Kiracı Evi Göstermeyi Reddederse Ne Olur? 2026 Rehberi

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Kiracı evi göstermeyi reddederse ne olur sorusunun kısa cevabı şudur: Türk Borçlar Kanunu m. 319 uyarınca kiracı, satış veya sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiralananın gezilip görülmesine izin vermekle yükümlüdür. Ancak ev sahibi bunu keyfi saatlerde yapamaz; uygun zaman, makul bildirim ve kiracının özel hayatı birlikte gözetilmelidir. Uyuşmazlık halinde dava şartı arabuluculuk ve ardından sulh hukuk mahkemesinde dava gündeme gelir.

Kiracı evi göstermeyi reddederse ne olur?

Kiracı evi göstermeyi reddederse ne olur? Hukuken ilk sonuç, kiracının kira ilişkisinden doğan bir yan yükümlülüğe aykırı davranmış sayılabilmesidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 319 açık biçimde, kiracının bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiralananın gezilip görülmesine izin vermesi gerektiğini düzenler. Bu hüküm, mülkiyet hakkı ile kiracının konut dokunulmazlığı ve özel yaşamı arasında bir denge kurar.

Uygulamada sorun çoğu zaman şu noktada çıkar: Kiraya veren evi satmak ister, ilan verir, alıcılarla görüşür; fakat kiracı telefonlara cevap vermez, randevu saatlerini sürekli erteler ya da açıkça kapıyı açmayacağını söyler. Büromuzda sıkça karşılaştığımız bu durumda taraflar genellikle meseleyi sadece “ev sahibinin hakkı” veya “kiracının evi” şeklinde tek taraflı okur. Oysa hukuki değerlendirme bu kadar basit değildir.

Kiracı, taşınmazı makul ve zorunlu ölçüde göstermeye katlanmak zorundadır; fakat bu zorunluluk sınırsız değildir. Ev sahibinin her gün farklı kişilerle eve gelmesi, gece saatlerinde gösterim istemesi veya kiracının aile düzenini bozacak ölçüde ısrarcı davranması da hukuka uygun kabul edilmez. Uygulamada görüyoruz ki asıl uyuşmazlık, gösterim yükümlülüğünün varlığından değil, bunun hangi gün, hangi saat ve hangi sıklıkta kullanılacağından doğmaktadır.

Bu nedenle cevap iki parçalıdır: Kiracı tamamen reddedemez; ev sahibi de sınırsız şekilde dayatamaz. Denge bozulduğunda yazılı ihtar, arabuluculuk ve dava süreci devreye girer.

Ev sahibi istediği zaman eve girebilir mi?

Hayır, ev sahibi istediği zaman eve giremez. TBK m. 319 kiracıya gösterime katlanma borcu yüklese de kiraya verene sınırsız erişim hakkı tanımaz. Kiralanan, kira süresi boyunca kiracının fiili kullanım alanıdır ve kiracının özel hayatı, aile düzeni, çalışma saatleri ve güvenlik kaygıları dikkate alınmalıdır.

Bu noktada problem genellikle şu şekilde büyür: Ev sahibi taşınmazın kendi malı olduğunu düşünerek anahtarla eve girebileceğini, kapıyı açtırabileceğini ya da emlakçıyla dilediği an daireye çıkabileceğini varsayar. Bu yaklaşım uyuşmazlığı derinleştirir. Özellikle çocuklu ailelerde, evden çalışan kişilerde veya sağlık sorunu bulunan kiracılarda plansız gösterim ciddi huzursuzluk yaratır. Agitation yani uyuşmazlığın tırmanma aşaması tam da burada başlar; taraflar hukuki zeminden uzaklaşıp kişisel çatışmaya sürüklenir.

Çözüm ise nettir: Gösterim talebi makul süre önce haber verilerek, uygun saatlerde ve zorunlu ölçüde yapılmalıdır. Yargıtay 6. HD, 2015/9795 E., 2016/4611 K. sayılı kararında, taşınmazın satılmak istenmesi halinde kiracının göstermeye izin vermemesi durumunda mahkemece izin kararı verilebileceğini kabul ederken; bu hakkın da objektif iyi niyet kuralları içinde kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. Yine Yargıtay 6. HD, 2015/12845 E., 2016/201 K. sayılı kararında taraf menfaatleri dengelenmeden soyut ve sınırsız bir gösterim rejimi kurulamayacağı yaklaşımı öne çıkmaktadır.

Kısacası, ev sahibinin tek taraflı ve sınırsız eve giriş hakkı yoktur. Kiracıya haber verilmeden, onun yokluğunda veya rızası dışında eve girmek ayrı hukuki sonuçlar da doğurabilir.

Evi gösterme talebi nasıl ve hangi sınırlar içinde yapılmalı?

Evi gösterme talebi yazılı, ölçülü ve ispatlanabilir şekilde yapılmalıdır. En sağlıklı yöntem; WhatsApp yazışması, e-posta, noter ihtarnamesi veya en azından tarih-saat içeren açık mesajlarla gösterim talebini kayıt altına almaktır. “Bu hafta içinde bir ara geleceğim” şeklindeki belirsiz talepler, daha sonra ispat sorununa yol açar.

Uygulamada tavsiye edilen çerçeve şudur:

  • Gösterim nedeni açıkça belirtilmelidir: satış mı, yeniden kiralama mı?
  • Gösterim için önceden makul süre verilmelidir.
  • Belirli gün ve saat aralıkları sunulmalıdır.
  • Sıklık, taşınmazın niteliğine göre makul tutulmalıdır.
  • Kiracının iş, okul, sağlık ve aile düzeni gözetilmelidir.

Örneğin İstanbul gibi büyük şehirlerde hafta içi yoğun mesai düzeni, trafik ve güvenlik gerekçeleri nedeniyle akşam geç saatlerde veya sabah erken saatlerde gösterim talebi çoğu zaman makul görülmez. İstanbul avukat veya İstanbul gayrimenkul avukatı desteği arayan müvekkillerimize özellikle söylediğimiz husus budur: Dava açmadan önce makuliyet zemini kurulmazsa, mahkeme önünde haklıyken dahi süreç gereksiz şekilde uzayabilir.

Yargıtay 13. HD, 2005/3892 E., 2005/9620 K. sayılı kararında da hakkın kullanımında dürüstlük kuralının belirleyici olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla ne kiracı “asla göstermem” diyebilir ne de kiraya veren “her gün iki saat alıcı getireceğim” yaklaşımını dayatabilir.

Kiracı izin vermezse hangi hukuki yol izlenir?

Kiracı izin vermezse izlenecek yol, önce dava şartı arabuluculuk sonra sulh hukuk mahkemesinde dava açılmasıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Ek m. 1 uyarınca, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların önemli bölümü dava şartı arabuluculuğa tabidir. Kiralananın gösterilmesine ilişkin uyuşmazlık da kural olarak bu kapsamdadır.

Burada çözüm aşaması önem kazanır. Önce kiracıya yazılı bildirim yapılır. Buna rağmen işbirliği kurulamazsa arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde kiralananın gösterilmesine izin talepli dava açılır. Dava dilekçesinde, hangi tarihlerde hangi taleplerin yapıldığı, kiracının nasıl engel olduğu ve satış ya da yeniden kiralama ihtiyacının neden gerçek olduğu açıkça anlatılmalıdır.

Mahkeme çoğu zaman soyut bir karar vermek yerine belirli bir takvim kurar. Uygulamada haftanın belli günü ve saat aralığı belirlenmesi sık görülür. Nitekim çeşitli bölge adliye mahkemesi kararlarında, taraf menfaatleri dengelenerek örneğin haftada bir gün ve sınırlı saat diliminde gösterime izin verilmesi yönünde ihtiyati tedbir veya esas kararları verildiği görülmektedir. Uygulamada görüyoruz ki mahkemeler artık “ev tamamen gösterilsin” veya “hiç gösterilmesin” gibi uç çözümlerden ziyade dengeleyici takvimler oluşturmaktadır.

Bu süreçte HMK m. 389 ve devamı uyarınca ihtiyati tedbir talebi de gündeme gelebilir. Özellikle uzun yargılama süresinde satış fırsatının tamamen kaybolma riski varsa, geçici koruma tedbiri istenebilir. Ancak her dosyada tedbir verilmez; somut zarar ihtimali ve ölçülülük ayrıca değerlendirilir.

Delil ve ispat bakımından nelere dikkat edilmelidir?

Bu tür dosyalarda kazanmayı belirleyen unsur çoğu zaman delildir. Kiraya veren haklı olduğunu düşünse de talebini ispat edemiyorsa dava beklediği hızda ilerlemez. Kiracı da haklı mazeretlerini belgelendirmiyorsa mahkeme nezdinde savunması zayıflar.

Kiraya veren açısından önemli deliller şunlardır:

  1. Kira sözleşmesi ve taraf sıfatını gösteren tapu kaydı,
  2. Satış ilanı veya yeniden kiralama hazırlığını gösteren belgeler,
  3. Kiracıya gönderilen yazılı bildirimler,
  4. Reddedilen randevulara ilişkin mesaj kayıtları,
  5. Varsa emlak danışmanı yazışmaları ve tanık anlatımları,
  6. Arabuluculuk son tutanağı.

Kiracı açısından ise şu hususlar önemlidir:

  • Sağlık, çalışma düzeni veya güvenlik gerekçelerini belgelemek,
  • Makbul alternatif saatler önerdiğini göstermek,
  • Ev sahibinin aşırı ve keyfi taleplerini kayıt altına almak.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir diğer hata, tarafların yalnızca telefon görüşmelerine güvenmesidir. Telefon konuşması sonrası yazılı teyit yapılmaması, sonradan ciddi ispat boşluğu doğurur. Özellikle İstanbul gayrimenkul avukatı desteği arayan kişilerde, ilk değerlendirmede dosyanın kaderini çoğu zaman bu basit kayıtlar belirler.

Yargıtay içtihatlarında da mahkemenin kiralananın niteliğini, bulunduğu mevkii, satılabilme süresine etkili sosyal ve ekonomik koşulları, ayrıca taraf çıkarlarını birlikte değerlendirmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nedenle standart dilekçe yerine somut olayın özelliklerini gösteren delilli bir hazırlık yapılmalıdır.

İstanbul avukat desteği neden önemlidir?

İstanbul avukat desteği özellikle kira uyuşmazlıklarında zaman ve strateji hatalarını azaltır. İstanbul’da taşınmaz piyasası hızlı değiştiği için geciken her hafta, satış veya yeniden kiralama sürecinde somut zarara dönüşebilir. Buna karşılık aceleyle atılan yanlış adımlar da kiracının özel hayatının ihlali, haksız baskı veya gereksiz ceza/şikayet süreçleri gibi yeni sorunlar yaratabilir.

Uygulamada görüyoruz ki kiraya verenler bazen doğrudan emlakçıyla kapıya gitmeyi çözüm sanıyor; kiracılar ise “mahkeme kararı olmadan asla göstermem” yaklaşımına kapanıyor. Oysa her iki tutum da uyuşmazlığı sertleştiriyor. Çözüm odaklı hukuki strateji, önce makul iletişim kurmak, sonra arabuluculukta net takvim önermek, sonuç alınamazsa hızlı ve delilli dava açmaktır.

Bir İstanbul gayrimenkul avukatı dosyada şu sorulara erken aşamada cevap verir: Talep gerçekten makul mü? Kaç kez gösterim istenebilir? Tedbir talebi yerinde mi? Arabuluculukta hangi teklif dava öncesi avantaj sağlar? Hangi kayıtlar dosyaya eklenmeli? Bu hazırlık, gereksiz gerginliği azaltırken mahkeme önünde dosyanın güvenilirliğini artırır.

Sonuç olarak, kiracı evi göstermeyi reddederse ne olur sorusunun tek cümlelik cevabı yoktur. Asıl mesele, TBK m. 319 kapsamındaki yükümlülüğün nasıl kullanılacağı ve ihlal halinde hangi usulün izleneceğidir. Ölçülü davranan, yazılı ilerleyen ve süreci usule uygun yürüten taraf hukuken daha güçlü konuma geçer.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracı satılık evi tamamen göstermeyi reddedebilir mi?

Kural olarak hayır. TBK m. 319 kiracıya, satış veya sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiralananın gezilip görülmesine izin verme yükümlülüğü yükler. Ancak bu yükümlülük sınırsız değildir. Kiracı, özel hayatını ciddi biçimde ihlal eden, makul olmayan saatlerde veya aşırı sıklıkta yapılan taleplere itiraz edebilir. Tam red ile ölçüsüz talep arasındaki denge somut olayda kurulur.

Ev sahibi anahtarla eve girebilir mi?

Kiracının kullanımında olan konuta kiracının bilgisi ve rızası olmadan girilmesi hukuken ciddi sorunlar doğurabilir. Mülkiyet hakkı ev sahibine ait olsa da kullanım hakkı kira süresince kiracıdadır. Bu nedenle gösterim için önceden haber verilmesi, uygun gün-saat belirlenmesi ve kiracının güvenlik alanına saygı gösterilmesi gerekir. Aksi davranışlar yeni uyuşmazlıklara ve farklı hukuki sorumluluklara yol açabilir.

Kiralananın gösterilmesine izin davasında görevli mahkeme neresidir?

Bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak sulh hukuk mahkemesidir. Dava açılmadan önce arabuluculuk şartının yerine getirilmesi gerekir. Başvuru ve dava stratejisi hazırlanırken kira sözleşmesi, taşınmazın bulunduğu yer, tarafların sıfatı ve talebin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Yetki ve usul hataları, haklı talebin dahi usulden reddine neden olabilir.

Mahkeme belirli gün ve saat tayin edebilir mi?

Evet. Uygulamada mahkemeler çoğu zaman genel ve belirsiz bir izin kararı vermek yerine haftanın belirli günleri ve sınırlı saat aralıkları belirlemektedir. Bunun nedeni taraf menfaatlerini somut biçimde dengelemektir. Böylece kiraya veren taşınmazı tanıtabilir, kiracı da günlük yaşamının tamamen bozulmasını önleyebilir. Dengeleyici kararlar özellikle büyük şehirlerde daha işlevsel sonuç vermektedir.

Kiracı makul alternatif saat önerirse yine de haksız sayılır mı?

Her zaman haksız sayılmaz. Kiracının amacı tamamen engellemek değil de süreci kendi çalışma ve aile düzenine uygun şekilde organize etmekse, makul alternatif sunması lehine değerlendirilir. Mahkeme ve arabulucu, tarafların uzlaşma iradesine önem verir. Buna karşılık her öneriyi sonuçsuz bırakan, sürekli erteleyen ve fiilen hiç gösterim yaptırmayan tutum, çoğu dosyada yükümlülüğe aykırılık olarak kabul edilir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

0

Yorum Gönder