Kısa cevap: Vasiyeti yerine getirme görevlisi (halk arasındaki adıyla vasiyeti tenfiz memuru), mirasbırakanın yalnızca vasiyetname ile atadığı ve ölümünden sonra son arzularının yerine getirilmesini sağlayan kişidir (TMK m. 550). Sulh hâkimi görevi kendisine bildirir; bildirimden itibaren 15 gün içinde reddetmezse görev kabul edilmiş sayılır. Mirasbırakan aksini yazmadıkça görevli; tereke listesini çıkarır, terekeyi yönetir, alacakları tahsil edip borçları öder, vasiyetleri yerine getirir ve paylaşma planı hazırlar (TMK m. 552). Buna karşılık görevli mirasçı değildir: yetkisi belli bir işle sınırlandırılmışsa paylaşmaya katılamaz ve tereke üzerinden yasal mirasçı gibi alacak isteyemez. Vasiyetnamenin tenfizi için dava açma yetkisi de TMK m. 552’de sayılmamıştır; bu işlemler için sulh hukuk hâkiminden yetki alınması gerekir.
Vasiyetname yazmak, vasiyetin yerine geleceğinin garantisi değildir. Mirasbırakanın ölümüyle tereke kendiliğinden mirasçılara geçer; vasiyetin uygulanması ise çoğu zaman o vasiyetten en az memnun olan kişilerin iş birliğine kalır. Kanun bu açmazı çözmek için mirasbırakana bir imkân tanır: güvendiği bir kişiyi vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak atamak.
Uygulamada bu kurum iki uçta sorun çıkarır. Birinci uçta vasiyetnamede görevli atamış ama yetkisini doğru yazmamış mirasbırakanlar vardır; “şu işle sen ilgilen” gibi tek cümlelik ifadeler, görevliyi hukuken eli kolu bağlı bir konuma sokabilir. İkinci uçta kendisine görev bildirilen ve ne yapması gerektiğini bilemeyen kişiler vardır; 15 günlük sessizlik, görevin kabulü anlamına gelir. Bu rehberde görevlinin nasıl atandığını, hangi hazırlıkları yapması gerektiğini, yetkilerinin nerede bittiğini ve Yargıtay 7. ve 11. Hukuk Dairelerinin güncel kararlarının neyi netleştirdiğini adım adım anlatıyoruz.
Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi Kimdir ve Nasıl Atanır? (TMK 550)
Görevli, mirasbırakanın vasiyetnamesinde adı geçen kişidir. TMK m. 550 uyarınca mirasbırakan bir veya birden çok görevli atayabilir. Atama yalnızca vasiyetname ile yapılır; ölümden sonra mirasçıların kendi aralarında bir kişiyi “vasiyeti uygulaması için” seçmesi bu kurumun kapsamına girmez. Mirasçıların anlaşarak görevlendirdiği kişi sözleşmesel bir vekil olabilir, ancak kanundaki yetkileri ve sulh hâkimi denetimini taşımaz.
Görevlinin göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Yani atandığı gün küçük veya kısıtlı olan kişi, görev kendisine bildirildiğinde fiil ehliyetini kazanmışsa görevi üstlenebilir. Mirasbırakan yakın bir akrabasını, güvendiği bir arkadaşını ya da bir avukatı atayabilir; atanan kişinin aynı zamanda mirasçı olması da hukuken mümkündür ve yaygındır.
Süreç şöyle işler: Mirasbırakanın ölümünden sonra vasiyetname sulh hukuk mahkemesince açılır ve okunur (TMK m. 595). Vasiyetnamede bir görevli atanmışsa görev, sulh hâkimi tarafından kendisine bildirilir. Bildirim tarihinden başlayarak on beş gün içinde görevin kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır. Buradaki mantık “sükût ikrardan gelir” düşüncesidir: görevi üstlenmek istemeyen kişi, süre dolmadan ve yazılı olarak sulh hâkimine bildirimde bulunmalıdır. Süre kaçırılırsa görevlinin sorumlulukları başlar. Hizmetin karşılığında görevli uygun bir ücret isteyebilir (TMK m. 550/4); ücretin miktarı kanunda yazılı değildir, görevin kapsamı ve yoğunluğuna göre belirlenir.
Görevlinin Yetkileri: TMK 552 Ne Söylüyor?
TMK m. 552, bir genel yetki karinesi kurar: Mirasbırakan tasarrufunda aksini öngörmediği veya sınırlı bir görev vermediği sürece görevli, son arzuların yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir. Maddenin sayma biçimindeki bentleri “özellikle” ifadesiyle başladığından liste örnekleyicidir; ancak özellikle şu görevler öne çıkar:
- Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenlemek; olanak varsa mirasçıları hazır bulundurmak,
- Terekeyi yönetmek ve yönetimin gerektirdiği ölçüde mal zilyetliğinin kendisine devrini istemek,
- Tereke alacaklarını tahsil etmek, borçlarını ödemek,
- Vasiyetleri yerine getirmek,
- Terekenin paylaşılması için paylaşma planı hazırlamak,
- Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil etmek, mirasçıların açtığı davalara müdahil olarak katılabilmek,
- Açtığı veya aleyhine açılan dava ve takipleri mirasçılara bildirmek.
Pratikte en kritik görev ilk maddedir. Tereke listesi, hem görevlinin sorumluluğunun sınırını çizer hem de mirasçılara karşı şeffaflık sağlar. Banka hesapları, taşınmazlar, araçlar, ticari ortaklıklar ve borçlar bu listede yer almalıdır. Listeyi geciktiren görevli, ilerideki bir denetim talebinde ilk eleştirilecek noktayı kendisi yaratmış olur.
Sınırlı Yetki: En Sık Düşülen Tuzak
Mirasbırakanlar vasiyetlerini çoğu zaman teknik bir dille yazmaz. “Şu evin bütün ihtiyaçları için mirasım kullanılsın, bu işle de sen ilgilen” gibi bir cümle hukuken bir görevlendirmedir; ancak sınırlı bir görevlendirmedir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/6407, K. 2023/5980 sayılı, 05.12.2023 tarihli kararı bu konuda belirleyicidir. Somut olayda mirasbırakan sözlü vasiyetnamesinde bir konağın tüm ihtiyaçları için mirasının kullanılmasını ve bu işle belirli bir kişinin ilgilenmesini istemişti. Görevlendirilen kişi, mirasçıların sattığı bağımsız bölümün bedelini ve bankadan çekilen paraları kendisine ödenmesi istemiyle dava açmış, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmişti. Daire, kararı oy birliğiyle bozdu.
Gerekçede önce nitelendirme yapıldı: Bu irade beyanı TMK m. 552 ile birlikte değerlendirildiğinde yetki, terekedeki belli bir malın korunmasına hasredilmişti; yani kişi sınırlı yetkili vasiyeti yerine getirme görevlisiydi. Sonuç ise açıktı: Sınırlı yetkili görevli mirasçı sıfatını taşımaz, atanmış mirasçı da değildir; bu nedenle paylaşmaya katılamaz ve tereke malları yönünden yasal mirasçı gibi alacak talebinde bulunamaz. Daire ayrıca, konağın bakımı için gerekli masraflar yapılmadan ya da belirlenmeden mirasçıların payına müdahale edecek biçimde ödeme kararı verilemeyeceğini vurguladı.
Bu karar, sınırlı yetkili görevliler için pratik bir hatırlatma içerir: Görevin gerektirdiği giderler terekeden karşılanabilir; ama önce o giderlerin yapılmış ya da somut olarak belirlenmiş olması gerekir. “İleride lazım olur” diyerek mirasçıların payına el uzatmak, davanın husumet yokluğundan reddedilmesine yol açar.
Satış ve Devir İçin Sulh Hâkimi İzni (TMK 553)
Görevli, terekeyi yönetirken her şeyi kendi kararıyla yapamaz. TMK m. 553 uyarınca mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, terekeye dâhil malların görevli tarafından devri veya bunlar üzerinde sınırlı ayni hak (örneğin ipotek) kurulması sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Yani vasiyetnamede açıkça “şu taşınmazı sat” talimatı yoksa, taşınmazı satmak isteyen görevli önce sulh hukuk mahkemesinden yetki belgesi almalıdır. Tapu müdürlüğü bu yetki olmadan işlem yapmaz ve izinsiz yapılan devirler hem mirasçıları mağdur eder hem de görevli aleyhine tazminat sorumluluğu doğurabilir.
İstanbul’da ağırlıklı olarak taşınmaz, banka hesabı ve ticari işletme gibi çok kalemli terekeler söz konusu olduğundan bu izin süreci pratikte en çok zaman alan adımdır. Başvuru, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır; İstanbul’da bu, mirasbırakanın ikametgâhına göre Çağlayan, Kartal, Bakırköy ve diğer adliyelerin sulh hukuk mahkemelerinden biri olabilir. Başvuruda vasiyetname, mirasçılık belgesi ve satışın gerekçesi (borçların ödenmesi, vasiyetin gerektirmesi vb.) belgelenmelidir.
Tenfiz Davası ve Yargıtay’ın Yol Göstermesi
Vasiyetnamenin tenfizi, vasiyet alacaklısının vasiyet konusu malın teslimini veya hakkın devrini dava yoluyla istemesidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/297, K. 2023/3686 sayılı, 06.07.2023 tarihli kararında kurumun çerçevesi şöyle çizilmiştir: Mirasçılar külli halefiyet gereği terekeyi kendiliğinden kazanır; vasiyet alacaklısı ise cüzi halef olduğundan vasiyet konusu mal veya hak üzerinde doğrudan hak kazanmaz, yalnızca kişisel bir istem hakkına sahiptir. Bu nedenle yükümlülüğü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı malın teslimini veya hakkın devrini dava edebilir.
Görevliyi ilgilendiren ayrıntı ise usule ilişkindir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2023/512, K. 2024/712 sayılı, 08.02.2024 tarihli kararında, vasiyetnameyle görevlendirilen kişi vasiyet edilen taşınmazı vakıf ve derneklere bağışlamak ve aracı satmak üzere tenfiz davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, görevlinin tenfiz davası açamayacağı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan reddetmiş; bölge adliye mahkemesi, TMK m. 552’de sayılan görev ve yetkiler arasında tenfiz davası açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire kararı oy birliğiyle ve kesin olarak onarken bir yol da göstermiştir: Görevli, sulh hukuk hâkiminden alacağı yetkiyle vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabilir. Sonuç olarak, tenfiz davası açmak isteyen görevli önce sulh hukuk mahkemesinden yetki almalı; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir ve aylar boşa gider.
Vasiyet Alacaklısı Kime Başvurur? (TMK 600)
TMK m. 600’e göre vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir. Bu, davada kimin pasif husumet ehliyetini taşıdığını belirler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2024/5970, K. 2024/7824 sayılı, 06.11.2024 tarihli kararında, 1938 tarihli bir vasiyetnameye dayanan irat vasiyeti uyuşmazlığında davalılar vasiyeti yerine getirme görevlisi olduklarından husumetin kendilerine yöneltilmesinde isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş, pasif husumet itirazları dinlenmemiştir. Daire hükmü onamış, karar düzeltme istemini de oy birliğiyle reddetmiştir.
Bu karar vasiyet alacaklıları için pratik bir kural verir: Dava açmadan önce vasiyetnamede bir görevli olup olmadığını araştırın. Görevli varsa dilekçeyi ona yöneltmek zorunlu hale gelir; yalnızca mirasçılara karşı açılan dava husumet yokluğu nedeniyle reddedilebilir.
Görevli ile Tereke Temsilcisi Arasındaki Fark
İki kurum sıkça karıştırılır. Vasiyeti yerine getirme görevlisi mirasbırakanın vasiyetnamesinden doğar, amacı son arzuların yerine getirilmesidir ve kapsamını mirasbırakan sınırlayabilir. Tereke temsilcisi ise mirasçının istemi üzerine sulh mahkemesinin kararıyla atanır, amacı paylaşmaya kadar miras ortaklığını temsil etmektir ve yetkileri atama kararında belirlenir. Biri diğerinin yerine geçmez: vasiyetnamede görevli atanmış olması koşulları varsa ayrıca tereke temsilcisi atanmasına engel değildir; atanmış bir tereke temsilcisi de mirasbırakanın vasiyetini yerine getirme görevini kendiliğinden üstlenmez.
Görevlinin Denetimi ve Görevden Alınması (TMK 555)
Görevli denetimsiz değildir. Mirasçılar ve vasiyet alacaklıları, görevlinin işlemlerine karşı sulh hâkimine başvurabilir. TMK m. 555/3 uyarınca görevlinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali olduğu tespit edilirse sulh hâkimi görevine son verebilir. Bu karara karşı tebliğinden başlayarak on beş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir. Dolayısıyla tereke listesini düzenlemeyen, mirasçılara bilgi vermeyen ya da izinsiz satış yapan görevliyi kısa sürede sulh hâkimine taşımak mümkündür.
Hazırlık Rehberi: Mirasbırakan ve Görevli İçin Kontrol Listesi
Aşağıdaki liste, vasiyet hazırlayan kişi ve görevlendirilen kişi için ayrı ayrı düşünülebilir.
- Yetkiyi açıkça yazın: “İlgilensin” gibi ifadeler sınırlı yetki olarak yorumlanabilir. Görevliye hangi işlemleri yapabileceğini (satış, bağış, paylaşma planı, dava) tek tek belirtin.
- Tenfiz için yetkiyi ayrıca düşünün: Yargıtay kararları tenfiz davası açma yetkisinin TMK m. 552’de sayılmadığını gösterdiğinden, görevlinin sulh hâkiminden yetki alacağını bilin.
- Bildirim süresini takip edin: Görev size bildirildiğinde 15 gün içinde yazılı ret yoksa kabul edilmiş sayılırsınız.
- Tereke listesini hemen çıkarın: Mal, hak ve borçlar; mümkünse mirasçılar hazır bulunurken.
- Satış öncesi yetki alın: Vasiyetnamede açık talimat yoksa taşınmaz devri için sulh hâkimi iznini bekleyin.
- Masrafları belgeleyin: Görev giderleri terekeden karşılanır ama önce yapılmış veya belirlenmiş olmalıdır.
- Dava ve takipleri mirasçılara bildirin: Bu, kanundan doğan bir yükümlülüktür.
Sıkça Sorulan Sorular
Vasiyeti yerine getirme görevlisi görevi kabul etmek zorunda mı?
Hayır, zorunlu değildir; ancak ret iradesinin süresinde bildirilmesi şarttır. Sulh hâkimi görevi bildirdikten sonra on beş gün içinde görevin kabul edilmediği yazılı olarak bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır (TMK m. 550). Bu nedenle görevlendirildiğini öğrenen kişi, süreyi bildirim tarihinden itibaren hesaplamalı ve kabul etmek istemiyorsa sulh hukuk mahkemesine yazılı ret dilekçesi vermelidir. Süreyi kaçıran kişi, görevin sorumluluklarını üstlenmiş sayılır.
Görevli aynı zamanda mirasçı olabilir mi?
Evet, mirasbırakan mirasçılarından birini de görevli olarak atayabilir. Ancak iki sıfat birbirinden ayrıdır: Mirasçı olarak payını yasa veya vasiyetname belirler, görevli olarak yetkisi ise TMK m. 552 ve vasiyetnamedeki sınırlara bağlıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/6407, K. 2023/5980 sayılı kararı, yalnızca görevli olan ve mirasçı olmayan kişinin tereke üzerinden mirasçı gibi alacak isteyemeyeceğini göstermektedir. Mirasçı sıfatı yoksa görevlilik tek başına pay hakkı vermez.
Görevli terekedeki taşınmazı tek başına satabilir mi?
Mirasbırakan vasiyetnamede açıkça bir taahhüt vermemişse hayır. TMK m. 553 uyarınca terekeye dâhil malların görevli tarafından devri veya bunlar üzerinde sınırlı ayni hak kurulması sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Yetki almadan yapılan devir mirasçılar tarafından sorun edilebilir, görevlinin sorumluluğuna yol açabilir ve görevden alınma sebebi olarak ileri sürülebilir. Bu nedenle tapuda işlem öncesinde sulh hukuk mahkemesinden yetki belgesi almak gerekir.
Görevlinin ücreti ne kadardır ve kim öder?
Kanun miktarı belirlemez; TMK m. 550/4, görevlinin hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebileceğini söyler. Ücretin tutarı görevin kapsamına, terekenin büyüklüğüne ve harcanan emeğe göre belirlenir; anlaşmazlık halinde ücret talebi mahkeme önünde değerlendirilir. Görevin gerektirdiği masraflar terekeden karşılanır, ancak Yargıtay kararlarına göre bu masrafların önce yapılmış veya somut olarak belirlenmiş olması gerekir. Ücret ve giderlerin belgelenmesi, ileride yaşanabilecek uyuşmazlığı önler.
Görevli işini kötü yaparsa ne olur?
Mirasçılar ve vasiyet alacaklıları sulh hâkimine başvurarak denetim talep edebilir. TMK m. 555 uyarınca görevlinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse sulh hâkimi görevine son verebilir; bu karara karşı tebliğden başlayarak on beş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir. Ayrıca görevli, kusuru nedeniyle terekeye veya mirasçılara verdiği zararlardan sorumlu tutulabilir. Dolayısıyla belgeleri düzenli tutmak ve mirasçıları bilgilendirmek hem hukuki hem pratik bir güvencedir.
Vasiyet alacaklısı davayı kime karşı açmalıdır?
Vasiyetnamede bir görevli atanmışsa dava ona karşı açılmalıdır; görevli yoksa yasal veya atanmış mirasçılara yöneltilir (TMK m. 600). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2024/5970, K. 2024/7824 sayılı kararı, görevli sıfatını taşıyan davalıların pasif husumet itirazının reddedilmesini onamıştır. Dava açmadan önce vasiyetname örneği ve sulh hukuk mahkemesindeki açılış tutanağı incelenerek hangi kişinin görevli olduğu doğrulanmalıdır.
0
