Boşanma sürecinde en sık sorulan sorulardan biri şudur: Evlilik boyunca ev işleriyle, çocuk bakımıyla ve aile düzeniyle ilgilenen; ancak düzenli maaş geliri olmayan eş, mal paylaşımında hak sahibi olur mu? Özellikle uzun yıllar boyunca çalışmayıp evin yükünü üstlenen kadınlar, boşanma aşamasında üzerlerine kayıtlı mal bulunmadığı için ciddi kaygı yaşar. İstanbul gibi yaşam maliyeti yüksek şehirlerde bu kaygı daha da görünür hale gelir.
Problem tam da burada başlar. Tapu, araç, banka hesabı veya şirket payı çoğu zaman bir eşin üstünde görünür. Ev içi emeği üstlenen eş ise yıllarca aile düzenini yürütmesine rağmen “Benim adıma bir şey yok, demek ki hakkım da yok” düşüncesine itilebilir. Agitation aşamasında mesele ağırlaşır: diğer eş malları kaçırmaya çalışabilir, banka hareketleri kapatılabilir, tanıklar etkilenebilir ve ev hanımı olan eş sırf maaş bordrosu bulunmadığı için hiçbir şey alamayacağını sanabilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, en büyük kaybın çoğu zaman hukuki hakkın yokluğundan değil, hakkın yanlış bilinmesinden kaynaklandığını görüyoruz.
Çözüm ise mal rejiminin türünü, hangi malların edinilmiş mal sayıldığını ve ev içi emeğin hukuk düzeninde nasıl değerlendirildiğini doğru tespit etmektir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 186 uyarınca eşler, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılır. Aynı Kanun m. 202 gereği eşler başka bir rejim seçmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. TMK m. 219 edinilmiş malları, m. 220 kişisel malları, m. 222 ispat ve karine düzenini, m. 236 ise artık değerin yarısı üzerinde hak sahipliğini düzenler. Bu nedenle konu yalnızca “kim para kazandı” meselesi değildir; “evlilik içinde hangi mal hangi rejime tabidir ve tasfiye nasıl yapılacaktır” sorusudur.
Boşanmada ev hanımının ev içi emeği mal paylaşımında dikkate alınır mı?
Evet, boşanmada ev hanımının ev içi emeği mal paylaşımında tamamen yok sayılmaz. Ancak bunun hukuki sonucu, çoğu kişinin düşündüğü gibi her durumda doğrudan “emeğin para karşılığı” şeklinde bir ödeme değildir. Asıl sonuç, edinilmiş mallara katılma rejimi içinde evlilik süresince kazanılan mallar üzerinde diğer eş lehine katılma alacağı doğmasıdır.
TMK m. 186 açık biçimde eşlerin birliğin giderlerine emek ve malvarlığı ile katılacağını söyler. Bu hüküm, ev dışında ücretli çalışan eş ile ev içinde bakım emeği sunan eş arasında mutlak bir üstünlük kurmaz. Uygulamada görüyoruz ki çocukların bakımı, evin yönetimi, sosyal düzenin sürdürülmesi ve diğer eşin çalışabilmesi için gerekli zeminin hazırlanması da aile birliğine emek katkısıdır. Bu emek, tek başına bağımsız bir “maaş alacağı” yaratmasa da mal rejimi tasfiyesinde önemli hukuki sonuç doğurur.
Yargıtay 8. HD, 2017/16903 E., 2018/9216 K. sayılı karar çizgisinde, katılma alacağının kanundan kaynaklandığını; bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasının veya malın edinilmesine ayrıca katkı sunduğunu ispatlamasının şart olmadığını vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, ev hanımı olan eşin yalnızca ücretli işte çalışmadığı için otomatik olarak hak kaybına uğramayacağını gösterir.
Hangi kanun maddeleri bu konuda belirleyicidir?
Evet, bu konuda birkaç temel TMK maddesi belirleyicidir ve dosyanın omurgasını bunlar oluşturur. İlk önemli hüküm TMK m. 202’dir. Buna göre eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse, yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir. Yani özellikle 1 Ocak 2002 sonrası dönemde kurulan veya bu tarihten sonra devam eden evliliklerde çoğu uyuşmazlık bu çerçevede çözülür.
TMK m. 219 edinilmiş malları sayar. Çalışma karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler kural olarak bu kapsamdadır. Buna karşılık TMK m. 220 kişisel malları düzenler. Evlilikten önce sahip olunan mallar, miras yoluyla kazanılanlar, bağışla gelenler ve kişisel kullanım eşyaları kural olarak kişisel mal sayılır.
İspat bakımından TMK m. 222 önemlidir. Bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden taraf bunu ispat eder; kime ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette kabul edilir. Ayrıca bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Tasfiye bakımından ise TMK m. 236 belirleyicidir; her eş diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. İstanbul aile hukuku avukatı desteği alınan dosyalarda bu maddelerin birlikte okunması çoğu zaman sonuca doğrudan etki eder.
Ev hanımı hangi alacak türlerini talep edebilir?
Evet, ev hanımı olan eş tek tip bir hakka değil, somut olaya göre değişen birden fazla alacak kalemine sahip olabilir. En sık karşılaşılan kalem katılma alacağıdır. Eğer evlilik içinde edinilmiş mallara katılma rejimi geçerliyse ve diğer eş adına kayıtlı edinilmiş mallar varsa, tasfiye sonunda artık değerin yarısı üzerinden alacak gündeme gelir.
Bunun dışında somut olayda değer artış payı alacağı da doğabilir. Örneğin eşlerden biri kendi kişisel malından, ziynetlerinden veya miras yoluyla gelen parasından diğer eş adına alınan taşınmaza katkı sağlamışsa TMK m. 227 çerçevesinde ayrıca talepte bulunulabilir. Eski dönem mal ayrılığı rejimine tabi mallar bakımından ise katkı payı alacağı tartışması gündeme gelebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/2-1273 E., 2023/1238 K. sayılı kararında, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza ev hanımı olan kadının ziynetleriyle katkı yapmasının olağan kabul edilebileceğini vurgulamıştır. Bu karar, özellikle “Ben çalışmıyordum ama düğün takılarım bozduruldu, ev alındı” diyen eşler bakımından çok önemlidir. Bu durumda yalnızca katılma alacağı değil, ziynet katkısına dayalı ayrı hesaplama da gündeme gelebilir.
Hangi mallar paylaşım hesabına girer, hangileri girmez?
Evet, her mal otomatik olarak paylaşılmaz; önce malın niteliği belirlenir. Evlilik içinde maaş, ticari kazanç, prim, ikramiye, kira geliri, banka birikimi, araç, taşınmaz, şirket hissesi veya yatırım aracı ile elde edilen ve edinilmiş mal niteliği taşıyan değerler kural olarak tasfiyeye girer. Malın kimin adına kayıtlı olduğu önemlidir ama tek belirleyici değildir.
Buna karşılık evlilik öncesinde alınmış mallar, miras kalan taşınmazlar, bağış yoluyla gelen malvarlığı değerleri ve salt kişisel kullanıma özgülenmiş bazı eşyalar kural olarak kişisel mal sayılır. Ancak kişisel mal ile edinilmiş malın karıştığı dosyalar çok yaygındır. Örneğin evlilik öncesi alınmış arsaya evlilik sırasında ortak gelirlerle bina yapılmışsa ya da miras kalan taşınmazın kira geliri evlilik boyunca birikmişse, bu dosyada ayrıştırma ve denkleştirme gerekir.
Uygulamada görüyoruz ki en büyük hata, bir malın sadece tapuda kimin adına olduğuna bakılarak sonuca gidilmesidir. Oysa tasfiye hesabında edinme tarihi, ödeme kaynağı, kredi taksitlerinin hangi dönemde ödendiği, kişisel mal katkısı bulunup bulunmadığı ve mal rejiminin sona erdiği tarihteki hukuki durum birlikte değerlendirilir.
Ev hanımı mal paylaşımı davasında hakkını nasıl ispat eder?
Evet, ev hanımı olan eş de ispat yapabilir; ispat yalnızca maaş bordrosu sunmaktan ibaret değildir. Tapu kayıtları, araç kayıtları, banka dökümleri, kredi sözleşmeleri, SGK kayıtları, vergi kayıtları, şirket ortaklık belgeleri, düğün görüntüleri, kuyumcu kayıtları, mesajlar, tanık anlatımları ve sosyal medya paylaşımları dahi dosyada önem taşıyabilir.
Özellikle ziynet katkısı iddiasında düğün takılarının varlığı, bozdurulma süreci ve hangi malın alımında kullanıldığı kritik hale gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2022/2-1273 E., 2023/1238 K. sayılı kararı da bu tür katkının olağan kabul edilebileceğini göstermektedir. Diğer yandan yalnızca “Ben ev hanımıydım, o yüzden her şeyin yarısını isterim” demek teknik olarak yeterli değildir; hangi malın edinilmiş mal olduğu, mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği ve tasfiyeye hangi varlıkların girdiği somutlaştırılmalıdır.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir diğer mesele, eşin malları üçüncü kişilere devretmesidir. Böyle durumlarda banka hareketleri, satış bedelinin gerçekliği, devir tarihleri ve muvazaa iddiası ayrı önem kazanır. İstanbul avukat desteğiyle dosya erkenden hazırlanırsa, ilgili tapu ve banka kayıtlarına zamanında ulaşmak daha mümkün olur.
Dava ne zaman açılır ve süreler neden önemlidir?
Evet, mal paylaşımı davası her zaman boşanma davasıyla aynı anda sonuçlanmaz; çoğu kez boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava olarak görülür. Mal rejimi, TMK m. 225 gereği boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Ancak tasfiye davası için çoğunlukla boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir.
Zamanaşımı ve usul kuralları bu noktada önemlidir. Talebin niteliğine göre süre tartışmaları çıkabilir ve dava stratejisi yanlış kurulursa ispat gücü zayıflayabilir. Ayrıca dava açılmadan önce hangi malların mevcut olduğu, hangilerinin devredildiği, hangilerinin üzerinde kredi bulunduğu netleştirilmelidir. Mal kaçırma şüphesi varsa ihtiyati tedbir talepleri de gündeme gelebilir.
Uygulamada görüyoruz ki boşanma dosyasıyla mal paylaşımı dosyası birbirine benzese de ispat bakımından aynı değildir. Boşanmada kusur ve evlilik birliğinin sarsılması tartışılırken, mal rejimi davasında ekonomik veriler, bilanço mantığı ve mal sınıflandırması öne çıkar. Bu nedenle aile hukuku ile birlikte mal rejimi pratiğini bilen bir İstanbul aile hukuku avukatıyla çalışmak ciddi fark yaratabilir.
Mahkeme hesaplamayı nasıl yapar?
Evet, mahkeme hesaplamayı teknik bilirkişi incelemesiyle yapar ve süreç çoğu zaman birkaç aşamadan oluşur. Önce tasfiyeye girecek malvarlığı değerleri belirlenir. Sonra bunların edinilmiş mal mı, kişisel mal mı olduğu saptanır. Ardından mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar esas alınır; değerleme ise çoğu durumda tasfiye tarihine en yakın sürüm değeri üzerinden yapılır.
Yargıtay 8. HD, 2017/16903 E., 2018/9216 K. sayılı kararında da katılma alacağı hesaplanırken mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut malların, o tarihteki durumlarına göre ancak tasfiye tarihindeki rayiç değerlerinin dikkate alınacağını belirtmektedir. Bu, özellikle yıllar süren davalarda taşınmaz ve araç değerlerinin güncellenmesi bakımından önemlidir.
Eğer ev hanımı olan eşin ayrıca ziynet veya kişisel mal katkısı varsa, yalnızca yarı yarıya paylaşım hesabı değil; katkı oranı, değer artış payı ve varsa denkleştirme talepleri de incelenir. Bu yüzden tek bir cümlelik hesap mantığı yoktur. Her dosya, evlilik tarihi, malın edinim tarihi, ödeme şekli ve rejim türüne göre ayrı çözülür.
Sık sorulan sorular
Ev hanımı hiç gelir elde etmediyse yine de mal paylaşımında hak sahibi olur mu?
Evet, olabilir. Özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı, yalnızca gelir getiren bir işte çalışmış olmaya bağlanmaz. Kanundan doğan bir hak olduğu için, diğer eş adına kayıtlı edinilmiş mallar varsa ev hanımı olan eş de artık değerin yarısı üzerinde hak ileri sürebilir. Burada önemli olan, malın niteliği ve mal rejiminin hangi döneme tabi olduğudur; “maaşım yoktu” demek tek başına hak kaybı anlamına gelmez.
Ev hanımının düğün takılarıyla alınan ev için ayrıca talep hakkı olur mu?
Evet, somut olayın özelliklerine göre olur. Eğer ziynet eşyaları bozdurulup diğer eş adına kayıtlı taşınmazın veya aracın alınmasında kullanıldıysa, yalnızca genel katılma alacağı değil, ayrıca katkı ya da değer artış payı hesabı da yapılabilir. Bu noktada düğün görüntüleri, tanık beyanları, kuyumcu işlemleri ve para transferleri önem kazanır. Uygulamada ziynet katkısı doğru kurulmuş dosyalar, sonuca ciddi etki eder.
Ev hanımı adına hiçbir mal yoksa dava açması anlamsız mı?
Hayır, anlamsız değildir. Mal paylaşımı davasında kritik soru, malın kimin üzerine kayıtlı olduğundan çok hangi rejim içinde edinildiğidir. Diğer eş adına kayıtlı ev, araç, banka mevduatı, ticari işletme veya şirket hissesi edinilmiş mal niteliğindeyse, adına hiçbir kayıt bulunmayan eş de tasfiye sonunda alacak talep edebilir. Dosyanın değerini belirleyen şey kayıt eksikliği değil, ispatın ve sınıflandırmanın doğruluğudur.
Boşanma davası sürerken mallar kaçırılırsa ne yapılabilir?
Evet, buna karşı hukuki önlem alınabilir. Şüpheli devirlerin tespiti, banka ve tapu kayıtlarının getirtilmesi, muvazaa iddiasının ileri sürülmesi ve uygun dosyalarda ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür. Ancak bunun için hızlı hareket etmek gerekir. Malların el değiştirmesi, üçüncü kişilere devredilmesi veya bedelin görünürde düşük gösterilmesi gibi durumlarda gecikme, ispatı zorlaştırır. Bu nedenle dava stratejisinin boşanma dosyasıyla eş zamanlı düşünülmesi önemlidir.
Ev içi emek doğrudan ücret gibi hesaplanıp ayrıca tazminat olur mu?
Kural olarak hayır; Türk hukukunda ev içi emek çoğu dosyada bağımsız bir maaş alacağı gibi hesaplanmaz. Bunun yerine bu emek, aile birliğine katkı olarak değerlendirilir ve özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminde diğer eşin edinilmiş malları üzerinde katılma alacağı hakkı doğmasına zemin oluşturur. Ancak somut olayda ziynet katkısı, kişisel mal katkısı veya özel bir sözleşmesel ilişki varsa, ayrıca farklı alacak kalemleri de gündeme gelebilir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

