Tahliye Taahhüdünde Tarih Sonradan Doldurulursa 2026

Kısa Cevap: Tahliye taahhüdünde boş bırakılan tarihin sonradan doldurulması her durumda belgenin otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez. 2026 itibarıyla uygulamada belirleyici olan; taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması, tahliye tarihinin belirli olması ve sonradan doldurmanın kiracının iradesine aykırı yapıldığının ispatlanıp ispatlanamadığıdır.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Tahliye taahhüdü, özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında en çok uyuşmazlık çıkaran belgelerden biridir. Kira sözleşmesi imzalanırken kiracıya boş bir tahliye kağıdı imzalatılması, tarihin sonradan doldurulması ve ardından icra takibi başlatılması uygulamada çok sık görülür. İstanbul avukat desteği arayan kiracı ve mal sahiplerinin büyük kısmı, elindeki belgenin tek başına kesin sonuç doğurduğunu ya da tam tersine mutlaka geçersiz olduğunu düşünür. Oysa hukuk bu kadar basit işlemez.

Problem genellikle kiracı taşınmazı boşaltmak istemediğinde görünür hale gelir. O ana kadar kimse, belgenin ne zaman imzalandığını, tarih kısmının boş olup olmadığını, imzanın hangi koşullarda alındığını veya tahliye tarihinin açık yazılıp yazılmadığını önemsememiş olabilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, taraflar yıllarca kira ilişkisini sürdürdükten sonra tek bir taahhütname yüzünden icra, tahliye ve tazminat riskleri ile karşı karşıya kalmaktadır.

Agitation kısmı ise şudur: kiracı, sırf imza kendisine ait diye davayı baştan kaybettiğini sanabilir; kiraya veren ise boş bırakılmış tarihi sonradan doldurunca otomatik tahliye hakkı doğduğunu düşünebilir. Uygulamada görüyoruz ki her iki varsayım da eksiktir. Çözüm, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 352, TMK m. 6, HMK m. 190 ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek somut olayın doğru kurulmasıdır. Özellikle İstanbul gayrimenkul avukatı desteği ile hareket edildiğinde usul hatası nedeniyle hak kaybı yaşama riski ciddi biçimde azalır.

Tahliye taahhüdünde sonradan doldurulan tarih otomatik olarak geçersiz midir?

Hayır, tahliye taahhüdünde sonradan doldurulan tarih her durumda otomatik geçersizlik yaratmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 352/1 uyarınca kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmiş ve buna rağmen boşaltmamışsa, kiraya veren bir ay içinde icra veya dava yoluna başvurabilir.

Buradaki temel nokta şudur: kanun, yazılı taahhüt ile belirli bir tahliye tarihi arar. Uygulamada boş olarak imzalanan ve daha sonra doldurulan belgeler bakımından tartışma, belgenin sonradan doldurulmuş olmasından çok, bunun taraf iradesine uygun olup olmadığı üzerinde yoğunlaşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/975 E., 2021/1108 K. sayılı kararında, tarihleri boş olan ve kiracı tarafından imzalanan tahliye taahhüdünde, sonradan tamamlamanın tek başına geçersizlik doğurmayacağını; kiracının anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki savunmasını ispat etmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bu nedenle sadece “ben bunu boş imzaladım” demek çoğu dosyada yeterli olmaz. Eğer kiracı, belgenin kira sözleşmesi ile aynı anda baskı altında imzalatıldığını veya sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlayabiliyorsa sonuç değişir. Aksi halde belge geçerli kabul edilebilir.

Geçerli bir tahliye taahhüdü için hangi şartlar aranır?

Geçerli bir tahliye taahhüdü için kanunun ve içtihatların aradığı birkaç temel şart vardır. İlk cevap nettir: yazılı şekil, teslimden sonra düzenleme ve belirli tarih unsuru yoksa belge ciddi risk altındadır.

  • Yazılı olmalıdır: Sözlü tahliye sözü TBK m. 352 anlamında yeterli değildir.
  • Kiralananın tesliminden sonra verilmiş olmalıdır: Kira sözleşmesi ile aynı gün veya öncesinde alınan belge, kiracının serbest iradesi yönünden tartışmalı hale gelir.
  • Tahliye tarihi belirli olmalıdır: Gün, ay ve yıl bakımından açık bir tarih içermelidir.
  • İmza kiracıya veya yetkili temsilcisine ait olmalıdır: Özellikle şirket kiracılarda temsil yetkisi ayrıca incelenir.
  • Kiraya veren bir ay içinde takibe veya davaya başlamalıdır: Bu süre hak kaybı doğurabilecek kadar önemlidir.

Yargıtay 12. HD, 2020/1175 E., 2020/2309 K. sayılı kararda, tahliye tarihinin açık ve belirli olmadığı taahhüdün TBK m. 352 anlamında geçerli sayılamayacağını belirtmiştir. Bu içtihat, özellikle “süre sonunda”, “gerekirse”, “ihtiyaç halinde” gibi muğlak ifadeler içeren belgeler bakımından önemlidir.

Bir başka kritik nokta da teslimden sonra verilme şartıdır. Yargıtay uygulaması uzun süredir, kira sözleşmesi ile aynı tarihte alınan tahliye taahhüdünü kiracının serbest iradesi bakımından sıkı şekilde denetlemektedir. Bu yaklaşımın kökeni 04.10.1944 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı’na kadar uzanır ve yeni TBK döneminde de etkisini sürdürür.

Kiracı, tarihin sonradan ve rızasına aykırı doldurulduğunu nasıl ispat eder?

Kiracı, tarihin sonradan ve anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu somut delillerle ispat etmelidir. En önemli cevap budur; çünkü ispat yükü çoğu dosyanın sonucunu belirler.

TMK m. 6 ve HMK m. 190 gereğince, bir vakıadan kendi lehine sonuç çıkaran taraf bunu ispatla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/975 E., 2021/1108 K. sayılı kararında açık biçimde, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesinden önce veya aynı aşamada boş olarak imzalatıldığı ve sonradan doldurulduğu iddiasını ileri süren kiracının bu savunmasını kanıtlaması gerektiğini belirtmiştir.

Bu ispat nasıl yapılır sorusunun tek cevabı yoktur. Somut olaya göre şu deliller önem kazanabilir:

  • Belgenin kiracıda kalan boş nüshası veya fotokopisi
  • Kira sözleşmesi tarihi ile taahhüt tarihinin çelişkili görünmesi
  • Taraf mesajları, e-postalar veya yazılı görüşmeler
  • Tanık anlatımları
  • Belgedeki farklı kalem, farklı yazı karakteri veya sonradan ekleme izleri
  • Kiraya verenin kendi beyanları ve isticvap sırasındaki açıklamaları

Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda, kiracının elinde boş imzalı benzer bir nüsha bulunması veya kiraya verenin “ben sözleşme yapılırken bunu mutlaka alırım” şeklindeki beyanı davanın yönünü ciddi şekilde değiştirebilmektedir. Ancak her olayda otomatik sonuç doğmaz; hâkim, delillerin birlikte değerlendirilmesiyle sonuca gider.

Hangi durumlarda tahliye taahhüdü geçersiz sayılabilir?

Tahliye taahhüdü bazı hallerde doğrudan veya kuvvetli biçimde geçersizlik riski taşır. En açık cevap; kira sözleşmesi kurulurken baskı altında alınan, tarihi belirsiz olan veya yetkisiz kişi tarafından imzalanan belgelerin tehlikeli olduğudur.

Özellikle şu durumlar geçersizlik savunmasını güçlendirir:

  • Kira sözleşmesi ile aynı tarihte alınması: Kiracının serbest iradesi bulunmadığı iddia edilebilir.
  • Kiralananın tesliminden önce imzalanması: TBK m. 352/1 şartı gerçekleşmemiş olabilir.
  • Tahliye tarihinin açık olmaması: Yargıtay 12. HD, 2020/1175 E., 2020/2309 K. kararı bu konuda yol göstericidir.
  • İmzanın yetkisiz kişiye ait olması: Özellikle şirket adına kiralamalarda sık hata yapılır.
  • Manevi cebir veya açık baskı iddiasının delillendirilmesi: Belge gerçek iradeyi yansıtmayabilir.

Öte yandan, sırf tarih kısmının sonradan doldurulmuş olması tek başına geçersizlik sebebi sayılmayabilir. Yargıtay 6. HD, 2015/7313 E., 2015/9971 K. ve bunu izleyen HGK değerlendirmesi, ispat yükünün otomatik olarak kiraya verene yüklenemeyeceğini göstermiştir. Bu ayrım pratikte çok önemlidir: geçersizlik iddiası olan kiracı, sadece şüphe değil, somut olgu ortaya koymalıdır.

Kiraya veren tahliye için ne kadar sürede işlem yapmalıdır?

Kiraya veren, taahhütte belirtilen tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde icra takibi başlatmalı veya dava açmalıdır. Bu süre, en çok kaçırılan ve en çok hak kaybı doğuran süredir.

TBK m. 352/1 bu konuda emredici niteliktedir. Eğer kiraya veren, taahhüt edilen boşaltma tarihinden itibaren bir ay içinde harekete geçmezse, o taahhüde dayanarak tahliye isteme hakkını kaybedebilir. Daha sonra genel hükümler veya başka tahliye sebepleri varsa onlar ayrıca değerlendirilebilir; ancak aynı taahhüde dayanmak çoğu durumda mümkün olmaz.

Uygulamada görüyoruz ki mal sahipleri bazen ihtar çekmenin yeterli olduğunu sanır. Oysa önemli olan, bir aylık süre içinde ya icra yoluna başvurmak ya da dava açmaktır. Sadece telefon görüşmesi yapmak, WhatsApp mesajı göndermek veya sözlü hatırlatma yapmak bu süreyi korumaz.

Bu nedenle belge geçerli görünse bile usul süresi kaçırılmışsa kiraya verenin dosyası zayıflayabilir. İstanbul avukat desteği bu noktada özellikle önem taşır; çünkü dosyanın kaybı çoğu zaman belgeden değil, süreden kaynaklanmaktadır.

İcra takibi ile dava açma arasında nasıl seçim yapılır?

İcra takibi ile dava açma arasında seçim, belgenin niteliğine ve beklenen itirazlara göre yapılmalıdır. Kısa cevap; her dosyada aynı yol doğru değildir.

Noterde düzenlenmiş veya ispat bakımından daha güçlü bir belge varsa icra takibi pratik avantaj sağlayabilir. Buna karşılık belgenin düzenlenme tarihi, teslim sonrası verilip verilmediği veya imza yetkisi gibi konularda yoğun itiraz bekleniyorsa doğrudan dava açmak daha kontrollü bir yöntem olabilir.

Kiracı itiraz ettiğinde süreç uzayabilir ve uyuşmazlık, belgenin geçerliliği üzerinden derinleşir. Özellikle tarih sonradan dolduruldu savunması varsa, dosya çoğu zaman delil değerlendirmesine dayanır. Bu nedenle yöntem seçimi, sadece hız hesabı ile değil, ispat stratejisi ile birlikte yapılmalıdır.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, yanlış yol seçimi yüzünden aynı uyuşmazlığın birkaç farklı dosyada sürüncemede kaldığını görüyoruz. Bu yüzden işlem öncesinde belgenin hukuki sağlamlığının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

İstanbul uygulamasında en sık yapılan hatalar nelerdir?

İstanbul’da en sık yapılan hata, taahhütnameyi imzalamanın veya ele geçirmenin tek başına yeterli sanılmasıdır. Oysa belge kadar, belgenin nasıl alındığı ve nasıl kullanılacağı da önemlidir.

Kiracılar bakımından başlıca hatalar şunlardır:

  • Boş belge imzalayıp bir örnek almamak
  • Belgenin ne zaman imzalandığını yazılı delille kayıt altına almamak
  • İcra emri gelince süresinde itiraz etmemek
  • Sadece sözlü savunmaya güvenmek

Kiraya verenler bakımından ise en sık hatalar şöyledir:

  • Kira sözleşmesi ile aynı gün tahliye taahhüdü almak
  • Tahliye tarihini muğlak bırakmak
  • Bir aylık başvuru süresini kaçırmak
  • Şirket kiracılarda imza yetkisini kontrol etmemek

Uygulamada görüyoruz ki özellikle İstanbul gayrimenkul avukatı ihtiyacının arttığı dosyalar, çoğunlukla bu temel hataların birleştiği dosyalardır. Taşınmazın değeri yükseldikçe taraflar daha sert pozisyon alır; bu da küçük bir belge hatasını büyük bir davaya dönüştürür.

Bu durumda kiracı ve kiraya veren nasıl hareket etmelidir?

Kiracı ve kiraya veren, öncelikle belgeyi sloganlarla değil somut unsurlarla değerlendirmelidir. En doğru cevap; belgenin tarihi, teslim zamanı, imza yetkisi, tahliye tarihinin açıklığı ve bir aylık süre birlikte incelenmeden kesin kanaate varılmamasıdır.

Kiracı açısından, eğer belge boş imzalandıysa eldeki nüshalar, mesajlar ve tanıklar derhal toparlanmalıdır. İcra emri veya dava tebliğ edildiğinde süreler kaçırılmamalıdır. Kiraya veren açısından ise belgenin gerçekten TBK m. 352 şartlarını taşıyıp taşımadığı ve başvuru süresinin korunup korunmadığı kontrol edilmelidir.

Sonuç olarak, tahliye taahhüdünde tarihin sonradan doldurulması tek başına ne kesin geçerlilik ne de kesin geçersizlik anlamına gelir. Hukuki sonuca götüren şey, somut olayın ispat yapısıdır. Bu nedenle tarafların duygusal tepki yerine usul ve delil odaklı hareket etmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Boş tahliye taahhüdü imzalayan kiracı davayı mutlaka kaybeder mi?

Hayır, mutlaka kaybetmez. Boş imzalı belge önemli bir risk oluşturur; ancak kiracı, belgenin kira sözleşmesi kurulurken baskı altında alındığını, sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu veya tahliye tarihinin belirli olmadığını ispatlayabilirse davayı kazanabilir. Burada belirleyici olan, salt imza değil; imzanın hangi koşullarda verildiği ve bunun nasıl kanıtlandığıdır.

Tahliye taahhüdünün noterde yapılması zorunlu mudur?

Hayır, noterde yapılması zorunlu değildir. Adi yazılı şekilde düzenlenen tahliye taahhüdü de geçerli olabilir. Ancak noter düzenlemesi ispat gücünü artırır ve sonraki itirazları azaltabilir. Buna rağmen noterli belge bile, eğer teslim öncesi alınmışsa veya tahliye tarihi belirli değilse tartışmasız şekilde geçerli sayılmaz; içerik şartları yine aranır.

Kira sözleşmesi ile aynı gün imzalanan tahliye taahhüdü geçerli midir?

Kural olarak bu tür belgeler ciddi geçerlilik tartışması doğurur. Yargıtay uygulaması, kira sözleşmesiyle aynı gün veya öncesinde alınan taahhüdü kiracının serbest iradesi bakımından sıkı denetler. Eğer kiraya veren, kira ilişkisinin kurulmasını bu belgeye bağlamışsa, kiracı belgenin baskı altında alındığını ileri sürebilir. Somut olayın delilleri burada belirleyici olur.

Kiraya veren bir aylık süreyi kaçırırsa yeniden aynı belgeye dayanabilir mi?

Genellikle hayır. TBK m. 352/1 uyarınca taahhütte belirtilen boşaltma tarihinden itibaren bir ay içinde icra veya dava yoluna başvurulması gerekir. Bu süre geçirildiğinde, aynı taahhüde dayanarak tahliye isteme imkanı çoğu durumda ortadan kalkar. Ancak taşınmazın durumuna göre başka tahliye sebepleri mevcutsa, bunlar ayrıca değerlendirilebilir.

Şirket kiracılarda tahliye taahhüdünü kimin imzaladığı neden önemlidir?

Çünkü şirket adına atılan imzanın yetkili temsilciye ait olması gerekir. Şirket çalışanı, muhasebeci veya yetkisiz bir kişinin imzaladığı belge ileride geçerlilik sorunu yaratabilir. Özellikle ticari kiralarda imza sirküleri, temsil yetkisi ve yetkinin kapsamı ayrıca incelenmelidir. Uygulamada bu ayrıntı gözden kaçtığı için güçlü görünen birçok tahliye dosyası zayıflamaktadır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder