Kısaca: İşvereniniz konkordato ilan etse bile işçilik alacaklarınız İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesi uyarınca birinci sıra imtiyazlı alacak statüsündedir. Son bir yıl içinde tahakkuk etmiş ücret, fazla mesai, yıllık izin ücreti ile kıdem ve ihbar tazminatlarınız konkordatonun takip yasağına tabi değildir; iş mahkemesinde dava açabilir, ilamlı veya ilamsız icra takibi başlatabilirsiniz. Ücretinizin hiç ödenmediği durumlarda ise 4447 sayılı Kanun’la kurulan Ücret Garanti Fonu, son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olmanız şartıyla üç aylık ücretinizi, aylık tutarı brüt asgari ücreti aşmamak kaydıyla öder.
Maaşınız gecikmeye başladı, ardından şirketin konkordato ilan ettiği haberi geldi. Çoğu işçinin aklına ilk gelen soru aynıdır: “Alacaklarım silinecek mi, bu süreçte hakkımı nasıl arayacağım?” Kamuoyunda konkordato, borçların yeniden yapılandırılarak uzun vadelerle ertelendiği bir süreç olarak bilinir; oysa konkordatoda işçi alacakları bu genel kuralın en güçlü istisnasını oluşturur. Kanun koyucu, tek gelir kaynağı ücret olan işçiyi özel olarak korumuş, bir kısım işçilik alacağını konkordato projesinin dışında tutmuştur. Bu rehberde konkordatonun işçi üzerindeki etkilerini, hangi alacağın imtiyazlı sayıldığını, dava ve icra hakkınızın kapsamını, Ücret Garanti Fonu şartlarını ve Yargıtay uygulamasındaki kritik ayrıntıları adım adım ele alıyoruz.
Konkordato Nedir, İşçiler Açısından Ne Anlama Gelir?
Konkordato, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 285 ila 309. maddelerinde düzenlenen, borçlu şirketin iflasını önlemek için alacaklılarla uzlaştığı ve borçlarının mahkeme onaylı bir plana göre yeniden yapılandırılarak uzun vadelerle ertelendiği bir yeniden yapılandırma sürecidir. Süreç, şirket yönetiminin başvurusu üzerine ticaret mahkemesinin verdiği geçici mühlet ile başlar; konkordato komiserinin olumlu raporu ve alacaklı kurullarının görüşünün ardından kesin mühlet verilir ve akibet konkordatonun tasdiki ya da reddi ile neticelenir.
İşçi açısından kritik nokta şudur: Mühlet kararları, alacaklıların şirkete karşı yeni takip başlatmasını ve mevcut takipleri sürdürmesini kural olarak yasaklar; icra dosyaları durur. Ancak bu yasağın amacı şirket malvarlığını korumaktır ve İİK m. 206’daki birinci sıra imtiyazlı işçilik alacakları bu yasağın dışındadır. Yani konkordato ilanı, işçinin her hakkını donduran genel bir kilit değildir; koruma, kural olarak yalnızca imtiyazlı olmayan alacaklar için geçerlidir.
Hangi İşçilik Alacakları İmtiyazlı Sayılır? (İİK m. 206)
İİK m. 206’nın birinci sırasında, işçilerin iş ilişkisine dayanan ve konkordato mühlet (iflas) kararından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatları sayılmıştır. Buna göre ücret, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretleri, yıllık izin ücreti, prim gibi iş ilişkisinden doğan alacakların son bir yılda tahakkuk eden kısmı birinci sıra imtiyazlıdır. Süreç nedeniyle iş ilişkisi sona ermişse, bu sebeple hak edilen kıdem ve ihbar tazminatları da bir yıl şartı aranmaksızın imtiyazlıdır.
İmtiyazlı statünün pratik sonucu üç yönlüdür: Bu alacaklar konkordato projesine dahil edilmez, takip yasağına tabi değildir ve şirket malvarlığının dağıtımında diğer alacaklılara göre önceliklidir. Buna karşılık bir yıldan daha eski tarihli işçilik alacakları ile iş ilişkisinden doğmayan talepler (örneğin kişisel kredi ya da kira alacağı gibi) konkordatonun genel hükümlerine tabi olur. İşçinin işe iade talebi gibi nispi haklarında ise dava yolu her durumda açıktır; konkordato bu davaların görülmesini engellemez.
Konkordato Mühletinde Dava Açılabilir mi, İcra Takibi Yapılabilir mi?
İİK m. 294 ve m. 295, konkordato mühleti verilen borçluya karşı kural olarak yeni takip başlatılmasını ve önceki takiplerin devamını yasaklar; sözleşmeden doğmuş olsun ya da olmasın her türlü takip durur. Ancak aynı hüküm, İİK m. 206’nın birinci sırasındaki imtiyazlı alacakların bu yasağın dışında tutulduğunu açıkça belirtir. Sonuç: İmtiyazlı işçilik alacakları bakımından haciz yoluyla takip yapılabilir, başlatılmış takipler sürdürülebilir.
Dava hakkı da korunur. İşçilik alacaklarınız için iş mahkemesinde dava açabilir, lehinize hüküm aldığınızda ilamlı icra takibine geçebilirsiniz. Bununla birlikte iki ihtiyat noktası vardır. Birincisi, zamanaşımıdır: İşçilik alacaklarında zamanaşımı konkordato süresince işlemeye devam eder; sürecin “zaten uzatıldığı” varsayımıyla dava açmayı ertelemek, hakkın kaybına yol açabilir. İkincisi, dayanaktır: Takip yasağından muafiyet yalnızca İİK m. 206 kapsamındaki imtiyazlı bölümdür; kalan alacaklar için konkordato projesinin şartlarına göre hareket edilir. Hangi kalemin hangi statüde olduğu, bordro ve iş sözleşmesi bazında tek tek hesaplanması gereken teknik bir meseledir.
Ücret Garanti Fonu Hangi Hallerde Ödeme Yapar?
İşverenin konkordato ilan etmesi ve ücretlerin ödenmemesi hâlinde, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’yla kurulan Ücret Garanti Fonu devreye girer. Fon; işçinin konkordato ilan edilen işyerinde son bir yıl içinde çalışmış olması ve ücret alacağının beş yıllık zamanaşımı süresi içinde olması şartıyla, ödenmeyen üç aylık ücret alacağına kadar ödeme yapar. Yapılacak ödemede bir aylık tutar, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan brüt asgari ücretin aylık tutarını aşamaz.
Başvuru, konkordato mühlet kararının veya ilanının belgelendirilmesi ve ücret alacağının aylar itibariyle gösterildiği işçi alacak belgesinin eklenmesi suretiyle İŞKUR’a yapılır; işçi bizzat başvurabildiği gibi vekili aracılığıyla da başvurabilir. Fon ödemesi, işçinin konkordato sürecindeki diğer haklarını (kıdem, ihbar, fazla mesai gibi) ortadan kaldırmaz; Fon yalnızca kanunda öngörülen sınırlı tutarda bir güvence sağlar, kalan alacak için işçi yine imtiyaz sırasına göre hakkını arar.
Konkordato Sürecinde İş Sözleşmesi Feshedilebilir mi?
Kanun koyucu, konkordatonun iş ilişkisini otomatik olarak sona erdirmesini açıkça engellemiştir. İİK m. 296/2 uyarınca sürekli sözleşmelerin devamı konkordatonun amacını engelliyorsa konkordato komiserinin uygun görüşü alınarak sözleşme, konkordato projesinin kesinleşmesiyle ve tarafların uymakla yükümlü olduğu bildirim süresinin sona ermesiyle sona erdirilebilir. Yani konkordato mühletinin verilmesi tek başına iş sözleşmesini fesih sebebi değildir; işçi aleyhine bu gerekçeyle yapılan fesihler İş Kanunu’nun emredici hükümlerine tabi olarak dava konusu yapılabilir.
Karşı yönde hak da saklıdır. Ücretin kanuna veya sözleşmeye aykırı olarak hesaplanması veya geciktirilmesi, İş Kanunu m. 24’te sayılan haklı fesih sebepleri arasındadır; işçi bu gerekçelerle sözleşmeyi haklı olarak feshederek kıdem tazminatı hakkını ve ihbar süresiyle ilgili haklarını muhafaza eder. Fesihten doğan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları da İİK m. 206 uyarınca imtiyazlı sırayla korunur; işçinin süreç boyunca pasif kalması ise önerilmez.
Yargıtay Uygulaması: İşçi Alacaklarında Kritik Ayrıntılar
Yargıtay’ın konkordato içtihadında işçiyi doğrudan ilgilendiren iki vurgu öne çıkar. Birincisi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2023/149, K. 2023/170 sayılı ve 8.3.2023 tarihli kararı; HGK bu kararında SGK prim alacakları gibi kamu alacaklarının konkordato açısından bağlayıcı olmadığını ve konkordato tasdiki şartlarının titizlikle denetlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu denetim, şirketin konkordato projesinin yürürlüğe girmesi hâlinde bile işçi alacakları yönünden ayrı bir güvence katmanı oluşturur.
İkincisi, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2018/146 E., 2018/2069 K. sayılı kararıdır. Daire, işçi alacaklarının ödenmesi sürecinde işçiyi temsil eden avukatın vekâlet ücretinin, işçi alacağı gibi birinci sıra imtiyazlı olarak değil, dördüncü sırada ödenecek alacaklar arasında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca işçi alacakları ile nafaka alacakları aynı sıradadır ve her sıranın alacaklıları kendi aralarında eşit haklara sahiptir; bir yıllık imtiyaz süresinin hesabında konkordato süresinin varlığı süreyi lehe dönüştürmez. Bu ayrıntılar, alacağın hangi sıradan ve ne ölçüde karşılanacağının pratik planını doğrudan etkiler.
İstanbul’da Konkordato Süreci: İşçinin Takip Listesi
İstanbul, Türkiye’de konkordato dosyalarının en yoğun görüldüğü illerin başında gelir; bu dosyalar asliye ticaret mahkemelerinde, atanan konkordato komiseri gözetiminde yürütülür. İstanbul’daki bir işyerinde konkordato ilan edilmiş bir işçinin önerilen takip sırası şudur: Önce bordro, iş sözleşmesi, banka kayıtları ve varsa maaş bordrolarında yer alan tüm işçilik kalemlerini aylar itibariyle listeleyin; hangi kalemin İİK m. 206 kapsamında imtiyazlı olduğunu netleştirin. Ardından konkordato mühlet kararının tarihini ve kesinleşme durumunu ticaret mahkemesi dosyasından izleyin; komiserin hazırladığı raporlarda işçilik alacaklarının doğru beyan edilip edilmediğini kontrol edin.
Ücret alacağınız varsa İŞKUR İstanbul İl Müdürlüğü kanalıyla Ücret Garanti Fonu başvurunuzu mühlet kararını ve alacak belgesini ekleyerek yapın; sendikalı işyerlerinde yetkili sendikayı ve toplu iş sözleşmesindeki ek güvenceleri de süreç dışı bırakmayın. Zamanaşımı konkordato süresince de işlemeye devam ettiği için dava açma kararını sürecin sonuna bırakmayın; İstanbul’da iş davaları arabuluculuk dava şartı ile başladığından, hak kaybına uğramamak için bu ön aşamayı da plana dahil edin. Dosyanız konkordato ile birlikte işçilik alacaklarınızın kesişimine düşmüşse, süreci tek doğru kanaldan yürütmek için iletişim sayfamızdan bizimle görüşebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Konkordato ilan edilen şirkette ücretim hiç ödenmez mi?
Hayır, konkordato ücretin silinmesi veya süresiz ertelenmesi anlamına gelmez. Son bir yıl içinde tahakkuk etmiş ücret alacakları İİK m. 206 uyarınca birinci sıra imtiyazlıdır ve konkordato projesine dahil edilmeden, diğer alacaklılara öncelikli olarak ödenmesi gerekir. Ücretin hiç ödenmediği durumlarda üç aylık ücret tutarına kadar olan kısmın Ücret Garanti Fonu’ndan karşılanması da mümkündür. Ücretin gününde ödenmemesi ayrıca işçiye İş Kanunu m. 24 uyarınca haklı fesih hakkı verir ve bu yolla fesihte kıdem tazminatı hakkı korunur.
Konkordatoda kıdem ve ihbar tazminatım silinir mi?
Silinmez. Konkordato nedeniyle iş ilişkisi sona eren işçinin hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatları, İİK m. 206’da açıkça birinci sıra imtiyazlı alacak olarak sayılmıştır ve bir yıllık süre şartı de olmaksızın korunurlar. İmtiyazlı alacaklar konkordato projesinin kesinleşmesiyle bile aleyhe değiştirilemez; şirketin bu alacakları tam olarak ödeyebilmesi konkordatonun tasdiki için kanunda aranan şartlardan biridir (İİK m. 305/1-d). Bununla birlikte alacağın tahsili sürecin uzamasına bağlı olarak gecikebilir; bu nedenle dava ve takip hakkının zamanaşımına dikkatle taşınması gerekir.
Konkordato mühletinde iş mahkemesinde dava açabilir miyim?
Evet. Takip yasağı, İİK m. 206’daki birinci sıra imtiyazlı işçilik alacakları bakımından uygulanmaz; işçi bu alacakların tahsili için iş mahkemesinde dava açabilir, ilamsız icra takibi başlatabilir ve almış olduğu ilâm ile ilamlı icra takibine geçebilir. İmtiyaz kapsamı dışında kalan bölümler için ise takip yasağı devam eder. İşçilik davalarında arabuluculuk dava şartı olduğundan dava öncesi arabuluculuk başvurusu da yapılmalıdır. Zamanaşımı konkordato süresince işlemeye devam ettiğinden, hakkın takibini sürecin sonuna bırakmamak gerekir.
Ücret Garanti Fonu’na kim başvurabilir, ne kadar ödeme yapılır?
Konkordato ilan edilen işyerinde son bir yıl içinde çalışmış ve ücret alacağının beş yıllık zamanaşımı süresi dolmamış her işçi başvurabilir. Fon, işçinin ödenmeyen ücret alacağından en fazla üç aylık kısmını öder ve buradaki bir aylık tutar, başvuru tarihinde yürürlükteki brüt asgari ücretin aylık tutarını geçemez. Başvuru; konkordato mühlet kararını veya ilanını gösteren belge ile ücret alacağının aylar itibariyle ayrıştırıldığı işçi alacak belgesi eklenerek İŞKUR’a yapılır. Kıdem, ihbar ve fazla mesai gibi Fon kapsamı dışındaki alacaklar bakımından işçi, İİK m. 179/b ve m. 206 çerçevesinde takip hakkını sürdürür.
İşveren konkordato sürecinde beni işten çıkarabilir mi?
İş sözleşmesi, konkordato mühletinin verilmesiyle kendiliğinden sona ermez. İİK m. 296 uyarınca sözleşmenin devamının konkordato amacını engellemesi hâlinde, komiserin uygun görüşüyle ve konkordato projesinin kesinleşmesiyle birlikte bildirim süresinin bitiminde sona erdirilmesi mümkündür; mühlet tek başına bir fesih sebebi değildir. İşverenin İş Kanunu’ndaki geçerli fesih şartlarını taşımadan yaptığı fesihler işe iade davasına konu olabilir. Karşı tarafta işçi de ücretin gecikmesi sebebiyle haklı fesih yolunu kullanabilir ve bu durumda kıdem tazminatını talep edebilir.
Konkordato süreci ne kadar sürer, alacağım ne zaman ödenir?
Süreç, kanunda kademeli olarak düzenlenmiştir: geçici mühlet, kesin mühlet, alacaklılar toplantısı ve nihayet konkordatonun tasdiki ya da reddi şeklinde ilerler ve dosyanın niteliğine göre toplam sürede önemli farklar oluşabilir. İmtiyazlı işçilik alacakları sürecin sonucunu beklemeden, imtiyaz sırasının gerektirdiği biçimde öncelikle karşılanması gereken kalemlerdir; ancak uygulamada tahsilatın süreye yaygın görülmesi olağandır. Bu belirsizlik, işçinin dava ve takip haklarını zamanaşımı riskine karşı proaktif kullanmasını zorunlu kılar. Alacağın kapsamı, sırası ve takviminin somut dosyada değerlendirilmesi için süreci bir hukuk profesyoneliyle planlamanız önerilir.
0
