Kısa cevap: Hayır, girmez. Dul-yetim aylığı, destekten yoksun kalma (ölüm) tazminatı ve murisin ölümü üzerine işverenden alınan kıdem tazminatı, TMK m. 576 uyarınca terekeden sayılmayan şahsi haklardır; miras paylaşımına katılmaz ve hak sahibine doğrudan ödenir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2022 tarihli ve 2022/5354 Esas, 2022/6174 Karar sayılı kararına göre bu tür ödemeleri almak terekeden sorumluluğu kabul (terekeyi benimseme) anlamına da gelmez; mirasın reddi veya hükmen ret yolu açık kalır.
Bir ailede ölüm gerçekleştiğinde aslında iki ayrı hukuki süreç aynı anda başlar. Birincisi miras sürecidir: murisin mal, hak ve borçları bir bütün olarak terek oluştur ve mirasçılara geçer. İkincisi ise ölüm sebebiyle doğan şahsi ödemelerdir: SGK’dan bağlanacak dul-yetim aylığı, trafik kazası veya taksir sonucu ölümlerde talep edilecek destekten yoksun kalma tazminatı, işverenden alınacak kıdem tazminatı. Aileler bu iki süreci çoğu zaman birbirine karıştırır; sonucunda ya aylıktan vazgeçen, ya kardeşlerle paylaşılmayan bir parayı haksız yere bölüştüren, ya da tereke borca batıkken farkında olmadan mirası benimseyen mirasçılar ortaya çıkar.
Yanlış varsayımın bedeli ağırdır. “Babamın aylığını alırsam borçlarına ortak olurum” diyerek başvurudan vazgeçen dul, hiçbir hukuki gerekçesi olmayan bir gelir kaybı yaşar. Tersine, ölenin kredi borçları bilinmesine rağmen terekeyi görmezden gelip tüm ödemeleri tereke gibi kullanan mirasçı, TMK m. 610 anlamında örtülü benimseme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu rehberde ikisi arasındaki çizgiyi çizen kural — TMK m. 576 — kapsamında hangi paranın terekeye girip girmediğini, kimin neyi talep edeceğini ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadını 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat çerçevesinde adım adım açıklıyoruz.
Tereke Nedir, Terekeye Neler Girer?
Tereke, Türk Medeni Kanunu’nun 641. maddesinde düzenlendiği üzere, miras bırakanın ölümüyle mirasçılarına geçen malvarlığı bütünüdür: taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, alacaklar, şirket payları ve borçlar. Murisin ölümüyle bu bütünün tamamı kanunen mirasçılara geçer; kimse “ben mirasçı olmadım” diyerek baştan dışarıda kalamaz, ancak mirasın reddi, hükmen ret veya terekenin tasfiyesi gibi kanuni kurumlarla sorumluluktan korunabilir.
Terekenin bu tanımının dışında kalan bir kategori vardır: terekeden sayılmayan haklar. Bunlar murisin malvarlığına hiç girmeyen, ölüm olayıyla doğrudan doğruya belirli kişilere bağlanan haklardır. Muris hayattayken bu hakların varlığından söz edilemez; ölüm anında hak sahibinin kendi şahsi hakkı olarak doğarlar. İşte dul-yetim aylığı ve ölüm tazminatları bu kategorinin en yaygın örnekleridir.
TMK Madde 576: Terekeden Sayılmayan Haklar Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nun 576. maddesi kuralı açıkça koyar: ölüm sebebiyle sigortadan ya da işverenden alınan paralar ile ölüm ve yardım masrafları için ödenecek tazminatlar terekeden sayılmaz. Kanun, bu alacakların ödenmesini ölen tarafından bakılmakta olan kimselerin isteyebileceğini belirtir. Yani ödeme, miras payı oranında mirasçılar arasında bölüşülecek bir tereke malı değil; bakım ve destek ilişkisine dayanan, belirli kişilere tanınmış şahsi bir talep hakkıdır.
Maddenin kapsamı uygulamada üç büyük kümeyle karşılaşır: birincisi sosyal güvenlik mevzuatından bağlanan dul-yetim aylıkları; ikincisi haksız fiil sonucu ölümlerde zarar gören yakınların kendi adlarına talep ettiği destekten yoksun kalma ve manevi tazminatlar; üçüncüsü murisin işvereninden alınan kıdem tazminatı ve benzeri işçilik alacakları. Ortak nokta şudur: para murisin hesabından çıkmaz, muris üzerinden hiçbir tasarruf aşamasından geçmez ve hak sahibi sıfatıyla belirli kişilere ödenir.
Dul ve Yetim Aylığı Terekeye Girmez — Ama Kime, Ne Kadar Bağlanır?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında, sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır. Aylık, murisin sigortalılık ve prim koşullarını taşıması şartıyla eş ve çocuklara bağlanır; koşul genellikle murisin son yedi yılda en az 1800 gün veya tümü 1800 gün prim ödemiş olması ya da beş yıl sigortalılık süresi bulunması ve son üç yılda en az 900 gün prim ödemesi olmasıdır. Kapsam ve şartlar dosyadan dosyaya değişebildiğinden somut durumda SGK kayıtlarının incelenmesi gerekir.
Oranlar mevzuatta bellidir: dul eşe aylığın %75’i, çocuklara %25’i oranında yetim aylığı bağlanır; her iki ebeveyni de ölmüş çocuğun oranı %50 olur. Eş, yeniden evlenirse aylığı kesilir; bu durumda SGK’dan talep edilebilecek evlenme ödeneğinin tutarı ve koşulları güncel mevzuat ve SGK uygulamasıyla belirlenir. Aylık bağlanırken nüfus kaydı, ölüm belgesi gibi belgeler istenir; veraset ilamı şartı aranmaz, çünkü talep mirasçılık sıfatından değil, sosyal sigorta hak sahipliğinden doğar.
Buradan çıkan pratik sonuç nettir: dul-yetim aylığı tereke malı olmadığı için kardeşlerinizle, murisin diğer mirasçılarıyla paylaşmak zorunda değilsiniz; aylık sizin şahsi gelirinize bağlanır ve murisin borçları için hiçbir şekilde hesabınıza el konulamaz.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Neden Tereke Dışıdır?
Murisin bir trafik kazası, iş kazası veya başka bir haksız fiil sonucu ölmesi halinde, ölen tarafından maddi olarak desteklenen yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu tazminat murisin malvarlığı hakkiyle değil, yakınların kendi kişisel destek kayıpları için istenir: kimin ne kadar destek gördüğü, kimin bakıma muhtaç olduğu ve tazminatın kime, hangi oranda bağlanacağı zarar gören kişilerin durumuna göre hesaplanır. Davayı açan ve parayı alan taraflar olduğundan ödeme hiçbir aşamada terekeye dahil olmaz; veraset ilamı da dava şartı değildir.
Yargıtay bu ayrımı istikrarlı biçimde korur. Örnek vermek gerekirse, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2022 tarihli ve 2022/5354 Esas, 2022/6174 Karar sayılı kararında, murisin ölümü nedeniyle ödenen vefat tazminatının mirasçıların hak sahipliği sıfatından doğan haklar arasında yer aldığı ve tereketen sayılan bir değer olmadığı açıkça ifade edilmiştir. Somut olayda murisin bankaya kredi borcu olmasına rağmen, bankanın mirasçılara ödediği vefat tazminatının bu borcun ödemesine mahsuben tereke malı gibi kullanılamayacağı vurgulanmıştır.
Manevi tazminat da aynı mantıkla tereke dışıdır: ölüm acısını bizzat yaşayan eş, çocuklar, ebeveyn ve kardeşler kendi adlarına talep eder. Manevi tazminat alacakları şahsa bağlıdır; miras payı gibi bölünmez, mirasçılık belgesiyle devralınmaz.
Ölen İşçinin Kıdem Tazminatı Kimlere Ödenir?
Muris bir işçiyse ve iş sözleşmesi ölümle sona ermişse, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca kıdem tazminatı ölüm halinde de bağlanır. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre bu ödeme, TMK m. 576’da sayılan “işverenden alınan paralar” kapsamında değerlendirilir ve terekeden sayılmaz; kendisine ölen tarafından bakılmakta olan kişiler ile mirasçılar bu alacağın ödenmesini isteyebilir. Kıdem tazminatının işyeri sendikası, toplu iş sözleşmesi veya tasfiye mevzuatından doğan benzeri ödemeler için de aynı nitelik değerlendirmesi yapılır.
İhbar tazminatında tablo farklıdır: ihbar tazminatı, sözleşmenin taraflarca feshi halinde tanınan bildirim süresinin karşılığıdır. Ölüm halinde sözleşme fesihle değil, kendiliğinden sona erer; bu nedenle ihbar tazminatı talep edilemez. Ölüm tarihine kadar oluşmuş ücret, fazla mesai ve diğer ücret alacakları ise murisin malvarlığına girmiş geçmiş dönem alacakları olarak tereke içinde yer alır ve bu ayrım dosyanın sağlam kurulması açısından önemlidir.
Bu Ödemeleri Almak Mirası Kabul Etmiş Olmak mıdır?
En sık sorulan ve en çok yanlış anlaşılan soru budur. TMK m. 610 uyarınca mirasçı, terekeyi açıkça veya örtülü biçimde benimserse mirasçılık sıfatını korur ve murisin borçlarından sorumlu olur. Ancak terekeden sayılmayan bir ödemeyi almak benimseme değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2022 tarihli ve 2022/5354 Esas, 2022/6174 Karar sayılı kararında tam da bu noktaya açıklık getirilmiştir: mirasçıların veraset ve intikal vergisi beyannamesi vererek sigorta bedelini / vefat tazminatını almış olmaları, terekeden sorumlu olmayı kabul anlamına gelmez; mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin bozulması bu ilkeyi yerleştirmiştir.
Buna karşılık sınırı bilmek gerekir: tereke mallarını elde tutmak, murisin hesaplarındaki parayı çekip kullanmak, murise ait taşınmazı devralmak veya tereke alacaklarını tahsil etmek benimseme emaresi sayılabilir. Kural şudur: şahsi hak sıfatıyla aldığınız ödeme sizi sorumlu kılmaz; mirasçı sıfatıyla tereke üzerinde yaptığınız tasarruf sorumluluğa kapı açabilir. İki sıfat arasındaki farkı korumak için ödemeleri ayrı hesaplarda tutmak ve kayıtları saklamak pratikte önemli bir korunma aracıdır.
Mirasın Reddi Durumunda Aylık ve Tazminatlar Kaybolur mu?
Kaybolmaz. Mirasın reddi, yalnızca terekeye dahil mal ve borçların üstünden kalkmanızı sağlar; şahsi haklarınızı ortadan kaldırmaz. Dul-yetim aylığınız sosyal güvenlik mevzuatından doğar, ölüm tazminatınız zarar hukukundan doğar — ikisi de mirasçılık sıfatınıza bağlı olmadığı için ret dilekçesi vermek bu haklara dokunmaz. Tereke borca batıksa dahi hak sahibi olduğunuz ödemeleri almaya devam edebilirsiniz.
Süre yönünden dikkat edilecek nokta şudur: mirasın reddi için kanuni mirasçıda ölümü öğrenmesinden itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvuru gerekir; terekenin borca batık olduğu sonradan anlaşılırsa hükmen ret yolu değerlendirilebilir. Bu üç aylık süre, aylık veya tazminat başvurularınızın süresinden bağımsız işler; aylık başvurusunun gecikmesi ise bağlanacak tutarları ve geriye dönük ödemeleri etkileyebileceğinden her iki süreci paralel ve zamanında yürütmek gerekir.
Sık Yapılan Hatalar ve Kontrol Listesi
- Aylık başvurusunu veraset ilamı beklemek için geciktirmek: Dul-yetim aylığı için veraset ilamı şart değildir; başvuru geciktikçe geriye dönük ödemeler kaybedilir.
- Şahsi ödemeleri tereke gibi kardeşlerle bölüşmek: Hak sahibi sizseniz ödeme sizindir; paylaşım ancak siz iradenizle yaparsınız.
- Tereke malı ile şahsi ödemeleri aynı hesapta kullanmak: Benimseme iddialarına kapı açmamak için hesapları ve kayıtları ayırın.
- Borca batık terekede ret süresini kaçırmak: Üç aylık mirasın reddi süresini takip edin; borca batıklık sonradan ortaya çıktıysa hükmen ret yolunu değerlendirin.
- Kıdem ve tazminat alacaklarını ayrıştırmamak: Kıdem tazminatı ölüm halinde bağlanır, ihbar tazminatı bağlanmaz; geçmiş ücret alacakları ise terekeye girer — listeyi kalem kalem çıkarın.
Sık Sorulan Sorular
Dul aylığını kardeşlerimle paylaşmam gerekir mi?
Hayır, gerekmez. Dul aylığı TMK m. 576 anlamında terekeden sayılmayan, size şahsen bağlanan bir sosyal sigorta ödemesidir. Miras payı hesabına girmediği için murisin diğer mirasçılarının bu aylık üzerinde hiçbir hakkı yoktur; aylığı paylaşmak isteyip istemediğiniz tamamen sizin iradenize kalmıştır. Kardeşlerin murisin tereke malları üzerinden hak talep etmesi ayrı bir konudur ve aylığınızı etkilemez. Aylık murisin borçları için de kullanılamaz, hesabınıza bu amaçla el konulamaz.
Dul-yetim aylığı başvurusu için veraset ilamı gerekir mi?
Gerekmez. Veraset ilamı, mirasçılık sıfatının tespiti için sulh hukuk mahkemesinden alınan belgedir ve tereke işlemlerinde kullanılır. Dul-yetim aylığı ise 5510 sayılı Kanun kapsamında hak sahipliğine bağlanır; SGK başvurunda ölüm belgesi, nüfus kaydı ve kimlik belgeleri gibi evraklar istenir. Aylık tereke dışı bir hak olduğundan murisin borçlarından kaçınma amacıyla veraset ilamı alınması veya alınmaması sonucu değiştirmez. Yine de tereke işlemleri (tapu, banka, araç devri) için veraset ilamı ayrıca gereklidir.
Mirası reddedersem yetim aylığım kesilir mi?
Kesilmez. Mirasın reddi, TMK’nın öngördüğü şekilde yalnızca terekenin mal ve borçlarını reddetmenizi sağlar; ret mirasçılık sıfatınızın tüm sonuçlarını ortadan kaldırsa da şahsi hak sahipliğinizi yok etmez. Yetim aylığı sizin destek kaybınız ve sigortalılık ilişkisi üzerinden bağlandığı için ret dilekçesi bu aylığı etkilemez. Aynı ilke ölüm tazminatı ve kıdem tazminatı gibi tereke dışı ödemeler için de geçerlidir; ödemeleri almaya devam edebilirsiniz.
Destekten yoksun kalma tazminatını kim, nasıl talep eder?
Tazminatı, ölen tarafından fiilen desteklenen kişiler kendi adlarına talep eder: eş, çocuklar, gerektiğinde ebeveyn ve kardeşler. Kimin ne kadar destek gördüğü, yaş, gelir, eğitim durumu ve yaşam biçimine göre bilirkişi hesabıyla belirlenir. Dava, zarara sebep olan kişi veya kuruma karşı açılır; talep tereke üzerinden yürütülmediği için veraset ilamı dava şartı değildir. Aile bütçesine katkı oranlarını belgeleyen deliller — banka kayıtları, okul belgeleri, tanık beyanları — alacağı doğrudan etkiler, bu nedenle delillerin dava başlamadan derlenmesi gerekir.
Ödeme yapılan banka, ölüm tazminatını murisin kredi borcuna mahsup edebilir mi?
Edemez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2022 tarihli ve 2022/5354 Esas, 2022/6174 Karar sayılı kararı tam da bu senaryoyu ele alır: murisin bankaya kredi borcu bulunsa dahi, ölümü nedeniyle mirasçılara ödenen vefat tazminatı tereke malı değildir ve borcun ödemesine mahsuben tutulamaz. Bankanın ödemeyi tereke malı gibi değerlendirip alacaklı sıfatıyla elinde tutması hukuka aykırıdır. Böyle bir tutumla karşılaşırsanız itirazınızı yazılı olarak yapmalı ve gerekirse alacağın ödenmesi için dava yolunu kullanmalısınız.
Murisin işyerinden gelecek kıdem tazminatı terekeye mi girer?
Hayır. İş Kanunu m. 14 uyarınca işçinin ölümü halinde kıdem tazminatı bağlanır ve Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımıyla bu ödeme TMK m. 576’daki “işverenden alınan paralar” kapsamında terekeden sayılmaz; bakılmakta olan kişiler ve mirasçılar ödemeyi talep edebilir. Buna karşılık murisin ölüm tarihine kadar çalışıp alamadığı ücret ve fazla mesai alacakları malvarlığına girmiş geçmiş alacaklar olarak tereke içinde kalır. İhbar tazminatına gelince, sözleşme ölümle kendiliğinden sona erdiğinden ihbar tazminatı talep edilemez.
Sonuç: Dul-yetim aylığı, destekten yoksun kalma tazminatı ve ölüm halinde işverenden alınan kıdem tazminatı, TMK m. 576 gereği murisin terekesine girmeyen şahsi haklardır. Bu ödemeleri almak mirası benimseme yaratmaz, mirasın reddi de bu hakları ortadan kaldırmaz. Tereke işlemleriyle hak sahipliği ödemelerini ayrı dosyalar halinde yürütmek, hem vergi hem sorumluluk yönünden en güvenli yoldur. Murisin malvarlığı, borçları, paylaşım stratejisi veya aylık başvurunuz hakkında dosyanıza özgü değerlendirme için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu — Miras Hukuku. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bağlayıcı hukuki görüş yerine geçmez. Aylık bağlama koşulları, tazminat hesapları ve benimseme değerlendirmeleri dosyanın somut delillerine, sigorta kayıtlarına ve yürürlükteki mevzuata göre değişebilir; güncel uygulama için profesyonel destek almanız önerilir.

