Mirastan Feragat Eden Saklı Pay İsteyebilir mi 2026

Kısa Cevap: Mirastan feragat eden kişi, kural olarak mirasçılık sıfatını kaybettiği için saklı pay da ileri süremez. Ancak feragatin ivazlı mı ivazsız mı yapıldığı, altsoyun etkilenip etkilenmediği, sözleşmenin resmi şekilde kurulup kurulmadığı ve saklı pay ihlali halinde tenkis hükümlerinin doğup doğmadığı sonucu değiştirebilir.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Miras hukukunda en çok karıştırılan başlıklardan biri, mirastan feragat ile saklı pay hakkı arasındaki ilişkidir. Birçok kişi, mirasbırakan hayattayken imzalanan feragat belgesinin her durumda kesin sonuç doğurduğunu düşünür. Uygulamada ise asıl sorun, feragatin gerçekten Türk Medeni Kanunu’na uygun yapılıp yapılmadığı, neyin tamamından vazgeçildiği ve bu vazgeçmenin altsoyu etkileyip etkilemediğinin doğru okunmamasıdır.

Problem tam da burada başlar: Aile içinde “zaten hakkından vazgeçmişti” denilerek yıllar sonra miras paylaşımı yapılır; fakat dosya incelendiğinde ortada geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi değil, adi yazılı bir beyan, tek taraflı taahhüt veya hukuken eksik bir belge çıkabilir. Bu hata, hem saklı pay hesabında hem de tenkis davasında ciddi hak kayıplarına neden olur.

Agitation kısmı da önemlidir. Yanlış kurulan bir feragat işlemi yüzünden bazı mirasçılar hiç hak alamadığını zannederken, bazı mirasçılar da ileride açılacak davalarla yıllar sonra geri verme yükümlülüğüyle karşılaşabilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, miras paylaşımı yıllarca fiilen yapılmış olsa bile noter şekli, tanık düzeni, ivazın varlığı ve tereke hesabı doğru kurulmadığı için uyuşmazlık tekrar büyümektedir.

Çözüm ise teknik ama nettir: Önce feragat işleminin dayanağı incelenir, sonra TMK m. 528, m. 545, m. 560, m. 565 ve m. 574 çerçevesinde hukuki sonuçlar belirlenir. Özellikle İstanbul avukat desteği arayan kişiler açısından, çok sayıda taşınmaz, şirket payı veya aile içi karşılıklı kazandırma bulunan dosyalarda bu ayrım daha da önem kazanır. İstanbul miras avukatı desteğiyle dosyanın baştan doğru sınıflandırılması, sonradan açılacak tenkis veya iptal davalarının yönünü belirler.

Mirastan feragat eden kişi kural olarak saklı pay isteyemez mi?

Evet, kural olarak mirastan feragat eden kişi saklı pay isteyemez. Türk Medeni Kanunu m. 528 açık biçimde, mirasbırakanın bir mirasçısı ile karşılıklı veya karşılıksız şekilde mirastan feragat sözleşmesi yapabileceğini ve feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybedeceğini düzenler. Saklı pay hakkı da mirasçılık sıfatına bağlı korunan bir hak olduğundan, mirasçılık sıfatını kaybeden kişi normal koşullarda sonradan “ben yine de saklı payımı isterim” diyemez.

Buradaki temel mantık şudur: Saklı pay, kanunun belirli mirasçılar için koruduğu asgari paydır; ancak bu koruma mirastan tamamen veya kısmen feragat edilmemişse anlam taşır. Feragat eden kişi, miras açıldığında sağ değilmiş gibi paylaşım dışında kalabilir. Bu nedenle salt “saklı paylı mirasçıydım” demek, tek başına hak doğurmaz.

Uygulamada görüyoruz ki, bazı mirasçılar feragat ile mirasın reddini karıştırmaktadır. Oysa mirasın reddi, ölümden sonra doğan bir haktır; mirastan feragat ise mirasbırakan hayattayken kurulan sözleşmesel bir işlemdir. Bu fark yüzünden yanlış hukuki yol seçildiğinde hem süre kaybı hem de dava masrafı ortaya çıkabilir.

İvazlı ve ivazsız feragat farkı sonucu değiştirir mi?

Evet, ivazlı ve ivazsız feragat farkı sonucu ciddi biçimde değiştirir. TMK m. 528/2 uyarınca, bir karşılık sağlanarak yapılan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Buna karşılık karşılıksız feragat çoğu durumda sadece feragat eden bakımından sonuç doğurur; altsoy açısından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Bu ayrım özellikle saklı pay tartışmasında belirleyicidir. Örneğin bir çocuk, mirasbırakandan bedel alarak mirastan feragat etmişse, sözleşmede aksi yazmıyorsa onun çocukları da ileride “dedemizin mirasında saklı pay isteriz” iddiasında zorlanır. Buna karşılık ivazsız feragatte, altsoyun mirasçılık pozisyonu tamamen ortadan kalkmış sayılmaz; somut olaya göre ayrıca yorum gerekir.

Yargıtay uygulaması da bu ayrımı önemser. Mirastan feragat sözleşmesinin sonuçları yalnız feragat eden kişiyle sınırlı mı kalacak, yoksa altsoyu da bağlayacak mı sorusu; sözleşmenin lafzı, sağlanan karşılık ve aile içi kazandırmanın niteliği üzerinden değerlendirilmektedir. Bu yüzden tek cümlelik aile içi belgelerle hukuki kesinlik sağlandığını düşünmek hatalıdır.

  • İvazlı feragat: Kural olarak altsoyu da etkileyebilir.
  • İvazsız feragat: Çoğu olayda sadece feragat edeni etkiler, altsoy yönünden ayrıca yorum gerekir.
  • Kısmi feragat: Miras payının tamamı değil belirli kısmı veya belirli malvarlığı değeri bakımından sonuç doğurabilir.
  • Belirsiz ifade: Sonradan dava riskini artırır.

Feragat sözleşmesi resmi şekilde yapılmazsa geçersiz olur mu?

Evet, çoğu durumda resmi şekle uyulmayan mirastan feragat işlemi geçersiz olur. Çünkü TMK m. 545 uyarınca miras sözleşmeleri resmi vasiyetname şeklinde yapılmalıdır. Mirastan feragat de miras sözleşmesinin bir türü olduğu için, adi yazılı belge, aile arasında imzalanmış taahhütname veya tek taraflı beyan çoğu zaman geçerli feragat sayılmaz.

Bu nokta saklı pay uyuşmazlıklarında kritik önemdedir. Feragat geçersizse, kişi mirasçılık sıfatını korur ve saklı pay korumasından da yararlanabilir. Yani bir belgeye “miras istemiyorum” yazılmış olması tek başına yeterli değildir. Belgenin biçimi, noter veya sulh hâkimi önündeki resmi düzenleme usulü ve irade açıklamasının hukuka uygun kurulması gerekir.

Bu konuda yargı kararları yol göstericidir. Yargıtay 14. HD, 2019/2152 E., 2019/7969 K. sayılı kararında, mirastan feragat sözleşmesinin sonuçlarının özellikle feragat eden mirasçı bakımından önem taşıdığını ve TMK m. 528 çerçevesinde mirasçılık sıfatının kaybı sonucunu doğurduğunu vurgulamıştır. Benzer şekilde Yargıtay 14. HD, 2017/5681 E., 2021/1924 K. kararında da resmi şekil şartının önemine dikkat çekilen değerlendirmeler öne çıkmaktadır.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da şudur: Aile büyükleri sağken çocuklar arasında yapılan paylaşım kâğıtları, ileride mirastan feragat sözleşmesi sanılarak savunma konusu yapılmaktadır. Oysa bu belgelerin bir kısmı en fazla delil başlangıcı niteliğinde olabilir; her belge TMK m. 528 anlamında geçerli feragat doğurmaz.

Saklı pay ihlali varsa tenkis davası yine açılabilir mi?

Evet, saklı payı zedeleyen kazandırmalar varsa tenkis davası gündeme gelebilir; ancak bunu kimin açabileceği feragat ilişkisinin geçerliliğine göre değişir. TMK m. 560 uyarınca saklı paylı mirasçılar, saklı paylarını aşan ölüme bağlı tasarruflar veya bazı sağlararası kazandırmalar yönünden tenkis talebinde bulunabilir. Fakat gerçekten geçerli bir feragat varsa, feragat eden kişi artık saklı paylı mirasçı sıfatına dayanarak bu davayı açamayabilir.

Burada kritik soru şudur: Feragat geçerli mi, kapsamı ne, altsoyu bağlıyor mu ve saklı pay ihlali kim yönünden doğdu? Özellikle TMK m. 565 kapsamında tenkise tabi kazandırmaların hesabı yapılırken yalnız görünen tereke değil, bazı sağlararası temlikler de hesaba katılabilir. Bu nedenle “mal zaten ölümden önce devredilmiş” savunması her zaman yeterli olmaz.

Yargıtay 1. HD, 2024/310 E., 2025/392 K. sayılı kararında da tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşulun, mirasbırakanın yaptığı kazandırma ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olması olduğu vurgulanmaktadır. Uygulamada bu karar çizgisi önemlidir; çünkü sadece bir taşınmaz devri görmek yetmez, tüm terekenin aktif ve pasif yapısı ile tenkise tabi kazandırmalar birlikte incelenmelidir.

TMK m. 574 de ayrıca önem taşır. Bu hükme göre, feragat eden kişi tenkis sebebiyle terekeye bir mal veya değer geri vermekle yükümlü olursa, ya tenkise tabi değeri geri verir ya da aldıklarının tamamını iade ederek feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılabilir. Bu madde, bazı dosyalarda feragat ile saklı pay tartışmasının neden tamamen kapanmadığını açıklar.

Hangi belgeler ve hangi adımlar dava sonucunu belirler?

Sonucu belirleyen en önemli unsur, belgenin adı değil içeriği ve hukuki niteliğidir. Mirastan feragat, saklı pay ve tenkis ilişkisini doğru kurmak için önce feragat sözleşmesinin aslı, noter düzenleme bilgileri, varsa karşılık ödemesine ilişkin dekontlar, taşınmaz devri kayıtları, banka hareketleri ve nüfus kayıtları incelenmelidir.

Uygulamada görüyoruz ki dosyalar çoğu zaman eksik evrak yüzünden zayıflar. Mirasçılar sadece tapu kayıtlarını getirir; oysa asıl önemli olan, kazandırmanın hangi tarihte yapıldığı, ivaz içerip içermediği ve mirasbırakanın ölüm tarihinde gerçek tereke hacminin ne olduğudur. Saklı pay hesabı soyut değil, rakamsal bir çalışmadır.

  1. Önce feragat belgesinin resmi şekle uygun olup olmadığı kontrol edilir.
  2. Sonra ivazlı mı ivazsız mı olduğu belirlenir.
  3. Ardından altsoyu bağlayıp bağlamadığı sözleşme metninden değerlendirilir.
  4. Daha sonra terekenin aktif ve pasifi çıkarılır.
  5. En son saklı pay ihlali ve tenkis ihtimali rakamsal olarak hesaplanır.

İstanbul avukat desteği alınan dosyalarda özellikle şehir içindeki taşınmaz portföyü, şirket ortaklığı ve aile içi banka transferleri süreci daha teknik hale getirir. İstanbul miras avukatı ile çalışırken hedef yalnız dava açmak değil, önce hangi talebin hukuken ayakta durduğunu netleştirmektir.

İstanbul’da bu konuda dava açmadan önce nasıl strateji kurulmalı?

Dava açmadan önce strateji kurulmalı; çünkü mirastan feragat ile saklı pay uyuşmazlığı yanlış dava türü seçildiğinde zaman kaybettirir. Önce ortada gerçekten geçerli bir feragat sözleşmesi olup olmadığı belirlenmeli, sonra gerekiyorsa mirasçılık belgesi, tenkis, tapu iptali veya sözleşmenin geçersizliğine dayalı talepler ayrı ayrı planlanmalıdır.

Bir dosyada aynı anda birden çok hukuki başlık bulunabilir. Örneğin feragat belgesinin geçersiz olduğu iddiası varken aynı zamanda saklı payı zedeleyen taşınmaz devri de bulunabilir. Bu durumda salt “saklı pay istiyorum” demek yeterli olmayabilir; önce feragat savunmasının etkisi bertaraf edilmelidir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız tabloda, aile bireyleri yıllarca sessiz kaldıkları için haklarını tamamen kaybettiklerini sanıyor. Oysa bazı dosyalarda asıl mesele hak kaybı değil, yanlış hukuki nitelendirmedir. Uygun strateji ile önce belge analizi, sonra tereke hesabı, ardından doğru dava kombinasyonu kurulduğunda sonuç daha öngörülebilir hale gelir.

Sık sorulan sorular

Mirastan feragat eden kişi sonradan fikrini değiştirip dava açabilir mi?

Tek başına fikir değiştirmek yeterli değildir. Geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi varsa, kişi kural olarak mirasçılık sıfatını kaybettiği için saklı pay davası açamaz. Ancak sözleşmenin resmi şekle aykırı olması, irade sakatlığı bulunması, hile veya baskı iddiası ya da belgenin aslında feragat niteliği taşımaması gibi durumlar varsa hukuki değerlendirme değişebilir. Bu nedenle önce sözleşmenin geçerliliği incelenmelidir.

Mirastan feragat ile mirasın reddi aynı şey midir?

Hayır, aynı şey değildir. Mirastan feragat, mirasbırakan hayattayken onunla yapılan bir miras sözleşmesidir ve TMK m. 528 kapsamında değerlendirilir. Mirasın reddi ise miras açıldıktan sonra, yani ölümden sonra kullanılan bir haktır. Feragat sözleşmesi varsa kişi çoğu durumda mirasçı sıfatını baştan kazanamaz; reddi mirasta ise mirasçılık doğar fakat sonradan reddedilir.

Feragat edenin çocukları yine mirasçı olabilir mi?

Evet, olabilir; fakat bu tamamen feragatin ivazlı veya ivazsız olmasına ve sözleşme metnine bağlıdır. TMK m. 528’e göre bir karşılık sağlanarak yapılan feragat, sözleşmede aksi yazmıyorsa altsoyu da etkiler. Buna karşılık ivazsız feragatte altsoyun durumu ayrıca değerlendirilir. Bu yüzden “babası feragat ettiyse çocuklar da kesin hak alamaz” şeklindeki genelleme her dosyada doğru değildir.

Adi yazılı bir belge mirastan feragat için yeterli olur mu?

Genel olarak yeterli olmaz. Mirastan feragat sözleşmesi, miras sözleşmesinin özel bir türü olduğu için resmi vasiyetname şeklinde kurulmalıdır. Noter düzenleme biçimi, usulüne uygun resmi işlem ve açık irade beyanı aranır. Aile içinde imzalanmış basit bir kâğıt, tanık önünde verilmiş bir söz ya da tek taraflı beyan çoğu zaman geçerli feragat sonucu doğurmaz ve saklı pay tartışmasını tamamen bitirmez.

Saklı pay ihlali varsa feragat eden kişi hiç mi korunmaz?

Bu sorunun cevabı feragatin kapsamına bağlıdır. Geçerli feragat varsa kişi normal olarak saklı pay iddiasında bulunamaz; ancak TMK m. 574 gibi hükümler bazı özel durumlarda tenkis nedeniyle geri verme veya paylaşmaya yeniden katılma sonuçları doğurabilir. Ayrıca belgenin geçerliliği tartışmalıysa, feragat eden kişi baştan itibaren mirasçılık sıfatını kaybetmemiş sayılabilir. Bu nedenle her dosyada önce feragat savunması çözülmelidir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder