Boşanma Sürecinde Mirasçı Sıfatı Devam Eder mi?
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 181. maddesi uyarınca, boşanma davası kesinleşen eşler birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar. Ancak uygulamada sıkça karşılaştığımız sorun, boşanma davası devam ederken eşlerden birinin vefat etmesidir. Bu durumda murisin mirasçıları davaya devam ederek karşı tarafın kusurunu ispatlarsa, sağ kalan eş yine mirasçı sıfatını kaybeder. Eğer boşanma kararı henüz verilmiş ancak kesinleşmemişse veya hiç dava açılmamışsa, eş halen yasal mirasçıdır.
İstanbul aile hukuku davalarında tecrübe ettiğimiz üzere, eşin mirasçılığı zümre sistemi (parentel sistem) üzerinden belirlenir. Murisin altsoyu, ana-babası veya kardeşleri yoksa miras üçüncü zümreye geçer. Üçüncü zümre murisin büyük ana ve büyük babalarından oluşur. Amca, hala, dayı, teyze ve onların altsoyu bu zümrenin dallarını oluşturur. Eş, bu kişilerle veya onların torunlarının eşleri gibi dolaylı hısımlarla terekeyi paylaşmak durumunda kalabilir.
Murisin Amcası ve Halasının Torunlarının Eşleri Mirasçı mıdır?
Hukuken netlik kazanması gereken en önemli husus şudur: Murisin amcası ve halasının torunlarının eşleri doğrudan kan hısımı değildir, kayın hısımıdır. TMK hükümleri uyarınca mirasçılık kural olarak kan hısımlığına dayanır. Murisin amcasının veya halasının torunu (yani murisin kuzeninin çocuğu) hayatta değilse veya mirası reddetmişse, onun eşine mirasın intikal edip etmeyeceği merak konusudur. Normal şartlarda kayın hısımları yasal mirasçı değildir; ancak vasiyetname veya miras sözleşmesi ile bu kişilere pay tanınmış olabilir.
Uygulamada, mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınırken bu karmaşık akrabalık bağları kafa karıştırıcı olabilir. Eğer muris bir vasiyetname ile bu kişileri mirasçı atamışsa (mansup mirasçı), sağ kalan eşin saklı pay hakları devreye girer. Eş, üçüncü zümre ile birlikte mirasçı olduğunda saklı payı, yasal miras payının tamamıdır (TMK m. 506). Yani zümre mirasçısı bulunsa dahi, vasiyet edilen paylar eşin haklarını ihlal edemez.
Zümre Sistemi ve Eşin Pay Oranları Nasıl Hesaplanır?
Eşin miras payı, hangi zümre ile birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Murisin amcası, halası ve onların altsoyu üçüncü zümrede yer alır. TMK m. 499/3 uyarınca, sağ kalan eş büyük ana ve büyük babalar ve onların çocukları (amca, hala vb.) ile birlikte mirasçı olursa payı terekenin %75’idir (3/4). Geri kalan %25 ise kan hısımı olan amca, hala veya bunların altsoyuna dağıtılır.
İstanbul avukatı olarak takip ettiğimiz dosyalar göstermektedir ki, amca ve halanın torunlarının eşleri ancak vasiyetname yoluyla sürece dahil olabilirler. Bu durumda eş, terekenin %75’ini doğrudan yasal pay olarak alır. Kalan %25 üzerinde tasarruf edilebilir. Eğer vasiyetname ile bu miktar aşılmışsa, eşin ‘Tenkis Davası’ açma hakkı doğar. Tenkis davası, saklı paylı mirasçının payını alamadığı durumlarda kanuni sınırın korunmasını sağlayan bir yoldur.
Amca ve Hala Kolunda Miras Geçişi ve Halefiyet İlkesi
Miras hukukunda geçerli olan halefiyet ilkesine göre, bir kişi miras bırakandan önce ölmüşse onun payı kendi altsoyuna geçer. Ancak bu geçiş sadece kan hısımları arasında mümkündür. Amca ve halanın torunlarının eşleri, murisin kan hısımı olmadığı için halefiyet yoluyla yasal mirasçı olamazlar. Bu kişiler ancak ‘ölüme bağlı tasarruf’ dediğimiz vasiyetname gibi belgelerle mirastan pay alabilirler.
Büromuzda incelediğimiz Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında (Örn: Yargıtay 2. HD, 2024/850 E., 2025/1120 K.), yasal mirasçı olmayan kişilere yapılan kazandırmaların, sağ kalan eşin saklı payını ihlal etmesi durumunda iptal edilemeyeceği ancak tenkise tabi tutulacağı belirtilmiştir. Bu sebeple, eşin amca-hala torunlarının eşleri ile karşı karşıya geldiği senaryolarda temel hukuki koruma kalkanı tenkis davasıdır.
Mal Rejimi Tasfiyesinin Miras Paylaşımına Etkisi
Boşanma devam ederken vefat gerçekleşmişse veya eş yasal mirasçı olarak kalmışsa, miras paylaşımından önce mal rejimi tasfiyesi yapılmalıdır. Sağ kalan eş, öncelikle evlilik birliği içerisinde edinilen mallar üzerindeki ‘katılma alacağı’ hakkını talep eder. Bu miktar tereke borcu olarak kabul edilir ve miras paylaşımından önce terekeden çıkarılır. Kalan miktar üzerinden miras payları hesaplanır.
Özellikle İstanbul’daki taşınmazların değer artışları dikkate alındığında, mal rejimi tasfiyesi eşin alacağı toplam miktarı ciddi şekilde artırır. Amca ve halanın torunlarının eşlerine vasiyet edilen kısım, ancak mal rejimi tasfiyesi yapıldıktan sonra kalan net tereke üzerinden hesaplanabilir. Büromuzdaki uygulamalarda görüyoruz ki, doğru bir tereke tespiti ve mal rejimi hesabı yapılmadan girilen miras davaları hak kayıplarına yol açmaktadır.
Mirasın Paylaşılmasında Yetkili Mahkeme ve Harçlar
Mirasın paylaşılmasına ilişkin davalarda yetkili mahkeme, murisin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. İstanbul’da ikamet eden bir muris için İstanbul (Çağlayan), Bakırköy veya Anadolu Adliyeleri yetkili olabilir. Mirasçılık belgesinin iptali veya terekede yer alan taşınmazların ortaklığının giderilmesi (izale-i şuyu) davaları bu mahkemelerde görülür.
Eğer işin içine vasiyetnamenin iptali veya tenkis davası girerse, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olmaktadır. Bu davalar nispi harca tabidir ve terekenin değerine göre yargılama giderleri belirlenir. Sağ kalan eşin, amca ve halanın torunlarının eşlerine karşı açacağı davalarda ispat yükü davacıdadır ve vasiyetnamenin saklı payı ihlal ettiği bilirkişi raporları ile tespit edilmelidir.
Boşanma davası sürerken eş ölürse amca ve halanın torun eşleri miras alabilir mi?
Boşanma davası kesinleşmeden eş ölürse sağ kalan eş mirasçı olur. Amca ve halanın torunlarının eşleri ise yasal mirasçı değildir. Ancak muris ölmeden önce bir vasiyetname ile bu kişilere miras payı bırakmışsa, bu kişiler mirasçı sıfatı kazanabilir. Bu durumda sağ kalan eş, kendi saklı payı olan %75’lik oranı almak için bu kişilere karşı tenkis davası açabilir. Eğer vasiyetname yoksa, bu uzaktaki eşlerin mirastan pay alması hukuken mümkün değildir.
Eşin miras payı hangi durumlarda %75 olur?
Türk Medeni Kanunu’na göre eş, üçüncü zümre (büyük ana, büyük baba ve onların çocukları olan amca, hala, dayı, teyze) ile birlikte mirasçı olduğunda yasal payı terekenin dörtte üçüdür. Bu oran sabit olup, üçüncü zümre içerisindeki kişilerin (amca torunu eşi gibi vasiyet edilenlerin) varlığı eşin bu yasal oranını -vasiyetle dahi olsa- saklı payı altına düşüremez. İstanbul aile mahkemelerindeki davalarda eşin bu öncelikli hakkı titizlikle korunmaktadır.
Vasiyetname ile amca torununun eşine verilen mallar geri alınabilir mi?
Eğer vasiyetname ile yapılan kazandırma, sağ kalan eşin saklı payına (üçüncü zümre ile paylaşımda %75’e) tecavüz ediyorsa, eş tarafından açılacak Tenkis Davası ile bu malların saklı payı aşan kısmı geri alınabilir. Vasiyetnamede şekil eksikliği veya ehliyetsizlik gibi durumlar varsa vasiyetnamenin iptali davası da açılabilir. Bu tür davaların süresi, mirasçının haklarını öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 yıldır.
Üçüncü zümre mirasçılarında eşleşme nasıl yapılır?
Miras paylaşımında amca ve hala kolu murisin baba tarafını temsil eder. Eğer murisin ana tarafında (dayı ve teyze) kimse yoksa, tüm miras baba tarafına geçer. Sağ kalan eş bu grubun tamamıyla muhatap olur. Amca ve halanın torunlarının eşleri gibi kan bağı olmayan kişiler ancak vasiyetname alacaklısı olarak bu paylaşım masasına oturabilirler. Yargıtay içtihatları, eşin yasal payının bu tür dışarıdan dahil olan mirasçılar sebebiyle küçültülemeyeceğini vurgular.
Tenkis davası açmak için avukat tutmak zorunlu mudur?
Hukukumuzda avukat tutma zorunluluğu olmasa da, miras paylaşımı ve tenkis hesaplamaları teknik ve karmaşık bir süreçtir. Özellikle eşin amca-hala torunlarının eşleri gibi dolaylı hısımlarla olan uyuşmazlıklarında, tereke aktif ve pasiflerinin doğru belirlenmesi gerekir. İstanbul miras avukatı desteği almak, hak düşürücü sürelerin takibi ve saklı payın tam olarak tahsil edilmesi açısından hayati önem taşır; çünkü usuli hatalar telafisi güç hak kayıplarına neden olur.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

