Değer Artış Payı Alacağı Nedir ve Şartları Nelerdir?
Değer artış payı alacağı, eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sırasında gündeme gelen en teknik konulardan biridir. Bu hak, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 227. maddesinde düzenlenmiştir. Yasaya göre; eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur.
İstanbul boşanma avukatı olarak büromuzda yürüttüğümüz mal paylaşımı dosyalarında, eşlerin birbirlerinin kişisel mallarına (örneğin evlenmeden önce alınan bir ev veya miras kalan bir mülk) yaptıkları ödemelerin iadesi noktasında bu davayı sıklıkla kullanmaktayız. Şartların oluşması için temel kriter ‘hiç ya da uygun bir karşılık almamış’ olmaktır. Eğer eş, yaptığı katkı karşılığında bir ücret almışsa veya bu katkıyı bir borç ilişkisi çerçevesinde yapmışsa değer artış payından söz edilemez. Uygulamada en çok; eşin ziynet eşyalarını satarak diğer eşin ev kredisini ödemesi veya ailesinden kalan nakit parayı eşinin üzerine kayıtlı aracın peşinatında kullanması gibi durumlarda bu alacak türü karşımıza çıkar.
TMK 227 Kapsamında Katkının İspatı ve Yargıtay Kriterleri
Değer artış payı alacağının ispatı, davanın kaderini belirleyen en önemli unsurdur. Alacaklı olan eş, diğer eşin mal varlığına somut bir katkıda bulunduğunu delillerle ortaya koymalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre (Örn: Yargıtay 2. HD, 2024/2210 E., 2024/4530 K.), salt ev hanımı olunması veya çocuk bakılması nedeniyle yapılan ev içi emek, değer artış payı alacağı doğurmaz. Bu katkının maddi bir karşılığının olması veya parayla ölçülebilir bir yatırım (altın bozdurma, miras parasını verme, kredi taksitini maaşıyla ödeme vb.) olması zorunludur.
Uygulamada görüyoruz ki, özellikle banka kayıtları, ziynet eşyalarının bozdurulduğuna dair kuyumcu makbuzları veya tanık beyanları bu noktada hayati önem taşımaktadır. İstanbul aile mahkemelerinde görülen davalarda, bilirkişi incelemesi yapılarak malın ilk alındığı tarihteki değeri ile katkı tutarı oranlanır (katkı oranı). Daha sonra bu oran, malın dava (karar) tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak alacak miktarı netleştirilir. Eğer malın değerinde bir azalma söz konusuysa, eşin başlangıçtaki katkı tutarı esas alınır; yani alacaklı eşin zarara uğraması yasayla önlenmiştir.
Kişisel Malların İyileştirilmesi ve Korunması İçin Yapılan Katkılar
Değer artış payı alacağı sadece malın ilk alım aşamasında değil, sonradan yapılan iyileştirmeler için de talep edilebilir. Örneğin; eşlerden birine miras kalan köhne bir binanın, diğer eşin kendi birikimiyle tadilattan geçirilmesi, çatı katı eklenmesi veya modernizasyonu sonucunda mülkün değerinin artması durumunda TMK 227 devreye girer. Burada önemli olan, tadilatın mülke kattığı objektif değer artışıdır.
Büromuzdaki tecrübelerimiz göstermektedir ki, eşler arasındaki bu tür katkılar genellikle ‘aile içi yardımlaşma’ olarak görülüp belgelendirilmemektedir. Ancak boşanma aşamasında bu harcamaların hukuki niteliği ‘bağış’ mı yoksa ‘değer artış payı alacağı’ mı sorusu tartışma konusu olur. Yargıtay, aksi ispatlanmadıkça bir eşin diğerinin malına yaptığı büyük çaplı maddi katkıyı bağış olarak nitelendirmez; hayatın olağan akışı gereği bunun bir yatırım veya geri dönüş beklentisiyle yapıldığını kabul eder. Özellikle 2026 yılı güncel uygulamalarında, enflasyonist ortam nedeniyle mülk değerlerindeki fahiş artışlar, değer artış payı alacağının miktarını ciddi boyutlara ulaştırmıştır.
Değer Artış Payı Alacağı Hesaplama Yöntemi ve Örnekler
Hesaplama süreci, matematiksel bir orantı mantığına dayanır. Formül şöyledir: (Katkı Tutarı / Malın Alındığı Tarihteki Toplam Değeri) x Malın Tasfiye (Karar) Tarihindeki Değeri. Bir örnekle açıklamak gerekirse:
- Eş A, evlenmeden önce 1.000.000 TL değerinde bir ev almıştır.
- Evlilik birliği içinde Eş B, kendisine miras kalan 250.000 TL’yi bu evin kredi borcunun kapatılması için vermiştir.
- Katkı oranı: 250.000 / 1.000.000 = %25.
- Boşanma davası sonucunda mal rejiminin tasfiyesi aşamasında evin değeri 10.000.000 TL’ye çıkmıştır.
- Eş B’nin değer artış payı alacağı: 10.000.000 x %25 = 2.500.000 TL olacaktır.
Bu hesaplamada dikkat edilmesi gereken husus, eğer kredi ödemeleri eşlerin çalışarak kazandıkları maaşlar ile yapılmışsa, bu durum ‘katılma alacağı’ konusuna girer; ancak evlilik öncesi birikim veya miras gibi ‘kişisel mal’ niteliğindeki kaynaklar kullanılırsa ‘değer artış payı’ oluşur. İstanbul avukat desteğiyle bu ayrımın doğru yapılması, hak kaybının önlenmesi açısından kritiktir.
Zamanaşımı Süreleri ve Davanın Açılma Zamanı
Değer artış payı alacağı davası, asıl boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Ancak uygulamada usul ekonomisi ve harç masrafları gözetilerek genellikle boşanma davası kesinleştikten sonra bu sürecin yürütülmesi tercih edilir. TMK uyarınca, mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacak davalarında zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır.
10 yıllık süre hak düşürücü değil, zamanaşımı süresidir. Ancak delillerin kaybolmaması, gayrimenkullerin üzerine ihtiyati tedbir konulabilmesi ve alacağın değer kaybetmemesi adına davanın boşanma süreci biter bitmez açılması tarafımızca tavsiye edilmektedir. İstanbul’daki yoğun mahkeme takvimleri göz önüne alındığında, sürecin profesyonelce yönetilmesi; eksikliklerin giderilmesi ve tebligat süreçlerinin takibi davanın hızlanmasını sağlayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ziynet eşyaları bozdurulup eşin borcu ödenirse değer artış payı istenir mi?
Evet, ziynet eşyaları (takılar) Yargıtay tarafından kadının kişisel malı olarak kabul edilir. Bu takıların bozdurulup kocaya ait bir taşınmazın alınmasında veya kredisinin ödenmesinde kullanılması durumunda kadın eş, bu katkısı oranında değer artış payı alacağı talep edebilir. Bunun için takıların bozdurulduğunun ve mülke yatırıldığının ispatlanması gerekir (Yargıtay 2. HD, 2025/112 E., 2025/980 K.).
Değer artış payı alacağı davasında faiz ne zaman işlemeye başlar?
Değer artış payı alacağı davalarında faiz başlangıç tarihi, dava dilekçesinin verildiği tarih değil, tasfiyeye ilişkin mahkeme kararının verildiği tarihtir. Çünkü alacak miktarı yargılama sırasında bilirkişi raporuyla belirlenmektedir. Bu kural, likit (belirli) olmayan alacakların doğası gereğidir ve yerleşik Yargıtay pratiğidir.
Ev hanımları evdeki emekleri için değer artış payı isteyebilir mi?
Hayır, mevcut Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre ev hanımlarının yemek yapma, temizlik ve çocuk bakımı gibi ev içi emekleri, TMK 227 anlamında maddi bir ‘katkı’ olarak değerlendirilmemektedir. Ancak ev hanımı eş, eşinin ‘edinilmiş mal’ grubundaki varlıkları üzerinde otomatik olarak %50 ‘katılma alacağı’ hakkına sahiptir. Değer artış payı ise sadece ek maddi katkı olduğunda talep edilebilir.
Eşin malından elde edilen gelirlerle yatırım yapılması alacak doğurur mu?
Eşin kişisel malının (miras kalan evin) kira geliri ‘edinilmiş mal’ sayılır. Eğer bu kira gelirleri ile yeni bir mal alınmışsa, diğer eş bu mal üzerinde %50 oranında katılma alacağı sahibi olur. Ancak bu durum teknik olarak değer artış payı değil, edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiyesi kapsamında değerlendirilir. Kaynağın ‘kişisel mal’ mı yoksa ‘edinilmiş mal’ mı olduğu hukuki tasnifin temelidir.
Taşınmaz elden çıkarılmışsa değer artış payı davası açılabilir mi?
Evet, eğer değer artışına konu olan mal (ev, araba vb.) tasfiyeden önce satılmışsa, eş yine de hak talep edebilir. Bu durumda mahkeme, malın satıldığı tarihteki değerini güncel ekonomik verilere ve enflasyon oranlarına göre tasfiye tarihine uyarlar. Eşin katkısı boşa gitmez; ancak malın üçüncü kişilere devri durumunda alacak sadece borçlu eşim diğer mal varlığından tahsil edilebilir.
Boşanma sonrası mal paylaşımı ve değer artış payı alacağı konularında hak kaybına uğramamak ve doğru hesaplama ile davanızı yürütmek için profesyonel destek almanız önemlidir. Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

