Boşanmada Mal Rejimi Sözleşmesi Geçersizliği: 2026 Yargıtay Esasları

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Mal rejimi sözleşmesinin geçersizliği; sözleşmenin resmi şekil şartına uyulmadan yapılması, ayırt etme gücünün bulunmaması, irade sakatlığı (hata, hile, korkutma) veya kanunun emredici hükümlerine aykırı maddeler içermesi durumunda ileri sürülebilir. Bu durumda mahkemece sözleşme geçersiz sayılarak yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uygulanır.

Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir ve Geçersizlik Halleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca eşler, kanunda belirlenen sınırlar içerisinde kendilerine en uygun mal rejimini seçme hakkına sahiptir. Ancak uygulamada, tarafların birinin baskısı altında veya içeriğini tam olarak anlamadan imzaladığı protokoller, boşanma aşamasında ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. İstanbul avukatlık ofisimizde yürüttüğümüz dosyalarda, genellikle matbu metinlerin usulüne uygun onaylanmadığı vakalarla karşılaşmaktayız.

Sözleşmenin geçersizliği için temel sebepler şunlardır: Resmi şekil eksikliği (noter onayı olmaması), taraflardan birinin kısıtlı olması, sözleşmenin ahlaka veya kamu düzenine aykırı hükümler içermesi ve irade fesadı halleridir. TMK 205. maddesine göre, mal rejimi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için noterde düzenlenmesi veya onaylanması şarttır. El yazısı ile yapılan veya sadece tarafların imzasını taşıyan adi yazılı belgeler hukuken geçersizdir.

Noter Huzurunda Yapılmayan Evlilik Sözleşmesi Geçerli midir?

Hayır, noter huzurunda düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmayan mal rejimi sözleşmeleri, şekil şartına aykırılık nedeniyle kesin hükümsüzdür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre (Örn: Yargıtay 2. HD, 2024/4500 E., 2025/1200 K.), kanunun öngördüğü sıkı şekil şartı bir geçerlilik koşuludur. Tarafların kendi aralarında yaptığı ‘boşanma halinde mal talep etmeyeceğim’ şeklindeki taahhütnameler, mal paylaşımı davasında delil olarak dahi kabul edilmemektedir.

Büromuzda incelediğimiz pek çok dosyada, eşlerin düğün öncesi stres altında yanlış yönlendirildiğini görmekteyiz. İstanbul aile hukuku avukatı olarak vurgulamalıyız ki; evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejiminin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesi mümkündür, ancak bu bildirimin kapsamı kanundaki seçeneklerle (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) sınırlıdır. Bu sınırların dışına çıkan karmaşık sözleşmeler mutlaka noter kanalıyla yapılmalıdır.

İrade Sakatlığı (Hile ve Korkutma) Nedeniyle Sözleşmenin İptali

Bir eşin, diğerini yanıltarak (hile) veya tehdit ederek (ikrah) evlilik sözleşmesi imzalatması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 30-39 hükümleri gereğince sözleşmenin iptalini gerektirir. Eğer bir eş, ‘bu sözleşmeyi imzalamazsan düğün iptal olur’ veya ‘tüm malvarlığımı kaçırırım’ gibi tehditlerle imza atmaya zorlanmışsa, sözleşmenin iptali için dava açma hakkına sahiptir.

Burada kritik olan husus, irade sakatlığının öğrenilmesinden itibaren başlayan bir yıllık hak düşürücü süredir. Uygulamada görüyoruz ki, eşler evlilik süresince huzursuzluk çıkmaması adına bu duruma sessiz kalmakta, ancak boşanma davası açıldığında sözleşmeye itiraz etmektedirler. Yargıtay kararlarında, evlilik boyunca sessiz kalınmış olması her zaman ‘rıza’ olarak yorumlanmamakta, baskının devam edip etmediği titizlikle incelenmektedir.

2026 Yargıtay Kararları Işığında Mal Rejimi Anlaşmazlıkları

2026 yılı itibarıyla Yargıtay, özellikle ‘olağanüstü mal rejimi geçişleri’ ve ‘hakkın kötüye kullanılması’ konularında daha korumacı bir tavır sergilemektedir. Yargıtay kararları, eşlerden birinin diğerini ekonomik olarak tamamen yoksun bırakan sözleşmelerini ‘dürüstlük kuralına aykırı’ bulabilmektedir. Örneğin, eşin tüm şirket hisselerini ve taşınmazlarını kişisel mal sayan, ancak diğer eşin ev içi emeğini hiçe sayan sözleşmeler, TMK m. 2 kapsamında denetlenebilmektedir.

İstanbul genelinde görülen davalarda, yabancılık unsuru taşıyan evliliklerde de geçersizlik iddiaları artmaktadır. Aile Hukukunda Mal Ayrılığı Rejimi 2026 Rehberi içerisinde de belirtildiği gibi, seçilen mal rejiminin hukuki sonuçlarının taraflara doğru aktarılmaması, sözleşmenin temelinden çökmesine neden olabilir. Hak kaybına uğramamak için Mevzuat.gov.tr üzerinden TMK hükümlerini ve güncel değişiklikleri takip etmek gerekir.

Geçersiz Sözleşme Durumunda Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Eğer mahkeme mal rejimi sözleşmesinin geçersizliğine karar verirse, taraflar arasında evlilik tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ‘Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi’ uygulanır. Bu durumda; evlilik birliği içerisinde emek karşılığı elde edilen tüm kazanımlar (maaşlar, kira gelirleri, şirket karları) yarı yarıya paylaştırılır. Kişisel mallar (miras kalanlar, bağışlar, evlilik öncesi mallar) ise paylaşım dışı tutulur.

Bu süreçte, profesyonel bir destek almak hayati önem taşır. Sözleşmenin iptali davası ile mal paylaşımı davası genellikle birlikte veya bekletici mesele yapılarak yürütülür. Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen asgari ücret tarifeleri ve uzmanlık alanları gözetilerek bir yol haritası çizilmelidir.

SORU: Evlilik sözleşmesi imzalarken şahit gerekebilir mi?

CEVAP: Mal rejimi sözleşmesi noter huzurunda ‘düzenleme’ şeklinde yapılıyorsa ve eşlerden biri okuma yazma bilmiyorsa veya bedensel bir engeli varsa iki tanığın huzurunda yapılması zorunludur. Ancak normal şartlarda eşlerin ayırt etme gücü yerindeyse tanık zorunluluğu yoktur. Şekil şartına uyulmaması sözleşmeyi tamamen geçersiz kılar ve yasal paylaşım usulüne dönülmesine sebep olur.

SORU: Düğünden bir gün önce imzalatılan sözleşme iptal edilebilir mi?

CEVAP: Evet, Yargıtay uygulamalarında düğüne çok kısa bir süre kala, sosyal baskı ve hazırlıkların getirdiği stres altında dayatılan sözleşmeler ‘ikrah’ (korkutma) kapsamında değerlendirilebilmektedir. Mağdur olan eşin iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından takdir edilir. Bir yıllık dava açma süresine bu noktada özellikle dikkat edilmelidir.

SORU: Mal rejimi sözleşmesinde çocukların miras hakkı kısıtlanabilir mi?

CEVAP: Mal rejimi sözleşmesi sadece eşler arasındaki mal paylaşımını düzenler; çocukların saklı paylarını (miras haklarını) ortadan kaldıramaz. Miras hukukuna ilişkin tasarruflar vasiyetname veya miras sözleşmesi ile yapılmalıdır. Mal rejimi sözleşmesine miras haklarını yok sayan hükümler eklenmesi halinde, bu hükümler geçersiz sayılacak ancak sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini koruyabilecektir.

SORU: Boşanma davası açıldıktan sonra geçmişe dönük sözleşme yapılabilir mi?

CEVAP: Hayır, mal rejimi sözleşmesi evlilik devam ederken her zaman yapılabilir ancak boşanma davası ikame edildikten sonra (davanın açıldığı tarihte mal rejimi sona erdiği için) geriye dönük bir rejim seçimi yapılamaz. Ancak taraflar mal paylaşımı konusunda bir ‘anlaşma protokolü’ imzalayarak hakim onayına sunabilirler ki bu durum mal rejimi sözleşmesinden farklı bir hukuki nitelik taşır.

SORU: Noter onayı olmayan ama el yazısıyla yazılmış sözleşme delil olur mu?

CEVAP: Türk Medeni Kanunu’nun emredici hükümleri uyarınca el yazılı evlilik sözleşmeleri mal rejimi seçimi açısından geçerli bir irade beyanı olarak kabul edilmez. Bu belgeler ancak eşlerin birbirine verdiği borçlar veya bağışlama vaatleri noktasında ‘başlangıç delili’ teşkil edebilir ancak mahkeme bu belgeye dayanarak mal ayrılığı rejiminin varlığına hükmedemez.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder