlendirilmesi, kişisel mal savunmasının eksik kurulması veya delilin geç toplanması ciddi hak kaybına neden olabilir.
İstanbul avukat desteği arayan kişiler açısından bir başka önemli nokta, gelirlerin çoğu zaman çok katmanlı yapıda olmasıdır. Bir yandan aile hukuku bilgisi gerekirken, diğer yandan şirket kayıtları, vergi belgeleri ve dijital gelir mantığı da anlaşılmalıdır. İstanbul aile hukuku avukatı ile yürütülen bir süreçte, hangi kalemin edinilmiş mal sayılacağı, hangisinin kişisel mal olarak savunulabileceği ve hangi delilin ne şekilde sunulacağı daha net planlanabilir.
Solution tarafı burada tamamlanır: doğru hukuki sınıflandırma, hızlı delil toplama, tarih analizi ve gerektiğinde bilirkişi desteği ile sosyal medya gelirlerinin mal paylaşımına etkisi somutlaştırılır. Böylece taraflardan biri görünmez dijital kazançlar nedeniyle hak kaybı yaşamaz; diğeri de gerçekten kişisel mal olan unsurları daha güçlü savunabilir.
Sık sorulan sorulara kısa cevaplar var mı? Evet, en çok merak edilen başlıkları aşağıda topladık.
Sosyal medya hesabı evlilikten önce açıldıysa gelir yine paylaşılır mı?
Hesabın evlilikten önce açılmış olması tek başına tüm gelirleri kişisel mal haline getirmez. Esas mesele, ekonomik değerin ne zaman üretildiğidir. Hesap eski olabilir; fakat reklam, sponsorluk ve platform gelirleri evlilik içinde doğduysa bunların edinilmiş mal sayılması gündeme gelir. Mahkeme hesabın açılış tarihinden çok, kazancın doğduğu dönem ve kaynağa odaklanır.
Eşimin gelirini şirket hesabına alması mal paylaşımını engeller mi?
Hayır, otomatik olarak engellemez. Gelirin şirket hesabına alınması, kazancın aile hukukundan tamamen çıktığı anlamına gelmez. Şirket yapısı, ortaklık oranı, faturalar, ajans ilişkisi ve tahsilat belgeleri birlikte incelenir. Gerçek ekonomik faaliyet eşe aitse ve gelir evlilik içinde doğmuşsa, mahkeme görünürdeki yapıdan ziyade fiili duruma bakabilir. Bu yüzden şirket perdesi arkasına saklanmış gelirler de araştırılabilir.
Marka iş birliğinde para yerine ürün alındıysa bu da dikkate alınır mı?
Evet, bazı durumlarda dikkate alınabilir. Özellikle yüksek bedelli ürün teslimleri, düzenli barter anlaşmaları veya ürün karşılığı hizmet modeli ekonomik değer yaratıyorsa bunlar da dosyada önem kazanır. Her ürün teslimi aynı sonucu doğurmaz; ancak iş birliği süreklilik arz ediyorsa ve maddi menfaat sağlıyorsa, bunun mahkemece değerlendirilmesi mümkündür. Belgelendirme burada yine belirleyici rol oynar.
Sosyal medya gelirini ispatlamak için sadece ekran görüntüsü yeterli olur mu?
Genellikle tek başına yeterli görülmez; fakat hiç değersiz de değildir. Ekran görüntüsü, banka kaydı, vergi belgesi, e-posta yazışması, sözleşme, platform paneli ve noter tespiti gibi diğer delillerle desteklenirse güçlü hale gelir. Uygulamada görüyoruz ki mahkemeler, özellikle gelir miktarı tartışmalıysa, birbirini doğrulayan çoklu delil setine daha fazla önem verir. Bu nedenle delil stratejisi bütüncül kurulmalıdır.
Boşanma davası açılmadan önce delil toplamak mümkün mü?
Evet, çoğu zaman mümkündür ve hatta yararlıdır. Hukuka uygun şekilde erişilebilen belgelerin saklanması, noter tespiti yaptırılması, açık kaynak sosyal medya paylaşımlarının kayıt altına alınması ve mevcut banka hareketlerinin korunması sonradan büyük avantaj sağlar. Ancak özel hayatın gizliliğini ihlal eden yöntemlerden kaçınmak gerekir. Hukuka aykırı delil toplama girişimi, haklıyken haksız duruma düşürme riski yaratabilir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

