Hizmet Tespiti Davası Nasıl Açılır? Süreç, Deliller ve Süreler 2026 İstanbul Rehberi

Kısa cevap: Hizmet tespiti davası, sigortası hiç başlatılmamış veya eksik bildirilmiş çalışmayı mahkeme kararıyla SGK kayıtlarına geçirtmek için açılan davadır. 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesine göre dava iş mahkemesinde açılır ve sigortalının hakkı, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde kullanılmalıdır; bu süre hak düşürücü olup mahkemece re’sen gözetilir. Dava, işveren ve SGK il müdürlüğüne karşı birlikte açılır, arabuluculuk ön koşulu aranmaz. İstanbul’da dava, işin yapıldığı yerdeki iş mahkemesinde (ağırlıklı olarak Çağlayan veya Kartal) görülür. Yazının devamında sürenin nasıl işlediğini, tanık başta olmak üzere hangi delillerin kullanılabileceğini ve sürecin aşamalarını adım adım bulacaksınız.

e-Devlet’ten SGK hizmet dökümünü indirip de emeklilik hesabına katılmayan yıllar gören çok sayıda çalışan vardır. Kimi inşaatta yıllarca çalışmış ama sigortası hiç başlatılmamıştır; kimi tekstil atölyesinde, kurye firmasında veya restoranda ilk aylarını sigortasız geçirmiştir; kimi ise bordrosunun asıl ücretinin altında bildirildiğini yıllar sonra öğrenmiştir. Bu tablo yalnızca emeklilik tarihini geciktirmekle kalmaz; kıdem tazminatı, işsizlik ödeneği ve iş kazası sonrası hakların tamamını da zayıflatır.

Sorunun hukuki adı hizmet tespiti sorunudur ve çözümü yine hukukta hazırlanmıştır: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sigortası tespit edilemeyen çalışmalara iş mahkemesi kapısını açmıştır. Ancak bu kapının da kendine has bir süresi, davalısı, delil düzeni ve süreci vardır. Süreyi kaçıran, davalıyı eksik gösteren veya delil toplamadan davaya kalkışan işçi, haklı olduğu hâlde dava kaybedebilmektedir.

Bu rehberde hizmet tespiti davasının kime, nereye, hangi süre içinde açılacağını; tanık dahil hangi delillerin işlem gördüğünü; davanın aşamalarını ve kazanılmasının ardından primlerin, cezaların ve emeklilik hesabının nasıl etkilendiğini İstanbul pratiğiyle birlikte ele alıyoruz.

Hizmet Tespiti Davası Nedir, Kim Açabilir?

5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi, Kuruma bildirilmeyen veya Kurumca herhangi bir yoldan tespit edilemeyen sigortalılık sürelerinin, mahkeme kararıyla tespit edilebilmesi imkânını tanır. Kısaca, işverenin SGK’ya bildirmediği dönemlerde fiilen çalıştığınızı mahkemeye kanıtlarsanız, o süreler sigortalılık geçmişinize eklenir. Davanın konusu para ödenmesi değil, sigortalılık halinin ve süresinin tespitidir; bu yüzden tazminat veya alacak davasından farklı bir hukuki nitelik taşır.

Davayı sigortalı çalışanın kendisi açar. Çalışan hayatta değilse bu hakkı hak sahipleri — mirasçıları — kullanabilir; ölüm aylığı bağlanması ya da tazminat hesabı için sigortalılık süresinin çıkarılması gerektiğinde mirasçıların tespit davası açtığı uygulamada sık görülür. Ayrıca davaya katılmamış olsa bile dava sonucundan en çok etkilenen taraf işverendir; tespit hükmü kesinleştiğinde prim ve yaptırımlar işverene yönelir.

Bir ayrıntıyı baştan netleştirmek gerekir: hizmet tespiti davası gün tespiti odaklıdır. SGK’ya hiç gün bildirilmemiş dönemleri kapsadığı gibi, ayın bir kısmı için bildirim yapılmış, kalan günlerin kayıt dışı bırakıldığı hâlleri de kapsar. Buna karşılık çalışanın sigortalı gösterildiği ancak kazancın gerçeğin altında bildirildiği uyuşmazlıklar, kazanç tespiti diye ayrı bir değerlendirmeye girer; iki kavram sıkça birbirine karıştırılır ve yanlış dava türü, yanlış delil stratejisiyle sonuçsuz kalır.

Dava Nereye ve Kime Açılır? Yetki ve Davalılar

Hizmet tespiti davaları kanunen iş mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkeme, genel kural olarak işin yapıldığı yer mahkemesidir; işçinin de işverenin de seçim yapabileceği diğer yetki kuralları da saklıdır. İstanbul özelinde bu, pratik bir ayrıma dönüşür: işçilik büyük ölçüde Avrupa yakasında yapılmışsa dosya ağırlıklı olarak İstanbul (Çağlayan) İş Mahkemelerine, Anadolu yakasında yapılmışsa İstanbul Anadolu (Kartal) İş Mahkemelerine yönelir. Yetkisiz mahkemeye açılan dava reddedilmez; dosya yetkili mahkemeye gönderilir, ancak bu defterde aylar kaybettirir.

Davalı sıfatı davanın en sık hatalı kurulduğu yerdir. Doğru tasarım işverene ve SGK il müdürlüğüne karşı birlikte dava açmaktır; İstanbul’da çalışmalarda davalı kurum SGK İstanbul İl Müdürlüğü’dür. SGK’yı dava etmeden yalnızca işverene açılan tespit davası, kurumun hükmü uygulayabilmesini zorlaştırır ve dosyanın uzamasına yol açar. Şirket unvan değiştirmiş, devrolmuş veya kapanmışsa geçmişteki sigorta borçlarından sorumlu tüzel kişilik zinciri ve SGK’nın kayıtları esas alınarak davalı belirlenmelidir.

Bu dava türünde arabuluculuk ön koşulu yoktur: 2020’ten bu yana işe iade ve işçilik alacağı davalarında öngörülen zorunlu arabuluculuk şartı, alacak veya tazminat talebi içermeyen salt tespit davasına uygulanmaz. Dosya doğrudan iş mahkemesine verilir. Kıdem, ihbar, fazla mesai gibi alacak talepleri de eklenirse, o kısım için arabuluculuk şartı aranır; bu nedenle tespit ve alacak taleplerinin hangi sırayla, hangi davada ileri sürüleceği baştan doğru kurgulanmalıdır.

5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Nasıl İşler?

Hizmet tespiti davasının püf noktası süre hesabıdır. Kanun koyucu, talebi halk arasında zamanaşımı denen, hukuki niteliğiyle hak düşürücü süre ile sınırlamıştır: dava, sigortalının hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır. Süre dava tarihinden geriye doğru tek parça hesaplanmaz; yıl yıl işler. Örneğin 2021 yılına ait sigortasız çalışma için dava, 31 Aralık 2021’den itibaren işlemeye başlayan beş yıllık süre uyarınca en geç 31 Aralık 2026 tarihine kadar açılabilmektedir. 2019 dönemine ait çalışma için ise süre çoktan dolmuştur.

Bu sürenin mahkemece re’sen gözetilmesi en kritik sonuçtur: taraflar hiç ileri sürmese bile yargıç süreyi kendiliğinden dikkate alır ve süresi geçmiş dönemlerin tespitini istemeden reddeder. Yargıtay’ın 23.03.2015 tarihli, E. 2014/8915, K. 2015/5843 sayılı kararının konusunu da, hizmet tespiti talebinin süresi ile ücrete ilişkin deliller etrafında yürüyen uyuşmazlık oluşturmaktaydı; karar, bu dava türünde süre ve ispat tartışmasının dosyanın kaderini nasıl belirlediğini gösteren tipik bir örnektir.

Kuralın iki önemli yumuşatıcısı vardır. Birincisi, tek günlük çalışma güvencesidir: sigortalının bir yıl içinde hiç değilse bir günlük çalışmasının bulunduğu belgelerle anlaşılırsa, o yıla ilişkin tespit talebinin tüm yılı kapsayacak biçimde değerlendirilmesi mümkündür. İkincisi, Kurumun haberdarlığı istisnasıdır: işverenin çalışmayı gösteren bir belgeyi SGK’ya vermiş olması ya da Kurumun işyerinde yaptığı tespitlerle çalışmayı öğrenmiş olması hâlinde, beş yıllık süre ileri sürülemez. Yargıtay uygulamasında bu hüküm geniş yorumlanmakta; işveren kaynaklı bir belgeyle Kurumun çalışmadan haberdar olduğu kabul edilen dosyalarda süre itirazı reddedilmektedir. Bu iki istisna, süresi dolduğu sanılan dosyalarda bile umut kapısıdır; hesap mutlaka yıl bazlı ve belge bazlı yapılmalıdır.

Hizmet Tespitinde Deliller: Tanık Neden Bu Kadar Merkezî?

Kayıt dışı çalışmanın yapıldığı dönemde elimizde maaş bordrosu, imzalı sözleşme veya resmi belge bulunması beklenemez; zaten olsaydı çalışma büyük olasılıkla bildirilmiş olurdu. Bu yüzden hizmet tespiti davalarının omurgası tanık delilidir. Aynı işyerinde çalışan meslektaşlar, ustabaşı, işyeri komşusu, servis şoförü veya müşteriler, çalışmanın varlığını, süresini ve şeklini anlatan beyanlarıyla dosyanın en güçlü delilini oluşturur. Yargıtay içtihatlarında tanık beyanlarının ciddi, kesinlik taşıyan ve güvenilir olmaları hâlinde tek başına hükme esas alınabildiği kabul edilmiştir.

Öte yandan tanık beyanını destekleyen her belge, davayı kısa yoldan sonuçlandırır. Hesabına para giriş çıkışı yapılan banka/IBAN kayıtları, işyeri içinden fotoğraflar, servis listeleri, personel kartı veya parmak izi kayıtları, işyeri gruplarında yazılan mesajlar, e-postalar, vergi dairesi veya esnaf odası kayıtları, malzeme teslim tutanakları bu bağlamda değerlidir. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2017/21-1074 sayılı kararıyla da vurgulandığı üzere, sosyal güvenlik hukukunun yarı kamusal niteliği gereği hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesi ağır basar; mahkeme tanık listesinden öteye geçip resmi kayıtları, vergi ve ticari defter bilgilerini, hatta yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarını re’sen soruşturabilir. Davacı, bu araştırma imkânını yönlendirecek delilleri dilekçesinde eksiksiz göstermelidir.

Delil stratejisinde iki hata sık görülür. Birincisi, tanıkları dinletmeden yalnızca kendi beyanına güvenmek; ikincisi, tanıkları olayın ayrıntısını anlatamayacak kadar uzak kişiler arasından seçmektir. Tanığın çalışma dönemine bizzat tanıklık etmesi, kimliği ve adresinin bilinmesi, beyanlarının somut olay ve tarih içermesi güvenilirliği artırır. İstanbul dosyalarında mahkemeler, genel geçer ifadeler yerine çalışmanın yerini, işin niteliğini ve dönemsel ayrıntıları anlatan beyanları hükme esas alır.

Dava Süreci Adım Adım Nasıl İlerler?

1. Ön hazırlık: e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümü alınır, sigortasız veya eksik dönemler gün gün listelenir. Çalışmanın yılı, işyeri unvanı ve adresi, ödeme şekli (nakit, elden, IBAN) yazılı hâle getirilir. Bu liste olmadan açılan dava, dilekçe aşamasında kapsam hatasına düşer.

2. Dilekçe ve harç: dava dilekçesinde tespiti talep edilen dönemler açıkça sayılır; işveren(ler) ve SGK il müdürlüğü davalı gösterilir. Hizmet tespiti davası maktu harca tabidir ve maliyeti alacak davalarına kıyasla düşüktür; dar gelirli davacılar için adli yardım kurumu da mevcuttur.

3. Tebligat ve cevaplar: davalılara süreli cevap hakkı tanınır. İşveren çalışmayı genellikle inkâr eder; SGK ise kendi kayıtlarında bildirim olmadığını bildirir, ancak dosya içinde tarafsız konumunu korur.

4. Duruşma ve tanık beyanları: iş mahkemelerinde yargılama yazılı ve duruşmalı birlikte yürür. Tanıklar davacı tarafından bildirilir ve duruşmada dinlenir; hakim tanık beyanlarını diğer delillerle ve re’sen araştırma yetkisiyle birlikte değerlendirir.

5. Karar ve temyiz: yerel mahkeme kararı haftalık prim gün sayısı bazında tespit yapar ya da talebi reddeder. İlk derece kararına karşı istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı Yargıtay 21. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açıktır. Yoğunluk nedeniyle İstanbul’da ilk derece yargılamanın aylar, temyizle birlikte sürecin uzayabildiği bilinerek plan yapılmalıdır; süre, dava açıldığı anda kullanılmış sayıldığı için yargılamanın uzun sürmesi hakkı ortadan kaldırmaz.

Dava Kazanılınca Ne Olur? Primler, Cezalar ve Emeklilik

Tespit kararı kesinleştiğinde hüküm SGK’ya bildirilir ve tespit edilen süreler sigortalılık geçmişine işlenir. Primler bu kez işverenden talep edilir: Kurum, tespit hükmüyle belirlenen günlere ilişkin primleri, gecikme zammı ve faizleriyle birlikte işverenden tahsil eder. Sigortasız çalıştırmanın ayrıca idari yaptırım boyutu vardır; işveren, kural olarak her kayıt dışı çalışan için asgari ücret üzerinden hesaplanan cezalarla karşı karşıya kalır. Dolayısıyla dava işçiye emeklilik günü kazandırırken, maliyeti büyük ölçüde işverenin üzerinden yürür.

Emeklilik tarafında etki nettir: tespit edilen günler prim tahakkukuyla birlikte prim ödeme gün sayısına eklenir, yaş ve prim gün şartlarının hesabına girer. Primler işverence ödenmese bile çalışanın emeklilik baş vurucusu, kurumun işverene karşı takip hakkı saklı kalmak suretiyle işleyebilir; bunun ayrıntıları dosyanızın konusuna göre değişir. Ölüm hâlinde, tespit edilen süreler hak sahiplerinin ölüm aylığı ve cenaze yardımı hesaplarının temelini oluşturur. Ayrıca sigortalı geçen her gün, işsizlik ödeneği ve kıdem hesapları için de sigortalı hizmet sayılır; kıdem tazminatında tespit davasının sonucu, fiilen geçen sürenin ispatı bakımından güçlü bir dayanak oluşturur.

Sık Yapılan Hatalar ve İstanbul Pratiğinden Öneriler

İstanbul, kayıt dışı istihdamun en yoğun gözlemlendiği iş gücü pazarlarından biridir; inşaat, tekstil, gastronomi, kurye ve temizlik sektörlerinde tespit davaları yoğunlukla görülür. Bu pratikten çıkan öneriler şöyle özetlenebilir. Süreyi yıl bazlı hesaplamadan yola çıkmayın: beş yıllık sürenin her yıl için ayrı işlediğini unutmak, zayıf dönemleri hedefleyen dosyaları doğurur. SGK’yı davalı göstermeyi atlamayın. Delilsiz davaya kalkışmayın: en azından üç-dört güvenilir tanık ve birkaç destekleyici belge olmadan açılan dava, inkâr savunması karşısında zorlanır. Tespit ile alacağı stratejiden koparmadan birleştirin: kıdem-ihbar talebi eklenirse arabuluculuk şartı devreye girer; sıralama hatalı kurulursa süre kaybı yaşanır. Son olarak yalnızca döküme bakmayın: işverenin bildirim yaptığı ama kazancı eksik gösterdiği dönemler ayrı bir kurgu ister; yanlış dava türüyle açılan dosya reddedilirken doğru kurgulanan dosya sonuç doğurur.

Sık Sorulan Sorular

Hizmet tespiti davası zaman aşımına uğradıysa hangi dönemler kurtarılabilir?

Beş yıllık hak düşürücü süre her takvim yılı için ayrı işlediğinden, davanın açıldığı tarihe göre bazı yıllar hâlâ kurtarılabilir durumdadır. Örneğin dava 2026 içinde açılıyorsa 2021 yılı ve sonrasındaki sigortasız dönemler kural olarak talep edilebilir; 2020 ve öncesi dönemler için süre geçmiştir. Ancak iki istisna süreyi yeniden açabilir: çalışmanın yapıldığı yıl içinde en az bir günlük sigortalı çalışmanın belgelerle anlaşılması ve işveren kaynaklı bir belge ya da Kurum tespitiyle SGK’nın çalışmadan haberdar olması. Bu nedenle sürenin dolduğunu düşünürken yıl bazlı hesap ve eldeki belgelerin ayrıntılı değerlendirmesi gerekir; dosya bazında küçük bir belge, tüm bir yılı kurtarabilir.

Hizmet tespiti davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır, zorunlu değildir. Zorunlu arabuluculuk, işe iade ve işçilik alacağı davaları için öngörülmüş bir ön koşuldur; salt sigortalılık süresinin tespitine yönelik davalar bu kapsamın dışındadır ve doğrudan iş mahkemesinde açılır. Buna karşılık aynı dosyada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya fazla mesai ücreti gibi alacak talepleri de yer alıyorsa, alacak kısmı yönünden arabuluculuk şartı aranır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava yoluna devam edilir. Bu ayrım, dava dilekçesinin doğru kurgulanması bakımından önemlidir; şartı gerektirmeyen bir davayı arabuluculuğa taşımak zaman kaybı, gerektiren bir davayı doğrudan mahkemeye taşımak ise usulden ret riski doğurur.

Tanık dışında delilim yok, yine de dava kazanabilir miyim?

Hizmet tespiti davalarında tanık beyanı merkezî delildir ve Yargıtay uygulamasında güvenilir, somut ve çelişkisiz tanık beyanları tek başına hükme esas alınabilir. Tanığın çalışma dönemine bizzat tanıklık etmesi, kimliğinin ve adresinin açık olması, beyanlarının yer, tarih ve işin niteliği gibi ayrıntılar içermesi güvenilirliği artırır. Tanığı olmayan davacı için de yol tamamen kapalı değildir: mahkemeler sosyal güvenlik hukukunda kendiliğinden araştırma ilkesini ağır biçimde uygulayıp resmi kayıtları, vergi ve ticari bilgileri, banka hareketlerini soruşturabilir. Yine de tanıksız dosyaların zorlandığı pratik bir gerçektir; davranış, mesaj kayıtları ve IBAN dökümleri gibi destekleyici delillerle dosya güçlendirilmediği sürece inkâr savunması karşısında risk yüksektir.

İşverenim şirket kapandı diye dava açamıyorum sanıyorum, doğru mu?

Hayır, şirket kapanmış ya da unvan değiştirmiş olsa bile dava açılabilir. Tespit davasında esas alınan, sigorta borcunu doğuran çalışma dönemidir; bu dönemde faaliyette bulunan işverenin tüzel kişiliği, devir ve birleşme zinciri ve varsa şahıs işverenin sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir. Ticaret sicil kayıtları, devir sözleşmeleri ve SGK’nın işyeri dosyaları, doğru davalının tespiti için mahkemece re’sen de araştırılabilir. Ayrıca davalılardan biri her hâlde SGK il müdürlüğüdür; işveren tarafının adresinin tespit edilemediği durumlarda bile kurum yönlendirmesiyle dosya işleyebilir. Şirket kapanması gerekçesiyle sürenin geçirilmesi, sonradan telafisi olmayan hak kayıplarına yol açar.

Hizmet tespiti davası emekliliğe nasıl yansır, primleri kim öder?

Tespit hükmü kesinleştiğinde süreler SGK kayıtlarına işlenir ve prim tahakkuku yapılır; primler, gecikme zammı ve ilgili ek yüklerle birlikte işverenden talep edilir. Sigortalının ödeme yükümlüsü değildir; Kurumun işverene karşı takip hakkı saklıdır. Prim ödeme gün sayısına eklenen bu süreler, emeklilikte prim gün şartının hesabına girer ve sigortalı geçen hizmet sayılır. Ölüm hâlinde hak sahiplerinin ölüm aylığı hesabının da temelini tespit edilen süreler oluşturur. Primlerin işverence ödenmemesi durumunda emeklilik işlemlerinin nasıl ilerleyeceği, dosyanın dönemine ve Kurum uygulamasına göre değişebildiği için süreç takibi dikkatle yürütülmelidir.

İstanbul’da hizmet tespiti davası hangi mahkemede görülür?

Dava, işin yapıldığı yerdeki iş mahkemesinde açılır. İstanbul’da çalışmanın büyük bölümü Avrupa yakasında geçmişse dosya ağırlıklı olarak İstanbul (Çağlayan) İş Mahkemeleri’nde, Anadolu yakasında geçmişse İstanbul Anadolu (Kartal) İş Mahkemeleri’nde görülür. Davalı kurum olarak SGK İstanbul İl Müdürlüğü gösterilir. Yetkisiz mahkemeye açılan dava reddedilmek yerine yetkili mahkemeye gönderilir; ancak bu gönderme, yoğun İstanbul iş yükünde ciddi zaman kaybı yaratır. Dilekçede çalışma adresleri ve dönemler açıkça belirtildiğinde dosya ilk aşamada doğru mahkemede toplanır ve süreç daha hızlı işler. e-Devlet SGK hizmet dökümü ve varsa eski adres bilgileri bu aşamada yol gösterici olur.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kısa cevap bloğu ve makale metni, özel durumunuz için hukuki görüş niteliği taşımaz. Hizmet tespitinde süre hesabı ve delil değerlendirmesi dosyaya özgüdür; sigortasız veya eksik bildirilen çalışma dönemleriniz için iletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.
0

Yorum Gönder