Kısa cevap: Ceza muhakemesinde mağdur ve şikâyetçi, kural olarak tanık sıfatıyla ve yeminsiz dinlenir (CMK m. 236/1). İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, soruşturma ve kovuşturmada bir defa dinlenebilir; dinlenirken psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bulundurulması zorunludur (m. 236/2-3). Olayın tek görgü tanığı konumundaki mağdur dinlenmeden hüküm kurulursa Yargıtay kararı bozar; mağdur beyanı yerine soruşturma ifadesinin okunmasıyla yetinmek de eksik araştırma sayılır (Yargıtay 11. CD, 2012/11999 E., 2014/10018 K.). 2019’dan itibaren çocuk ve mağdur beyanları gerekirse özel ortamda, uzmanlar aracılığıyla ve kayda alınarak toplanır.
Bir ceza dosyasında en kritik delil çoğu zaman olayı yaşayan kişinin kendisidir: darbedilen mağdur, dolandırılan müşteki, hırsızlığa uğrayan ev sahibi. Pek çok mağdur için ise sürecin en korkulan anı ifadenin alınması ve duruşmada dinlenmedir; “beni sanık gibi sorgularlar mı”, “kaç kez anlatmak zorunda kalacağım”, “çocuğum yeniden travma yaşar mı” soruları hem şikâyet öncesinde hem de davada tekrar tekrar gündeme gelir. Bu yazıda CMK’nın 236. maddesi çerçevesinde mağdurun ve şikâyetçinin nasıl dinlendiğini, hangi hâllerde beyanın bir kez alınabileceğini, uzman desteği ve özel ortam kurallarını ve mağdur dinlenmeden kurulan hükümlerin Yargıtay’daki akıbetini doğrulanmış kararlara dayanarak anlatıyoruz.
CMK 236 Nedir? Mağdur ve Şikâyetçinin Dinlenmesi Kuralı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesi, mağdur ile şikâyetçinin dinlenme usulünü düzenler. Maddenin birinci fıkrasına göre mağdur tanık olarak dinlendiğinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. Bunun anlamı şudur: mağdur, sanık gibi savunma yapmaz; müşteki olarak dinlenir, ancak beyanı tanıklık hüküllerine tabi olur — doğruyu söyleme yükümlülüğü vardır, fakat tanıkların aksine yemin ettirilmez. Maddenin gerekçesinde bu tercihin nedeni açıktır: mağdur ve şikâyetçi olayın tarafı olduğundan yeminsiz dinlenmeleri kuraldır; savcı veya hâkim, beyanın delil değeri bakımından gerekli görürse yemin verebilir ve yeminli beyan tanık beyanı hükümlerine tâbi olur.
Pratikte bu ayrım şöyle işler: mağdur duruşmaya çağrılır, kimliği tutanağa geçirilir, olayı kendi ağzından anlatır; hâkim ve Cumhuriyet savcısı soru yöneltir, sanık müdafii de itirazları kayda geçirmek koşuluyla soru sorabilir. Mağdur dinlenmek yerine yalnızca şikâyetçi sıfatıyla süreçte yer almak istiyorsa, talebinin dosyada nasıl karşılanacağını bilmek de önemlidir; çünkü mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkması için mağdurun beyanına ihtiyaç duyuyorsa onu tanık sıfatıyla dinlemek zorundadır.
Mağdur Neden Sanık ya da Katılan Değil, Tanık Gibi Dinlenir?
Ceza muhakemesinin üç klasik tarafı vardır: sanık, Cumhuriyet savcısı ve katılan (müdahil). Mağdur, davaya katılmamışsa davanın tarafı değildir; onun dosyadaki rolü tanıklığa en yakın konumdur. Bu yüzden CMK 236/1, mağdura sanık korumasını (susma hakkı gibi) değil, tanık usulünü uygular — yemin dışında. Yargıtay bu çerçeveyi sert biçimde korur: Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 20.09.2011 tarihli ve 2011/9592 Esas, 2011/1101 Karar sayılı kararında, olayın tek görgü tanığı konumundaki müştekinin CMK’nın 210 ve 236/1. maddeleri gereğince yargılama aşamasında dinlenmesi ve kanıtların bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
Benzer biçimde Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 16.09.2014 tarihli ve 2012/11999 Esas, 2014/10018 Karar sayılı kararında, olayın tek görgü tanığı konumundaki mağdurun CMK’nın 210/1 ve 236/2. maddeleri gereğince tanık sıfatıyla beyanının alınması zorunlu olduğu hâlde, mağdurun dinlenmesinden vazgeçilip soruşturma aşamasındaki beyanının okunmasıyla yetinilmesi kanuna aykırı bulunmuş ve hüküm bozulmuştur. Bu iki kararın birlikte verdiği mesaj nettir: mağdurun beyanı dosyada “var” olduğu için değil, usulüne uygun biçimde, kovuşturmada alınmak zorunda olduğu için önemlidir.
Bir Defa Dinlenme Kuralı: Psikolojisi Bozulan Mağdur İkinci Kez Dinlenir mi?
CMK 236/2, suçun etkisiyle psikolojisi bozulan çocuk veya mağdurun, o suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebileceğini hükme bağlar; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu hâller saklıdır. Kuralın amacı travmatize olmuş mağduru tekrar tekrar ifade vermeye zorlamamaktır. Pratikte bu kural şöyle işler: mağdurun ilk beyanı soruşturmada alınır ve olabildiğince eksiksiz toplanır; kovuşturmada ise bu beyanın okunmasıyla yetinilir. Ancak Yargıtay’ın yukarıda andığımız içtihadı, kuralın mağdurun dinlenme hakkının aleyhine kullanılmasına izin vermediğini gösterir: mahkeme, mağdurun beyanına gerçekten ihtiyaç duyuyorsa ve bir defa dinlenme kapsamında henüz kovuşturmada dinlenmemişse, usulüne uygun dinleme yapmaksızın hüküm kuramaz.
Dinleme sırasında uyulacak başka bir güvence de kimlik tespitidir. Yargıtay uygulamasında mağdurun duruşmada kimlik tespiti yapılmadan dinlenmesi, CMK’nın 236/1 ve 58/1. maddelerine aykırılık oluşturur ve hükmü bozar. Mağdur açısından pratik öneri: duruşmaya kimlik belgesiyle gitmek, beyanından önce kimlik bilgilerinin tutanağa doğru geçirilmesini talep etmek ve sorulardan rahatsızlık duyulduğu anda bunu tutanağa yazdırmaktır.
Uzman Desteği ve Özel Ortam: 7188 ve 7532 ile Gelen Değişiklikler
CMK 236/3’e göre mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bu, hâkimin takdirine bırakılmış bir kolaylık değil; yokluğu bozma oluşturan bir zorunluluktur. Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 04.11.2009 tarihli ve 2007/9390 Esas, 2009/13719 Karar sayılı kararında, soruşturmada sanıktan şikâyetçi olduğunu söyleyen çocuk yaştaki mağdurun usulüne uygun duruşmaya çağrılmaması, CMK 234/2 gereği bir vekil görevlendirilmemesi ve CMK 236/3 gereği uzman nezdinde ifadesinin alınmaması hüküm bozulma nedeni sayılmıştır.
17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanun ile maddeye eklenen 4 ila 8. fıkralar süreci daha da güçlendirdi: savcı veya hâkim, ifade ve beyanın özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli/sanıkla yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu sonucuna vardığı çocuk veya mağdurların beyanlarını özel ortamda uzmanlar aracılığıyla aldırabilir. Cinsel suçların çocuk mağdurlarının soruşturma evresindeki beyanları, kendilerine hizmet veren merkezlerde, savcının nezaretinde ve uzmanlar aracılığıyla alınır; beyan ve görüntüler kayda alınır, dava dosyasında saklanır ve gizliliği korunur. Kayıtlar yazılı tutanağa dönüştürülür; tutanak şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir, kayıtlar ise bu kişilere mahkeme gözetiminde, gizlilik korunarak izletilebilir. 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanunla eklenen 9. fıkra ile bu merkezleri devlet üniversitelerinin de kurabileceği açıklandı — mağdur yakınına “beyan nerede alınacak” sorusunun cevabı artık daha geniş bir haritaya yayılıyor.
Mağdur Dinlenmeden Karar Çıkarsa Ne Olur? Yargıtay Bozma İçtihadı
Mağdur beyanı, tek başına her şeyi belirleyen bir delil değildir; hâkim onu diğer delillerle birlikte değerlendirir. Ancak mağdur, özellikle de olayın tek görgü tanığı ise, dinlenmesi usulen zorunludur ve bu yükümlülük atlanarak kurulan hüküm Yargıtay’da bozulur. Yukarıda incelediklerimiz dışında içtihadın genel çerçevesi şöyledir: mağdurun dinlenmesine gerek görülüyorsa dahi kimlik tespiti, uzman bulundurma ve tanıklık usulüne uygun yürütme şarttır; zorunluluk olan beyanın alınması değil, usulüne uygun alınmasıdır. Aşağıdaki tablo mağdurun durumuna göre uygulanacak kuralları özetler.
| Mağdurun durumu | Uygulanacak kural | Aşılmaması gereken güvence |
|---|---|---|
| Yetişkin, psikolojisi bozulmamış mağdur | Tanık gibi, yeminsiz dinlenme (CMK 236/1) | Kimlik tespiti; tanıklık usulüne uygun dinleme |
| Psikolojisi bozulmuş mağdur | Bir defa dinlenme (CMK 236/2) | Zorunluluk hâli saklı; gerekirse kovuşturmada da dinlenebilir |
| Mağdur çocuk | Uzman bulundurularak dinleme (CMK 236/3) | Vekil görevlendirme (CMK 234/2); uygun dinleme yöntemi |
| Yüz yüze gelmede sakınca olan mağdur | Özel ortamda, uzmanlar aracılığıyla beyan (CMK 236/4) | Kaydın gizliliği; izletmenin gözetim altında yapılması |
| Cinsel suçların çocuk mağduru | Soruşturmada merkezde, savcı nezaretinde beyan (CMK 236/5) | Beyan-görüntü kaydının dosyada saklanması, kimsenin eline verilmemesi |
Mağdur Beyan Kayıtları: Gizlilik, İzletme ve Tutanak Hakları
Özel ortamda ve merkezlerde alınan beyan-görüntü kayıtları CMK 236/7 uyarınca dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır. Kayıtlar yazılı tutanağa dönüştürülür ve bu tutanak, talep hâlinde şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir; kaydın kendisi ancak soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde, gizliliği korunarak izletilebilir. Bu kayıtların dosya dışına çıkartılıp yayılması ayrı bir suç oluşturur: kolluk ve adliye süreçlerinde alınan bu tür kayıtları hukuka aykırı olarak başkalarına veren veya yayanlar hakkında TCK’nın 136. maddesinde düzenlenen suç gündeme gelir. Mağdur ve yakınları için pratik sonuç şudur: beyan görüntülerinin “bir başkasına gösterilip gösterilmeyeceği” endişesi, ancak bu çerçeve bilinerek yönetilebilir; kaydın izlettirilmesine ilişkin talepler de aynı gizlilik rejimine tabidir.
İstanbul’da Mağdur İfadeleri ve Dinleme Süreci Nasıl İşler?
İstanbul, Türkiye’nin en yoğun ceza dosyası havzasına sahip ilidir ve mağdur için bu yoğunluk, süreç yönetimini bilerek yürütmeyi daha da önemli kılar. Soruşturma evresinde ifade, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında (örneğin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki soruşturma birimlerinde) verilir; cinsel suç mağduru çocukların beyanları Çocuk İzlem Merkezleri gibi uzman birimlerde, savcı nezaretinde alınır. Ağır ceza dosyalarında uzman görevlendirme, özel ortam ve kayıt araçları Anadolu ve Avrupa yakasındaki adliyelerde yaygın biçimde kullanılır; ancak yoğunluk, duruşma günü ve mağdurun çağrılması arasında uzun aralara yol açabilir. Bu nedenle İstanbul’da süreç takip eden mağdur ve yakınları için üç pratik öneri: çağrı kâğıtlarını ve süreleri dikkatle takip edin; mağdurun dinlenme biçimine (uzman, özel ortam, bir defa dinlenme) ilişkin taleplerinizi yazılı dilekçeyle bildirin; mağdur çocuklarda merkeze götürülme zorunluluğu yargı çevresi sınırlaması olmaksızın en yakın merkez için de geçerlidir, gereksiz yorgunluk yaratılmaması için bunu talep edin.
Sık Sorulan Sorular
Mağdur ifade vermek zorunda mı, vermezse ne olur?
Mağdur ve şikâyetçi, tanık gibi doğruyu söylemekle yükümlüdür; ancak susma hakkı sanığa tanınan bir güvencedir ve mağdura tanınmaz. Bununla birlikte zorla dinleme diye bir yol yoktur: mağdur çağrıya rağmen gelmezse mahkeme, beyanını zorunlu görüyorsa uygun usullerle (yurt dışındaysa konsolosluk yoluyla, hastaysa yerinde) dinleme ya da soruşturmadaki beyanıyla yetinme seçeneklerini hukuka uygun biçimde değerlendirmek zorundadır. Kritik nokta şudur: mahkeme mağdur beyanını gerekli görüyorsa ve mağdur hiç dinlenmemişse, eksik araştırma nedeniyle hüküm Yargıtay’da bozulabilir. Mağdurun dinlenme biçimi ve zamanlaması konusunda avukat aracılığıyla dosyada tutulacak kayıt, sürecin her iki taraf için de netleşmesini sağlar.
Mağdur duruşmada sanıkla yüz yüze gelmek zorunda mı?
Hayır, zorunda değildir; CMK 236/4 uyarınca savcı veya hâkim, yüz yüze gelmede sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların beyanlarını özel ortamda, uzmanlar aracılığıyla aldırabilir. Ayrıca duruşmada mağdur ile sanığın ayrı odalarda dinlenmesine ya da ses ve görüntü aktarımıyla dinlenmesine karar verilebilir. Kuralın amacı, mağdurun ikinci bir mağduriyet yaşamasını önlemektir. Yüz yüze gelme konusundaki değerlendirme dosyaya özgüdür; talebin yazılı olarak bildirilmesi ve gerekçelendirilmesi, mahkemenin uygun tedbiri seçmesini kolaylaştırır. Özellikle cinsel suç ve şiddet dosyalarında bu taleplerin mahkemece ciddiye alınması beklenir.
Soruşturmada verilen ifade, davada tekrar alınır mı?
Kural olarak mağdur soruşturmada bir kez dinlenir; kovuşturmada bu beyanın okunmasıyla yetinilebilir. Ancak iki önemli istisna vardır. Birincisi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk varsa mağdur yeniden dinlenebilir; ikincisi, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre olayın tek görgü tanığı olan mağdurun kovuşturmada hiç dinlenmemiş olması, soruşturma beyanının okunmasıyla yetinilse bile tek başına eksik araştırma sayılabilir ve hükmün bozulmasına yol açabilir. Dolayısıyla “ifademi verdim, bitti” varsayımı her dosyada doğru değildir; mağdurun beyanına ihtiyaç duyulup duyulmadığını takip etmek, dava stratejisinin parçasıdır.
Çocuk mağdur dinlenirken yanında kim bulunur, pedagog şart mı?
CMK 236/3 uyarınca mağdur çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulması zorunludur; bu bir tercih değil, yokluğu hükmü bozan bir usul kuralıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2007/9390 Esas, 2009/13719 Karar sayılı kararı tam da bu eksiklik nedeniyle hükmü bozmuştur; aynı kararda çocuk mağdur için CMUK dönemindeki karşılığı olan vekil görevlendirme yükümlülüğünün de atlanması bozma nedeni arasında sayılmıştır. Cinsel suçların çocuk mağdurlarında ise beyan, merkezlerde ve savcı nezaretinde alınır; kayıt gizlilik rejimine tabidir. Ebeveynler için pratik sonuç: çocuğun dinlenme biçimi konusunda uzman desteğini ve merkezi talep etmek bir hak, değil bir lütuftur.
Mağdur beyanı tek başına sanığı mahkûm etmeye yeter mi?
Tek başına genellikle yetmez; hâkim vicdani kanaatini tüm delillerin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturur. Ancak mağdur beyanının dosyadaki ağırlığı, olayın tek görgü tanığı olması, anlatımın ayrıntıları, çelişkiler, diğer delillerle uyum (kamera kaydı, mesajlaşma, doktor raporu) gibi ölçütlerle belirlenir. Yargıtay’ın mağdur beyanına yaklaşımı iki yönlüdür: mağdur dinlenmeden hüküm kurulmasını bozarken, diğer yandan beyanın doğruluğunu destekleyen delillerle birlikte değerlendirilmesini ister. Katılan sıfatıyla davaya katılan mağdur, beyanını duruşmada verme ve delilleri gösterme konusunda daha etkin konumdadır; şikâyetten vazgeçme gibi süreçlerde ise hangi suçların şikâyete bağlı olduğu ayrı bir inceleme konusudur.
Mağdur beyanı duruşmaya gelmeden video ile alınabilir mi?
Evet. CMK 236/4’teki özel ortam hükmü ve 236/5’teki merkezde kayıt alma usulü, ses ve görüntü kaydıyla beyan toplamanın yasal dayanağıdır; ayrıca mağdurun yurt dışında olması veya gelmemesi gibi hâllerde uygun araçlarla beyan toplanabilir. Kayda alınan beyan yazılı tutanağa dönüştürülür, tutanak ilgili kişilere verilir; kayıt gizlilik rejimi altında ancak gözetimle izletilebilir. Bu yöntemler, özellikle travma riski taşıyan mağdurlarda tekrar ifadelere gerek kalmadan beyanı korumaya alır. Ancak kayıt ile dinlemenin, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşması için yeterli görülüp görülmeyeceği dosyaya göre değişir; tek görgü tanığı mağdur hâlinde Yargıtay’ın eksik araştırma denetimi gündeme gelebilir.
Mağdur ve şikâyetçinin dinlenmesi, ceza dosyalarının hem hukuki hem insani yönü en güçlü aşamalarından biridir. CMK 236’daki güvenceler — yeminsiz dinleme, bir defa dinlenme, uzman desteği, özel ortam ve kayıt gizliliği — mağdurun yeniden mağdur olmaması için kurulmuştur; Yargıtay bu güvencelerin atlanmasını bozma nedeni sayar. Dosyanızda mağdur ya da müşteki konumundaysanız, dinlenme biçiminiz, beyanınızın kaydı ve davaya katılma seçenekleriniz konusunda süreç başlar başlamaz bilgi almak en doğru adımdır. Konunuzun özelinde değerlendirme ve süreç planlaması için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu — Ceza Hukuku. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bağlayıcı hukuki görüş yerine geçmez. Mağdur ve şikâyetçi hakları, dosyanın suç tipine ve delil durumuna göre kişiye özel değerlendirilmesi gereken hukuki konulardır.

